Search Results

Now showing 1 - 10 of 19
  • Article
    Atılan 1 Ton Çöp Değil 1 Mw Elektrik
    (2022) Devrim, Yılser; Sağlam, Arife
    Maddenin katı, sıvı, gaz ve plazma olmak üzere dört hali olduğu bilinmektedir. Maddenin plazma hali bir enerji kaynağı olarak görüldüğünden maddenin diğer üç halinden ayrı tutulmaktadır. Plazma teknolojisi ilk olarak 1929 yılında Amerikalı bilim adamı Irving Langmuir tarafından elektrik deşarjı sırasında salınım yapan elektron bulutunu tanımlamak üzere “plazma” teriminin kullanması ile başladı.
  • Article
    TEKNOLOJİ DEVRİM YARATACAK MUCİZE MALZEME-GRAFEN
    (Bilim ve Teknoloji, 2014) Devrim, Yılser
    Karbon elementinin bal peteği örgülü yapıları olan grafen, iki boyutlu düzlemsel yapıların çok ender örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Grafen maddesi ilk olarak 2004 yılında, Manchester Üniversitesi'nden Andre Geim ve Konstantin Sergeevich Novoselov isimli iki bilim adamının çalışmaları sonucu bulunmuştur. Bu araştırmaları 2010 Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştür. Bilim dünyasında oldukça fazla heyecan yaratan grafen aslında çok nadir bulunan bir malzeme değildir. Kullandığımız kurşun kalemlerin içindeki grafit, grafen tabakalarının üst üste binmesinden oluşmaktadır. Grafen, karbon atomlarının tek düzlemde altıgen yapıda dizilmesiyle oluşan iki boyutlu, bir atom kalınlığında karbon allotropu bir yapıdır. Grafenin bu yapısı sayesinde olağanüstü özelliklere sahiptir, örneğin dijital teknolojinin süper starı silikon, grafen ile karşılaştırıldığında elektronların silikon içindeki hızlarının grafen içindeki hızlarına göre 100 kez daha yavaş olduğu görülmektedir. Elektronlar bu tek atom kalınlığındaki karbon tabakasında sanki kütleleri yokmuş gibi hareket etmektedirler. Grafen ısıyı çok iyi ileten malzemedir. Grafen bilinen en ince malzeme olmasına rağmen güçlü karbon bağları ona yeryüzündeki bilinen en sağlam malzemelerden biri olma özelliğini kazandırmıştır. Çelikten yaklaşık 100 kat daha güçlüdür ve kolayca esneyebilerek farklı formlardaki malzemelerin yüzeylerine de kolaylıkla kaplanabilmektedir. Tüm bu özellikleriyle gelecekte dünyada pek çok önemli teknolojik değişikliklere neden olabilecek bir maddedir.
  • Master Thesis
    Ankara Bölgesinde Güneş Parabolik Çanak Teknolojisi ile Yeşil Hidrojen Üretiminin Analizi
    (2023) Troster, Frederick Can; Devrim, Yılser
    Artan dünya nüfusu ve büyüyen ekonomiler ile dünya enerji ihtiyacı artmaktadır. Günümüz dünyasında üretilen elektrik çoğunlukla fosil yakıtlardan karşılanmaktadır. Fosil yakıtların kullanımı çevreyi kirleterek geleceğimizi tehlikeye atmaktadır. Gelişen teknoloji ile yenilenebilir enerji kaynaklarının popülerliği artmaktadır. Çevre dostu olan bu kaynaklar geleceğimiz için önem arz etmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları, güneş, rüzgâr, jeotermal gibi doğal kaynaklardan elde edilebilen enerji olarak ayrılır. Güneş en temel enerji kaynağıdır. Güneşten elektrik elde etmek için birçok sistem geliştirilmiştir. Konsantre güneş enerji sistemleri güneşten elektrik üretme noktasında popülerliği giderek artmaktadır. Konsantre sistemlerden solar güneş parabolik çanak teknolojisi, konsantre sistemler arasındaki yüksek verimliliği ile dikkatleri üstüne çeker. Ayna ile kaplanmış bir çanak, bir alıcı ve bir motor ile çalışan bu sistem güneş enerjisini elektrik enerjisine %32 verimlilikle sağlayabilmektedir. Enerji üretiminin yanı sıra enerji depolanması konusunda geleceğimiz için