310 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 310
Article Açık Sigortacılık ve Ab Hukukundaki Gelişmeler Işığında Türk Mevzuatı Açısından Bir Değerlendirme(2025) Hızır, SerdarAçık sigortacılık, dijitalleşmenin ve veri paylaşımının giderek önem kazandığı sigortacılık sektöründe, müşteri verilerinin üçüncü taraflarla güvenli ve şeffaf şekilde paylaşılmasına dayalı yeni nesil bir iş modelidir. Bu model, uygulama programlama arayüzleri (API’lar) sayesinde farklı taraflar arasında veri alışverişini mümkün kılarak, kişiselleştirilmiş sigorta ürünlerinin geliştirilmesine ve sektörde rekabetin artmasına katkı sağlamaktadır. Ancak modelin uygulanması, özellikle kişisel verilerin korunması, veri güvenliği, sözleşmesel sorumluluk ve denetim mekanizmaları açısından önemli hukuki sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmada, öncelikle açık sigortacılığın tanımı, yapısal unsurları, paydaşlara sağladığı faydalar ve taşıdığı riskler ele alınmaktadır. Ek olarak, modelin açık bankacılık ile ilişkisine ve benzerlik ve farklı yönlerine de değinilmektedir. Ayrıca konuya ilişkin olarak Avrupa Birliği hukukundaki düzenlemelerdeki gelişmeler ve açık sigortacılığın Türkiye’de yürürlükte olan mevzuata uygunluğu incelenmektedir. Sonuç olarak çalışmada, açık sigortacılık modelinin Türk hukuk sistemine dâhil edilebilmesi için yasal reformlara ihtiyaç olduğuna dikkat çekilmektedir.Doctoral Thesis Yargı Sisteminin Etkin İşleyişi ve Ekonomik Büyüme: Türkiye Örneği, 1980-2010(2015) Benli, Hande Emin; İsmihan, Mustafa; Oğuz, FuatBu çalışmada, ülkelerin ekonomik performanslarındaki farklılıkların kurumsal faktörlerden kaynaklandığı görüşü takip edilerek, yargı sisteminin etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir. Literatürde, yargı sisteminin performans etkinliği ve ekonomik büyüme ile ilişkisi konusunda yapılan çalışmalar hem kuramsal hem de ampirik bakımdan eksiktir. Çalışmanın temel amacı, literatürdeki boşlukları dikkate alarak, yargının performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yargı sisteminin sadece maddi hukukun uygulanması yönüne vurgu yapan çalışmaların aksine, bu çalışmada, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans unsurlarından oluştuğu ifade edilmiştir. Dolayısıyla, yargı sisteminin etkinliğinin karar ve performans ayrımı dikkate alınarak analiz edilmesinin önemi vurgulanmıştır. Ancak, bu çalışmanın ampirik bölümleri yargının performans etkinliği ile sınırlıdır. Yargı sisteminin performans etkinliği, Türkiye için 1980-2010 dönemi yıllık verileri kullanılarak, yeni bir endeks oluşturulmak suretiyle ölçülmüştür. Ayrıca, performans etkinliğinin ekonomik büyüme ile ilişkisini ortaya koyan ampirik bir model oluşturulmuş ve zaman serisi teknikleri kullanılarak sınanmıştır. Tasviri bulgulara göre, 1980-2010 dönemi boyunca yargı sisteminin performans etkinliğinin istikrarlı olmadığı görülmektedir. Başka bir deyişle, endeks Türkiye'de belirli dönemlerde yaşanan ekonomik ve politik gelişmelere hassasiyet göstermiştir. Ampirik model, yargı sisteminin performans etkinliğinin üretim fonksiyonu yaklaşımına dâhil edilmesiyle oluşturulmuştur. Ampirik sonuçlara göre, Türkiye'de yargı sisteminin performans etkinliğinin ekonomik büyüme üzerinde pozitif etkisi olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu