Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Doctoral Thesis
    Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea, Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen ve Fadia Faqir'in My Name İs Salma Romanlarında Sömürge Dönemi Söylemi
    (2019) Aydemir, Siray Lengerli; Menteşe, Sıdıka Oya
    Bu doktora tezi, sömürge dönemi söyleminin günümüzde de etkin olduğuna vurgu yaparak Jean Rhys'in Wide Sargasso Sea (1966) (Geniş, Geniş Bir Deniz), Buchi Emecheta'nın Second Class Citizen (1974) (İkinci Sınıf Vatandaş) ve Fadia Faqir'in My Name is Salma (2007) (Benim Adım Salma) isimli romanlarındaki kadın baş kahramanların benlik algıları ve tanımları, ve bu söyleme karşı gösterdikleri dirence dair geniş bir anlayışa ulaşmayı amaçlamaktadır. Metin çözümlemelerinin asıl hedefi, sömürge dönemi, sömürge sonrası ve çok kültürlü dönemlerde baş kahramanların erkek egemen söyleme direnç gösterirken kendilerine ait benlik tanımını nasıl yaptıklarını incelemektir. Sömürge dönemi söyleminin özünde sömürgeciyi merkeze alan ancak sömürüleni öteki olarak adlandırıp dışlayan bir dil hüküm sürmektedir ki bu da kahramanların omuzlarına aşılması imkânsız gibi görünen bir zorluk yüklemektedir. Yine de, bu söylem içerisinde başkahramanlar kendilerine ait alanlarda benlik tanımı yapabilmek ve direnç gösterebilmek adına kendi yöntemlerini geliştirirler. Bu yöntemler, zaman, yer ve kimlik bağlamında farklılık göstermektedir çünkü romanların geçtiği dönemler farklıdır. Bu farklar da gözetilerek, metin çözümlemelerinin temel amacına uygun olarak çeşitli kuramlar ve tanımlar kullanılmıştır. Emperyalizm ve erkek egemen bakış açısı, ikili karşıtlıklar, karşıt söylem, Üçüncü Alan, dil emperyalizmi ve taklitçilik tezde kullanılan başlıca kuram, kavram ve tanımlamalardır. Çalışmanın savına ışık tutan ve saptamalarına başvurulan, ve sömürge dönemi söyleminin ataerkil bir bakışla hala etkin olduğunu vurgulayarak beklenen sonuca ulaşılmasını sağlayan eleştirmen ve kuramcılar Bill Ashcroft, Michael Foucault, Gayatri Spivak, Edward Said, Homi Bhabha, Frantz Fanon, Hamid Dabashi, Robert Phillipson, Leila Ahmed, Alastair Pennycook, Robert Young, Richard Terdiman, Ania Loomba, Elleke Boehmer, Oyeronke Owewumi, Amin Malak ve tanımları çalışmanın amacına destek olan diğer bazı eleştirmenlerdir.
  • Master Thesis
    Charlotte Brontë'nin Villette ve Jane Eyre Romanlarında Yansıtılan Kadın Sorunsalı
    (2002) Aras, Gökşen; Menteşe, Sıdıka Oya
    19.yüzyıl İngiltere'sinde kadınların sosyal durumu, bu dönem içinde,özellikle kadın romancılar tarafından yazılan romanlarda yansıtılmıştır. Bu romanlarda yansıtıldığı üzere, 19.Yüzyıl İngiltere'sinde kadınlara bağımsız yaşayabilmelerini sağlayacak eğitim ve öğretim olanakları sağlanamadığı gibi, kadınlar, aynı zamanda da çok sayıda kısıtlamalara maruz bırakılmışlardır. 19. Yüzyılda bu sebeplerden, kadın olmanın çok zor, acı veren ve ezici bir konum olduğunu, kadın yazarlar eserlerinde vurgulamışlardır. 19.yüzyılda kadınlar için sosyal yaşama katılabilme, daha iyi sosyal koşullarda yaşayabilme fırsatı evlilikten geçmekteydi. Ancak evlenebilmek için de kadınlar ya paralı ya güzel, çoğunlukla da her iki özelliğe sahip olmak zorundaydılar; bu iki özelliğe sahip olmayan kadınların ise iyi bir evlilik şansları yoktu. Bu özelliklere sahip olsalar da, gerçek anlamda mutluluk beklenen birşey değildi. Çünkü evlilikte kadından kocaya kayıtsız şartsız itaat ve tüm enerjisini ailenin rahatının teminine vermesi beklenirdi. Kadınların içinde bulundukları bu sorunları, Charlotte Bronte Jane Eyre ve Villette adlı romanlardaki kadın karakterler aracılığıyla işlemiştir. Bu tez, bir giriş, iki esas ve bir de sonuç bölümlerinden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Viktorya dönemi kadının sosyal ve siyasal yaşamı ıle ilgili bilgiler verilirken, gelişme bölümlerinde, belirtilen romanlarda, ayrıntılı olarak 19. yüzyılda kadın sorunları ele alınmaktadır. Bu tez, 19. Yüzyılda, kadınların evlilik dışında seçeneklerinin çok az olduğunu, herşeyden önce kadınlara açık meslekler olmadığını, uygun tek mesleğin, özellikle orta sınıf parasız ve çekiciliği olmayan kadın için, mürebbiyelik olduğunu, mürebbiyelik ve evlilik dışında, topluma katılmada, ve kendilerini birey olarak kanıtlamada başka hiçbir olanakları olmadığını, böylelikle kadınlar her iki durumda da dışlanılıp ezildiklerinden, hiç bir zaman gerçek anlamda mutlu olamadıkları sonucuna ulaşılmaktadır.