önem arz etmektedir. Enerji depolama stratejilerinden biri olan hidrojen üretimi gelecek için umut vadetmektedir. Hidrojen üretimi, kullandığı enerji kaynağına göre sınıflandırır. Çevre dostu, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla üretilen hidrojene yeşil hidrojen denir. sıfır emisyon değerine sahip bu üretim şekli popülerliği giderek artmaktadır. Hidrojen üretimi elektrolizör yardımıyla gerçekleşir. Elektrolizör cihazı suyu hidrojen ve oksijen olarak ayrıştırır. Ayrılan hidrojen kompresör yardımıyla sıkıştırılarak kullanım için depolanabilir. Bu çalışmada konsantre güneş enerjisi teknolojilerinden solar parabolik çanak ile Ankara bölgesinde yeşil hidrojen üretimi modellemesi yapılıştır. Oluşturulan sistemde parabolik çanak, 4480W gücünde PEM elektrolizör, hidrojen kompresörü ve depolama için hidrojen tankı bulunmaktadır. Ripasso parabolic çanak sistemi baz alınarak elektrik üretimi ile elektrolizör çalıştırılmıştır. Sistem mahsuplaşma stratejisini benimsemiştir. Yeterli güneş radyasyonu sağlandığında sistemde üretilen toplam günlük elektrik üretimi elektrolizör çalışma gücünü sağladığında elektrolizör ve kompresör devreye girerek hidrojen üretimi başlamaktadır. Yaz aylarında sitemin kış aylarına göre daha çok elektrik ve hidrojen üretebildiği tespit edilmiştir. LCOE değeri 0.4595 $/kWh olarak bulunmuş ve uluslararası değerlerle karşılaştırılmıştır. Sistem yıllık 47950 kW/h üretime sahip olup yılda 377 kilogram hidrojen üretebilmektedir. Sistemin mahsuplaşma stratejisi izlemesi avantaj sağlamaktadır. Bu sistemler geleceğimiz için önemlidir. Gelişen teknoloji ve yatırım maliyetlerinin düşmesiyle, çevre sorunlarına iyi bir çözüm olacaktır.
  • Doctoral Thesis
    Yüksek Performanslı Elektrokimyasal Hidrojen Kompresörünün Deneysel Olarak Geliştirilmesi
    (2023) Durmuş, Gizem Nur Bulanık; Devrim, Yılser; Çolpan, Can Özgür
    Elektrokimyasal hidrojen (H2) sıkıştırma (ECHC) teknolojisi, H2'nin tek bir adımda sıkıştırılması ve saflaştırılması için umut vaat etmesi nedeniyle son zamanlarda dikkatleri üzerine çekmiştir. Şu anda, H2 üretmenin en yaygın ve en ucuz yöntemi, hidrokarbonların buharla reformasyonudur. Diğer bir deyişle, doğal gaz ve kömür H2'nin en uygun kaynaklarıdır. Bununla birlikte, bu yöntemin dezavantajı, karbon monoksit (CO) ve karbon dioksit (CO2) gibi bazı safsızlıklar yaymasıdır. Bu tez kapsamında yüksek sıcaklık elektrokimyasal H2 kompresörü (HT-ECHC) geliştirilmiştir. H2'nin saflaştırılması ve sıkıştırılması ile ilgili çalışmalarda deneysel bir yöntem kullanılmıştır. ECHC sistemlerinde karşılaşılan en büyük sorunlardan biri katalizörün CO nedeniyle zehirlenmesidir. Bu durum katalizörü kullanılamaz hale getirmekte ve katalizör maliyetleri ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu çalışma, CO toleransı yüksek, 140-180 °C arasında çalışan ve düşük güç tüketen bir HT-ECHC geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu çalışmada, farklı molar oranlarda H2, CO2 ve CO içeren reformat gazlar kullanılarak PBI membran bazlı HT-ECHC'nin H2 saflaştırma ve sıkıştırma performansı incelenmiştir. Performans testlerinde sıcaklığın HT-ECHC performansı üzerindeki etkisinin en kritik faktörlerden biri olduğu vurgulanmıştır. HT-ECHC'nin performansının CO'nun molar oranının artmasıyla düştüğü gözlenmiştir. Gaz kromatografisi (GC) sonuçları, 160 °C'de >%99,99 H2 saflığının elde edildiğini göstermiştir. Sonuçlara göre H2, 1.5V sabit voltaj ile atmosferik basınçtan 60 bara başarıyla sıkıştırılmıştır.
