Search Results

Now showing 1 - 10 of 11
  • Article
    Çin’in Uluslararası Kimlik Trilemması: Gelişmekte Olan Ülke, Bölgesel Güç Ya Da Büyük Güç?
    (2019) Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Çin dış politikasında sabit bir ülke kimliğinden ziyade aynı anda farklı birçok kimlik benimsemektedir. Çin Üçüncü Dünya ile ilişkilerinde hala gelişmekte olan ülke kimliğini kullanırken, periferisinde bölgesel güç rolünü oynamaktadır. Uluslararası alanda ise büyük güçlere atfedilen uluslararası sorumluluk prensibini üstlenmektedir. Bu bağlamda Çin’in gelişmekte olan ülke mi, bölgesel güç mü ya da küresel anlamda büyük güç mü olduğu konusunda kesinlik yoktur. Çin’in dış politikada birden çok kimliğe aynı anda bürünmesi, uluslararası ilişkiler akademisi tarafından tartışılan küresel kimliklerin bir ya da birkaçının benimsenmesi sonucudur. Uluslararası kimlik tartışmalarının odak noktası ise düşük profil stratejisinin temel taşlarından biri olan “juebu dangtou” yani asla “lider olma/liderlik yapma” prensibidir. Bu çalışma da, Çin akademisindeki uluslararası kimlik tartışmalarını, gelişmekte olan ülke, bölgesel güç ve büyük güç kimliği olarak üç kategoride ele alacağım. Çalışmanın temel önermesi, Xi Jinping’in “başarı için mücadele” stratejisinin şekillenmesinde akademideki kimlik tartışmalarının etkili olduğudur. Ayrıca bu tartışmalar Çin’in hangi siyasi coğrafya üzerinden etki alanı yaratmak isteyeceğini gözlemlemek için de oldukça yararlıdır.
  • Master Thesis
    Otoriter istikrar: İran rejiminin hayatta kalmasında uluslararası işbirliğinin rolü
    (2023) Lesanı, Fatemeh; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Otoriter rejimlerin yükselişi, bu rejimlerin demokratikleşme baskılarına karşı direnerek uzun süre hayatta kalmasını araştıran yeni bir araştırma dalgası yaratmıştır. Bu çalışmalar çoğunlukla demokratik kurumların rolü üzerine odaklanırken, bu tezin amacı otoriterliğin direncini güçlendiren mekanizmaları inceleyerek otoriter rejimlerin farklı şekillerini analiz etmek için bir konfigüratif yaklaşım belirlemektir. Böylece farklı otokratik rejimlerin mekanizmalarını kullanarak nasıl varlıklarını sürdürdüklerini, neden bu stratejilerin bazı rejimler için diğerlerinden daha önemli olduğunu ve bu ülkelerde demokratikleşmenin neden başarısız olduğunu analiz etmeyi amaçlamıştır. Bu tez için nitel analiz ve vaka analizi olmak üzere iki temel araştırma stratejisi belirlenmiştir. İran'ın bölge olarak seçilmesinin sebebi bölge istikrarsızlaştırılmasında önemli bir rol oynayan en karmaşık rejimlerden birine sahip olmasıdır. Bu tezin kavramsal çerçevesi, empirik bulgularla desteklenmektedir. Bu bulgular, otoriter liderlerin ortak eylem, halk hareketliliği, muhalefet partisi adayları ve toplumsal huzursuzluk gibi tehlikeli koşulları hafifletmek için işbirliği, baskı ve meşrulaştırmayı nasıl kullandığını değerlendirmekle kalmaz, aynı zamanda özellikle otokratik rejimler arasındaki belirli farklılıklara rağmen, otoriterlik propagandasını desteklemek için nasıl birbirlerini desteklediklerini gösterir. Bu tez ile; İran kurumlarının, rejime karşı içerideki konumunu koruma imkanı verdiği, ancak en sert baskılar altında bile İran İslam Cumhuriyeti'nin varlığını sürdürebilmesini sağlayan uluslararası otoriter desteğin etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Otoriterlik, otoriter direnç, İran, meşruiyet, uluslararası işbirliği
  • Article
    Çin’in Avrasya Rüyası Olarak İpek Yolu Ekonomik Kuşağı: Ortak Kimlik mi Ortak Korku Mu?
