Search Results

Now showing 1 - 10 of 1114
  • Article
    İnsan Kafasındaki Dokuların Öziletkenliklerin Kestirimi İçin Kullanılan İstatistiksel Kısıtlı Minimum Ortalama Hatalar Karesi Algoritmasının Kaynak Yerelleştirimine Etkisi
    (2012) Şengül, Gökhan; Baysal, Uğur
    EEG ve/veya MEG ölçümleri verildiğinde, insan beynindeki aktif kaynakların bulunması\"EEG/MEG biyoelektromanyetik ters problemi\", \"aktivite kaynağının belirlenmesi\" ya da\"kaynak yerelleştirimi\" (source localization) olarak tanımlanır. Tipik bir kaynak yerelleştirimisistemi EEG/MEG ölçümlerinin yanısıra hastanın/deneğin kafasına ait geometri bilgisine,elektriksel kaynak hakkındaki ön bilgiye, ölçüm elektrotlarının sayısına ve bu elektrotların üçboyutlu uzaydaki konumuna ve kafa modelinde yer alan dokularınöziletkenliklerine/özdirençlerine ihtiyaç duyar. Bu çalışmada insan kafasındaki dokularınöziletkenliklerini kestirmek için daha önce önerilen İstatistiksel Kısıtlı Minimum OrtalamaHatalar Karesi algoritmasının, öziletkenlik kestirimindeki başarımı benzetim çalışmaları ilehesaplanmış ve kaynak yerelleştirimine etkisi araştırılmıştır. Beyin, kafa tası ve kafaderisinden oluşan üç kompartımanlı gerçekçi bir kafa modeli kullanılarak yapılan benzetimçalışmalarında 100 farklı öziletkenlik değeri kestirilmeye çalışılmış ve kestirim hataları kafaderisi için ortalamada %23, kafatası için % 40 ve beyin için de %17 olarak hesaplanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde ise literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerlerikullanıldığında ve önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerleri kullanıldığındaortaya çıkan kaynak yerelleştirimi hataları yine benzetim çalışmaları ile araştırılmıştır.Çalışma sonunda literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerleri kullanıldığında 10,1 mmkaynak yerelleştirimi hatası bulunurken önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerlerikullanıldığında ise bu hata 2,7 mm'ye inmiştir. Burada bulunan sonuçlara göre İ.K.M.O.H.K.algoritması ile kestirilen doku öziletkenlikleri kullanıldığında kaynak yerelleştirimi konumhatasında ortalama öziletkenlik kullanılması durumuna göre %73,07'lik azalmagörülmektedir. Sonuç olarak kaynak yerelleştirimi uygulamalarında İ.K.M.O.H.K. algoritmasıile kişiye özgü olarak elde edilen doku öziletkenliklerini kullanmak, ortalama öziletkenlikkullamaya kıyasla hata oranlarını azalttığı sonucuna varılabilir.
  • Article
    Vahdet-i Mevcut’tan Vahdet-i Vücud’a: Anadolu’da İslam Dönemi Sonrasındaki Tanrı Algısının Semah ve Sema Kavramları Aracılığıyla İncelenmesi
    (2012) Güray, Cenk
    Anadolu’da yaşamış olan tüm uygarlıklar, bu coğrafyaya maddi ve manevi izler bırakmışlardır. Toplumların yaşamsal geleneklerinin önemli bir kısmında etkin bir rol oynayandin ve inanç kültürüne dair simgeler, bu topluluklardan kalmış manevi izlerin en önemlileriarasındadır. Müziğin ve dansın ifade gücü, onları her inanç sistemi için oldukça çekici aktarım araçları haline getirmiştir. Anadolu için inanç ve müzik ilişkisini gerek tarihsel derinlikgerekse de coğrafi yaygınlık açısından en geniş şekilde tanımlayan iki kavram olan semahve sema’nın altyapılarında yatan Vahdet-i Mevcut ve Vahdet-i Vücud felsefeleri aracılığıylaanalizi, Anadolu tarihinin değişik dönemlerindeki insan- Tanrı ilişkisinin dini müzik ve dansyoluyla çözümlenebilmesi için önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda Vahdet-i Mevcutfelsefesinden daha yoğun bir biçimde etkilenmiş olan semah kavramı içinde Tanrı’nın somutolarak tezahürü simgelenirken, bu tezahür Hz. Ali’nin kişiliği aracılığı ile yansıtılmaktadır.Diğer yandan, Vahdet-i Vücud felsefesi doğrultusunda yapılanan sema geleneği içinde iseTanrı’nın bilgisine ulaşarak aşama aşama olgunlaşma gayreti mevcuttur. Ancak sema’da,Tanrı’nın insan vücudunda tezahür etmesi ya da kişileşmesi simgesine rastlanmamakta, sadece insanın maddi ve manevi dünya arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta geçirdiği olgunlaşma evreleri ifade edilmektedir. Semah bu anlamıyla vecd ve coşku ile Tanrı ile bir olma,sema ise olgunlaşma, bilgiye mazhar olma ve çile ile Tanrı’nın bilgisinden pay alma anlayışlarını simgelemekte ve iki ayrı insan-Tanrı ilişkisini yani Tanrı algısını ortaya koymaktadır.
