Search Results

Now showing 1 - 10 of 40
  • Master Thesis
    Suriye İç Savaşında Kadınların Durumunun Feminizm ve Feminist Güvenlik Yaklaşımı Açısından Değerlendirilmesi
    (2018) Biçer, Gülşah; Ünal, Hasan
    1980'li yıllara kadar realist düşünce temelinde söylemlerini geliştiren uluslararası ilişkiler disiplini 80'lerden sonra birçok eleştiriye maruz kalmış ve disiplinde eleştirel söylemler artmaya başlamıştır. Feminizm de bu dönemde disiplin içinde yer almaya başlamıştır. Eleştirel söylemlerle toplumsal cinsiyet kavramının disipline girmesi, yüksek politika ve alçak politika ayrımının, savaş, barış, devlet, güvenlik gibi kavramların tartışılmasına olanak sağlamıştır. Bu açıdan özellikle kadının güvenlik alanında görünür kılınmaya çalışılması ve kadın deneyimlerinin ciddiyetle değerlendirilmesi, uluslararası ilişkiler disiplininin güvenliğe farklı bir açıdan bakmasını sağlamıştır. Bu durum disiplinin maskülen yapısının sorgulanmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada feminizm kavramı, uluslararası ilişkiler disiplinine girişi, disiplinin kavramlarını değerlendirmesi ve feminist güvenlik yaklaşımı incelenecektir. Bu bakış açısı perspektifinde Suriye İç Savaşı'nda kadınların durumunun, feminist uluslararası ilişkiler ve feminist güvenlik yaklaşımı açısından değerlendirilmesi yapılacaktır. Değerlendirme feminist düşüncenin de titizlikle üstünde durduğu üç konu üzerine gerçekleştirilecektir. Bu konular: savaş ve iç savaş ortamında kadınların şiddetin hedefi haline gelmesi, kadınların çatışmalara katılımı ve kadınların barış görüşmelerine siyasi katılımının sağlanmasıdır.
  • Master Thesis
    Lobicilik ve Propaganda-amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği'nde Lobicilik Faaliyetleri ve Türkiye'nin Abd'de Yürüttüğü Lobicilik Çalışmaları
    (2017) Altay, Mustafa Kemal; Ünal, Hasan
    Homo sapiens'den, homo sapiens sapiens'e oradan günümüze kadar geçen süre zarfında insanoğlu sürekli olarak etkileşim ve iletişim içerisinde kalmışlardır. Bu süreç insan ırkının varlığı yok olacağı güne kadar sürüp gidecektir. İnsanlar arsında ki mücadele ilk insan topluluklarından başlayarak sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelenin içeriği ister savaşlara dayansın, isterse bir bilgilin oluşturulmasına hepsinin içerisinde cereyan eden bir yönetsel sistemler zinciri varlığı ya da başka bir ifadeyle hiyerarşik yapı mevcuttur. Bu süreçlerin temel yapısı ise; modern anlamda lobi (etkileme, manipüle etme vb.) faaliyetleri ve propaganda (tanıtma, baskı kurma vb.) faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu çalışmada sırasıyla lobicilik ardından da propaganda hakkında detaylı bilgilere yer verilerek, siyaset, askeri ve ekonomik alanlarda ki etkilerine değinilecektir. Ayrıca bu kavramların zaman içerisinde nasıl evrime uğradıklarına değinilecektir. Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde ki ve Avrupa Birliğinde ki işleyiş biçimlerinden de söz edilecektir. Son kısımda ise, Türkiye'nin lobicilikle tanışması ve Türk lobilerinin faaliyetlerine değinilerek özellikle lobi faaliyetlerinin Dünya üzerinde büyük bir yer kapladığı Amerika Birleşik Devletlerinde ki çalışmalarından bahsedilecektir. Atalarımızdan miras aldığımız ve adeta genetik kodumuza işlenen çevremize hükmetmek, etki alanımızı genişletmek ve güce (siyasi, ekonomik, vb.) sahip olmak gibi olgulardır. Bu olguların sürekliliği için lobiciliğin ve propagandanın devamlılığı esastır. Özellikle günümüz Dünyasında demokrasi kavramının sadece kâğıt üstünde kaldığı, demokrasinin amaç değil de araç olduğu ve faşizan ideolojilere sahip yöneticilerle yönetilen ülkelerde kısmen lobiciliğin, fakat propaganda faaliyetlerinin çok ama çok daha önemli hale geldiği ülkelerde ki siyasiler için önemi kat be kat daha da artmaktadır. Bu çalışmada Dünya tarihinin tozlu sayfalarında yerini almış faşist ideolojilere sahip olan yöneticilere kısmen değinilecek, onların moderni olanlardan ise asla bahsedilmeyecektir.
