228 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 228
Doctoral Thesis Düşük Çözünürlülüklü Görüntülerde Araç Tespiti ve Sınıflandırması İçin Birden Fazla Aşamalı Modüller Bir Yöntem(2025) Maiga, Bamoye; Dalveren, YaserAkıllı ulaşım sistemlerinde (ITS) gerçek zamanlı araç tespitinin önemi, şehir trafiğindeki araç sayısındaki sonsuz ve sürekli artışla vurgulanmaktadır. Bununla birlikte, çok çeşitli kamera kaliteleri ve çözünürlükleri, farklı görüş açıları ve zayıf aydınlatma ve olumsuz hava koşulları gibi harici ve kontrol edilemeyen değişkenlerin etkisi, doğru araç tespiti ve sınıflandırmasında birçok zorluk yaratmaktadır. Derin öğrenme tabanlı nesne algılama algoritmalarının çoğu, daha önce bahsedilen bu koşullar düşük görünürlük ve/veya düşük çözünürlüklü görüntülere neden olduğu için bu tür durumlarda zorlanmaktadır. Bu kısıtlamaların üstesinden gelmek için bu çalışma, loş ışık, kötü hava koşulları ve düşük çözünürlük gibi zorlu görüntüleme durumlarına uyarlanmış gerçek zamanlı araç tespiti ve sınıflandırması için yeni, modüler, etkili ve güvenilir bir yaklaşım önermektedir. Önerilen yaklaşım iki özel veri kümesinin oluşturulmasını içermektedir. İlk veri kümesi PASCAL VOC formatında 4.500 düşük çözünürlüklü trafik manzarası görüntüsünden oluşmakta ve transfer öğrenme yoluyla bir nesne tespit modelini eğitmek için kullanılmaktadır. İkinci veri kümesi, iki farklı sınıflandırma modelini eğitmeyi amaçlayan, her biri 100 × 100 piksel boyutlarında ve 96 dpi ve altında çözünürlüğe sahip beş araç türünün 10.000 düşük çözünürlüklü görüntüsünü içerir. Önerilen yaklaşım, son teknoloji ürünü tek aşamalı bir dedektör (SSD) olan EFFICIENTDET1'i hafif bir özel evrişimli sinir ağı (CNN) sınıflandırıcısı ve bir XGBoost sınıflandırıcısı ile entegre etmektedir. Bu kombinasyon, hem makine hem de derin öğrenme algoritmalarının güçlü yönlerinden faydalanarak tespit performansını ve sınıflandırma doğruluğunu artırır. Önerilen yaklaşımın etkinliği deneysel değerlendirme ile gösterilmiştir. Önerilen yaklaşım, 0,9323 ortalama ortalama hassasiyet (mAP) ile aynı veri kümesi üzerinde karşılaştırılabilir koşullarda geleneksel ve son teknoloji nesne algılama modellerinden belirgin şekilde daha iyi performans göstermektedir. Ayrıca, çoklu işlemin uygulandığı önerilen yaklaşım, kare başına 26 milisaniyelik bir çıkarım hızına ulaşmaktadır. Bu, son teknoloji ürünü nesne yöntemlerine kıyasla hem doğruluk hem de çıkarım hızında önemli bir gelişmeye işaret etmektedir. Önerilen yaklaşımın modüler, uyarlanabilir ve ölçeklenebilir yapısı, onu ITS'deki uygulamalar için ideal kılmaktadır. Önerilen yaklaşımın yüksek doğruluğunun yanı sıra çıkarım hızı, düşük görüntü kalitesi veya olumsuz çevresel faktörler gibi koşullar altında gerçek zamanlı uygulamalar için etkili ve operasyonel bir seçenek haline getirmektedir. Sonuç olarak, önerilen yaklaşım, zorlu durumlarda daha güvenli ve daha etkili ulaşım yönetimi sağlayabileceğinden, derin öğrenme tabanlı araç algılama alanında büyük bir potansiyele sahiptir. Bu bulgular, verimli bir nesne algılama modelinin çok işlemli bir mimaride özel sınıflandırıcılarla birleştirilmesinin, gerçek zamanlı araç algılamada gelecekteki araştırmalar için umut verici bir yönü temsil ettiğini göstermektedir.Doctoral Thesis Apokaliptik Romanların Karakteristik Açıdan Karşılaştırmalı