Search Results

Now showing 1 - 10 of 16
  • Article
    İnsan Hakları Örgütlerinin Aihm’e Başvurma Ehliyeti Bakımından Câmpeanu Kararı
    (Güncel Hukuk, 2017) Sever, Çiğdem; Hun, Sinem
    Özgün nitelik ve amaçları nedeniyle insan hakları koruma mekanizmalarını kimin harekete geçirebileceği önemli bir meseledir. AİHM’e yapılan başvurular objektif nitelikli bir kamu davası niteliğinde olmadığından Sözleşmenin ihlal edildiğinin soyut olarak iddia edilmesi mümkün değildir; örneğin iç hukukun bir hükmüyle ulusal bir uygulamanın Sözleşmeye aykırı görülmesi nedeniyle başvuru yapılamaz. Bu nedenle AİHS’in 34. maddesine göre “Sözleşme ve protokollerindeki hakların ihlalinden zarar gördüğü iddiası olan her gerçek kişi veya hükümet dışı kuruluş veya kişi grupları” AİHM’e başvurabilir. Bu maddeden anlaşıldığı üzere söz konusu hakkın ihlalinden bir zarar doğmuş olması ve bu zararla başvurucu arasında doğrudan bir bağlantı olması gerekir. Bu zarar ve bağlantının kapsamı konusunda ise AİHM içtihadı büyük önem taşır. AİHM’in Temmuz 2014’te verdiği Romanya’ya karşı Valentin Câmpeanu adına Centre For Legal Resources kararı1 yaşam hakkı ihlal edilen bir gerçek kişi adına bir insan hakları örgütünün dava açma ehliyetinin tanınmış olması nedeniyle AİHM içtihadında önemli bir yere sahip. Dava, 1985 doğumlu ve doğumundan itibaren bilinen yakın akrabası olmayan, çeşitli zihinsel engellere sahip ve HIV hastası olan, bütün hayatını devlet makamlarının bakımı altında geçirmiş ve ihmal sonucunda hastanede ölmüş olan Romen Valentin Câmpeanu’nun yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Romanya’da hukuki destek vermeye odaklı bir sivil toplum örgütünce açılmıştır. Bu yazıda mahkemenin kararında değindiği eski içtihadı ile bu karar özetlenerek yaklaşımı ele alınacak ve kararın iç hukukta ne gibi etkileri olabileceği tartışılacaktır.
  • Article
    Devleti ve Hukuksal Kurumları Anlayabilmek İçin “polis” Kavramını Yeniden Düşünmek: Neocleous’un “polis Erkinin Eleştirel Teorisi”
    (Çağımızda Toplum ve Hukuk Dergisi, 2017) Sever, Çiğdem
    Devletin otorite yapısının insanların gündelik yaşamlarını nasıl etkilediği anlaşılmaksızın devletin inşa sürecinin ve toplumla kurduğu ilişkinin anlaşılması da mümkün değildir.1 Bu nedenle devletin meşru şiddet kullanma tekeli aracılığıyla toplumsal hayatı düzenlemesini, yani polis erkini anlamak devlet ile sivil toplum arasındaki ilişkiyi anlayabilmek bakımından önem taşır. Mark Neocleous’un eleştirel bir devlet teorisi kurma hedefinin bir parçası olan Toplumsal Düzenin İnşası (Polis Erkinin Eleştirel Teorisi) başlıklı eseri de bu çabanın bir parçasıdır. Eserde Neocleous, polis kavramının tarihsel sürecini gözden geçirmiş ve Hegel, Marx, Smith ve Foucault’nun görüşlerinden yola çıkarak, Marksist devlet kuramına yönelen iki karşı görüşü ele almıştır. Bunlardan ilki, devletten sivil topluma doğru odak değişimi, ikincisi ise Foucault’nun çalışmalarından esinlenen bu tür ikilikleri reddetmek gerektiği yönündeki görüştür. Mark Neocleous’ın bu çalışmasının ilk amacı, bir süredir durgunluğa uğrayan polis çalışmalarını yeniden canlandırarak zabtetmeye yarayan geniş kurumlar dizgesini ortaya koymaktır. Çalışmanın en önemli tezi, devletin sivil toplumu, zaptetme2 aracılığıyla şekillendirdiği ve düzenlediğidir. Neocleous, bu çalışmada diğer Marksist devlet kuramlarında olduğu gibi polis kurumunun özel mülkiyeti korumak, işçi sınıfını ezmek gibi baskıcı işlevlerini vurgulamaktan öte zaptetmenin sadece işçi sınıfını baskı altında tutmada ve düzeni yeniden üretmede değil, düzenin inşasında oynadığı merkezi rolü ele almaya çalışmıştır.