  • Master Thesis
    Rusya-ukrayna İlişkilerinde Kırım Sorunu 1991-2014
    (2015) Beybulayeva, Lyudmila; Ünal, Hasan; Karasar, Hasan Ali
    Sovyetler Birliği'nin çöküşü; politik, ekonomik ve askeri zeminde ülkeler arasında yeni bir dizi çelişki yaratan yeni bağımsız devletler oluşmasına katkıda bulunmuştur. Bu tür gerilimlerden biri, iç ve dış dengesizliklerin konu olduğu Kırım bölgesindeki Ukrayna ve Rusya gibi iki komşu ülke arasında olmuştur. Ukrayna'nın otonom olan Kırım, Rusya Karadeniz deniz üssü varlığı, bölgenin etnik kompozisyonu, jeostratejik konumu gibi Rusya-Ukrayna ilişkilerinin bozulmasına neden olan bazı önemli faktörler sunmaktadır. Günümüzde, yakın zamana kadar dünya ilişkilerinde göze çarpmayan küçük Kırım yarımadası , son dönemde Rusya, Ukrayna ve Batı ülkelerinin birçok uzmanlarının ilgisini çeken, son krizlerden sonra uluslararası ilginin merkezlerinden biri haline gelmiştir. Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerinde, Kırım sorunun etkisi ve ağırlığının temel araştırma sorusu üzerine cevap vermek için, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra, Kırım'ın jeostratejik konumu ve çoklu etnik yapısı ve bunun Rusya-Ukrayna ilişkileri üzerindeki etkisi bir araştırma gerektirir. Metodolojik olarak, Kırım sorunun açıklaması, kronolojik yapılandırılmış bakış açıları ile tarihsel olayların çalışmasından geçer. Ana kavramsal ve tarihsel çerçeve; Rus, Ukraynalı, Türk ve Batı uzmanların özel monografi çalışması yoluyla sağlanmıştır. Bir başlangıç noktası olarak, yarımada sakinlerinin tarihsel arka planını inceledim ve her biri kendisi gibi tarihsel algılanan Kırım'a ilişkin Rus, Ukrayna'lı, Kırım Tatarlarını dikkatlice analiz ettim. Bu araştırma bize, Kırım üzerindeki tartışmaların kökenini, Karadeniz Filo sorununu ve Ukrayna krizine ilişkin Rusya'nın dış politikasını anlamak için Sovyet sonrası Ukrayna'daki siyasi süreçlerin sonuçlarını genelleştirmeye izin verir. Buna ek olarak, bu tez temelde Kiev'e karşı tavrını yeniden tanımlamış ve Karadeniz yarımadasının ilhak eylemi ile sona ermiş Ukrayna krizleri içine Kremlin'in müdahalesi ile Euromaidan protesto nedenlerini ve sonuçlarını açıklamaktadır. Tez araştırma bulguları, sadece yukarıda belirtilen Rus-Ukrayna siyasi ve ekonomik problemlerin nasıl kötüleştiğini değil, aynı zamanda Rusya ve Batı arasındaki ilişkileri ve Avrupa-Atlantik bölgesindeki genel güvenlik iklimini göstermektedir. Anahtar Sözcükler: Kırım, Rusya, Ukrayna krizi, Kırım Tatarları, ilhak
  • Master Thesis
    Işid'in Ortaya Çıkışı ve Türkiye
    (2018) Yüksel, Serdar; Ünal, Hasan
    IŞİD terör örgütü Arap Baharı'nın Suriye'ye gelmesiyle oluşan iç savaşı ve zaten istikrarsız bir görüntü veren Irak'ta kendisine hakimiyet alanı kurarak devlet olma yolunda ilerleyen bir görüntü çizdi. Irak ve Suriye ile tarihsel yakınlığın yanında sınır komşusu olan Türkiye ise bu süreçte en çok etkilenen devlet oldu. Türk dış politikasının bu dönemde geliştirdiği politikalar, bölgenin siyasi istikrarın da etkili olmuştur. Türkiye bu dönemde aktif ve çok yönlü dış politikasıyla sadece Ortadoğu da değil dünya çapında yaptığı eylemlerle yankı uyandıran IŞİD terör örgütüne karşı yürüttüğü politikalarıyla bölgede söz sahibi olmayı hedeflemiştir. Bu çalışma Türk dış politikasında alınan kararların anlık değişkenlerini ve iç politikasına nasıl yansıdığı