    (2019) Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Çin’in Avrasya Ekseni stratejisinin anahtar bileşenidir. Bu çalışmada Çin’in Avrasya Ekseni stratejisi, sosyal kimlik teorisi perspektifinden bir yaratıcılık stratejisi olarak ele alınmıştır. Çin, yaratıcılık stratejisinde başarılı olabilmek için, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ülkeleriyle Çin Rüyası üzerinden ortak bir grup kimliği oluşturmaya çalışmaktadır. Fakat Çin Rüyası, Orta Asya Türk Toplumları ve Uygurlar tarafından ortak bir kimlik olarak algılanmamaktadır. Orta Asya Devletleri, Çin’in bölgedeki varlığını, ekonomik ve jeo-stratejik olarak olumlu karşılarken, Çinli göçünün yol açacağı demografik değişimlerden ve kültürel etkiden korkmaktadırlar. Bu yüzden, Çin Rüyası, İpek Yolu Ekonomik Kuşağında yer alan Türk toplumlarının ortak kimliğinden ziyade ortak korkusudur. Bu korku uzun vadede girişimin başarısını engelleyecek en önemli faktörlerden biridir
  • Master Thesis
    2003 sonrası Irak siyaseti: İran ve ABD'nin Irak siyaset sahnesindeki etkisinin incelenmesi
    (2022) Al-sammarraıe, Rand Abdurrahman Hatem; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu tez, 2003 yılında ABD öncülüğündeki işgalin ardından, ABD ve İran'ın 2003 sonrasındaki Irak'a siyasi müdahalesini, bu iki devleti Irak'taki siyasi süreçte önemli aktörler olarak ele alarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. 1990 yılında, Saddam Hüseyin rejimi altında Kuveyt'in işgal edilmesi, ABD'nin Körfez bölgesindeki çıkarları için bir tehdit olarak görüldüğünden, Irak siyasi sistemindeki değişiklik ABD için çok önemli bir hale geldi. Özellikle Irak-İran savaşından sonra İran, bölgede olası bir baskın güç olan Hüseyin rejimi altındaki Irak'ı, bölgesel çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görmekteydi. 2003 yılında ABD liderliğindeki Irak'ın işgali, ABD'nin Irak'ta dostane ve demokratik bir siyasi sistem uygulamasına izin vermişti. Bu sistem, demokratik bir devletin temellerini inşa etmek için rasyonelliğin veya hazırlığın olmaması ile Irak devleti ve ordusunun hızlı çöküşü nedeniyle, her yönden başarısız olmuştu. Bu durum, İran tarafından uzun vadeli stratejik çıkarlarına ulaşmak amacıyla ortaya çıkarılırken, Irak'ın siyasi yapısında ABD öncülüğündeki işgalin yol açtığı kaos ve zayıflık, 2003 yılından sonra müttefik bir hükümet kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bu iki devletin siyasi müdahaleleri, Irak'taki siyasi sistemin unsurları içinde büyük bir açmaz olarak değerlendirilmektedir. Dış müdahalenin rolü ve etkisi, 2003 sonrası Irak'ın politik sürecinde siyasi uzlaşmaların oluşması ve taraflar arasındaki normalleşme ile kendini göstermiştir.
  • Master Thesis
    İnternet Özgürlüğü ve İnternet Hakimiyeti: Devletlerin ve Hükümetlerarası Örgütlerin Siber Güvenlik Tepkilerinin Analizi
    (2022) Efe, Ozan; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Bu araştırma ile devletler ve hükümetlerarası örgütler dahil küresel aktörlerin siber güvenlik ile ilişkili tehditlere yönelik bireysel ve kolektif tepkilerini internet özgürlüğü ve internet hakimiyeti bakış açıları üzerinden incelemek hedeflenmiştir. Araştırma, nitel vaka incelemesi yöntemi ile gerçekleştirilmiş ve siber güvenlik ile ilgili pek çok vaka ve mevzuat analiz edilmiştir. Araştırma için ikincil veriler kullanılmıştır. Siber güvenliğin geleceğine dair bilgi edinmek, siber alan ile ilişkili sorularla baş etmeye yönelik yeni bir küresel işbirliğinin mümkün olup olmadığını belirlemek ve şu ana kadar İnternet özgürlüğünü ve İnternet hakimiyetini yaygınlaştırmak üzere yapılan bireysel ve ortak çalışmaları belirlemek amaçlanmıştır. Teknolojik gelişmeler, siber saldırılar şeklinde yeni tür bir tehdidin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Siber