  • Article
    IFRS 16: KİRALAMALAR STANDARDININGETİRDİKLERİ, İLK UYGULAMA VE DÖNEM SONU DÖNÜŞTÜRME ÇALIŞMALARI
    (2018) Kaval, Hasan
    Bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de IFRS 16 Kiralamalar Standardı01.01.2019 da yürürlüğe girmektedir. Bu standart daha önceki IAS 17 Kiralamaİşlemleri Standardının yerine geçmek üzere yayınlanmıştır. Ayrıca bugünekadar var olan kiracının muhasebesine ilişkin anlayışı (paradigma) köktenyıkmakta, bambaşka bir anlayış getirmektedir. Şimdiye kadar bilanço dışındatutulan kiralama işlemleri bilançoya alınmakta, diğer taraftan Kar ZararTablosu ve Nakit Akış Tablosunda Kira Giderleri ortadan kalkmakta ve aynırakam faiz ve amortisman isimleri ile raporlanmaktadır. Bu yönüyle oldukçailginç ve yeni bir standart olarak kendisini göstermektedir. Bu nedenle bustandardın uygulamaya başlanmadan önce normal koşullarda nasıl uygulanacağı,ilk uygulamaya geçişin nasıl olacağı, kiralama işlemlerinde bir değişiklikolduğu zaman bunun finansal tablolara etkisinin nasıl olacağı bu yazınınkonusunu oluşturmaktadır.
  • Article
    Havada Görevlendirilebilen Tekerleksiz Araç Tasarımı – Kişisel Hava Aracı
    (2022) Küçüköztaş, Korcan; Taşcı, Furkan; Varlı, Hüseyin; Gök, Eren; Kaftanoğlu, Bilgin; Baytaroğlu, Şakir
    Bu çalışmada, asgari 100kg yük taşıma kapasitesi olan, hafif ve fonksiyonel bir araç tasarımı yapılmıştır. Bu araç, sahip olduğu sekiz pervane sayesinde havada görev görebilirken aynı zamanda yere ve suya dikey iniş de gerçekleştirebilme özelliğine sahiptir. Bu tasarım, kurtarma ekiplerinin ulaşımı, kargo taşımacılığı ve kısa mesafeler içinde, insanların özel ulaşım ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri amacı ile tasarlanmıştır. Her pervane motoru tek başına 94kg taşıyabilmekle beraber, aracın toplam taşıyabileceği yük kendi ağırlığıyla birlikte 752kg olmuştur. Proje sürecinde, ön tasarım ve detaylı tasarım süreçleri yürütülmüştür. Tasarımlar, sonlu elemanlar analizleri ve hesaplamalı akışkanlar dinamiği simülasyonlarının sonuçları göz önünde tutularak yapılmıştır. Pervanelerin testi için deneysel iki düzenek tasarlanmıştır. İlk düzenek mekanik bir düzenek olmakla beraber iki taraftan oluşmaktadır. İlk tarafta bir yük hücresi kullanılarak pervanenin itiş gücünün ölçülmesi hedeflenmiştir. İkinci tarafta ise pervanenin dakikada kaç tur attığını ölçmek için bir fotodedektör veya Hall etkisi sensörü kullanılmıştır. İkinci düzenekte bir elektronik hız kontrolcüsü, motoru kontrol etmek için kullanılmıştır. Son olarak, kullanılan yük hücresinin ölçümlemesi için deneysel düzenekler tasarlanmıştır.