üzerine tartışmayı amaçlamaktadır. Bu noktada bir sonuca varabilmek için AKP hükümetinin Türk dış politikasında alışılagelmişliğin dışına çıkan bazı kararları ve dış sorun olarak görünen Irak, Suriye ve IŞİD politikalarının iç sorunlarını da tetiklemesiyle yaşanan olaylardan da yararlanılmıştır. Böylelikle söz konusu değişimlerin yıllara ve şartlara göre Türk iç ve dış siyasetinde köklü değişikliklere gidildiği ve IŞİD konusunda anlaşmalara dayanan bir çözüm seçtiği görünmektedir. Anahtar Kelimeler: Türk Dış Politikası, Dış Politika Değişkenleri, IŞİD,
  • Master Thesis
    15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri
    (2017) Baykara, Sevin; Ünal, Hasan
    Türk dış politikası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesine kadar ABD ve Avrupa ülkeleriyle sorunlar yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Tarih boyunca dönemsel etkenler ile yakınlaşan ve gerginleşen Türkiye-Rusya İlişkileri ise Suriye krizi ile çatışan fikirler devam ederken Rus uçağının düşürülmesiyle ekonomimizi ve yatırım projelerini etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Türkiye, kurtuluş mücadelesini verip anayurdunu düşmanlardan temizledikten ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Cumhuriyetini ilan ettikten sonra, 1960 yılından itibaren darbe girişimleri ve darbelere sahne olmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, daha önce örneği olmayan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Fethullah Gülen'in (FETÖ) bugünlere gelişi, ABD'den oturum iznini nasıl aldığı ve iadesinin istenmesinin hala tartışma konusu olarak devam ettiği görülmektedir. Darbe girişiminden sonraki süreçte ise olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, terör eylemlerinin son bulması Türkiye'nin öncelikli hedefleri haline gelmiştir. Buradan hareketle tezimizin amacı 15 Temmuz darbe girişimi ve Türk dış politika üzerindeki yansımalarını niteliksel literatür taraması ışığı altında analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Rusya, Uçak krizi, Darbe, FETÖ, ABD
  • Master Thesis
    Avrasyacılık Kökeni ve Türk Avrasyacılığının Oluşumu
    (2018) Keleş, Emine Begüm; Ünal, Hasan
    Bu tezde Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığının tarihi gelişim süreci açıklanmaya çalışılmıştır, aynı zamanda Rusya ve diğer ülkelerin politik gündemleriyle olan ilişkileri üzerinden değerlendirilmiştir. Ağırlıklı olarak Türk Avrasyacılığı fikrinin gelişimi ve Rusya'nın Türk Avrasyacılığına katkıları araştırılmıştır. Avrasyacılık hangi ülkeler ile birlikte oluşturuldu, nerede, ne zaman, hangi düşüncelerle ortaya çıktı bunların cevabını araştırmamızda bulmak mümkündür. Hangi ülkeler, hangi düşüncelerle Avrasyacılığı destekliyor veya izlemekle yetiniyor, günümüz penceresinden bakılarak sentezlenmiş bir çalışmadır. Tüm bunların yanı sıra Türk Avrasyacılığın kökeni etniksel ve ulusal açıdan analiz edilmiş, Rusya, Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye'nin Avrasya Birliği projesi üzerinde odaklanmış olduğu gözlemlenmiştir. Bu projeyle Türk Avrasyacılığı ve Evrazia düşüncelerinin nasıl geliştiği ve gelişeceği, Türkiye ve Rusya'nın ileriye yönelik attığı adımlardan bahsedilmiştir. Son olarak Avrasyacılık ve Türk Avrasyacılığı sentezi sonucu gelecekte siyasi iyileşmeler adına neler olacağını öngörmek adına yapılmış bir çalışmadır.