  • Article
    YÜKSEK SICAKLIK PROTON DEĞİŞİM MEMBRAN YAKIT HÜCRESİ MİKROKOJENERASYON UYGULAMASININ DENEYSEL VE TEORİK İNCELENMESİ
    (2018) Devrim, Yılser; Yapıcı, Ekin Özgirgin
    Bu çalışmada, yüksek verimlilikleri ve çevre dostu teknolojiler olmaları sebebiyle tercih edilen, güvenilir güç üretim tekniklerinden biri olan yüksek sıcaklık proton değişim membran (YSPEM) yakıt hücreleri kullanılarak bir evsel mikro-kojenerasyon (birlikte ısı-güç) sistemi tasarlanmıştır. Tasarlanan sistem, YSPEM yakıt hücresi tarafından üretilen elektrik gücü ve faydalı ısının kombine bir şekilde, kullanılmasını içermektedir. Hücrenin çalışması sırasında, yüksek performans ve kararlı güç üretimi sağlanabilmesi için hücre içerisinde üretilen ısının uzaklaştırılması ve hücre içi sıcaklığın sabit kalması gerekmektedir. Bu sebeple tasarlanan yenilikçi soğutma sisteminin atık ısısı, sıcak su ısıtmasında kullanılacak olan ısıl enerjinin teminini sağlamaktadır. Böylelikle toplam verim basit çevrimlere göre yaklaşık iki katına çıkabilmektedir. Çalışma kapsamında tasarlanan 225 W gücünde YSPEM yığını 160°C çalışma sıcaklığında hidrojen ve hava gazları ile test edilmiştir. Çalışması sırasında sıcaklığın hücre içerisinde homojen olarak dağılımı, hücrenin kısa sürede gerekli çalışma sıcaklığına ulaşabilmesi, yakıt hücresinde oluşan ısının hücreden sürekli olarak uzaklaştırılabilmesi için yakıt hücresi yığını soğutucu akışkan (Isı Transfer Yağı 32-Petrol Ofisi) kullanılarak soğutulmuştur. Hücre izolasyon malzemesi seçimi ve kalınlığı, doğal taşınım ve radyasyon yolu ile ısı kaybı hesabıyla belirlenmiştir. Maksimum verim çalışma koşulları için mikro-kojenerasyon sisteminin su giriş çıkış sıcaklıkları, su ve soğutucu akışkan debileri, uygun boru çapı hesabı ve pompa güç hesabı yapılarak nihai sistem tasarlanmıştır. Çalışmada tasarlanan kojenerasyon sisteminde, YSPEM yığınının soğutulması ile açığa çıkan atık ısı, 15-20C’lik şebeke suyunun ısıtılması için kullanılmıştır. Şebeke suyu sıcaklığı yalıtımlı hücre kullanılması durumunda ortalama 50C’ye kadar ısıtılmıştır. Elde edilen veriler yakıt hücresi mikro-kojenerasyon uygulamasının kullanılabilirliğini göstermektedir.