  • Article
    Avrupa Birliği Tıbbi Cihaz Yönetmeliği Kapsamında Yetkilendirilen Onaylanmış Kuruluşların İzlenmesi için Yeni Bir Yöntem
    (2024) Bayrak, Tuncay
    Uygunluk değerlendirmesi gerçekleştiren onaylanmış kuruluşlar, hasta sağlığının korunmasında ve piyasadaki güvenli ürünlere erişimin sağlanmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. AB 2017/745 Tıbbi Cihaz Yönetmeliği (MDR), onaylanmış kuruluşlar için daha katı kurallar ve sorumluluklar getirmektedir. Onaylanmış kuruluşların izlenmesinden de sorumlu olan atama otoriteleri için herhangi bir rehber doküman veya yazılı prosedür yoktur. Bu çalışmada, ilk kez, onaylanmış kuruluşların etkin bir şekilde izlenmesi için dijital bir sistemle desteklenen bir metodoloji önerilmiştir. MDR gerekliliklerine ve ilgili rehber dokümanlara dayalı bir ihtiyaç analizi gerçekleştirilmiş ve tıbbi cihaz onaylanmış kuruluşlarının izlenmesi için altı bileşenli bir teknik ortaya koyulmuştur. Ardından, her bir bileşenin alt kriterleri belirlenmiş ve onaylanmış kuruluşların izlenmesine yönelik ana süreçler için iş aktivite diyagramları oluşturulmuştur. Şu anda MDR kapsamında kırk dokuz onaylanmış kuruluş bulunmaktadır. İzleme yaklaşımımız, teknik dokümantasyon değerlendirmesinin gözden geçirilmesi, personel yetkilendirmesi ve sertifikalı ürünün piyasada gözetimi gibi onaylanmış kuruluş ile ilgili tüm faaliyetleri kapsayan altı adımdan oluşmaktadır. Önerilen sistem MDR gereklilikleriyle uyumludur ve onaylanmış kuruluşların tüm kritik performans göstergelerini ele alır. Onaylanmış kuruluşlar için yeni MDR gereklilikleri, atama otoriterleri için de gelişmiş bir izleme sistemi gerektirmektedir. Bu çalışma onaylanmış kuruluşların izlenmesi için kritik noktalara odaklanmıştır. Üye devletler, MDR gerekliliklerine uygun etkin bir izleme sistemine sahip olmak için önerilen metodolojiyi ve faaliyet diyagramlarını uygulamalıdır. Benzer bir sistem diğer uygunluk değerlendirme kuruluşlarının izlenmesi için de kullanılabilir.
  • Article
    Marka Tescil Başvurusunun Lisans Sözleşmesine Konu Olması – Bazı Sorunlar
    (2019) Arkan, Sabih
    İncelemede, marka tescil başvurusunun lisans sözleşmesine konu edilmesinin, ekonomik fonksiyonu, tescil prosedürünün hangi aşamasında söz konusu olabileceği ve lisans verenin sorumluluğu konuları incelenmektedir.
  • Article
    Covid-19 Salgınının Bölgesel Borsa Turizm Endekslerine Etkilerinin Araştırılması
    (2023) Tümer, Tolga; Tengilimoğlu, Dilaver
    Bu çalışmada, bölgesel borsa turizm endekslerinin COVID-19’dan etkilenme düzeyleri araştırılmıştır. Bu amaçla çalışmada, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik bölgelerini kapsayan borsa turizm endeksleri kullanılarak istatistiki analizler yapılmıştır. Çalışmanın kapsamı COVID-19’un dünyaya yayılmaya başladığı dönemden itibaren 22 Ocak 2020-22 Ocak 2022 tarihleri arasındaki iki yıllık süreci kapsamaktadır ve çalışmada bu süreç çeyrek dilimlere ayrılarak sekiz dönem kapsamında analiz edilmektedir. Günlük veriler kullanılan araştırmada hem dünyadaki hem de kullanılan endekslerin kapsadığı bölgelerdeki COVID-19 verileri dikkate alınmıştır. COVID-19 verileri olarak günlük vaka, günlük ölüm, toplam vaka ve toplam ölüm sayıları toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, borsa turizm endekslerini negatif yönde en fazla COVID-19 kaynaklı bölgesel günlük ölümlerin etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, geniş kapsamı, bölgesel ve dönemsel karşılaştırma sunan bulguları ile alanyazına katkı sunmaktadır.
  • Article
    DOĞRUSAL OLMAYAN SINIR KOŞULLARINA SAHİP ISI TRANSFERİ PROBLEMLERİNİN SINIR ELEMAN YÖNTEMİ İLE ANALİZİNE YÖNELİK YENİ BİR FORMÜLASYON
    (2019) Baranoğlu, Besim
    Bu çalışmada Fourier denklemi ile ifade edilen ısı transferi problemlerinin bir ya da daha fazla bölgesinde tanımlı doğrusal olmayan sınır koşulları altında çözümüne yönelik sınır eleman yöntemi tabanlı etkili bir sayısal çözüm sunulmaktadır. Çözüm, sınır eleman yöntemi sistem matrislerinin üzerinde yapılan matematiksel işlemler ile bilinmeyenleri sadece doğrusal olmayan sınır bölgesindeki sıcaklık farkı olan indirgenmiş matris denklemleri elde etmektedir. Bu sayede doğrusal olmayan sınır koşullarına dayalı iterasyonlar daha hızlı gerçekleştirilebilmektedir. Doğrusal olmayan sınır koşullarının tanımlı olduğu bölgelerde çözüm elde edildikten sonra tüm sınır çözümü tanımlı bir son-işlem ile gerçekleştirilebilmektedir. Gerçek çözümü elde edilmiş bir örnek kullanılarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.