etkinin, özellikle nüfus başına düşen hâkim ve savcı sayısı ile davaların temizlenme oranı kanallarıyla ortaya çıktığı tespit edilmiştir.Article Çocuk Askerler - Klasik Çocuk Askerler ve Yabancı Çocuk Askerler(2022) Arsava, Ayşe FüsunÇocuk askerler konusu yeni bir konu değildir. Konu silahlı çatışmaların başlangıcından itibaren gündemde olan bir konudur. Batı ülkeleri menşeli yabancı çocuk askerlerin Irak ve Suriye’de savaşmak üzere Irak Şam İslam Devleti Örgütü (ISID) tarafından eğitilmesi ile birlikte çocuk askerler konusu yeni bir boyut kazanmıştır. Afrika’daki uluslararası niteliği olmayan silahlı çatışmalarda karşımıza çıkan çocuk askerlerden önemli ölçüde farklı olan yabancı çocuk askerler konusu değişik boyutları ile Uluslararası Hukuk ve ulusal hukuk tarafından ele alınmaktadır. Bu düzenlemelerde yabancı çocuk askerlere klâsik çocuk askerlerden farklı bir kovuşturma yaklaşımı sergilenmektedir. Makalede klâsik çocuk askerler ve yabancı çocuk askerler arasındaki fark ortaya konularak yabancı çocuk askerlerin hukuki statülerine ilişkin olarak Uluslararası Hukuk ve ulusal hukuk seviyesinde yapılan tartışmalara ve düzenlemelere ışık tutulmaktadır.Article Türk Ticaret Kanunu’nun 408/2-f Hükmü Kapsamında Anonim Şirketlerin Ticari İşletmelerinin Devri(2019) Songur, Damla; Hacıgüzeller, Damla Gülseren SongurTicari hayatın gerekleri, ticari işletmelerin faaliyetlerini devam ettiren bir organizasyon bütünü olarak devredilebilmesiihtiyacını doğurmaktadır. Bunun için Türk Ticaret Kanunu’nun 11/3 fıkrasında düzenlenen şekil ve koşullara uyularakticari işletmenin devri gerçekleştirilebilir. Ancak ticari işletme devrinde bazı özel düzenlemelerin de dikkate alınmasıgerekir. Nitekim anonim şirketlerin ticari işletmelerinin devrinde, ticari işletmenin anonim şirketin önemli miktardaşirket varlığını oluşturması halinde devrin hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi Türk Ticaret Kanunu’nun 408/2-fhükmü gereğince genel kurul kararının varlığına bağlıdır. Buna göre, anonim şirketlerin ticari işletmelerinin devrininhangi hallerde Türk Ticaret Kanunu’nun 408/2-f hükmü kapsamında olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda olanticari işletme devrinde yetki, usul ve devrin geçerliliğinin incelenmesi gerekmektedir.Doctoral Thesis Evlat Edinmede Rıza(2023) Dönmez, Pınar; Kılıçoğlu, Ahmet MithatTürk Hukukuna ilk olarak, 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ile giren evlat edinme kurumu, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile tekrar düzenlenmiştir. En yalın ve temel ifadesiyle herhangi bir sebeple çocuk sahibi olmayan çiftlerin veya evli olmayan kişilerin çocuk sahibi olmalarını sağlayan, ergin ve kısıtlıların da himayesi amacı taşıyan kurum evlat edinmedir şeklinde açıklanabilir. Bu çalışmanın temel amacı evlat edinmede rıza kavramının konuya yön veren kökler açısından işlevinin, öneminin, ortaya çıkma şeklinin ve evlat edinme prosedürlerine yön veren temel şart olma niteliğinin incelenmesi, değerlenmesi ve sonuçlandırılmasıdır. Bu temel amaç etrafından evlat edinme ve rıza kavramları etraflı biçimde incelenmiş, ilişkisi tarihi köklerle ortaya konmuş, evlat edinme kurumunun hukuki niteliğinde rızanın neden temel şart olduğu ele alınmış ve evlat edinmede rıza konusu detaylıca her yönüyle incelemeye tabi