  • Master Thesis
    Şebekeye Bağlı Photovoltaıc Sistem ile Çalışan Yeşil Hidrojen Dolum İstasyonu Tasarımı
    (2025) Atabay, Reyhan; Devrim, Yılser
    Gelişen ve büyüyen sanayi, artan dünya nüfusu ve artan enerji ihtiyaçları, alternatif enerji kaynaklarının kullanımını zorunlu kılmaktadır. Artan dünya nüfusunun enerji ihtiyacı dikkate alındığında geçmişte kullanılan ve günümüzde de kullanılmaya devam eden fosil kaynaklar dünyaya zarar vermektedir. Fosil kaynakların kullanımı sonucu açığa çıkan zararlı gazlar dünya atmosferini kirletmekte, fosil kaynakların ulaşım araçlarında kullanılması ise sera gazı etkisini arttırmaktadır. Bu kirlilik, hem yeryüzündeki canlıların sağlığını tehdit etmekte olup yaşam kalitemizi düşürmektedir. Bu ve bunun gibi birçok zararlı etkileri olan fosil kaynaklar yerine temiz enerji kaynakları kullanılmalıdır. Yenilenebilir enerji kaynakları çevreye zarar vermediği gibi doğru kullanıldığında sürdürülebilir bir enerji kaynağına da dönüşebilmektedir. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik, biyokütle ve hidrojen gibi yenilenebilir enerji kaynakları temiz bir gelecek için önemlidir. Bu çalışmada güneş enerjisi temelli yeşil hidrojen kullanan yakıt ikmal istasyonları Türkiye'de yedi farklı bölge için tasarlanarak sonuçlar karşılaştırılmıştır. Tasarlanan sistemde anyon değişim membran su elektrolizörü (ADME) ile güneş enerjisinden sağlanan elektrik kullanılarak sudan hidrojen üretilmekte ve üretilen hidrojen, hidrojen yakıt ikmal istasyonlarında depolanmaktadır. Yakıt ikmal istasyonları her istasyonda on adet yakıt hücreli araç ve iki adet yakıt hücreli otobüs tankı doldurulacak şekilde tasarlanmıştır. Tasarlanan yeşil hidrojen temelli sistemde her ilin güneş ışınım ve sıcaklık değerleri göz önünde bulundurularak belirlenen panel sayıları ile toplam 5 MW kurulu gücünde güneş enerji santrali, elektrolizör, kompresör, yüksek basınçlı kademeli hidrojen depolama tankları, invertör ve ön soğutma üniteleri içermektedir. Güneş enerji santrali her bölgede kurulum için seçilen ilin günlük güneş radyasyonu ve sıcaklık değerlerine göre elektrik üretim değerleri hesaplanmıştır. Hedeflenen yakıt ikmal istasyonu kapasitesine göre elektrolizörün günlük üretmesi gereken hidrojen miktarı belirlenmiş ve bu ihtiyacın karşılanması için gerekli olan elektik güneşten karşılanmadığı durumda şebekeden elektrik karşılanacaktır. Güneş enerjisinden üretilen elektrik enerji ihtiyacını aştığında, kalan elektrik şebekeyi besleyecektir. Tasarlanan sistemde kurulum yapılan farklı bölgeler için ekonomik analiz yapılmış ve Antalya, Aydın, Çanakkale, Çorum, Hakkâri, Konya ve Şanlıurfa illeri için LCOH değerleri sırasıyla 7.18 €/kg H2, 7.57 €/kg H2, 8.39 €/kg H2, 8.99 €/kg H2, 6.90 €/kg H2, 7.69 €/kg H2 ve 7.29 €/kg H2 olarak hesaplanmıştır.
  • Article
    YARININ ENERJİSİ-HİDROJEN
    (2013) Devrim, Yılser; Albostan, Ayhan
    Günümüzde hızla ilerleyen teknolojik gelişme enerji kullanımını körüklemiş ve enerji olmaksızın yaşamak olanaksız bir hal almıştır. Özellikle ulaşım ve taşımacılıkta kullanılan benzin ve mazotun hammaddesi olan ham petrolun tükenmeye başladığı yaygın olarak kabul görmüştür. Dünyamızın her yıl artan % 4-5 oranındaki enerji ihtiyacına karşılık, bu ihtiyacı karşılayan fosil-yakıt rezervleri çok daha hızlı bir şekilde azalmaktadır. En iyimser tahminler bile, en geç 2030-2050 yılları arasında petrol rezervlerinin büyük ölçüde tükeneceğini ve ihtiyacı karşılayamayacağını göstermektedir. Kömür ve doğal gaz için de benzer bir durum söz konusudur. Ayrıca fosil yakıtların kullanımı dünya ortalama sıcaklığını son bin yılın en yüksek değerlerine ulaştırmıştır. Bu durum ise, yoğun hava kirliliğinin yanı sıra milyonlarca liralık zarara yol açan sel, fırtına gibi doğal felaketlerin gözle görülür şekilde artmasına neden olmaktadır. Ayrıca, ham petrol ve doğalgaz fiyatlarının son yıllardaki hızlı artışı ülkelerin ve tüketicilerin bu alandaki harcamalarını önemli ölçüde artırmıştır.