  • Article
    İdare Hukukunda Hukukun Genel İlkelerinin Uygulanışı
    (2017) Sever, Çiğdem
    Hukukun genel ilkeleri, gerek yargı kararlarında, gerekse öğretide sıkça kullanılan bir terim olmakla beraber bu ilkelerin nelerden ibaret olduğu, pozitif hukukun içinde yer alması bakımından yargıç tarafından nasıl uygulanacağı gibi konular tartışma konusu olabilmektedir. Bu durum, bu ilkelerin kapsamının ve hukuk sistemi içindeki yerinin belirlenmesinin zorluğundan olduğu kadar, ilkelerin uygulanış biçiminin hukuk sisteminde yer alan kurallara benzememesinden de kaynaklanmaktadır.
  • Article
    Hapsedilenlere Muamele Bakımından Bm’de Yeni Bir Dönem: Mandela Kuralları
    (Güncel Hukuk, 2017) Sever, Çiğdem
    İnsanların özgürlükten mahrum bırakılabilmesinin normlarla koşullara bağlanması insan hakları alanında erken tarihli kazanımlardan olmakla birlikte hapishanelerde asgari standartlar geliştirilmesi fikri çok daha geç tarihlerde ortaya çıkmıştır. 19. yüzyılın sonlarından 1970’lere kadar Almanya’da hapsedilenler1 özel güç ilişkisi kavramıyla karşılanarak bu kişilerin “birey olarak değil, devlet organizasyonunun bir parçası” olduğu ve bu nedenle bir hak öznesi olarak anayasal güvencelere sahip olmadığı kabul edilmekteydi.2 ABD’de ise 1871 yılında Ruffin v. Commonwealth kararında ABD Yüksek Mahkemesi hükümlüleri “sivil ölüler” olarak niteleyip hak ve özgürlüklerinden mahrum olduklarını belirtmişken sonraki kararlarında hapsedilenlerin anayasal haklara sahip olduğunu kabul etmeye başlamıştır.3 AİHM de hapsedilenlerin haklarını özellikle işkence yasağı ve özel hayatın korunması bakımından 2000’lerin başından bu yana daha geniş yorumlamaya başlamıştır.
  • Article
    DESTAN MI, İHLAL Mİ?: AİHM’İN TEMMUZ 2013 TARİHLİ ÜÇ KARARI ÜZERİNE
    (2017) Sever, Çiğdem
    Gezi direnişi hakkında bir hukukçu gözüyle yazmak hukuka aykırılıkların çokluğu nedeniyle bir yandan kolay, bir yandan da çok zor. Bir tarafta polisin destan yazdığı söylemi ve Gezi olaylarında yargısal süreçlerin adalete içkin sorunları, diğer tarafta AİHM’in sadece Temmuz ayında verdiği üç karar da bu ikilemin bir parçası. O yüzden bu yazıda “hukuk” yazabilmek adına AİHM’in Türkiye’de gösterilere yapılan müdahalelerle ilgili Temmuz ayında birer hafta arayla verdiği üç karar ve bu kararların sonrasına ilişkin süreci ele alma yolu tercih edildi.
  • Article
    Kamu Hizmetlerinde Biçimsel Ölçütte Çözülme ve Anayasa’nın 128. Maddesinin I. Fıkrası
    (Ankara Barosu Dergisi, 2017) Sever, Çiğdem
    İdare hukukunun temel kavramı sayılabilecek kamu hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün birinci görünümü kamu hizmetlerinde daralma yaşanması, ikincisi ise kamu hizmetlerinin özel kişiler eliyle ve özel hukukla görülmeye başlanmasıdır. Bu bağlamda, hangi hizmetlerin kamu hizmeti olmaktan çıkarılamayacağı ya da özel hukukla gördürülemeyeceği günümüzde kamu hizmeti ve hatta genel olarak kamu hukuku bakımından en önemli tartışmalardan biri dir. Bu tartışmanın kilit noktası ise Anayasanın 128. Maddesinin birinci fıkrası hükmü ve bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlanmasıdır. Genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin kapsamının ne olduğu kamu hizmetlerinin biçimsel ölçütünü de belirlemektedir. Bu nedenle çalışmada maddenin anlamı ve Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili kararlarındaki yaklaşımı değerlendirilmiştir.