  • Doctoral Thesis
    Dedektif Romanın Postmodern Yeniden Yazılımı: Geleneksel Dedektif Romanı Yapısının John Fowles'ın Koleksiyoncu, Peter Ackroyd'un Chatterton ve Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken Romanlarında Yeniden Yapılandırılması
    (2019) Turgut, Zeynep Rana; Menteşe, Sıdıka Oya
    Dedektif Romanı, savaş, gerilim ve sosyo-ekonomik değişimler nedeniyle toplumda bozulan harmoninin bir şekilde yeniden oluşturabileceğinin habercisi olduğundan Viktorya Döneminden günümüze hala popülerliğini koruyan bir yazın türüdür. Bu tür, değişik yazar ve eleştirmenler tarafından farklı tanımlanmasına rağmen 'bulmaca', 'gerilim' ve 'gizem' gibi anahtar kelimeler tüm tanımların içinde yer alır. Klasik dedektif romanı bir suç ya da gizemle başlar, soruşturma ve araştırma kısmıyla devam eder ve gerçeğin gün yüzüne çıkarılıp gizemin çözülmesiyle ve bir suçlu varsa cezalandırılmasıyla sonlandırılır. Ancak 1950 ve 1960'larda başlayan ve hala devam eden bilimsel, teknolojik, kültürel ve sosyo-ekonomik gelişmeler her alanda olduğu gibi edebiyatta da etkilerini gösterdi. Özellikle yirminci yüzyılın ikinci yarısı ile edebiyata hakim olan postmodern akımın etkileri her edebi türde olduğu gibi dedektif romanında da görüldü. Ortada incelenecek bir suç olmadan insanların bir takım olayların etrafında dönmesi ya da çözüme ulaşmak yerine olayların sonuçsuz kalması ve tabii dedektif rolünün okuyucuya geçmesi bu tür de görülen en belirgin değişimler oldu. Bu tezin amacı aslında dedektif roman türü içerisinde yer almayan üç romanın, dedektif roman türünün değişen özelliklerini ele alarak incelemektir. John Fowles'ın Koleksiyoncu, Peter Ackroyd'un Chatterton ve Kazuo Ishiguro'nun Çocukluğumu Ararken romanlarında gelenekselden günümüze dedektif romanına özgü hangi öğelerin eserlerde örneklendirip hangi öğelerin farklılık gösterdiğine değinilirken postmodernismle anılan metinlerarasıcılık, parodi, parçalanmış zaman ve mekan gibi kavramlar gerçek ve gerçek olmayan arasındaki fikir ayrılığına da bakılacaktır. Tez, amacın belirtildiği kısa bir giriş; hem dedektif romanın tarihsel gelişimini günümüze kadar inceleyen hem de postmodernism ve yapılsalcılık sonrasının anlatıldığı bir teori bölümü, üç romanın incelendiği analiz bölümleri ve sonuç bölümünden oluşur.
  • Master Thesis
    Naipaul'un The Mimic Men, 'ın A Free State' ve The Enigma Of Arrival Başlıklı Eserlerinde Yersizlik ve Kimlik Bunalımı
    (2003) Tekin, Kuğu; Menteşe, Sıdıka Oya
    Bu tezin amacı sömürge sonrası edebiyatının tanınmış yazarı V.S. Naipaul'un The Mimic Men, 'In a Free State,' ve The Enigma of Arrival başlıklı eserlerinde işlediği, bireyin bir yere ait olamama ve kaybolmuşluk duygularından kaynaklanan kişilik problemlerinin önceleri özellikle sömürgelerden göçmüş kişilerde görülen bir durumken, yirminci yüzyılda ırk, köken, milliyet, sömüren-sömürülen, gelişmiş-az gelişmiş ayrımı olmaksızın herkesi etkileyen sorunlara dönüştüğünü vurgulamaktır. Bu temaların evrensel boyutu Naipaul'un yukarıda sözü edilen üç eserinde farklı biçimlerde yansıtılmıştır.