4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis The Marlovian Concept of 'hero as Reflected in Doctor Faustus, Tamburlaine and the Jew of Malta(2005) Aktaş, Tuba; Vale, MarciaÖZET Bu tezin amacı Christopher Marlowe tarafından yazılmış olan üç oyunun - Doctor Faustus, Tamburlaine ve The Jew of Malta - Elizabeth dönemi İngiltere'sinde tarihi yönden incelenmesidir. Yapılan araştırmada Tarihsel İnceleme yöntemi kullanılmıştır. Söz konusu yazar Christopher Marlowe 1564'te Canterbury' de doğmuş ve 1593'te ölmüştür. Yirmidokuz yıllık çalkantılı hayatına Cambridge Üniversitesinde Lisans ve Yüksekîi.sans eğitimini, çeviri, şiir ve oyun çalışmalarım ve İngiliz Gizli Servis görevlerini sığdırmayı başarmıştır. Oyunlarının kahramanlarında kendi hayatından kesitler geniş ölçüde yer alır. Kahramanların ortak özellikleri ise güç - fiziksel, bilimsel ya da maddi - elde etmek için her türlü yola başvurmaktan çekinmemeleri, üstlendikleri misyonu sınırların çok ötesine taşımaya meyilli olmalarıdır. Doctor Faustus adlı oyunda daha fazla bilgi, dolayısıyla da daha fazla güç elde etmek isteyen bir akademisyenin ruhunu ve bedenini şeytana satması işlenmektedir. Yazarın yaşadığı dönemin vazgeçilmez unsuru olan bilgi edinme ve edinilen bilgiyi çabucak tüketme eğiliminden yola çıkılarak yazılmış bir oyundur Doctor Faustus. Dünyevi bilgileri edinmiş ve çoktan tüketmiş olan doktor daha fazla bilgi, hiç kimsenin sahip olamayacağı bilgi için herşeyini feda etmeye hazırdır. En ulaşılmaz olan bilgiye, yani tanrısal bilgiye erişebilmek için şeytanla anlaşma yapar ve ruhunu- ve bedenini şeytana satar. Ancak sonuçta edinebildiği bilgi klasik Hristiyan doktrinlerinden daha fazlası değildir. Tamburlaim gözünü iktidar hırsı bürümüş bir çobanın hikayesidir. Çobanlıktan hükümdarlığa giden yolda kazanılabilecek her karış toprak için yapılmayacak hiçbirşey yoktur Tamburlaine için. Dönemin en büyük hükümdarlarını basamak olarak kullanmaktan bile çekinmez. Asar, keser, öldürür, kumpaslar kurar ancak sonunda bir kral kızı olan Zenocrate'a teslim olur. Birinci bölümün sonunda Tamburlaine ve Zenocrate'm evliliklerine şahit olunur. Önüne geçilmez bir hükümdarlık kurmak için yapılan herşey, güzellik kavramına boyun eğer. The Jew of Malta, dönemin ticaret rotalarının kesişme noktasında, İngiltere, İspanya ve Osmanlı İmparatorluğu arasındaki güç savaşlarına sahne olan bir adada, Malta' da yaşayan bir yahudinin öyküsüdür. Yahudilerde tipik olarak bilinen para kazanma hırsı kurnaz Barabas'ta da fazlasıyla mevcuttur. Ancak Malta valisi olan Ferenze'nin de kurnazlıkta Barabas'tan aşağı kalır yanı yoktur ve Osmanlılara borçlu olduğu vergiyi adada yaşayan yahudilerden toplamaya kalkar. Gönüllü verenden malının yarısını, gönülsüz olanların da tüm malvarlığını alır. Tek gönülsüz olan Barabas'tır çünkü bir yahudi olarak kendini diğerlerinden daha üstün görmektedir ve bu yüzden de oyun boyunca Hristiyan rejimden intikam almaya çalışır. Sonuç olarak her üç karater de içinde yaşadıkları toplumda, güç hırslarıyla ön plana çıkan sıradan insanlardır. ıııMaster Thesis Oscar Wild`s Concept of Copmedy as Reflected in His Society Comedies: Lady Windermere`s Fan, a Woman of No Importance and the Importance of Being Earnest(2006) Tekin, Tuğba; Vale, Marcia; Department of Basic English (Prep School); Department