tutulmuştur. Rıza odağında ele alınan evlat edinme kurumunun hukuki bir değerlendirmesi olarak bu çalışma evlat edinmeyi sosyal, psikolojik ve toplumsal bağlamı içinde ele almıştır. Böylece evlat edinme hukuki prosedürleri ile evlat edinme amacı arasındaki organik bağı koparılmamış ve göz ardı edilmemiştir. Yargıtay kararları, temel uygulamalar ve mevcut alan yazının okunması ile yapılan araştırma sonucunda evlat edinmede rızanın temel şart olmasının, evlat edinme kurumunun temel amacına hizmet etmesinde iyi bir araç ve güvence işlevi gören bir sigorta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evlat edinme kurumu, evlat edinmede rızayı temel koşul saymaktadır. Buna yönelik prosedürler izlenmekte ve rızanın yerine getirilmesi ehemmiyetle önemsenmektedir. Böylece temel amaç olan küçüğe sıcak ve sürekli bir yuva sağlamak etkin olabilmektedir.Master Thesis Mirasçıların Kefalet Borcundan Sorumluluğu(2025) Payaslıoğlu, Zehra Ceren; İstemi, MehmetKefalet sözleşmesi, alacağı güvence altına alma işlevi gören ve borcun ifa edilmemesi durumunda asıl borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin, kefilin, asıl alacaklıya karşı sorumlu olmayı üstlendiği şahsi bir teminat sözleşmesidir. Kişilerin sahip olduğu hak ehliyeti gerçek kişiler için ölüm ile sona erer ancak hukuki konum ve ilişkileri sona ermez. Murisin sağlığında düzenlediği kefalet sözleşmesiyle kefil olduğu ve henüz borcunu ifa etmemişken öldüğü yahut hakkında ölüme benzer bir durumunun söz konusu olduğu durumlarda, bu borcu mirasçılara intikal eder; zira miras hukukunda külli halefiyet ilkesi esastır. Murisin kefalet sözleşmesinden doğan borcu, herhangi bir hukuki işlem, bir başka deyişle borcun üstlenilmesi veya nakli gerekmeksizin ve mirasçının irade beyanına ihtiyaç olmaksızın intikal edecektir. Dolayısıyla mirasçılar kural olarak kefalet borcundan sorumlu olurlar. Murisin mirasını kabul eden mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğu kural olarak kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsildir.Article AİHM'NİN AB DİVANINI İKÂME ETMESİ(2017) Arsava, Ayşe FüsunAİHM içtihatları üzerinden şekillenen AİHM ve AB Divanı arasındaki ilişkide 2012 tarihli Michaud-Fransa davasında AİHM'nin verdiği karar bir dönemeç teşkil etmektedir. Michaud-Fransa davasında 2005 tarihli Bosphorus-İrlanda davasında kabul edilen varsayımı reddeden AİHM gerekçesini Birlik temel hak koruma sisteminin yetersizliğine istinat ettirerek AB direktifini iç hukukta düzenleyen Fransız kanununu denetlemiş ve bu tutumu ile AB Divanını ikame etmiştir.Makale, AB temel hakları koruma sisteminin AİHK hakları koruma sistemi ile eşdeğerliliği tartışmaları bağlamında Michaud-Fransa davası örneğinde AİHM'nin içtihat hukuku gelişimine ışık tutmaktadır.Article Ab Hukukunun Uluslararası Hukukla İlişkisinin Dayanakları ve Sınırları(2020) Arsava, Ayşe FüsunAB’nin de üye devletler gibi güncel Ekonomik ve Parasal Birlik, ortak Avrupa mülteci sistemi bağlamındadoğan krizlerin üstesinden gelinmesinde Uluslararası Hukuk araçlarına başvurduğu görülmektedir. Butablo AB Hukuku ve Uluslararası Hukuk ilişkisinin değerlendirilmesini gerektirmektedir. AB primer hukuku açık bir şekilde Uluslararası Hukuk yanlısı olarak ifade edilmişken, AB Adalet Divanı kararlarında buyaklaşım açık şekilde gözlenmemektedir. Makalede