Search Results

Now showing 1 - 10 of 18
  • Article
    About an Unknown Attempt of Help To Turkish Cypriots After 1963 Bloody Christmas
    (2013) Keser, Ulvi
    Republic of Cyprus established under the guarantee of three guarantor countries; Turkey, England and Greece collapsed in the week named Bloody Christmas due to the Greek and Greek Cypriot attempts and the attacks on Turkish Cypriots so as to Hellenize the island and annex it by force, then Turkish Cypriots came face to face with a new period of agony, isolation, and bitter life st on the island. Starting from 21 December 1963, Turkey and the Red Crescent are the ones which started helping and donating for Turkish Cypriots with n hesitation and drawbacks. In addition to a good variety of humanitarian aid for Turkish Cypriots, Red Cross Directorate also issued a series of 5 stamps named Aid Stamp for Cyprus and the financial donations also presented to Turkish Cypriot community on the island. This scientific study aims at this unknown humanitarian aid supplied and donated by Turkish Red Crescent General Directorate.
  • Article
    Mare Nostrum; Uygarlığın Merkezi-ıı
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Keser, Ulvi
    Dünyanın Yedi Harikası olarak bilinen Keops Piramidi, Babil’in Asma Bahçeleri, Zeus Heykeli, Rodos Heykeli, İskenderiye Feneri, Halikarnas Mozolesi (Bodrum), Artemis Tapınağı (Efes) gibi muazzam yapıların tamamına ev sahipliği yapan, Ashab-ı Kehf olarak da bilinen Yedi Uyuyanlar Efsanesi’nin dünyada görüldüğü yerlerin (Afşin, Tarsus, Selçuk, Lice, Karakum/KKTC, Mısır vb) tamamının Akdeniz coğrafyasında bulunduğu, mitolojide Homeros’un “birçok doruğu olan, bulutların altında tanrıların havayı soludukları yer” dediği Olimpos adı verilen tanrıların evinin Kıbrıs ve Yunanistan dışında Anadolu coğrafyasında başta Beydağları ve Kaz (İda) Dağları olmak üzere 20’den fazla yerde olduğu göz önüne alınacak olursa, tarihin babası Herodot’un bir Akdenizli olduğu, Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen Türk edebiyatının en büyük Akdeniz yazarlarından Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın Bodrum’a adını veren Halikarnasos’la aynı havayı soluduğu hatırlanırsa Akdeniz’in yerelle evrenseli kucakladığı görülecektir.
  • Article
    A Savior Sent by an “old Foe”; Feridun Demokan, Notes on the Great Famine in Greece
    (2011) Keser, Ulvi
    The Second World War has had a great and bitter impact upon the countries which participated in it. Unfortunately, one of those countries suffered tragic consequences of the war since it was invaded twice firstly by Italy, and then by Germany. Out of the military invasion, Greece also suffered from the starvation which lasted approximately 5 years in the country. This long and terrific period is known as “μεγάλος λιμός” or the Great Famine. The only country helping Greece during the period of invasion and famine was Turkey, and a distinguished Turkish man named Feridun Demokan brought the Greek tragedy into the public attention and informed the entire world about this disaster. This article will focus on the period of Greek famine and the activities of Feridun Demokan who worked as the representative of the Turkish Red Crescent Society.
  • Article
    Üç Kadın, Kahramanlar ve Vefa Olgusuna Kesitsel Bir Bakış
    (2013) Keser, Ulvi
    Kıbrıs Türk Mücadele Tarihi ve özellikle adada EOKA saldırılarının başladığı 1955 yılıyla Kıbrıs Barış Harekâtının gerçekleştiği 1974 arasında geçen süreç bağlamında pek çok bilinmeyen, hatırlanmayan ve maalesef unutulan olaylarla doludur. Bu 19 yıllık sürecin belki de en önemli özelliği bazı isimsiz kahramanların cesareti, fedakârlığı ve vatan aşkı saye sinde kazanılan zaferin ardından bu isimlerin unutulması veya yok sayılmasıdır. Bu çalışma kapsamında söz konusu kahramanlardan üçüne değinilecek ve bu anlamda tarihe not düşülmeye çalışılacaktır. Şüphesiz konunun kahramanları TMT mücadelesinin içindeki insanlar olsa da asıl sıkıntıyı çekenler hep kadınlar olmuştur. Bu çalışma bu noktadan hareketle bu kadınların da hikâyesidir aslında.
