4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Article Türkiye'deki Depremzedelerde Ağrı Şiddeti, Hareket Korkusu ve Düşme Korkusu: Kesitsel Gözlemsel Çalışma(2025) Arıkan, Hülya; Begen, Sena Nur; Yarımkaya, Nur Sena; Acet, Nagihan; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: 6 Şubat 2023'te Türkiye'deki 11 ilde meydana gelen yıkıcı depremler, hayatta kalanlar üzerinde önemli fiziksel ve psikolojik etkiler bırakmıştır. Bu çalışma, depremzedelerde ağrı şiddeti, hareket korkusu ve düşme korkusunun sıklığını belirlemeyi ve bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, ayrıca psikolojik dayanıklılık ve fiziksel aktivite düzeyi ile bağlantılarını incelemeyi amaçlamaktadır. Yöntemler: Bu gözlemsel, kesitsel çalışmaya, deprem öncesinde ağrısı veya fiziksel travması bulunmayan 184 hayatta kalan (93 erkek, 91 kadın; yaş ortalaması: 34,02 ± 10,76 yıl) dahil edilmiştir. Ağrı şiddeti, hareket korkusu, düşme korkusu, fiziksel aktivite düzeyi ve psikolojik dayanıklılık sırasıyla ‘Sayısal Ağrı Skalası’, ‘Hareket Korkusu Nedenleri Ölçeği’, ‘Modifiye Düşme Etkililik Ölçeği’, ‘Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi Kısa Formu’ ve ‘Connor-Davidson Dayanıklılık Ölçeği’ kullanılarak 02 Mayıs 2023 ile 30 Temmuz 2023 tarihleri arasında değerlendirilmiştir. Bu parametreler arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Katılımcıların %46,7’sinde hareket korkusu, %33,2’sinde düşme korkusu ve %37,7–50,5’inde orta ila şiddetli ağrı gözlenmiştir. Hareket korkusu, baş ağrısı (r = 0,275, p < 0,001), boyun ağrısı (r = 0,294, p < 0,001), üst sırt ağrısı (r = 0,262, p < 0,001) ve bel ağrısı (r = 0,284, p < 0,001) dahil olmak üzere ağrı şiddeti ile anlamlı şekilde ilişkili bulunmuştur. Benzer şekilde, düşme korkusu (daha yüksek skorlar daha düşük korkuyu gösterir), baş ağrısı (r = 0,202, p = 0,006), boyun ağrısı (r = 0,179, p = 0,015), üst sırt ağrısı (r = 0,191, p = 0,010) ve bel ağrısı (r = 0,282, p < 0,001) ile pozitif yönde ilişkilidir. Hem hareket korkusu (r = -0,243, p = 0,001) hem de düşme korkusu (r = 0,220, p = 0,003) psikolojik dayanıklılıkla anlamlı bir ilişki göstermiştir. Ancak, her iki korku türü de fiziksel aktivite düzeyi ile ilişkili bulunmamıştır (p > 0,05). Sonuç: Deprem sırasında fiziksel travma geçirmeyen ve önceden ağrısı olmayan hayatta kalanlar arasında hareket korkusu, düşme korkusu ve ağrı şiddeti yaygındır. Bu faktörler, fiziksel aktivite düzeyinden bağımsız olarak birbirleriyle yakından ilişkilidir. Psikolojik dayanıklılık, korkuya bağlı tepkilerde kritik bir rol oynamaktadır. Bu bulgular, afet sonrası rehabilitasyon stratejilerininde ağrı şiddetini ve korkuya bağlı tepkileri ele alırken, psikolojik dayanıklılığının da göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamaktadır.Article Nonspesifik Kronik Boyun Ağrısı Olan Akademik Personelde İleri Baş Postürünü Etkileyen Faktörlerin Karşılaştırılması: Tanımlayıcı Çalışma(2024) Yelvar, Gul Deniz Yilmaz; Cirak, Yasemin Buran; Begen, Sena Nur; Arslan, Fatma Cansu Aktaş; Uluğ, Naime; Kılıç, ErdenAmaç: Çalışmanın amacı, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan akademik personelde ileri baş pozisyonuna etkileyen faktörlerin karşı laştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışmaya, nonspesifik kronik boyun ağrısı olan elli katılımcı dâhil edildi. Katılımcılar, kranioverteb ral açı değerine göre “normal servikal pozisyon” ve “ileri baş du ruşu(FHP+)” olmak üzere iki gruba ayrıldı. Demografik bilgiler ve oturma, bilgisayar ve telefon kullanım süresi kaydedildi. Dinlenme, uyku ve aktivasyon sırasındaki ağrı şiddeti, görsel analog skalası kul lanılarak değerlendirildi. Üst trapezius ve suboksipital kaslarının ağrı eşiği algometre ile değerlendirildi. Skapulotorasik kas kuvveti, derin servikal kas kuvvet ve enduransı el dinamometresi ve stabilizer basın çlı biyofeedback ünitesi kullanılarak değerlendirildi. Kraniovertebral açı, fotoğraf analiz yöntemleriyle belirlendi. Servikal eklem pozisyon hissi, dijital inklinometre kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Top