  • Article
    YARGI KARARLARINDA SAĞLIK HİZMETLERİNDEN YARARLANMA HAKKI
    (2017) Sever, Çiğdem
    Sağlık hakkının bir parçası olarak sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı ve bu bağlamda devletin yükümlülüklerinin kapsamı sosyal haklar içerisinde çok tartışılan bir konudur. Bu hakkın kapsamının ve sınırının belirlenmesinde yargıya son derece önemli bir rol düşmektedir. Bu nedenle çalışmada Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve Yargıtay’ın konuyla ilgili bazı kararlarından hareketle bu sınırı çizmek konusunda nasıl bir yaklaşıma sahip oldukları izlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda sağlık hizmetlerinin özel kişilere gördürülmesi ve devletin yurttaşların sağlık hizmetleri karşılığında yaptığı ödemenin düşmesi, devletin sunduğu sağlık hizmetlerinin özel kişiler eliyle görülmeye başlanması gibi yeni eğilimler karşısında mahkemelerin sağlık hakkının sınırını nasıl değerlendirdiği ele alınmıştır. Özelikle 2000’lerden itibaren Anayasa Mahkemesinin bu konuya özgü olarak pasif bir tutum sergilediği ve sosyal devlete, sosyal haklara ilişkin yasakoyucunun takdir yetkisini geniş yorumladığı gözlenmiş; buna karşılık sağlık hizmetlerinin bedelinin yurttaşlara doğrudan yansımasına ilişkin konularda Danıştay’ın sosyal hakları ve sosyal hakların sınırına ilişkin normları farklı yorumladığı görülmüştür.
  • Article
    Anayasa Mahkemesi’nin Kadın-erkek Eşitliği Yaklaşımına Bir Eleştiri
    (Toplumsal Cinsiyet ve Yansımaları, 2017) Sever, Çiğdem
    Feminist hukuk teorisi eşitlik sorunu başta olmak üzere ataerkil normların hukuka yansımasının eleştirisini içerir ve bu bakımdan yargı kararlarındaki cinsiyetçilik önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar. Bu makalede genel olarak feminist hukuk teorisinin çalışma alanı ve hukuki eşitlik kavramının anlamı ele alınmış ve bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin bazı kararları bu perspektiften incelenmiştir.
  • Article
    İnsan Hakları Meselesi Olarak Öğrenci Disiplin Hukuku ve Yasallık İlkesi
    (2017) Sever, Çiğdem
    Türkiye’de hukukçuların gündemi ile yurttaşların hukuk gündemi arasında pek çok konuda asimetri yaşanır. Biz başka konuları tartışaduralım, karşımızdaki öğrenci için idare ve idare hukuku, disiplin cezaları aracılığıyla “olağan şüpheli” sıfatıyla baskı altında tutulma aracı olarak algılanabilecektir. Geçen sayıda bu gündemin ne kadar can yakıcı bir sorun olduğuna ilişkin yazılar yer aldı. Zaten ilgili mevzuat 12 Eylül’ün o meşhur ve bir türlü değişmeyen yasalarından biri ve bu yasaya göre YÖK tarafından çıkarılan yönetmelikler olunca konunun öğrenciler için “sıcaklığını” korumaması zor görünüyor. 1
  • Article
    HAPİSHANE İDARELERİNİN YETKİLERİ VE HAPSEDİLEN HAKLARININ SINIRI
    (TBB Dergisi, 2017) Sever, Çiğdem
    Bir kamu hizmeti sunan hapishane idarelerinin kullandığı yetkiler ile hapsedilenlerin idare ile ilişkileri diğer idari örgütlere göre özgün niteliklere sahiptir. İnsan haklarına duyarlı olan bu alanda son yıllarda Anayasa Mahkemesi hem anayasaya aykırılık, hem bireysel başvurularda çeşitli kararlar vermeye başlamıştır. Çalışmada genel bir sorun olarak başta yaptırım uygulama yetkileri olmak üzere hapishane idarelerinin yetkileri ile hapsedilen haklarının sınırı sorunu AİHM’in ve Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili kararları çerçevesinde incelenmiştir.