silahların göreceli olarak az masrafla kullanılabilmesi, devletlere ve devlet harici taraflara dünya çapında zarara sebep olma imkanını sunmaktadır. AB, NATO, BM, Avrupa Konseyi ve Şangay İşbirliği Örgütü'nün uğraşları yasal çerçevelerin net olmaması, az gelişmiş ülkelerin kaynak eksikliği, uluslararası işbirliğine yönelik isteksizlik, uluslararası mevzuatlar ve anlaşmalar arasındaki uyumsuzluklar ve büyük güçler arasındaki temel yaklaşım farklılıkları gibi nedenlerle şu ana dek pek başarılı olmamıştır. Dahası BM'nin Ülke Uzmanları Grubu'nun tatmin edicilikten uzak çalışmaları, AB Siber Güvenlik Yasası ile Budapeşte Sözleşmesi arasındaki uyumsuzluklar ve Rusya ile Çin'in Budapeşte Sözleşmesi'ni imzalamaması en güçlü aktörlerin uluslararası işbirliği konusunda uzlaşmaya varmaktan uzak olduğunu göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Siber güvenlik, internet hakimiyeti, çoklu paydaşçılık, bilgi güvenliği, siber alan
  • Master Thesis
    Neoliberal Perspektifte Çok Uluslu Servis Sağlayıcıları ile Uluslararası Ortaklaşa Çalışmanın Değerlendirilmesi, Avrupa Konseyi Siber Suç Konvansiyonu'nun Sınır Aşan Suçlarla Mücadelede Rolü ve Etkisi
    (2021) Akıllı, Fatma Akın; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Avrupa Konseyi tarafından çok sayıda ülke ve uzman grubunun katkılarıyla hazırlanan ve 2021 yılı itibari ile uluslararası alanda 20. yılını tamamlamakta olan, Siber Suç Konvansiyonu ya da bir diğer deyiş ile Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi hazırlandığı yıldan bu yana uluslararası arenada bilişim suçlarına odaklanmış en çok paydaşa sahip olan anlaşmadır. Bunun yanı sıra paydaşlardan oluşan Uzmanlar Grubu'nun zamanla değişen suç trendlerine yönelik çalışmaları ile her zaman diliminde yaşayan bir anlaşma olarak varlığını devam ettirmektedir. Bilişim suçlarının bir diğer deyişle siber suçların tarihi internetin ortaya çıkmasına dayanmaktadır. İnternetin sanal ortamının kullanıcılara sağladığı avantajlar suçlular tarafından kötüye kullanılmakta ayrıca anonim olmanın sağladığı gizlenebilecek olma yanılgısı siber suçların yıkımının artmasına neden olmaktadır. Çok uluslu servis sağlayıcılarının kullanıcılarına sunduğu neredeyse maliyetsiz olan sınırsız ve anında iletişim/etkileşim şahısların anonim olabilme avantajı ile birleştiğinde bu platformlarda suçların artmasına neden olmaktadır. Suçun önlenmesinde, suç ve suçlu ile mücadele edilmesinde ve ortaya çıkan suçların arkasındaki anonim aktörlerin belirlenmesinde dijital kanıtların önemi artmakta ve bu durum ülkeleri birbirine bağımlı hale getirmektedir. Servis sağlayıcılar tarafından güvenli bir platforma sahip olmak önem kazanırken, ülkeler için bu durum vatandaşlarının korunabilmesi, ulusal güvenliğin sağlanabilmesi ve suçtan kaynaklanan ekonomik kayıpların önlenmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca elektronik delillerin toplanması gerekliliği bu şirketler ile uzman polis birimleri arasında uluslararası çalışmayı gerekli kılarken, aynı zamanda uluslararası arenada yaşanan politik gerilimler soruşturmaların aksatılmasına ve hatta bazı durumlarda davaların kapatılmasına neden olmaktır. Bu kapsamda çok sayıda paydaşın dahil olduğu uluslararası anlaşmaların önemi her geçen gün artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siber suç, siber güvenlik, çok uluslu servis sağlayıcı, Avrupa Konseyi, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi
  • Master Thesis
    Çin Yatırımlarının Demokratik Kongo Cumhuriyeti (drc), Etiyopya ve Kenya Üzerindeki Etkisi: Karşılaştırmalı Bir Çalışma