Çalışması: Mary Shelley'nin The Last Man'i, H.g. Wells'in The War Of The Worlds'u, John Wyndham'ın The Day Of The Triffids'i ve Jeanette Winterson'ın The Stone Gods'ı(2020) Gürova, Ercan; Elbir, Nüket BelginBu çalışmanın amacı İngiliz apokaliptik romanlarının karakteristik özelliklerindeki dönüşümü ve bu dönüşümün neden ve sonuçlarını Shelley, Wells, Wyndham ve Winterson'ın romanları üzerinden 1826'dan 2007 yılına kadarki süreçte tartışmaktır. Bu çalışma İngiliz Edebiyatında ilk modern apokaliptik romandan başlayarak seçilen dört romanda resmedilen apokaliptik şartların, unsurların ve güçlerin dönüştüğünü göstermeyi amaçlamaktadır. Bu dönüşüm esrarengiz, görünmez ve beden-dışı güçlerden bir grup bilim insanı, tiran kötü karakterlere veya uzaylılara ve nihayet felaketlerden herkesin doğrudan sorumlu olduğu kolektif bir suçluluğa doğru olmuştur. Seçilen romanlar apokaliptik, postkolonyal, posthumanist ve ekokritik yaklaşımların bulgularından yararlanacaktır. Bilim Kurgu eleştirmeni Darko Suvin'in 'biliş, yadırgatma ve yenilik' kavramlarına romanların tartışmasında atıfta bulunulacaktır. Bu çalışma ayrıca seçilen romanları Kermode ve Berger'in apokaliptik teorileri/yazıları ışığında ele alacaktır.Doctoral Thesis Kentsel Mekan Öğesi Olarak Pasajlarda Mekansal Biçimlenme: Ankara- Yenişehir Pasajları(2020) Kıral, Merve Kurt; Akın, EmelMekânları içinde bulundukları toplumsal koşullar biçimlendirir; karşılıklı olarak, mekânlar da toplumsal yapıyı etkiler. Tezin konusunu oluşturan pasajlar, dönemin, sosyo-ekonomik, sosyo-politik, sosyo-kültürel dönüşümüne koşut olarak ilk kez Batı'da ortaya çıkmıştır. Türkiye'de ilk olarak İstanbul'da görülen pasajlar; Ankara'da da ekonomik ve toplumsal koşulların değişmesi ile yapılmaya başlanmış, etkili ticaret işlevleriyle kent ekonomisine katkı sağlamış, gündelik hayatın vazgeçilmez mekânları olarak kentsel ve toplumsal ilişkileri yeniden belirlemiş, karakteristik mimarileri, özgün yapı tipolojileri ve özel mülkiyette kamusal süreklilik sağlama özellikleri ile ayrıcalıklı kentsel mekânlar olmuştur. Tezin amacı, pasajların kentsel mekân öğesi olarak mekânsal biçimlenmelerinin ve yapı tipolojilerinin, ortaya çıkış koşulları temelinde incelenmesi ve Ankara pasajlarına özgü mekânsal biçimlenmelerinin nedenselliklerinin aranmasıdır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın hedefleri, Ankara pasajlarının ortaya çıktığı dönemin sosyo-ekonomik, sosyo-politik, sosyo-kültürel yapılanması, kentsel gelişme süreci ve planlama kararları zemininde, mekânsal olarak değerlendirilmesidir. Tez kapsamında öncelikle, Batı pasajlarının mekânsal özellikleri aktarılmış; İstanbul pasajlarından örnekler verilmiş, Ankara pasajlarının yapıldığı dönemin koşulları açıklanmıştır. Bulvar üzerinde ve çevresinde saptanan 31 adet pasajın mekânsal özellikleri irdelenmiş, dönemsel olarak ortaya konulmuş, içlerindeki 12 pasajın detaylı mekânsal analizi yapılmıştır. Bulgular, (Batı) pasajlarının temel özellikleri ile karşılaştırılmış; Ankara pasajlarının biçimlenmesi, nedenleri ile tartışılmıştır. Yenişehir'de, Atatürk Bulvarı ve çevresindeki araştırma alanında saptanan toplam 31 pasajın 27'si, 1950-1980 yılları arasında yapılmıştır. Ankara pasajlarının mekânsal biçimlenmesi Batı pasajlarından farklıdır. Ankara/Yenişehir pasajlarının konumları ve sokak bağlantıları dış mekân ile iç mekânın ilişkisini zemin, zemin altı kotlara dahil edilmesini olanaklı kılarak kamusal alan kullanımında etkili süreklilikler sağlamaktadır. Aynı şekilde Ankara pasajlarının sokak bağlantıları ve iç mekânları da Batı pasajlarından farklıdır. 