  • Article
    Jewish Survivors and Detention Camps in Cyprus After the Second World War
    (2013) Keser, Ulvi
    Kıbrıs adası tarih boyunca hep huzursuzluklar, istikrarsızlıklar ve göçlerle anılmıştır. Coğrafi ve stratejik pozisyonu nedeniyle herkes için bir atlama tahtası halini de almıştır. İkinci Dünya Savaşı sürecinde ise savaş sanki dışarıdaymış gibi görünse de Kıbrıs tam da savaşın ortasında kalmıştır. İsrail dışında Kıbrıs adası Yahudi tarihinde son derece önemli bir rol oynamıştır. Bu durum göz önüne alınınca ister Akdeniz’in ortasında bir atlama tahtası olarak ister Yahudiler için evlerine dönüş yolunda bir duraklama noktası olsun Kıbrıs ve Yahudiler çeşitli nedenlerle sonu iyi bitmese de çok farklı bir iletişim içine girmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’nın son sürecinde Nazi mezaliminden kaçmayı ve hayatta kalabilmeyi başarabilmiş Yahudiler o zamanlar İngiliz yönetiminde olan Filistin’e gitmenin yollarını aramaya başlarlar. O dönemde gemiyle Filistin’e gitmek kötü şartlar ve çoğunlukla İngiliz kısıtlamaları nedeniyle çok da kolay değildir. Yetersiz ve son derece ilkel şartları en iyi şekilde değerlendiren Yahudiler öncelikle Türkiye’ye ulaşmayı başarırlar. Maalesef Filistin’e yönelik rotaları ise planlandığı ve hayal edildiği kadar kolay değildir ve bu şanssız insanlar İngilizler tarafından açık denizde durdurulurlar ve Kıbrıs’taki toplama kamplarına nakledilirler. Kötü hayat şartları, İngiliz idaresinin katı ve acımasız yaklaşımı ve diğer olumsuzluklar bu insanların hayatını katlanılmaz hale getirirken pek çoğunun da hayatını kaybetmesine neden olur.
  • Article
    Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu- Nacak İşbirliği ve Ekonomik Kalkınma Gayretleri
    (2012) Keser, Ulvi
    1949 kurulan ve özellikle 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar adada Kıbrıslı Türklere yönelik olarak son derece etkili olan Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu bu faaliyetlerini daha sonraki süreçte federasyonun yayın organı olarak görülen Nacak gazetesi vasıtasıyla Türk kamuoyuna daha rahat ve geniş ölçüde duyurma imkânı bulur. Her ne kadar Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yayın organı olsa da Nacak gazetesi Kıbrıs Türklerinin sosyal, kültürel, ekonomik gelişmeleri, adada Türk ticari hayatının ayağa kaldırılması ve sosyal hayatın güçlendirilmesi bağlamında son derece etkin bir rol oynamıştır. Federasyon ile son derece uyumlu bir işbirliği içerisinde yayın yapan Nacak böylece Kıbrıs Türk basın tarihinde de farklı bir görev yüklenmiş olur.
  • Article
    Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay
    (2012) Keser, Ulvi
    16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların adayı Yunanlaştırmak gayretleri nedeniyle uzun süreli yaşamaz ve 21 Aralık 1963 günü tarihe Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları sonrasında kurulan cumhuriyet fiili olarak yıkılır. Akritas Planı çerçevesinde başlatılan Rum saldırıları 1974 yılına kadar devam edecek ve Kıbrıs Türkleri yaşadıkları toprakları terk ederek daha güvenli bölgelerde çadır kentlerde yaşamaya mahkûm edileceklerdir. Bu çalışma kapsamında 21 Aralık 1963ün hemen ardından adaya yönelik başlatılan Kızılay faaliyetleri irdelenecektir.
  • Article
    “lozan Sonrasında Kıbrıs Unutuldu Mu?” Sorusuna Kesitsel Bir Bakış ve M. Remzi Okan
    (2013) Keser, Ulvi
    Kıbrıs özellikle Lozan sonrasında yeni bir tartışmanın içine girmiş ve zamanla Türkiye’nin Lozan görüşmeleri sırasında Kıbrıs adasını ve Kıbrıs Türklerini terk ettiği gibi temelsiz bir takım iddialar öne sürülmüştür. Savaştan yeni çıkmış, topraklarındaki işgalci güçleri 1919–1922 mücadelesinin ardından çıkarmayı başarmış Türkiye’nin Lozan’da yapabileceği başka bir şey söz konusu değildir ve yapılabilecek akıllıca stratejiyle ada İngiltere’ye bırakılmış; ancak Kıbrıs Türklerine yönelik her türlü destek ve yardım faaliyetleri aralıksız devam ettirilmiştir. Bu araştırmada Kıbrıslı gazeteci M. Remzi Okan’ın çalışmaları incelenerek adadaki Türk hakimiyeti son bulmasına rağmen Okan’ın çabaları ile Kemalizmin yayıldığı tespit edilmektedir.
