4 results
Search Results
Now showing 1 - 4 of 4
Master Thesis Türkiye'den Geçen ve Geçmesi Planlanan Enerji Yolları ve Bu Enerji Yollarının Türk Dış Politikasına Etkileri(2010) Korkmazgöz, İhsan; Başak, CengizSanayileşmenin artmasına bağlı olarak, 20. yüzyılda olduğu gibi, 21. yüzyılda da dünyanın gelişmiş ekonomilerinin en büyük itici gücünün enerji kaynakları olacağı kesindir. Teknolojik gelişmelerin ışığında, insanoğlunun ihtiyaç önceliklerinin değişerek daha üst seviyelere çıkması, bizleri bu enerji kaynaklarına bir nevi bağımlı duruma getirmiştir. Bu bağlamda, günümüzde enerji elde etmek amacıyla kullanılan kaynaklar arasında petrol ve doğalgazın tüketim açısından diğerlerinden daha öncelikli bir konuma yükseldiği görülmektedir.Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte Kafkas ve Orta Asya Cumhuriyetleri, var olan zenginlikleriyle birlikte bağımsızlıklarını kazanmışlar ve yenidünya sisteminin güç mücadelesine sahne olmuşlardır. Bu güç mücadeleleri içinde Hazar Bölgesi, içerdiği petrol zenginlikleri açısından 21. yüzyılın enerji üretiminin odak noktası olarak görülmektedir.Hazar Bölgesi petrol ve doğalgazının uluslararası piyasaya taşınması için yapılacak boru hatları güzergâhları bağlamında verilmekte olan mücadelenin özünde bölgedeki kaynakların geliştirilmesi ve 21. yüzyılda Batı'nın körfez petrolüne bağımlılığının azaltılması yatmaktadır. Ayrıca, ikmal güvenliğini sağlamada Avrasya'daki enerji kaynakları üzerinde Rusya'nın tekelini kırma da yer almaktadır.Çok farklı rotaların öngörüldüğü stratejiler arasında Batı için esas olan enerji güvenliği, ABD açısından çoklu boru hatları, şirketler için ise güvenli geçiş noktalarının tercih edilmesi iken; Rusya için Sovyetler Birliği dönemi enerji nakil hatlarının revize edilmesiyle birlikte tekrar kullanıma sokulması şeklindedir.Hazar Bölgesinde en önemli kültürel etki ve siyasi güç sahibi ülke Türkiye'dir. Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ile olan kültürel ve ekonomik ilişkilerini geliştirmenin kendisine getireceği yararların farkındadır. Bölgedeki kritik gelişmeleri yakından izleme, akılcı çözümler üretme, jeopolitik gücünü yerinde ve zamanında kullanma, orta ve uzun vadeli stratejiler oluşturma gibi beceriler geliştirip, uygulayabilen bir Türkiye'nin etkinliğini Hazar Havzası ülkeleri başta olmak üzere diğer çevre ülkelerinin de yararına olacak şekilde artırması kaçınılmazdır.Master Thesis Ortak Tarım Politikası: Polonya ve Türkiye(2007) Karayaz, Diğdem; Başak, CengizOrtak Tarım Politikası: Polonya ve Türkiye Diğdem KARAYAZEkonomik bir birliktelik olarak temellerini atan ve ilerleyen yıllarda işbirliğini siyaset ve güvenlik alanına da yansıtma yolunu seçen Avrupa Birliği, 20. Yüzyılın en önemli oluşumlarından biri olmuştur. Avrupa Birliği'nin ilk ve en önemli politikası olan Ortak Tarım Politikası, II. Dünya Savaşında ve sonrasında Avrupa kıtasında yaşanan gıda yetersizliği sonucunda ortaya çıkmış ve bu politika ile dışa bağımlılığın azaltılması hedeflenmiştir. Avrupa Birliği'nin en önemli politikası olan Ortak Tarım Politikası diğer aday ülkeler gibi 10 MDAÜ'nden biri olan Polonya'nın da müzakere sürecinde en çok zorlandığı başlık olmuştur. AB'ye tam üyeliği yaklaşık on üç yıl süren Polonya hem tarım alanında hem de AB ile olan ilişkilerinde bu süreci başarıyla tamamlamış ve 1 Mayıs 2004 tarihinde tam üyeliğinin söz konusu bile olamadığı bir dönemden geçtikten sonra bugünkü durumuna ulaşmıştır. Tarımsal yapı, nüfus ve diğer bazı tarımsal göstergeler bakımından Polonya ile benzerlik gösteren Türkiye'nin AB ile olan ilişkileri kapsamında olan tarım alanındaki ilişkiler 1964 yılında başlamıştır. Birlik mevzuatının büyük bir kısmının tarımdan oluşması ve tarıma ayrılan bütçenin fazla olmasından dolayı, Türkiye bütün diğer aday ülkeler gibi en çok Ortak Tarım Politikasına uyum konusunda zorlanmaktadır. Türkiye ile AB arasındaki tarımsal yapı ve politika alanlarındaki farklılıklar Türk tarımının OTP'ye uyumunu daha da güçleştirmektedir. Bütün bunların dışında Türkiye üzerine düşen görevi yerine getirememiş ve 42 yıl önce başlayan tarım alanındaki ilişkileri bu zamana kadar iyi değerlendirememiştir. Ancak Türkiye OTP'ye uyumunu güçleştiren bu zorlukları Polonya örneğinde olduğu gibi disiplinli bir şekilde çalışarak üstesinden gelebilecektir. Sonuç olarak, Türkiye'nin