lam 50 akademik personel dâhil edildi. FHP+ grubunda kilo, beden kitle indeksi ve cep telefonu kullanım süresi anlamlı olarak daha yük sek olduğu belirlendi (p=0,02; p=0,01). FHP+ grubunda üst trapezius ağrı eşiğinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlendi (p=0,02). Gruplar arasında orta trapezius kas kuvveti, derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve eklem pozisyon hissi bakımıdan anlamlı fark olduğu belirlendi. (sırasıyla p=0,02; p=0,03; p=0,01). Sonuç: Nonspesifik boyun ağrısı olan hastalarda, FHP; üst trapezius kas ağrı eşiği, orta tra pezius kas kuvveti, azalmış derin servikal fleksör kas dayanıklılığı ve servikal eklem pozisyon hissi ile ilişkilidir.Review Yutma ve Kognitif Fonksiyonların İlişkisi(2024) Begen, Sena Nur; Arslan, Selen SerelKognitif fonksiyonlar; bilgi edinme, saklama ve kullanmayı sağlayan önemli beyin işlevlerindendir. Tüm vücut fonksiyonları gibi yutma fonksiyonunun düzenlenmesi ve ayarlanmasında kognitif fonksiyonlar önemli rol almaktadır. Bu sayede birey, besin ve çevreye ait özellikler algılanıp yordanmakta ve değişen koşullara uyum sağlanarak yutma güvenli şekilde gerçekleştirilmektedir. Özellikle görsel algılama, oryantasyon, dikkat, hafıza ve yürütücü işlevleri içeren temel kognitif fonksiyonlar etkin ve güvenli yutma için gereklidir. Yutma fonksiyonu yutma öncesi faz, oral hazırlık, farengeal ve özofageal faz olarak incelenmektedir. Yutma öncesi faz ve oral hazırlık fazında kognitif fonksiyonlara daha fazla ihtiyaç duyulmakla birlikte tüm yutma sürecinde farklı düzeylerde kognitif fonksiyona ihtiyaç olmaktadır. Kognitif bozuklukların yutma bozukluğu ile ilişkisi kognitif fonksiyonların etkilendiği; Alzheimer, demans ve inme gibi durumlarda açıkça görülmektedir. Kognitif fonksiyonlar ile yutma fonksiyonu ilişkisini inceleyen daha fazla çalışmaya ve bu çalışmalar doğrultusunda yutma bozukluğu rehabilitasyonunda yeni yaklaşımlara ihtiyaç bulunmaktadır.Review Yutma Rehabilitasyonunda Servikal Bölgeye Yönelik Egzersiz Yaklaşımları(2021) Begen, Sena Nur; Arslan, Selen SerelYutma bozukluğu hem bireyi, hem de aile ve/veya bakım verenietkileyen, ciddi komplikasyonlara sebep olabilen ve bütüncül yaklaşımgerektiren bir problemdir. Havayoluna besin aspirasyonu önemli birdurumdur. Havayolu korumasında görevli parametrelerden biri yeterlihyolaringeal hareketin sağlanmasıdır. Yutma esnasında subrahiyoidkasların kontraksiyonu ile hiyoid kemik ve larinks yukarıya çekilir,epiglothun kapanması ile birlikte havayolu koruması sağlanır. Suprahiyoid kaslardaki yetersizlik durumunda hyolaringeal elevasyon azalmakta, yutma sonrası faringeal kalıntı artmakta, yutma sırası vesonrasında aspirasyon izlenebilmektedir. Bu nedenle yutma rehabilitasyonunda suprahiyoid kas aktivasyonunu artırmayı amaçlayan birçokegzersiz yaklaşımı bulunmaktadır. Bu egzersiz yaklaşımlarının çoğuservikal bölgeye yönelik egzersizlerden oluşmaktadır. Servikal bölgeyeyönelik geliştirilen ilk egzersiz Shaker egzersizidir. Geliştirilen ilk egzersizin yutma fonksiyonu üzerindeki olumlu etkilerinden yola çıkarakservikal bölgeyi içine alan birçok egzersiz yaklaşımı geliştirilmiş vefarklı hastalık gruplarında etkinlikleri değerlendirilmiştir. Örnek olarak modifiye Shaker egzersizi, dirence karşı “chin tuck” egzersizi, alından verilen dirence karşı “chin tuck” egzersizi, çene açma egzersizleri,göğüs kafesine doğru dirençli çene açma egzersizi, Theraband egzersizleri, baş ekstansiyondayken yutma egzersizi, proprioseptif nöromusküler fasilitasyon ve servikal izometrik egzersizler sayılabilir.Hastanın durumuna göre egzersiz yaklaşımlarının birbirlerine avantajveya dezavantajları olabilmektedir. Rehabilitasyonda önemli olan bireye özel egzersiz programı oluşturmaktır. Yutma rehabilitasyonu değerlendirmesinde elde edilen bulgular ışığında hastanın durumu gözönünde bulundurulmalı ve egzersiz seçimi gerçekleştirilmelidir. Herhasta fiziksel, kişisel ve çevresel faktörlerle beraber ele alınmalı ve ihtiyaçları belirlenerek bireysel tedavi yaklaşımları tercih edilmelidir.