1950'li yılların ortalarından itibaren, ardı ardına uygulanan yeni plan kararları sonucunda, Ankara/Yenişehir'de yapılaşma yoğunluğu artmış; mevcut yapılar yıkılarak, altları pasaj/dükkân olan yapılar yapılmış; Bulvar ve çevresi yeniden biçimlenmiştir. Yeni plan kararlarının, yapılaşmış bir alanın mevcut parselasyon sisteminde ve mülkiyet düzeninde uygulanması, Ankara pasajlarının kendine özgü biçimlenmesine neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Ankara-Yenişehir, pasaj, mekânsal biçimlenme, kentsel mekânDoctoral Thesis Optik ince filmlerin mekanik ve optik özellikleri üzerine bir çalışma(2018) Özhan, Alp Eren Sinan; Kaftanoğlu, BilginBu çalışma, 3-5 µm orta kızıl ötesi dalga aralığında çalışan termal görüntüleme sistemlerinde bulunan farklı optik bileşenler üzerinde kullanılan çeşitli fonksiyonel optik ince film kaplama süreçlerinin geliştirilmesi konusunda yapılan çalışmaları içerir/tanımlar. Bu fonksiyonel kaplamalar arasında yoğunluklu olarak düşük yansıtmalı kaplamalar ve aralık geçiş filtreler bulunmaktadır. Fonksiyonel kaplamaların tasarımı, kaplamalarda kullanılan ince film malzemelerini seçimi, ince film malzemelerin özelliklerinin ortaya çıkarılması, elde edilen teorik tasarımın vakum kaplama cihazlarına uyarlanarak üretilmesi, üretilen ince filmlerin optik performanslarının ve çevre koşulları dayanımlarının test edilmesi ve süreçlerin tanımlanması çalışmalarında bulunulmuştur. Çalışmada düşük yansıtmalı kaplamalar; yüksek performanslı (YP) ve yüksek dayanımlı (YD) olarak iki ana alt başlık altında incelenmiştir. Orta kızılötesi dalga bandında yüksek performanslı düşük yansıtmalı kaplama süreçleri germanyum (Ge), silisyum (Si), çinko selenit (ZnSe) , çinko sülfit (ZnS) ve safir (Al2O3) optik bileşenler (alt taşlar) üzerinde geliştirilmiştir. Ayrıca, orta kızılötesi dalga bandında yüksek dayanımlı düşük yansıtmalı optik kaplamalar grubunda tek katmanlı elmas benzeri karbon kaplama (EBK) ile hem yüksek performanslı hem de yüksek dayanımlı kaplamaların olumlu özelliklerini bir arada barındıran bütünleşik (hibrid) elmas benzeri karbon (H-EBK) kaplama süreçleri Si alt taşlar üzerinde geliştirilmiştir. Bunlara ek olarak, yine orta kızılötesi dalga bandında yüksek dayanımlı düşük yansıtmalı optik kaplamalar grubunda EBK kaplamalara, çeşitli çevre koşulları dayanımlarında alternatif olmak üzere bor nitrür (BN) ve bor karbo-nitrür (BCN) içeriklerin olduğu optik kaplamalar için süreçler geliştirilmiştir. Geliştirilen bütün kaplama süreçlerinin tekrar edilebilirlikleri, kıyaslamaları yapılmış ve kullanım alanları değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Optik İnce filmler, Kızılötesi malzemeler, İnce Film Kaplamaların Özellikleri, Düşük Yansıtmalı Kaplamalar, Bor-nitrür (BN) ince filmler, Bor karbo-nitrür (BCN) İnce Filmler, Elmas Benzeri KarbonDoctoral Thesis Margaret Atwood'un Antilop ve Flurya, Jeannette Winterson'ın Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi ve Richard K. Morgan'ın Değiştirilmiş Karbon'u Üzerine Transhumanist ve Eleştirel Posthumanist Bir