Search Results

Now showing 1 - 10 of 35
  • Article
    Özel Askeri ve Güvenlik Firmalarının Montreuk Dokümanı Muvacehesinede İnsani Devletler Hukuku'na Bağlılığı
    (2011) Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Law; Law
    Günümüzde devletler yahut uluslararası örgütler tarafından gerçekleştirilen uluslararası askeri operasyonlarda özel askeri ve güvenlik firmalarından yararlanılmasının yaygın bir uygulama haline geldiği görülmektedir. Uluslararası askeri operasyonlarda yer alan özel askerlik ve güvenlik firması çalışanlarının İnsani Devletler Hukuku (İDH) çerçevesinde sorumluluğunun olup olmadığı ve varsa bu sorumluluğun hukuki dayanağı olarak nelerin gündemde olduğu makalenin içeriğini oluşturmaktadır.
  • Publication
    China-Africa Relations in the 21st Century : Engagement,compromise and Controversy
    (2009) Uchehara, E.kieran
    Çin’in Afrika ile ilgili dış politika gündemi, gelişmekte olan ülkeler arasındaki işbirliğini artırma ve yükselen bir süper güç olarak statüsünü gösterme hamlesinin bir parçasını oluşturmaktadır. 2000 Pekin Deklarasyonu ve Çin-Afrika Ekonomik ve Siyasi işbirliği Programı yenilenen ilişkilerin temelini oluşturmaktadır. Çin, Afrika ile tüm karşılıklı ilişki alanlarında Afrika ile farklı ve çeşitli ilişkiler geliştirmiştir. Ancak Çin’in büyüyen sanayisinin ihtiyaç duyduğu Afrika’nın maden ve enerji kaynakları, 21. yüzyılda Çin’in Afrika ile iyi ilişkiler kurmasının ana sebebidir. Çin’in Afrika’daki ticaret ve yatırımındaki hızlı artış, kıtanın kalkınması ile ilgili fırsatlar ve zorlukların yapısına ilişkin ve Batı ile olduğu gibi yeni-sömürgeci tarzı ilişkilerin gelişme ihtimalinin olup olmadığı konusunda akademisyenler ve siyasiler arasındaki uyuşmazlıkları açığa çıkarmıştır. Kısmen ekonomik asimetrilerden kaynaklanan ticari ve yatırım ilişkilerindeki dengesizlik, Çin’in Afrikalı baskıcı yönetimleri kınamaması ve iyi yönetilmeyen ekonomiler; kendisine hizmet eden ve kısa dönem kazanımlardan etkilenen bir dış ekonomik politikayı işaret etmektedir.
  • Article
    Uluslararası Hukuk ve Bm Teşkilatındaki Değişimler
    (2015) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası hukuk tarafından düzenlenen alanlar arttıkça uluslararası hukukun parçalanması (fragmentation) bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Birbirine ters düşen çıkarların ve konuların uluslararası hukuk tarafından düzenlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu çerçevede genel uluslararası hukuk düzenlemelerinden kaçış yerine belli alanlarda bölgesel düzenlemelere yönelişten söz edilmektedir. Bu durum BM örgütünün ve kurumsal yapısının değişimi tartışmalarını gündeme getirmektedir. Makale uluslararası hukukun bütünleştirilesi ve parçalanması arasındaki gerilime ve yeni gelişimlere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.
  • Article
    Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı
    (2010) Arsava, Ayşe Füsun
    Azınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.