  • Article
    Alzheimer hastalığında Kallikrein-6, 7 ve potasyum kanal proteinlerinin olası rolü
    (2021) Bulduk, Erkut; Yıldırım, Filiz; Yıldırım, Zuhal
    Amaç: Alzheimer hastalığının (AH) oluşum mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte AH’dan sorumlu başlıca iki protein, senile plakların yapısındaki beta amiloid ve nörofibriler yumakların yapısındaki tau proteinidir. Hastalığa yol açan en önemli etmenlerden biri çözünür olmayan amiloid çökeltilerin oluşumu, diğeri ise artmış tau fosforillenmesidir. Kallikreinler, nöronal hasar ve işlev kaybı ile belirgin AH’nın etiyolojisinde rol oynayan, serin proteazların bir alt familyasıdır. Kallikrein (KLK)-6 ve KLK-7’nin merkezi sinir sisteminde (MSS) yüksek seviyelerde bulunan yaşa bağlı proteaz olduğu bilinmektedir. Daha once AH’ı gibi nörodejeneratif hastalıklarda yer alan hücre dışı proteinlerin proteolizine karıştığı gösterilmiştir. Bu çalışmada KLK-6 ve KLK-7’nin AH patogenezindeki olası rolünü ve potasyum kanal proteinleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Polatlı Duatepe Devlet Hastanesinde takip edilen yaşları 65’in üzerinde olan 35 AH ve rutin tarama amacıyla nöroloji polikliniğine başvuran kognitif durumu normal olarak değerlendirilen 35 sağlıklı birey (control grubu) dahil edildi. 12 saat açlığı takiben antekübital venden alınan kan örnekleri 4°C’de 2500xg’de 10 dakika santrifüj edilerek, serum örneklerinde KLK-6 ve KLK-7 ile içeri doğru düzeltici potasyum kanalı (KCNJ3) ve iki gözenekli potasyum kanalı (KCNK9) protein düzeyleri enzim-bağımlı immunosorbent assay (ELISA) ile ölçüldü. Gruplar arasındaki fark T-test ile incelendi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından bir fark saptanmadı (p>0.05). Alzheimer grubu control grubu ile karşılaştırıldığında serum KLK-6 ve KLK-7 düzeyleri anlamlı olarak artarken (p<0.05), KCNJ3 ve KCNK9 protein düzeylerinde bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Beyinde anormal protein katlanmasının ve birikmesinin önüne geçilememesinin AH’ye yol açtığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın bulgularına göre KLK- 6 ve KLK-7 düzeyleri ile AH’nın patolojisi arasında bir ilişki saptandı.
  • Article
    Citation - WoS: 13
    Citation - Scopus: 13
    Evaluation of procedural and clinical outcomes of transcatheter aortic valve implantation: A single-center experience
    (Kare Publ, 2020) Karaduman, Bilge Duran; Kayaoğlu, Hüseyin Ayhan; Keleş, Telat; Bozkurt, Engin
    Objective: Transcatheter aortic valve implantation (TAVI) is an established alternative to surgical aortic valve replacement. Our study aimed to evaluate the implementation of TAVI at our large-volume center, having an all-comer patient population with short and long-term follow-ups. Methods: This retrospective, single-center analysis included 556 consecutive patients with symptomatic severe aortic stenosis (AS) who underwent TAVI between July 2011 and December 2019. Results: The mean age of the entire population was 77.6±7.9 years, and 54.9% were women. The Society of Thoracic Surgeons (STS) mean score of the cohort was 6.0%±3.5%. The balloon-expandable valve (Sapien XT, Sapien 3; Edwards Lifesciences, Irvine, California) was the most frequently used valves in this cohort (94.6%). Transfemoral access was used in 96.3% of patients. Implantation success was achieved in 96.6% of cases. During the TAVI procedure, 7.2% of patients required permanent pacemaker implantation, with 37.5% in the Lotus valve group needing the most permanent pacemakers. The mean length of hospital stay for the entire cohort was 4.5±2.3 days. Overall, 22 (3.9%) in-hospital deaths occurred before hospital discharge. The mean follow-up period was 15.1±14.9 months for all patients, and a significant improvement was noted in all echocardiographic parameters and functional capacity. Paravalvular leak (PVL) was documented in 18.9% patients, mild in 17.9%, and moderate in 1% at discharge. No cases with severe PVL, necessitating additional procedures. The multiple logistic regression analysis revealed that sex, STS score, baseline SYNTAX score, bicuspid valve morphology, common femoral artery diameter, and post-TAVI PVL were independent predictors of overall mortality. Conclusion: To our knowledge, this study, which is the largest single-center real-world experience of TAVI in Turkey, demonstrated low complication rates with favorable short- and mid-term THV performance in patients undergoing TAVI.