Çalışma(2024) Yastıbaş, Gülşah Çınar; Tekin, KuğuBu tez, yirmi birinci yüzyılın distopik bilim ve spekülatif kurgu edebiyatındaki Margaret Atwood'un Antilop ve Flurya, Jeannette Winterson'ın Frankissstein: Bir Aşk Hikayesi ve Richard K. Morgan'ın Değiştirilmiş Karbon isimli eserlerini, transhümanizm ve eleştirel posthümanizm bağlamında incelemektedir. İnsanın fiziksel, bilişsel ve psikolojik sınırlarını aşmak için geliştirilen ve transhümanizmle örtüşen teknolojileri, aynı zamanda eleştirel posthümanizm ile örtüşen etik, çevresel ve sosyo-politik kaygıları inceleyerek, bu tez, seçilen eserlerde transhümanist yaklaşımın tekno-iyimser vizyonu ile böyle bir vizyonun tekno-kapitalist toplumlarda ortaya çıkan benzeri görülmemiş sonuçları arasındaki çatışmayı göstermeyi amaçlamaktadır. Seçilen eserler, teknolojinin insan deneyimlerini ve diğer varlıklarla ilişkilerini şekillendirmedeki rolünü anlamak için analiz edilmekte ve nihayetinde insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden tanımlanmaya yönelir. Bu tez, Julian Huxley, Max More, Nick Bostrom, Donna Haraway, N. Katherine Hayles ve Rosi Braidotti gibi önemli savunucuların görüşlerine dayanarak transhümanizm ve eleştirel posthümanizm teorik çerçevelerini kullanmaktadır. Bu analiz aracılığıyla tez, edebiyatın gelişmekte olan teknolojilere yönelik toplumsal bakış açılarını şekillendirme ve insanlığın geleceği üzerine eleştirel düşünmeyi tetikleme gücünü vurgulamaktadır. Transhümanizmin tekno-iyimser vizyonu ile posthümanizmin eleştirel bakış açılarını karşılaştıran bu tez, teknolojik ilerlemenin bireyler, toplum ve çevre üzerindeki daha geniş etkilerini dikkate alan dengeli bir yaklaşıma duyulan ihtiyacın altını çizmektedir. Çalışma nihayetinde, bu edebi eserlerin insan geliştirme teknolojileriyle ilişkili kaygıları nasıl yansıttığını ve bunlara karşı nasıl uyardığını göstermeyi ve hızlı teknolojik değişim çağında insanlığın potansiyel geleceğine dair incelikli bir anlayış sunmayı amaçlamaktadır.Doctoral Thesis Bulut Bilişim İçin Bir Enerji Optimizasyon Algoritması(2024) Şereflişan, Oğuzhan; Koyuncu, MuratBu tezde, özellikle enerji tüketimini optimize etmeye odaklanan, konteyner yönetimi için özel olarak uyarlanmış Sanal Makine (VM) tahsisi için kullanılan Best-Fit algoritmasının varyantlarının ve Genetik Algoritmaların (GA'lar) yenilikçi entegrasyonu incelenmektedir. Bulut hizmetlerine olan artan talep, daha enerji verimli veri merkezi yönetim stratejilerinin geliştirilmesini gerektirmiştir. Geleneksel VM tahsis yöntemleri genellikle optimal kaynak kullanımını hedefleseler de artan enerji israfına yol açabilmektedirler. Bu araştırma, verimli bir şekilde kutu paketleme problemlerinde kullanılan ve enerji kullanımını baz alarak genetik algoritmanın seçme işlemi için uyarlanan ve enerji tüketimi odaklı olarak Best-Fit algoritması varyantı ile enerji kullanımına ve gelen iş yüküne göre değişken olan Genetik Algoritma varyantının birlikte uyarlanmasına dayanan, yeni bir yaklaşım önermektedir. Bu yaklaşım Maksimum Kullanıma Dayalı Genetik Algoritma (MUBGA) olarak adlandırılmıştır. MUBGA, VM'leri kaynak kullanımındaki boşlukları minimize etmek için sanal makineleri ve konteynerleri akıllıca tahsis ederken, GA bileşeni, tahsis stratejisini, sürekli olarak değişen yük ve altyapı koşullarına uyum sağlamak üzere evrimleştirir. CloudSim