  • Master Thesis
    Yüksek Sıcaklıkta Elektrokimyasal Hidrojen Ayrımı için Yüksek Verimli Katalizörün Hazırlanması ve Performansının İncelenmesi
    (2024) Bal, İlay Bilge; Devrim, Yılser
    Mevcut durumda küresel hidrojen (H2) üretimi büyük ölçüde fosil kaynaklara dayanmaktadır. H2 üretiminde en yaygın kullanılan yöntem buhar-metan reformasyonudur. Fakat bu yöntemle üretilen H2, karbon monoksit (CO) ve karbon dioksit (CO2) gibi safsızlıklar içermektedir. H2'nin endüstride hammadde olarak veya yakıt hücresi sistemlerinde enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilmesi için belirli bir saflıkta olması gerekir. Dolayısıyla, bu safsızlıkları H2'den uzaklaştırmak için bir saflaştırma adımı kaçınılmazdır. Bu noktada, elektrokimyasal hidrojen saflaştırma (ECHP) sistemleri eş zamanlı H2 saflaştırma ve sıkıştırma yapabilme, hareketli parça içermeme, düşük işletme ve enerji maliyetleri, ölçeklenebilirlik gibi avantajları ile geleneksel H2 saflaştırma yöntemlerine güçlü bir alternatiftir. Bu tez çalışması kapsamında yüksek sıcaklık elektrokimyasal H2 saflaştırma (HT-ECHP) hücresi geliştirilmiştir. ECHP hücrelerinde karşılaşılabilecek olası problemlerden biri katalizör tabakasının reformat gaz içerisinde bulunan safsızlıklar nedeniyle zehirlenmesidir. Literatürde hidrojen oksidasyon reaksiyonu için tipik olarak Pt katalizörü kullanılmaktadır. Fakat, Pt katalizörünün CO toleransı oldukça sınırlıdır ve düşük miktarda CO varlığında bile katalizör zehirlenmesi meydana gelir. Bu çalışmada, HT-ECHP performansları incelenmek üzere grafen nanoplatelet (GNP) destekli platin (Pt) ve bimetalik platin-rutenyum (PtRu) katalizörleri sentezlenmiştir. Katalizörler, hızlı ve basit bir yöntem olan mikrodalga-destekli sentez yöntemiyle hazırlanmıştır. Hazırlanan katalizörler HT-ECHP uygulaması için fosforik asit katkılı polibenzimidazol (PBI) membran ile birleştirilmiştir. Katalizörlerin yapısal ve elektrokimyasal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA), X-ışını kırınımı (XRD), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), geçirimli elektron mikroskopisi (TEM) ve döngüsel voltametri (CV) analizleri ile incelenmiştir. Karakterizasyon sonuçları, katalizörlerin HT-ECHP uygulaması için gerekli özellikleri sağladığını göstermektedir. Pt/GNP ve PtRu/GNP katalizörlerinin HT-ECHP performansları 140-180 ℃ sıcaklık aralığında H2, CO2 ve CO içeren reformat gazı karışımı ile incelenmiştir. Sonuçlar, katalizörlerin elektrokimyasal H2 saflaştırma performanslarının artan çalışma sıcaklığı ile arttığını göstermektedir. En yüksek H2 saflaştırma performansı PtRu/GNP katalizörü ile elde edilmiştir. Gaz kromatografisi (GC) sonuçları, PtRu/GNP katalizörü ile 160 ℃'de %99.938 yüksek H2 saflığının elde edildiğini göstermiştir. PtRu/GNP katalizörünün yüksek elektrokimyasal H2 saflaştırma performansı, GNP üzerine dekore edilmiş Pt ve Ru partikülleri arasındaki güçlü sinerjik etkileşimlere bağlanabilir. Bu sonuçlar, PtRu/GNP'nin HT-ECHP uygulaması için umut verici bir katalizör olduğunu göstermektedir.