of Basic English (Prep School); Department of Basic English (Prep School)ÖZETBu tezin amacı Oscar Wilde'ın yazdığı toplum komedilerinde tiyatroya yaptığıönemli katkıları karakter, tema, durum ve oyunların içinde yer alan zıtlıklar bazındavurgulayarak yazarın komedi kavramına yaklaşımını incelemektir. Viktorya Dönemi oyunyazarlarından olan Wilde, dönemin tiyatro geleneklerini ve temalarını YanlışlıklarKomedisi'nin uslup ve gelenekleri ile harmanlayarak oyunlarında yansıtmaktadır. Bubağlamda, seleflerinden ve çağdaşı olan oyun yazarlarından hayli etkilendiği gözlemlenmeklebirlikte kendi yenilikçi ve devrimci tarzını ortaya koyduğu aşikardır. Bu tezde Wilde'ın üçadet komik oyununda -Leydi Windermere'in Yelpazesi, Ehemmiyetsiz Bir Kadın ve CiddiOlmanın Önemi Üstüne- iz bırakan etkiler ve yazarın olağanüstü nüktedanlığı ile yarattığıharika tarzı incelenmektedir.Bu tez, bir giriş, üç gelişme ve de bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Girişbölümünde Wilde'ın sanat anlayışından, Yanlışlıklar Komedisinden ve melodramdanbahsedilerek yazarın bu iki tiyatro tipini karıştırmak suretiyle elde ettiği kendine has eşsiztarzıyla tarihi eskiye dayanan İngiliz Tiyatrosu geleneğinde nasıl farklı bir yer edindiğinekısaca değinilmektedir. Oyunların daha ayrıntılı incelendiği gelişme bölümlerinde iseWilde'ın üzerindeki bariz etkilerin yanısıra yarattığı farklılıklar üzerinde durularak yazarıntüm etkilenmeleri reddederek tiyatroya yeni bir soluk getirdiğini iddia etmesinin ardındakihaklı gerçekler üzerinde durulmuştur. Gelişme bölümünde sırasıyle Leydi Windermere'inYelpazesi, Ehemmiyetsiz Bir Kadın ve Ciddi Olmanın Önemi Üstüne adlı oyunlarincelenmektedir.Son bölüm olan sonuç bölümünde ise, Wilde'ın en etkili silahı olan dili ustacakullanma sanatı ile çağdaş nesirde ustalığını göstermesi ve eserlerinin gelenekselmelodramdan ve yanlışlıklar komedisinden nasıl ayrıldğını, tüm bu özelliklerin mükemmelbir uyum içinde işlendiği oyunun ise yazarın en son ama en şahane oyunu olduğubelirtilmektedir. Sonuç bölümünde temel bölümlerdeki incelemelerin bir özeti verilmektedir.anahtar sözcükler: Oscar Wilde, Yanlışlıklar Komedisi, melodram, yanıltmaç, özdeyiş,nükte.iiMaster Thesis Peter Shaffer'in Güneşin Görkemli Avlanişi, Küheylan ve Amadeus Oyunlarindaki Karakter Çatişmalari(2007) Bilir, Seda; Vale, Marcia; Vale, Marcia; Vale, Marcia; Department of English Language and Literature; Department of English Language and LiteratureÖZBu tez, Peter Shaffer'in Güneşin Görkemli Avlanışı, Küheylan ve Amadeus adlı üç oynundaki karakter çatışmalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada metin analizi metodu uygulanmıştır. Analiz öncesinde, karakter çatışmasının önemi ve türleriyle ilgili temel bilgi verilmiştir. Analiz boyunca ise, karakterler, ilişkileri, ve yaşadıkları çatışmalar zaman, yer ve çatışmaların sonuçları göz önünde bulundurularak incelenmiştir. Sözü edilen üç oyunda da Shaffer, iki karşıt kişilik yapısını temsil eden karakter çiftleri yaratmıştır, ve bu zıt karakterlerin karşılaşmalarıyla ortaya çıkan çatışma üzerinde durmuştur. Shaffer çatışma halindeki karakterlerini her bir oyunda farklı bir dönem içinde anlatmıştır: Güneşin Görkemli Avlanışı'nda onaltıncı yüzyıldaki İspanya ve Peru, Küheylan'da yirminci yüzyıl İngiltere'si, ve Amadeus'ta onsekizinci yüzyıl Viyana'si resmedilmiştir.