Ortak Tarım Politikası'na uyum süreci çok zorlu geçecektir.Master Thesis Nato'nun Yeni Stratejik Konsepti ile Birlikte Nato İçerisinde Türkiye'nin Konumu(2010) Koyuncu, Hasan; Başak, CengizSovyetler Birliğinin dünya siyasetinden çekilmesiyle rolü ve misyonu sorgulanmaya başlanan NATO, Soğuk Savaş sonrasında değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler doğrultusunda üstlenmiş olduğu görev ve sorumlulukları gözden geçirmiştir. Bunun sonucunda Soğuk Savaş döneminde uygulamış olduğu Stratejik Konseptleri, 1991 yılından başlayarak yeniden düzenlemiştir. Hâlen uygulanmakta olan Stratejik Konsept 1999 yılında NATO'nun ellinci yılında imzalanmış olup, Amerika'da Dünya Ticaret Merkezi'nin terör saldırılarına maruz kaldığı 11 Eylül 2001, müteakibinde NATO'nun 5'inci maddeyi uygulamaya koyup Afganistan'a ve 2003 yılında Irak'a düzenlemiş oldukları harekâttan önce kabul edilmişti. Bu sebeplerden dolayı, NATO'nun 60'ıncı yıl zirvesinde Stratejik Konseptin revize edilmesine ihtiyaç duyulduğu kararlaştırılmıştır.Türkiye NATO'ya katıldığı tarihten bu yana sadık bir üye olarak Sovyetlerin yayılmacılığına karşı bir kanat ülkesi olarak görevini başarıyla yerine getirmiştir. Soğuk Savaşın bitmesiyle birlikte Türkiye'nin NATO'nun gözünde önemini kaybettiği savı ileri sürülmeye başlanmıştır. Ancak değişen güvenlik ortamı ve ortaya çıkan yeni tehditler, Türkiye'nin konumu itibarıyla yeni tehditlerin kaynağı olan coğrafya'ya yakınlığı ve son dönemde uygulamış olduğu dış politika bunun aksini ispatlamıştır. Çalışmada yeni Stratejik Konseptin kabul edilmesiyle birlikte, NATO'nun üstleneceği rol ve misyonla birlikte Türkiye'nin öneminin giderek artacağı anlatılacaktır.Anahtar Sözcükler: NATO, Soğuk Savaş, Stratejik Konsept, 5'inci Madde, Kanat ÜlkesiMaster Thesis Dünya Ticaret Örgütü: Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Türkiye'nin Taraf Olduğu Uyuşmazlıklar(2009) Aerts, Özden Gülveren; Başak, CengizDünya Ticaret Örgütü (DTÖ) uluslararası ticaretin kurallarını düzenleyen tek uluslararası kuruluştur. Anlaşma niteliğindeki Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'nın (GATT) yerini alan DTÖ kapsamında, üye devletler arasındaki ticari uyuşmazlıkların çözümlenmesini teminen, bir Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması oluşturulmuştur. Bu çalışmada, Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması ve Türkiye'nin söz konusu mekanizma çerçevesinde taraf olduğu uyuşmazlıklar incelenmiştir.DTÖ'ne üye devletler arasındaki ticari uyuşmazlıkların çözümü sürecinde uygulanan usul ve esaslar Anlaşmazlıkların Halli Mutabakat Metni'ne (AHMM) dayanmaktadır. Mutabakat Metni hükümleri, GATT kurallarına kıyasla çok daha bağlayıcı ve otomatiktir. Anlaşmazlıkların halli sistemi danışma görüşmeleri, panel süreci, temyiz süreci, tavsiye ve kararların uygulanması olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır. Söz konusu sistem çerçevesinde yapılan istişare başvurularına, kurulan panellere ve Temyiz Organı'na götürülen panel kararlarına ilişkin istatistiki veriler değerlendirildiğinde, DTÖ Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması'nın etkin bir şekilde kullanıldığı sonucuna varılmıştır.DTÖ'nün kurucu üyesi olan Türkiye, Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması kapsamında toplam 10 uyuşmazlıkta taraf olmuştur. Türkiye'nin anlaşmazlıkların halli sisteminde taraf olduğu uyuşmazlıklara ilişkin veriler istatistiksel olarak değerlendirildiğinde, Türkiye'nin AHMM'den kaynaklanan yükümlülüklerine uygun hareket ettiği gözlenmiştir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği kriterlerine uygun bir düzenlemeye ilişkin olarak, DTÖ'nün, Türkiye'nin DTÖ kurallarına aykırı hareket ettiği yönünde karar verdiği hususu dikkate alınarak, Türkiye'nin Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerinde DTÖ Anlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerini göz önünde bulundurması gerektiği sonucuna varılmıştır. Türkiye, DTÖ Anlaşmalarına dayanarak yaptığı uygulamalar kapsamında alacağı herhangi bir önlemin DTÖ platformuna taşınabileceğini göz önünde bulundurarak, DTÖ üyeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerinin gereğini yerine getirmek konusuna özen göstermeye devam etmelidir.Anahtar Kelimeler: Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması, DTÖ, GATT.