  • Article
    Citation - WoS: 9
    Citation - Scopus: 10
    Investigation of the Performance of High-Temperature Electrochemical Hydrogen Purification From Reformate Gases
    (Wiley, 2022) Durmus, Gizem Nur Bulanik; Durmuş, Gizem Nur Bulanık; Colpan, C. Ozgur; Devrim, Yilser; Devrim, Yılser; Durmuş, Gizem Nur Bulanık; Devrim, Yılser; Mechanical Engineering; Energy Systems Engineering; Mechanical Engineering; Energy Systems Engineering
    In the present work, the purification of hydrogen from a hydrogen/carbon dioxide/carbon monoxide (H-2:CO2:CO) mixture by a high-temperature electrochemical purification (HT-ECHP) system is examined. Electrochemical H-2 purification experiments were carried out in the temperature range of 140-180 degrees C. The effects of the molar ratio of the gases in the mixture (H-2:CO2:CO-75:25:0, H-2:CO2:CO-72:26:2,0 H-2:CO2:CO-75:22:3, H-2:CO2:CO-75:20:5, H-2:CO2:CO-97:0:3, H-2:CO2:CO-95:0:5) and the operating temperature on the electrochemical H-2 separation were investigated. As a result of the electrochemical H-2 purification experiments, it was determined that the operating temperature is the most important parameter affecting the performance. According to the results obtained, H-2 purity of 99.999% was achieved at 160 degrees C with the reformate gas mixture containing 72% H-2, 26% CO2, and 2% CO by volume. According to the polarization curves of the gas mixtures containing CO, high current densities at low voltage were reached at 180 degrees C, and it was observed that the performance increased as the temperature increased, whereas the gas mixture without CO gave the best performance at 160 degrees C.
  • Master Thesis
    Proton Değişim Membranlı Yakıt Hücresi için Yüksek Performanslı Bimetallik Katalizör Geliştirilmesi
    (2020) Al-tememy, Mogdam Gassy Husseın; Devrim, Yılser
    Artan nüfus ve azalan fosil yakıtlar nedeniyle ciddi bir endişe kaynağı olan enerji ihtiyacındaki artış araştırmacıları alternatif bir kaynak olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yönlendirmiştir. Proton Değişim Membranlı Yakıt Hücresi (PEMFC) yüksek verimliliği, hafif olması, düşük emisyon, hızlı başlatma ve kapatma gibi özellikleri nedeniyle taşınabilir ve sabit uygulamalarda dünya çapında önemli ve alternatif bir teknolojidir. Yüksek sıcaklık PEMFC (HT-PEMFC), düşük sıcaklık PEMFCde (LT-PEMFC) yaşanan karbon monoksit (CO) zehirlenmesi, nemlendirme, ısı ve su yönetimi sorunlarını azalttığı için tercih edilmektedir. Bu tezde, HT-PEMFC için sentezlenen Pt:Pd bimetalik katalizörlerinin hazırlanmasında katalizör desteği olarak çok duvarlı karbon nanotüp yüklenmiş grafen nanoplaka (MWCNT-GNP), MWCNT ve GNP kullanılmıştır. Katalizör metallerin farklı desteklere dağılımı, mikrodalga yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Katalizörlerin metallerinin morfolojisi, kimyasal yapısı ve yüzde oranı, X-ışını kırınımı (XRD), termal gravimetrik analiz (TGA), transmisyon elektron mikroskobu (TEM) ve indüktif olarak eşleşmiş plazma kütle spektroskopisi (ICP-MS) kullanılarak tanımlanmıştır. TGA analizi katalizörlerin termal kararlılığının arttığı doğrulanmıştır. TEM ile dispersiyon ve katalizörlerin düzgün ve homojen dağılımı gösterilmiştir. Katalizörlerin elektrokimyasal yüzey alanı (ECSA), döngüsel voltametri (CV) yardımı ile hesaplanmıştır. Pt:Pd/MWCNT-GNP, Pt:Pd/GNP ve Pt:Pd/MWCNT katalizörleri için ECSA sırası ile 43.8 m2/g, 53.5 m2/g ve 71.7 m2/g'dır. En düşük ECSA kaybı % 48 olarak PtPd/MWCNT-GNP katalizöründe elde edilmiştir. Sonuçlar, Pt:Pd/MWCNT-GNP'nin daha iyi birikim, homojen dağılım ve diğer katalizörlere kıyasla daha yüksek ECSA sayesinde HT-PEMFC için daha uygun bir katalizör olduğunu göstermiştir. Bimetalik katalizörlerin performansı, bu MEA'ler ile hazırlanan tek hücreli HT-PEMFC'e 160 oC'de saf H2, reformat gaz ve kuru hava beslemelerinde test edilmiştir. Sonuçlar içerisinde en iyi sonuçları Pt-Pd/MWCNT-GNP katalizörü, 0.6 V'da saf H2/hava ve reformat gaz/hava beslemeleri için sırasıyla 0.3 A/cm2 ve 0.24 A/cm2 akım yoğunlukları ile göstermişlerdir.