ortamında yapılan bir dizi simülasyon, önerilen modelin enerji verimliliği ve hesaplama yükü açısından standart tahsis stratejilerine karşı performansını değerlendirmiştir. Ayrıca MUBGA, VM yerleştirme ve seçim aşamalarında, daha önce test edilmiş olan İlk Uyan (FF), Çeyrekler Arası Aralık (IQR), Maksimum Korelasyon (MC), Minimum Taşıma Süresi (MMT), Medyan Mutlak Sapma (MAD), Yerel Regresyon (LR) ve Statik Eşik (THR) gibi mevcut algoritmalar ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, MUBGA olarak adlandırılan yeni geliştirilen algoritmanın, Hizmet Seviye Anlaşması (SLA) konusunda hafif bir hizmet kaybı olsa bile, özellikle büyük veri merkezlerinde, belirgin bir enerji tasarrufu sağladığını göstermektedir. Bu çalışma ile gerçek dünya bulut bilişim ortamlarında bu hibrit yaklaşımın potansiyelini ortaya konmaktadır. Bu çalışma, sadece konteyner tahsisinde teorik ilerlemelere katkıda bulunmakla kalmayıp, aynı zamanda veri merkezlerinde enerjiye duyarlı kaynak yönetimi için pratik sonuçlar sunmaktadır.Doctoral Thesis Havacılık Endüstrisinde Kullanılan Kesilmesi Zor Malzemeler Üzerinde Nanoakışkan Minimum Miktar Yağlama ile Çok Eksenli Ultrasonik Titreşi̇m Destekli Frezelemenin Etkileri Üzerine Bir İnceleme(2023) Namlu, Ramazan Hakkı; Lotfi, Bahram; Kılıç, Sadık EnginHavacılık sektörü, modern dünyanın önde gelen endüstrilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bu sektörde Ti-6Al-4V malzemesinin yaygın olarak kullanılması, mükemmel mukavemet-ağırlık oranına ve iyi korozyon direnci gibi özelliklerine sahip olmasından kaynaklanmaktadır. İşleme, malzemeyi nihai şekline dönüştürmek için havacılık sektöründe vazgeçilmez bir süreçtir. Bununla birlikte, Ti-6Al-4V'nin işlenebilirliği, Geleneksel İşleme (Gİ) kapsamında, düşük termal iletkenliği, kesici takımlara yapışma eğilimi ve talaş kaldırmayla ilgili zorluklarla karakterize edilmekte ve bundan dolayı genellikle 'işlenmesi zor' bir malzeme olarak adlandırılmaktadır. İşleme verimliliğini artırmak için, Ultrasonik Titreşim Destekli İşleme (UTDİ) umut vaat eden bir teknik olarak ortaya çıkmıştır. UTDİ, yüksek frekansta, düşük genlikli titreşimleri çeşitli kesme yönlüklerine entegre ederek verimliliği artırmayı amaçlayan hibrit bir işleme yaklaşımıdır. Hibrid işleme stratejileri ile beraber, Ti-6Al-4V'nin işleme performansını artırmak için başka bir yol da soğutma sistemlerini içermektedir. Bu sistemler, malzemenin düşük termal iletkenliğinden kaynaklanan kesme bölgesindeki ısı birikimini azaltmayı amaçlar. Ancak, Geleneksel Kesme Sıvıları'nın (GKS) kullanımı, sınırlı performans artışları ve çevresel ve mesleki sağlık riskleri nedeniyle alternatif tekniklerle değiştirilmektedir. Bu alternatifler arasında, Minimum Miktar Yağlama (MMY), kesme bölgesine yüksek basınçlı hava ile birlikte minimum miktarda yağın aerosol formunda verilmesini içeren bir yöntem olarak ortaya çıkmıştır. Aerosol form, GKS'ye kıyasla kesici takım ile iş parçası arasına daha iyi penetre ederek verimliliğin artmasına katkıda bulunur. Ayrıca, MMY'nin avantajları, Nanoakışkan-MMY (NMMY) olarak bilinen nanoparçacıkların eklenmesi ile daha da artırılmaktadır. NMMY, MMY'de kullanılan yağa nanoparçacıkların entegre edilmesini içerir ve bunların termo-fiziksel özelliklerini kullanarak saf MMY'ye kıyasla üstün işleme verimliliği elde