    (2024) Mehmood, Fahad Yasın; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Çin'in Afrika'ya yönelik doğrudan yatırımları (FDI), birçok Afrika ülkesini ekonomik olarak dönüştürmüştür. Çin, madenlere, yollara, demiryollarına, telekomünikasyona ve enerjiye yatırım yaparak birçok ülkenin hızlı gelişimine katkıda bulunmuştur. Kuşak ve Yol İnisiyatifi kapsamında Çin, Afrika ülkelerine bağlantıyı artırmak ve Çin ile ticareti güçlendirmek amacıyla çeşitli finansman ve teknik destekler sağlamaktadır. Ancak, birçok Afrika ülkesinde Çin'in kredilerinin ve yatırım modellerinin etkisi konusunda endişeler bulunmaktadır. Bu nedenle, araştırma Çin'in DRC, Kenya ve Etiyopya'daki yatırımlarının etkisini inceledi. Karşılaştırmalı analiz araştırma yöntemi kullanılarak, ekonomik raporlar, hakemli makaleler ve diğer güvenilir internet kaynakları, Çin'in yatırım modellerini karşılaştırmak ve bu modellerin DRC, Etiyopya ve Kenya ekonomileri üzerindeki etkilerini değerlendirmek için gerekli bilgileri sağladı. Araştırma, Çin'in DRC'deki odak noktasının genellikle çıkarılabilir sektör olduğunu buldu; burada Sicomines Anlaşması'nı imzalayarak DRC'nin kobalt ve bakır madenleri üzerinde önemli kontrol sağlamıştır. Anlaşma, Çin'e DRC'nin altyapısına yatırım yapma zorunluluğu getirse de, bu tür yatırımların madencilikten elde edilen kazançlarla orantılı olmadığı görülmektedir. Kenya ve Etiyopya'da ise Çin, ülkelerin altyapısının modernizasyonunu ve gelişimini finanse etmiştir. Bu nedenle, Çin, bu iki ülkede hızlı ekonomik büyümenin sorumlusu olmuştur. Bu bağlamda, makale Çin'in DRC, Etiyopya ve Kenya'daki FDI yaklaşımlarının karışık sonuçlarını doğrulamıştır. Anahtar Sözcükler: FDI, Borç Bağımlılığı, Çıkarılabilir Sektör, Altyapı, Özel Ekonomik Bölgeler (SEZs)
  • Master Thesis
    Üçüncü Dalga Hegemonya Çalışmaları Perspektifinden Amerika Birleşik Devletleri-çin Egemenlik Mücadelesi
    (2021) Tamam, Aybige; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    En yerleşikleri güç geçişi teorisi ve hegemonik istikrar teorisi olan geleneksel hegemonya teorilerinin sınırlılıkları vardır ve uluslararası arenadaki çağdaş gelişmeleri, bu çalışmanın bağlamında spesifik olarak ekonomi alanındaki Amerika Birleşik Devletleri-Çin hegemonik mücadelesini, açıklamakta yetersiz kaldıkları görülmektedir. Bu çalışma, vaka çalışması olarak Kuşak ve Yol Girişimi ve Asya Altyapı ve Yatırım Bankasını ele alarak ekonomi alanında ABD ve Çin arasındaki egemenlik mücadelesini açıklamak için yeni bir teorik çerçeve kullanmaktadır; bu çerçeve yeni ortaya çıkan üçüncü dalga hegemonya çalışmaları kategorisine ait olan Bourdieu'nün çalışmalarını temel alan alan-odaklı bir hegemonya yaklaşımıdır. Bu çalışmanın ana argümanı, AAYB'nın öncelikli olarak ekonomik sermaye ve potansiyel olarak kültürel ve sembolik sermaye olarak ve KYG'nin öncelikli olarak ekonomik sermaye ve potansiyel olarak kültürel, jeopolitik, askeri ve sembolik sermaye olarak ekonomi alanında Çin tarafından ABD ile rekabet etmek için kullanıldığıdır. Farklı türdeki sermayeleri bir araya getirmek meta-sermayeye sahip olmak anlamına geldiğinden; sermaye çeşitleri arasındaki değişim oranını düzenleme yeteneğine ve bir alanı şekillendirme potansiyeline sahip olmayı kapsadığından ve en nihayetinde hegemonyayı beraberinde getirdiğinden, bu çalışma ile Çin'in uluslararası ekonomi alanının hiyerarşik yapısı içindeki mevcut konumunun nitel analitik yöntem kullanılarak yakın bir resmini çekmek amaçlanmıştır. Çalışmada, Çin'in uluslararası düzeyde ekonomi alanındaki gücünün mevcut durumda egemen bir düzeyde olmaması ve uzun vadeli bir gelecek projeksiyonu yapmanın zorluğu bir köşede tutularak; Çin'in ekonomi alanındaki gücünün AAYB ve KYG'nin çok yönlü sermayeler olarak kullanılmasıyla sürekli bir artış gösterdiği ve Çin'in mevcut uluslararası ekonomik düzende küçük değişiklikler yapmak için bazı girişimlerde bulunmasına rağmen, mevcut düzene büyük ölçüde uyum sağlayarak bu alanda lider aktör olma iştahı içinde olduğuna dair emareler gösterdiği sonucuna varılmaktadır. Anahtar Sözcükler: Geleneksel Hegemonya Teorileri, Üçüncü Dalga Hegemonya Çalışmaları, Bourdieu'nün Alan-Odaklı Yaklaşımı, Asya Altyapı Yatırım Bankası, Tek Kuşak ve Tek Yol