Çatışmalar tarafından sıkıştırılmış karakterler üç oyunda da bir tür değişim yaşar ve inançlı ya da tukulu karakterle karşılaştıktan sonra kişisel bir farkındalığa ulaşır. Bu kişisel farkındalık süresi boyunca, Shaffer sıklıkla ibadet temasının altını çizer. Güneşin Görkemli Avlanışı'nda Pizarro Athauallpa'nın inancının ona ihtiyaç duyduğu ruhani gücü verebileceğine inanır, Küheylan'da Dysart Alan'ın ilkel ve tutkulu tapınmasının kişiliğine katkısını farkeder, ve Amadeus'ta Salieri sınırlı yeteneğini görür ve bu da onu Tanrı ile bir savaşa sürükler. Pizarro, Dysart, ve Salieri'nin ulaştığı kişisel farkındalıklar üç oyunun da sonu için felaketler hazırlar. Athauallpa ölür ve Pizarro umudunu yitirir; Dysart tedavisine devam edip, Alan'in içindeki tutkuyu öldürmek zorunda kalır; ve Salieri Mozart'a bir suikast düzenler, kendisi de intihar eder. Sonuç olarak, üç oyun farklı tarihsel süreç ve coğrafyalara aittir, ancak yine de birbirini tamamlayan iki karakter arasindaki kişisel çatışma teması belirgin olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun da ötesinde, oyunların herbirinde karakterlerin yaşadıkları çatışmalar kişisel farkındalığa yol açar; ancak bu farkındalık karakterler için zamanla yıkıma dönüşür.Master Thesis Siegfried Sassoon: More thanjust a war poet(2002) Airey, Ian; Vale, Marcia142 ÖZET Bu tezin giriş bölümünde, ilkönce Sassoon'un ailesiyle ilgili detayi vermeyi, daha sonra 1914 I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte Sassoon'un şiirsel gelişimini incelemeyi amaçlıyorum. Bunu yaparken, hem şiir akımlarının hem de yakın çevresinin ona olan etkilerini inceleyeceğim. Bunu takiben, Savaş Yılları bölümünde Batı Cephesi olaylarının Sassoon üzerindeki kişisel etkilerini ve şiirlerindeki tarz ve içerik yönündeki etkileri de inceleyeceğim. Savaş şiirini incelerken eksiksiz bir inceleme yapabilmek için günlükleri, hatıraları ve otobiyografileri de dikkate alacağım. Ayrıca Sassoon'un şiirlerinin zamanın eleştirmenleri tarafından nasıl değerlendirildiğine dair bir bölümü de olacaktır. Sadece yazarın savaş yıllarında başından geçenler değil buna ek olarak bu olaylara yolaçan gelişmeleri ve Sassoon'un 'A Soldier's Declaration' (Bir Askerin Beyanatı)'nın Wilfred Owen üzerindeki etkilerini içerecek şekilde inceleyeceğim. Sherston üçlemesini incelerken Sassoon'un düzyazı tarzının ve içeriğinin, şiirlerin anlaşılması için fikir vermesi açısından, oynadığı rolünü de inceleyeceğim. Bundan sonra Sassoon'un kendi anılarında tanımladığı asıl kişiliğinin tasvirinin tamamlanması açısından öz hayat hikayesini inceleyeceğim. Son olarak da özellikle düzyazı eserlerini yazarken içinde bulunduğu ruh halinin yansıması olarak 1918'den sonra yazdığı şiirlerinde görülen, hayatının son dönemindeki gelişmeleri göstermesi açısından inceleyeceğim.143 Yukarıdaki araştırmaları yapmaktaki amacım, Sassoon'un yirminci yüzyıl edebiyatına yapmış olduğu bütün katkıların değerlendirmesini yapmak; O 'nun ününün sadece bir avuç epigramatik savaş şiirlerine bağlı olup olmadığı veya tamamen bir insanın bütün çalışmaları; şiiri, düzyazısı ve anıları bütünleşmiş olarak yirminci yüzyılın diğer bölümlerinin toplamından daha büyük olan yirminci yüzyılın ilk yansını anlamamıza sağlayabilir mi sorusuna cevap vermektir.
