Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    Self-determınatıon Vs. Terrıtorıal Integrıty: Ottoman-armenıan Conflıct Of 1915 From Two Perspectıves Of Statehood
    (2012) Temel, Bülent
    Bu makale yaklaşık 750000 Osmanlı Ermenisinin İttihat ve Terakki yönetimi tarafından sevk ve iskan edilmesini, kendi kaderini tayin hakkı ve toprak bütünlüğü kavramları açısından ele almaktadır. On yıllardır sürmekte olan “soykırım mı? tehcir mi?” tartışmalarına girmeden, makale bu ihtilafa özgün bir açıdan yaklaşarak ayrılıkçı talepleri haklı kılabilecek kendi kaderini tayin hakkının dayandığı meşru temellere ilişkin teorik bir yaklaşım sunmaktadır. Kötü muamele, barışçılık, çoğunluk ve tarihsel imtihan, meşru ayrılıkçılık için teorik önkoşullar olarak tanımlanmaktadır ve 1915 tehcirinin arşivsel bir analizi bu önkoşullardan üçünün Ermenilerin bağımsızlık arayışında bulunmadığı ortaya koyulmaktadır.
  • Article
    Sosyal Ekonomi ve Toplumsal Sorumluluk: Küresel Neoliberalizm Anarşisine Alternatifler
    (Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2012) Temel, Bülent
    Amaç: Bu makale küresel neoliberal sistemin sonucu olarak ortaya çıkan sorunların üstesinden gelebilmek için bir yol önermeyi amaçlamaktadır. Bunun toplumun ilgili kesimlerinin işbirliği yapmaları ve özel sektörün kendi içinde bir düşünce reformundan geçmesi halinde mümkün olduğu öne sürülecektir. Tasarım/metodoloji/yaklaşım: Bu çalışma neoliberalizme alternatif arayışını sosyal ekonomi ve sorumluluk paradigmaları içinde onların kuramsal ve düzgüsel duruşlarını uygulanabilir fikirlere bağlayarak gerçekleştirmektedir. Bulgular: Bu yazıda egemen neoliberalizme çözümün toplumun tüm kesimlerinin -özellikle de mevcut ekonomik sistemin ardındaki itici güç olan kar amaçlı özel sektörün eşzamanlı işbirliğiyle uygulanabilecek olan yeni bir sosyal ekonomi olduğu ileri sürülecektir. Son zamanlarda, bu aktörler sosyal ekonomideki rollerini kabul etmiş ve toplumsal sorumlulukla hareket etmenin önemini kavramış görünmektelerdir. Çalışmanın özgünlüğü/değeri: Bu çalışma sosyal ekonominin katılımcılarını gösteren yonca yaprağı modelini sunmakta ve toplumsal sorumluluk paradigmasını kar amaçlı özel sektörün toplumsal sorumluluğu kavramıyla birleştirmektedir.
  • Article
    Çifte Hareket: Ab'nin Düşüşü ve Türkiye için Artan Önemi
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Temel, Bülent
    13. senesine girdiğimiz 2000'ler hem AB hem de Türkiye için önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönem olmaktadır. Kısa bir süre önce Nobel Barış Ödülü’yle de tescillendiği üzere, uzun bir uluslararası çatışma tarihine sahip olan bir kıtadaki iyi niyetli ve yapıcı bir proje olan Avrupa Birliği 62. yılında1 düşündürücü bir ekonomik krizden geçmektedir. Bir bütün olarak birliğin ekonomisi beş senedir yerinde sayarken kamu açığı oranı toplam gelirin %4.4’üne ulaşmış,2 işsiz sayısı ise 16 milyondan 26 milyona çıkmıştır.3 Farklı kültür ve özelliklerdeki ulusal sistemlerden bir birleşik ekonomi inşa etmenin zorluklarının farkına varmakta olan birlik özellikle Akdenizli üyelerindeki halk ayaklanmalarıyla çalkalanırken bu ülkelerin siyasi liderleri de bir yandan seçmenlerini yatıştırmaya çalışmakta diğer yandan da ülkelerinin birliğe duydukları sadakatın sınırlarını sorgulamaktadır. Kimi yorumcuların AB projesinin varlığını tehdit ettiğini öne sürdükleri mevcut krizin temel nedeni ise ekonomik değil kültüreldir.4 AB lokomotif ekonomisi olan Almanya’nın endüstriyel kültürünü yansıtacak şekilde, yürürlüğe sokulan mekanizmaların amaçlarına uygun çalışacakları varsayımı üzerine inşa edilmiş bir kurumdur. İşbirliğine dayalı bir konfederasyon olmanın ötesine gitmekten kaçınan AB’de üyelerinin birliğin himayesine güvenerek sorumsuzca davranmalarını engelleyici bir dizi önlem alınmıştır. Bunlardan birisi merkez bankalarının geleneksel rollerinden birisi olan son çare kreditörlüğünün Avrupa Merkez Bankası’na verilmemiş olması, bir diğeri ise tüm Avro bölgesini temsil eden bir ortak tahvilin ihraç edilmeyişidir. Üye ülkelerin borçlanma iştahlarını sınırlayarak ulusal borç sorunlarını birliğe yıkmalarını önleme amacıyla düşünülen bu fikirlerin uygulamadaki sonuçlarının ise birliğin güney üyelerinde kuzeydekilerden farklı olduğu görülmektedir. Yunanistan, İtalya, Portekiz ve İspanya’daki hükümetler AB üyeliklerinin ortaya çıkardığı parasal genişleme imkanlarından seçici olmaksızın faydalanmışlar, ancak bu fonları üretime yönelik yatırımlara yeterince kanalize etmemeleri nedeniyle hem kendi ekonomilerini hem de AB ekonomisini bugünkü borç krizine taşımışlardır.