etmeyi amaçlar. Özellikle, en büyük gelişmeler, çeşitli nanoparçacık türlerini birleştiren Hibrid-NMMY (HNMMY) uygulamasıyla elde edilebilir. Bu tez, optimum konsantrasyonları ve uygulama metodolojilerini belirlemek amacıyla, değişik nanoparçacık konsantrasyonları ve bunlara karşılık gelen etkilerle karakterize edilen çeşitli nanoakışkanların kapsamlı bir incelemesini amaçlar. Daha sonra, tez, çok eksenli UTDİ ve NMMY yaklaşımlarının birleşik etkilerini araştırır. Mevcut literatüre göre, daha önce hiçbir araştırma, Ti-6Al-4V üzerinde kanal frezeleme operasyonlarında çok eksenli UTDİ ve NMMY/HNMMY uygulamalarını incelememiştir. Araştırma bulguları, çok eksenli UTDİ ve NMMY'nin birleşik kullanımının Ti-6Al-4V'nin işleme performansında önemli gelişmelere yol açtığını göstermektedir, bu da daha etkili ve sürdürülebilir bir uygulama sağlamaktadır.Doctoral Thesis Bulanık Çkkv Yaklaşımı Kullanarak Bir Bakım Planının Seçilmesi için Karar Destek Modelinin Geliştirilmesi(2019) Abdulgader, Fathıa Sghayer; Erdebilli, BabekKarmaşık karar vermede, çok kriterli karar vermenin (ÇKKV) metodolojilerinin kullanılması, çeşitli alternatifler arasında bilinçli ve haklı bir karar vermenin en bilimsel yoludur. ÇKKV'ler farklı amaçlarla ve bu amaca ulaşmada etkinliklerini kanıtlayan birkaç uygulamayla kullanılmıştır. Bu araştırmada, farklı ÇKKV metodolojilerinin avantajları ve dezavantajları, doğruluk ve hassasiyetlerini artırmak için uygulanan farklı tekniklerle birlikte yapılan araştırmalardır. Çalışmanın temel amacı, birçok ÇKKV yönteminin gücünü birleştiren ve endüstriyel uygulama için en uygun bakım politikası / stratejisini seçmek için uygulayan hibrit bir ÇKKV süreci geliştirmektir. Dahası, sonuçların belirsizliğini ve belirsizliğini ortadan kaldırmak için kullanılan tüm ÇKKV tekniklerinde bulanık dilbilimsel terimler kullanılmaktadır. ÇKKV yöntemlerini hibrit bağlamda kullanan ve bulanık dilbilimsel terimleri kullanan çalışmalar üzerinde yapılan kapsamlı bir literatür taraması ile bulanık DEMATEL - AHS - TOPSIS hibrit tekniğini kullanmak için bir model geliştirilmiştir. Uygulamasıyla birlikte model, çeşitli AHS yöntemini kullanarak önceliklendirme kriterleri arasında çift yönlü bir karşılaştırma yapmanın yanı sıra, birkaç kriter arasında karşılıklı ilişkiler kurulmasında bulanık DEMATEL'in güçlerini birleştiren türünün ilk örneğidir. Daha sonra, alternatifler, negatif ve pozitif çözümler oluşturarak ve alternatiflerin her biri için göreceli yakınlığı hesaplayarak bulanık TOPSIS yöntemi kullanılarak karşılaştırılır. Ayrıca, altı ana kriter, yirmi dört alt kriter ve beş alternatif model başvurusu için literatürden seçilmiştir. Araştırmanın bulguları, koruyucu bakımın yakından takip ettiği ve bunu takiben koruyucu bakımın en iyi seçim olduğunu bir bakım planı olarak göstermektedir. Araştırmanın sonuçları, geliştirilen modelin uzmanların girdilerine dayalı bakım planları seçme ve gelişmiş bulanık ÇKKV yaklaşımını kullanma konusundaki başarısını doğruladı.Doctoral Thesis Organik Çözücülerle Karbonil Sülfit Yakalamanın Teorik Olarak İncelenmesi(2021) Abduesslam, Mahmoud; Yaman, Şeniz Özalp; Kayı, HakanKimya mühendisleri, endüstriyel gazlardaki karbonil sülfitin (COS) varlığına odaklanırlar ve ayrıca sıvılaştırılmış petrol gazında COS'nin doğal oluşumlarını dikkate alırlar. Çevresel düzenlemelere