  • Article
    AVRUPA BİRLİĞİ’NİN GÜNEY AKDENİZ POLİTİKASINDA GÜVENLİK-DEMOKRASİ İKİLEMİ: ARAP BAHARI SONRASI KURUMSAL GİRİŞİMLER
    (2018) Orhan, Duygu Dersan
    Avrupa Birliği (AB), 2010 yılı sonunda Arap dünyasında başlayan hükümet karşıtı ayaklanmalara, diğeruluslararası aktörler gibi hazırlıksız yakalanmıştır. Bölgedeki siyasi dönüşümler, AB’nin, özellikle Akdeniz’ekıyısı olan Ortadoğu ülkeleriyle uzun yıllara dayanan ve kurumsal işbirliği ile desteklenen ilişkilerini yenidentanımlamasına yol açmıştır. Güney Akdeniz’e yönelik olarak izledikleri politikanın başarısız olduğunu ifade edenAB yetkilileri, bugüne kadar güvenlik ve ekonomik odaklı olan ilişkilerin siyasi ayağını güçlendirme ve bölgenin“demokratikleşmesine” destek olmak amacıyla yeni girişimlerde bulunmuşlardır. Ancak, Arap Baharısonrasında Ortadoğu’da oluşan yeni güvenlik tehditleri ve artan göç oranları nedeniyle, AB’nin Güney Akdenizpolitikasının halen güvenlik odaklı olduğu ve henüz bir paradigma değişikliği sağlayamadığıdeğerlendirilmektedir.
  • Article
    SİYASİ ÇATIŞMALARIN ÇÖZÜMÜNDE ŞİDDETSİZ İLETİŞİM MODELİNİN OLANAK ve KISITLILIKLARI
    (2017) Selçuk, Fatma Ülkü
    Bu makalede, Rosenberg\"in şiddetsiz iletişim modelinin, etnik gruplar arası siyasi çatışmaların çözümü açısından sunduğu olanak ve kısıtlılıklar çok düzlemli bir çerçeve üzerinden değerlendirilmektedir. Modelin çatışma çözümüne ve insan doğasına dair kabulleri, ruh ve sinir bilim bulgularına göndermede bulunarak irdelenmektedir. Modelin analizinden hareketle, şiddetli çatışmalara yol açma ve barış inşası sürecini tıkama potansiyelleri bakımından farklılaşan bireysel kapasitelerin göz önünde bulundurulmasının önemi vurgulanmaktadır. Travmaların zincirleme etkisinin ve şiddet döngüsünün kırılabilmesi bakımından, çok düzlemli bir çözümleme çerçevesi benimsenmesinin ve mezo ve makro düzlemlerde yer alan teorilerin insan doğasına dair kabullerinin ruh ve sinir bilim bulgularını takip ederek yenilenmesinin faydalı olduğu ortaya konmaktadır
  • Article
    Arap Baharı ve Demokrasi Hakkı
    (2014) Arsava, Ayşe Füsun
    Arap baharı, Arap ülkelerinde gözlenen demokrasi eksikliği nedeniyle beklenme- yen bir gelişme olarak yorumlanmaktadır. Arap baharı halk ve hükümet ilişkisini dü- zenlemeye yönelik normların uluslararası hukukta yeniden tartışma konusu olmasına ve bu normların demokrasi hakkını kapsayıp kapsamadığı yönünde değerlendirme ya- pılmasına yol açmıştır. Bu bağlamda hükümet şeklinin halk tarafından belirlenmediği nispette yönetimin demokratik olarak nitelendirilemeyeceği görüşünün temsil edildi- ği gibi, halkların Selfdeterminationsright’ından demokrasi hakkının değil, demokra- tikleşme hakkının istihraç edilebileceği görüşünün de temsil edildiği görülmektedir. Devlet uygulamalarının analizi uluslararası hukukta demokrasi hakkının mevcudiye- tini yeterince desteklemektedir. Buna karşılık uluslararası hukukta demokratikleşme mükellefiyetinin bulunduğu varsayım olarak kabul görmektedir. Bu durum yönetimin meşruiyetinin somut hükümet şekline değil, daha çok demokrasiyi geliştirmeye yö- nelik gayretlere bağlı oluğunu ortaya koymaktadır. Günümüzde uluslararası hukukta otoriter rejimlere karşı yapılan direniş hareketlerine meşruiyet prensibi dayanak oluş- turmaktadır. İnsan hakları içeriği ile meşruiyet prensibi otokratik hükümetler üzerin- de baskı oluşturmaktadır ve belli koşullar altında uluslararası camianın müdahalesini mümkün kılmaktadır. Ancak içerde gerekli koşullar olmadığı nispette dışardan demok- ratikleşme sürecinin dayatılmasının da mümkün olmadığının gözardı edilmemesi ge- rekmemektir.