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği'nin Yasa Dışı Göç Politikası ve Bu Politikanın Türkiye'nin Üyelik Sürecine Etkileri
    (2012) Baykul, Başak Pınar; Keser, Ulvi
    Küreselleşmenin sunduğu ulaşım ve haberleşme olanakları sayesinde insan mobilitesi önceki yıllara göre önemli ölçüde artmıştır. Yine küreselleşmeden kaynaklanan ekonomik sorunlar insan mobilitesine ivme kazandırmaktadır. Ülkeler arasındaki gelişmişlik ve refah uçurumunun derinleşmesi sonucu, gelişmekte olan ülkelerde yaşayan ve daha iyi bir yaşam arayışında olan insanlar, gelişmiş ülkelere göç etmektedir. Ayrıca iç savaş, kıtlık, doğal afetler gibi unsurlar da göçe katkıda bulunmaktadır.AB son küresel krize rağmen dünyanın pek çok bölgesiyle kıyaslandığında halen istikrarlı ve müreffeh bir coğrafyadır. Bu durum onu göç hareketlerinin hedefi haline getirmektedir. Göçün olumsuz etkilerinden uzak kalmayı amaçlayan Avrupa Birliği bir yandan yasa dışı önleyici tedbirler almakta, diğer yandan yasal göç kanallarını nitelikli göçmenlere uygun biçimde yeniden düzenlemektedir.Yasal göç kanallarının tıkanması AB ülkelerine gitmek isteyen göçmenleri yasa dışı yollara sevk etmektedir. Çoğu gelişmekte olan Asya ve Afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin büyük bölümü Avrupa Birliği ülkelerine Türkiye üzerinden girmeye çalışmaktadır. Türk-Yunan kara sınırından ya da Ege kıyılarımızdan önce Yunanistan'a, ardından diğer AB ülkelerine geçen yasa dışı göçmenler, ülkemizi de yasa dışı göçün içine çekmektedir.Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç akımlarının kaynağını oluşturmamaktadır. Türkiye'nin Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarını birleştirme özelliğinden yararlanan suç örgütleri, göçmenleri ülkemiz üzerinden yasa dışı geçiş yapmaya yöneltmektedir. Sonuçta Türkiye Avrupa Birliği'ne yönelik yasa dışı göç hareketlerinden transit ülke olarak etkilenmektedir.AB'ye yönelik yasa dışı göçün önlenmesi konusunda Türkiye olanakları çerçevesinde her türlü çabayı göstermektedir. Ancak bu çabanın başarıya ulaşması için Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye gereken desteği vermesi gerekmektedir. Türkiye'nin coğrafi konumu nedeniyle Avrupa Birliği'nin yasa dışı göçle mücadelede ona her zaman ihtiyacı vardır. Yasa dışı göç sorunu ile tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmış bir Türkiye, Avrupa Birliği için her zaman risk oluşturacaktır.
  • Review
    Milli Mücadele Döneminde Ayrılıkçı Faaliyetlerde Kilisenin Rolü ve Hrisostomos-hrisantos Girişimlerine Kesitsel Bir Bakış
    (2010) Keser, Ulvi
    1919–1922 süreci Anadolu’da Milli Mücadele’ninyaşandığı bir dönemdir. 30 Ekim 1918 sonrasındaİngiltere, Fransa, İtalya arasında paylaşılmaya başlanılanAnadolu topraklarında 15 Mayıs 1919 tarihinde başlayanYunan işgaliyle birlikte işgal, isyan ve mücadele iç içegirer. Bu dönemde silahlı mücadele yanında özellikleYunan kilisesinin etkili rolü de kendisini göstermeyebaşlar. Megali İdea düşüncesi doğrultusunda BüyükYunanistan kurma hayali bir kere daha canlanır veAnadolu’nun iki farklı noktasında olmak üzere MetropolitHrisostomos İzmir ve Batı Anadolu’da, MetropolitHrisantos ise Trabzon ve Karadeniz bölgesinde işgal vekıyım hareketlerine öncülük eder, halkı kışkırtır ve Megaliİdea rüyasının gerçekleşmesi için var gücüyle çalışır. Buçalışma her iki metropolitin İzmir ve Trabzonbölgelerindeki faaliyetlerini ve amaç birliği çerçevesindeyaptıkları çabaları ortaya koymak amacıylahazırlanmıştır.