uymak ve gaz dağıtım endüstrilerinin katı çevresel gereksinimlerini karşılamak için gaz akışlarındaki zehirli ve aşındırıcı özelliklere sahip tüm safsızlıklar temizlenmelidir. Reaktif soğurma, asit gazlarını gidermenin en güvenilir yollarından biri olarak kabul edildiğinden, aminler ve alkol karışımları kullanılarak asitleri gidermek için tipik olarak kullanılan bir tekniktir. Bu çalışmada, organik sıvı karışımları kullanılarak ωB97X-D3/6-311++G(d,p) teori düzeyinde yoğunluk fonksiyonel teorisi (DFT) hesaplamaları kullanılarak COS'nin yakalanması araştırılmıştır. Bu karışımlar, aminlerden, 1,8-diazabisiklo[5.4.0]undek-7-en (DBU), 1,5-diazabisiklo[4.3.0]non-5-en (DBN) ve 2-tert-bütil-1,1,3,3-tetrametilguanidin (BTMG) and 1, 5, 7-triazabicyclo [4.4.0] dec-5-ene (TBD)'den oluşmakta ve ayrıca bir dizi lineer alkol, yani metanol, etanol, 1-propanol, 1-butanol, 1-pentanol ve 1-hekzanol içermektedir. Çalışma boyunca, COS'un yakalanmasında 4 tip amin ile 6 tip alkol için modifiye edilmiş tek basamaklı bir termoleküler tepkime mekanizması incelenmiştir. Toplamda on sekiz farklı sistem araştırılmış ve önerilen COS yakalama tepkimelerinin termodinamiği ve kinetiği ile birlikte yapısal özellikleri ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Sonuçlar, önerilen termoleküler tepkime mekanizmalarının test edilen 18 farklı sistem için termodinamik olarak uygulanabilir olduğunu ve BTMG ile metanolden oluşan organik sıvı kombinasyonunun, COS yakalamada en düşük enerji bariyeri ve en yüksek tepkime hızı ile sonuçlandığını gösterdi.Doctoral Thesis Baraj Rezervuarlarında Sediment Oksijen İhtiyacı ile Su Kalitesi ve Besin Madde İlişkisinin Modellenmesi(2022) Abdulqader, Noor N.; Güler, Enver; Genç, Aslı NumanoğluBurada sunulan çalışma, Ankara'daki Kurtboğazı baraj rezervuarının yüzey ve dip çökellerindeki kirleticileri temsil etmek üzere simüle edilen bir su kalitesi modeli olan WASP8'e (Su analizi simülasyon programı) dayalı bir model yaklaşımıdır. Çalışmada yeralan su kalitesi değişkenleri şunlardır: sıcaklık, nitrat, toplam fosfor, toplam Kjeldahl, çözünmüş oksijen, Klorofil a ve amonyum. Rezervuardaki gerçek durumu temsil etmesini sağlamak için simülasyon modelimizin sonuçları Kurtboğazı baraj sahasından alınan gerçek veriler kullanılarak kalibre edilmiş ve istatiksel verilerden yararlanılmıştır. Bu çalışmada özgün olarak, su kütlesinde meydana gelen durum değişkenlerinin tepkilerini, birbirleriyle nasıl etkileşime girdiklerini ve bunların Kurtboğazı rezervuarının genel kalite durumu üzerindeki etkilerini tahmin etmek için bir kalite modelinin geliştirilmesi araştırılmıştır. Modelin doğruluğu, simüle edilmiş modelimizin rezervuar alanındaki özellikleri temsil edebildiğini gösteren mükemmel sonuç aralıkları üreten belirleme katsayısı ve bağıl hata biçimindeki istatistik teknikleri kullanılarak kontrol edilmiştir. Kurtboğazı baraj rezervuarı, tabakalaşma dönemlerinde hipolimnetik tabakada çözülmüş oksijen tükenmesi gibi olumsuz etkilerden etkilenmiştir. Bununla birlikte, tortu-su arayüzündeki oksijen tüketimi süreçlerini kavramak hala zordur. Temel olarak, tortu oksijen tükenmesi ve tortu oksijen talebi SOD ile bağlantılıdır. Bu nedenle, bu model, su yöneticileri için anoksik durumu ve bentik akıyı etkileyen parametrelerin tahmini için faydalı bir araç olarak hizmet edebilir.