  • Review
    Kosova, Abhazya, Güney Osetya ve Uluslararası Ayrılma (secession) Hakkı
    (2012) Arsava, Ayşe Füsun
    Kosova’nın 2008 ilkbaharında Sırbistan’dan ayrılmasının uluslararasıhukuk ve devletlerinden ayrılmak isteyen gruplar üzerinde etkisininaraştırıldığı makalede devletlerin toprak bütünlüğü ilkesi ışığındaayrılma hakkının istisnai durumlar için dahi reddedilmesi yaklaşımınınağırlık taşıdığı ortaya konulmaktadır. Makale bir etnik grubun tek taraflıolarak ana vatanından bağımsızlık ilân ettiği Kosova örneğinde bu türayrılma taleplerinin uluslararası hukukta normatif etki boyutu itibariyledeğerlendirilmesine ışık tutmaktadır.
  • Article
    Uluslararası Hukukta Güç ve Hukuk İlişkisi
    (2012) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası Hukukun bir hukuk yahut güç düzeni olup olmadığı sorusu asırlardır tartışılmaktadır. Uluslararası Hukuk kadar Uluslararası Hukuka getirilen eleştiriler de eskidir. Uluslararası Hukuk alt-üst ilişkisini düzenleyen bir hukuk olmayıp, koordinasyon hukuku karakterine sahiptir. Devletler Uluslararası Hukukta egemen eşittir. Eşitliğe dayanan bir düzende ise hukukun mevcut olup olmadığı tereddüt yaratmaktadır. Uluslararası Hukuku reddedenlerin Uluslararası Hukukun icra edilebilirliğine ve Uluslararası Hukukun kaynaklarına ilişkin analizleri ikna edici değildir. Hukuk gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Uluslararası güç kullanımı Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, diğer taraftan da güç kullanımı hukukun geçerlilik kazanmasında araç olmaktadır. Bir güç düzeni olan Uluslararası Hukukta da gözardı edilmemesi gereken husus gücün ne şekilde kullanıldığıdır. Klâsik Uluslararası Hukukun ve çağdaş Uluslararası Hukukun güç kullanımına ilişkin yaklaşım farklılıklarına ışık tutan makale Uluslararası Hukukun gücün amaca uygun kullanılmasını sağlayan bir enstrüman olduğu tespitini yapmakta ve uluslararası güç kullanımının Uluslararası Hukuk tarafından meşrulaştırılırken, güç kullanımının da Uluslararası Hukukun geçerlilik kazanmasında yardımcı olduğu şeklinde hukuk ve güç kullanımı arasındaki karşılıklı bir etkileşim bulunduğunu ortaya koymaktadır.
  • Article
    Ab Hukukunun Bloke Edici Etkisi
    (2016) Arsava, Ayşe Füsun
    AB ve üyeler arasında yetk taks m Avrupa entegrasyon sürecinin en tartışmalı konularından biridir. Her anlaşma değişikliği yoğun bir şekilde yetki düzeninde yaratacağı muhtemel sonuçlar bakımından inceleme konusu yapıldığı gibi, hiçbir ulusal yasama faaliyeti mevcut Avrupa hukuku ışığında değerlendirilmeden gerçekleşememektedir. Lizbon anlaşmasında Avrupa hukukunda ilk kez bloke edici etkisi olan supranasyonal yetk alanları ve ulusal yetk alanları açık şekilde düzenlenm şt r. Makale Avrupa hukukunun bloke ed c etk s n , koşullarını, üye devletler n yasama faal yetler üzer ndek sonuçlarını ele almaktadır.