  • Master Thesis
    Çin'in Amerika Tehdit Listesinde Yeri
    (2023) İnce, Kemal Kahriman; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti'nin iki yönlü ilişkileri bazı akademisyenler tarafından 21. Yüzyılın en önemli iki yönlü ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Bu analizin sebebi iki ülkenin de ekonomik, askeri ve siyasi açıdan en büyük güçler arasında yer almalarıdır. Çin ve Amerika'nın ilişkileri yıllar üzerinde pek çok akademik paylaşımlar üzerinde analize edilmiştir ve ilişkinin ekonomik, askeri ve siyasi alanı her iki tarafında ilişkiyi nasıl gördüğünü anlamak ve ülkeler arasında barışı korumak için daha fazla analiz edilmesi gerekmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti tarafında tarafsız kaynak bulmak zor olduğundan dolayı kaynakça için ilişkinin Amerika tarafından daha fazla kaynak bulunması ve Çin'in halkına ve diplomatik açıdan yaptığı söylemler üzerinden sonuç çıkarılması gerekmektedir. Bu yüzden araştırma öncelikle Amerika tarafından gelen kaynakların nitel analizi ve tarihsel analiz yöntemi, ayrıca belli olayları üzerinde vaka analizlerinden oluşmaktadır. Çin, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden sonra ekonomik, askeri ve siyası alanda gelişimleri ve bazı Amerikalı siyasetçiler ve devlet görevlilerinin Çin bir numaralı rekabetçi olduğu üzerine açıklamalarına göre Amerika tehdit listesinde bir numaraya çıkmış gibi görünmektedir.
  • Master Thesis
    Afganistan'da Abd ve Nato Varlığı Arasında Afganistan ve Çin İlişkileri
    (2021) Ibrahimkhil, Mohd Yousuf; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Afganistan, Güney Asya ile Orta Asya arasında stratejik bir kuşakta yer almaktadır. Stratejik konumu, komşu ülkeleri ve büyük güçleri cezbetmektedir. Tarihi açıdan bakıldığında Afgan halkının yerleştiği bölgede çok sayıda mücadele, savaş ve çatışma yaşamıştır. Bu nedenle, bu gekilmeler istikrarsızlığa, güvensizliğe neden olmuş, bu da bölgeyi olumsuz etkilemiştir. Afganistan, Sovyetler Birliği'nden ABD ve NATO'ya kadar birçok yabancı güçle karşı karşıya kalmıştır. Çin'in bu denklemde farklı bir konumu bulunmaktadır. Afganistan-Çin ilişkileri 1955 yılında diplomatik bağlarla tesis edilmiştir. 1955'ten önce coğrafi, ekonomik ve stratejik nedenlerle iki ülkenin resmi bağları bulunmamktaydı. İlişkilerin kurulmasından bu yana her iki ülkedeki siyasi değişiklikler, ülke politikalarının yolunu değiştirmekte ve ilişkileri etkilemektedir. Özellikle, Çin'in batısındaki komşularıyla ilişkilerini geliştirmeye yönelik yeni yaklaşımı olan Batı Kalkınma Stratejisi, ilişkileri canlandırmaktadır. Bu bağlamda, bu tez Afgan-Çin siyasi, ekonomik, ticari, kültürel ve askeri ilişkilerini 11 Eylül sonrası dönem açısından tartışacaktır. Afganistan Hükümeti ile Taliban arasındaki Barış ve Uzlaşma Süreci vurgulanarak Afganistan'a yönelik Çin politikası, Afganistan'ın normalleşmesine odaklanmaktadır. Ayrıca, tez Afganistan ile Çin arasındaki ilişkilerin birkaç on yıl içinde nasıl geliştiğini de değerlendirecektir. Çin'in Afganistan'daki çıkarlarının ve bölgedeki güvenlik endişelerinin gerekçelerini ele alınacaktır. Bu çalışma, her iki ülkenin öndegelen politikalarını ve istikrarı sağlamada farklı yaklaşımların rolünü analiz edecektir. Afganistan'ın komşusu ve stratejik ortağı olarak Çin'in NATO ve ISAF birliklerinin Afganistan'dan çekilmesinin ardından oynadığı rolü gözden geçiren çalışma, Çin'in bölge ve Afganistan'daki endişelerini ve amaçlarını da ele alacaktır.