AB Hukukunun Uluslararası Hukuka karşı muhtariyetiddiasının doğuracağı sorunlar tartışılmaktadır.Article AB’nin Bireylere Karşı Aldığı Yaptırım Önlemleri(2024) Arsava, Ayse FusunToday, in International Law, sanctions are applied not only against states, but also against real and legal persons. The article discusses the scope and limits of the sanctions measures taken by the EU against individuals in response to the Russian Federation’s attack on Ukraine, the basis of these sanctions in Union Law, and the possibility of litigation against these measures. In this context, as concrete examples, the issues of placing the family members of Prigozhin, the chairman of the Wagner group, on the sanctions list, freezing his bank accounts and using the frozen assets for the reconstruction of Ukraine are discussed. It is evaluated whether this is in compliance with EU Law.Master Thesis Secondary Intervention in Administrative Judicial Procedure as Observed at the Law Suits of Nullity in Turkey’s Judicial System(2024) Ballıktaş, Haydar Görkem; Günday, MetinHukukumuzda dava iki taraf sistemi üzerine kurulmuştur. Yapılan yargılama sonucunda verilecek olan hüküm, kural olarak davacı ve davalı tarafla ilgilidir. Fakat çoğu kez, dava konusu olan uyuşmazlıklar, davanın tarafları dışındaki üçüncü kişilerin hukuki durumlarını da olumlu veya olumsuz biçimde etkileyebilir. Bundan dolayı, yargılama usullerine ilişkin kanunlarda, üçüncü kişilerin davaya katılmasına imkân veren hukuki kurumların düzenlenmesi yoluna gidilmiştir. Nitekim, idari yargılama hukukuna ilişkin usûl kurallarını düzenleyen kanun olan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda da ''üçüncü şahısların davaya katılması'' başlığı altında, davanın tarafları dışında yer alanların, kanunda öngörülen şartları sağlaması koşuluyla, davaya müdahale etmelerine imkân verilmiştir. İdari Yargılama Usulü Kanunu, üçüncü kişilerin davaya katılmasına imkân veren kurum olan, fer'i müdahaleyi, münhasıran düzenleme konusu yapmamış ve diğer birçok usûl hukuku kurumu ile birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na yollamada bulunmak suretiyle düzenleme yöntemini tercih etmiştir. Amaçları, ilkeleri ve özellikleri birbirinden farklı olan iki yargılama usulüne ilişkin, farklı iki kanun arasında norm transferinin yapılması teorik açıdan olduğu gibi, uygulamada da birtakım sorunlar yaratmaktadır. Zira, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen usul kuralları, özel hukuk mantığı içerisinde ve tarafların eşit oldukları var sayılarak özel hukuk uyuşmazlıklarına göre düzenlenmişlerdir. Bütün bu hususların bir yollama ile idari yargılama usulüne dahil edilmesi doğru olmayacaktır. İşte bu bağlamda, çalışmamızın konusu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan fer'i müdahaleye ilişkin hükümlerin, idari yargılama hukukunda, özellikle iptal davaları bakımından, farklılaştırılarak uygulanması sorunudur. Bu bağlamda çalışmada, fer'i müdahaleye ilişkin genel bilgilere yer verilerek, hukukumuzda davaya katılmaya imkân veren benzer hukuki kurumlar ile karşılaştırılması yapılmıştır. Ayrıca fer'i müdahalenin idari yargılama hukukunda uygulanması ve sonuçlarına yönelik olarak, ilgili kurumun, neden medeni yargılama hukukundan, farklılaştırılarak uygulanması gerektiği somutlaştırılacaktır.