  • Master Thesis
    Bulgaristan'daki Türk Azınlığı ve Türkiye'deki Kürtler Etnik Partiler: Dps ve Hdp Karşılaştırması
    (2015) Karakaş, Behiye; Ünal, Hasan
    ]Bu tez araştırması etnik partilerin ayrılıkçı ve entegrasyoncu tutumlar benimsemelerinin arkasındaki sebepleri açıklamaya çalışmaktadır. Çalışmaya göre HDP 'nin ayrılıkçı talep ve tutumları kısacası ülkenin bölgesel ekonomik gelişmişlik farklılığı kültürel ve demografik etkenler, HDP parti liderinin söylemleri ve partinin amaçlarına yönelik dış destekler gibi nedenlere dayanmaktadır. Bu etkenler nedeniyle parti ayrılıkçı bir tutum benimsemiştir ve Türkiye deki Kürt Halk ulusal Bir bilince ulaşmakta sorunlar yaşamıştır. Bulgar etnik partisi DPS büyük ölçüde dış müdahale eksikliği , ülkenin homojen ekonomik gelişmişliği , olumlu lider etkisi ve diğer birleştirici etkenler ile beraber entegrasyon yanlısı bir tutum sergilemiştir. Etnik partilerin davranışlarını etkileyen başka bir faktör de üye ve aday ülkelerde de Avrupa Birliği politikalarıdır. Özellikle bu çalışmada Avrupa Birliğinin azınlıklar hususundaki düzenlemeleri HDP partisinin kültürel ve bölgesel taleplerini arttıran bir etken yaratırken, DPS partisinin ise diğer sebepler ile beraber entegrasyon yanlısı tutum izlemesine katkı sunmuş ve parti ülkesindeki grubun kültürel haklarını savunmaya devam etmektedir. Ülkelerin ulusal bütünlüğünü sağlayan veya tehdit eden etnik parti tutumlarını analiz eden teori ve hipotezler genellikle tarihi arka plan, ekonomik gelişmişlik, dış destek etkisi , seçim sistemleri , lider etkisi ve ülkenin demografik etkenlerini analize dayanır. Bu tezde her iki partinin farklılaşan tutumları bu etkenler çerçevesinde incelenmiştir. Anahtar kelimeler : DPS, HDP, Ayrılıkçılık, Entegrasyon, Avrupa Birliği.
  • Master Thesis
    Türkiye'nin Suriye Politikası 2011-2013
    (2014) Albayrak, Aksu; Ünal, Hasan
    Türkiye' nin Suriye Krizi' ne yönelik dış politikası değerlendirilmiş, ikili ilişkilerin seyrinde geçmişten günümüze durum tespiti yapılmış ve Arap Baharı' nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur. Çalışma kapsamında Arap coğrafyası ve Suriye' deki değişimler dikkate alınarak güvenlik açısından önem kazanan bölgede, Türk dış politikasının Suriye Krizine etkisiyle gelinen son dönem güvenlik durumu irdelenmiş ve muhtemel senaryolar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Suriye, Arap Baharı, Kriz, Güvenlik.
  • Master Thesis
    Hazar Denizinin Hukuki Rejimi ile İlgili İran'ın Dış Politikası
    (2015) Asgary, Bahareh; Ünal, Hasan
    ASGARY Bahareh. Hazar Denizinin Hukuki Rejimi İle İlgili İranın Dış Politikası , Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2015 Sovyetler Birliği dağılışı ile birlikte, birçok sorunu da beraberinde getirdi. Hazar denizinin hukuksal statüsü, paylaşımı ve doğal yer altı zenginliklerinin kullanımı gibi sorunlar bunlardan bazısı sayılır. Dağılmadan önce Hazar'da kıyısı olan iki ülke vardı: Sovyetler birliği ve İran. Sovyetler birliğinin dağılması ile birlikte Rusya'dan bağımsızlıklarını elde eden Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan ortaya çıkmıştır. Günümüzde Sovyetler birliği ve İran arasında yapılan eski anlaşmalar ortaya çıkan sorunların çözümünde yetersiz kalmıştır. Hazar'a kıyısı olan beş devlet arasında ise belli bir çözüm yolu oluşmamıştır. Farklı ikili anlaşmalar yapılmanın yanı sıra, her beş tarafı da içine alan bir anlaşma henüz yapılmamıştır. Bunlarla birlikte Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan'dan oluşan Hazar'ın kuzey kıyı ülkeleri arasında bir uzlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmada, tarafların deniz yatağından orta hat esasına göre yararlanmayı öneren bu sisteme, güney kıyıdaşlar ülkeleri, İran ve Türkmenistan karşı çıkmaktadırlar. Güneyde Türkmenistan, denizin münhasıran paylaşılmasının ilkesini kabul etmekle birlikte bu yöntemin detayları konusunda fikir ayrılığına düşmüştür. Türkmenistan özellikle Azerbaycan ile orta hat boyunca aralarında denizi bölmek konusunda anlaşmalarına karşın bu hattın koordinatlarının nereden geçeceği konusunda uzlaşamamışlardır. Sonuç olarak hâlihazırda, Hazar denizinin havzasında kuzeyde üçlü Rusya, Azerbaycan ve Kazakistan orta hat anlaşması, güneyde ise İran ve Türkmenistan'ın ikili ittifakı ve Kuzey-Güney arasındaki anlaşmazlığı vardır. Bölgede Sovyetler birliğinin dağılması ile beraber ortaya çıkan ülkeler yıllar boyu Rusların sömürüsü neticesinde, fakir ve zor durumundaydılar ve sonuç olarak ayağa kalkmak için Hazarın zenginliklerine çok bağlıdırlar. Geçmişte kalan anlaşmalar, 1921 ve 1940 yıllarında İran ve Sovyetler birliği arasında yapılmıştır. Ancak yeni ülkeleri bu anlaşmaları kabul etmeyip, yeni ve adil bir anlaşma peşindeydiler. Bölgede yeni yapılan anlaşmalar, İran'ın zarara uğramasına neden olabilme potansiyele sahiptir. Bu konuları göz önünde bulundurarak, İran'ın bölgede daha aktif rol almaya mecburiyeti vardır. Hazar Denizi'nin hukuki rejimi ve statüsü tekrardan düzenlenmesi bölgede güveni tesis eder. Ayrıca tarihi açıdan Hazar Denizi'nin çok önemli olduğu için, sadece ekonomi açıdan değil, belki güvenlik, siyasal açıdan da bölgede güven ve istikrar gerekmektedir. 1. Batının özellikle Amerika Birleşik Devletlerinin ( ABD) kazançlarının tanımlanması, 2. Komşu ülkeler arasındaki anlaşmazlıkların nedeni, 3. İsrail ve ABD'nin bölgedeki etkilerinin nedenleri ve İran'ın onların karşısındaki önlemleri, 4. Hazar havzasındaki komşu ülkelerin farklı görüşleri. Anahtar Sözcükler: Hazar Deniz Statüsü, İran Ve Hazar Denizi Yasaları, Hazar Denizi Komşuları, Hazar Denizinde Dış Güçler, Hazar Denizindeki Dış Politikalar, Hazar Denizi Petrolü.
  • Master Thesis
    Suriye Krizi Denkleminde Türkiye Rusya İlişkileri
    (2016) Kılıçarslan, Mehmet Tolga; Ünal, Hasan
    Tarih boyunca karşılıklı rekabet ve çatışma içerisinde geçen Türkiye-Rusya ilişkileri önce Milli Mücadele sonra da Soğuk Savaş döneminde (1965-1980) ekonomik ve ticari işbirliği şeklinde devam etmiş ve 2000'li yıllardan itibaren çok yönlü bir işbirliği halini almış ve özellikle enerji alanında gelişmiştir. 2010 yılından itibaren Kuzey Afrika'da başlayan ve hızla Ortadoğu'ya yayılan Arap Baharı ateşi Suriye'ye de sıçramış ve bölgedeki dengeleri alt üst etmiştir. Krizin başlamasından sonra Türkiye ve Rusya'nın bölgeye ilişkin politikaları çatışmış, Türkiye Esad rejiminin karşısında yer alırken, Rusya Esad rejimini desteklemiş ve ikili ilişkiler bu gelişmelerden olumsuz etkilenmiştir. 2015 yılında Rus SU-24 savaş uçağının Türk F-16'larınca düşürülmesi ilişkileri kopma noktasına getirmiş, Rusya tarafından uygulamaya konulan ekonomik ambargolarla ilişkiler gerginlik aşamasından kriz safhasına taşınmıştır. Yaklaşık 8 ay süren kriz dönemi boyunca iki ülke de ekonomik olarak zorluklar yaşamış, iki ülkenin birbiri açısından vazgeçilmez konumda olduğu anlaşılmıştır. Suriye krizi ile birlikte farklı bir boyuta taşınan ikili ilişkiler, Rus uçağının düşürülmesi ile kriz dönemini yaşamış, kriz döneminden normalleşme safhasına geçiş uzun ve sancılı olmuştur. Buradan hareketle tezimizin amacı Suriye krizi ile başlayan değişim sürecinin Türkiye-Rusya ilişkilerine etkisini analiz etmek ve gelecekte Türkiye-Rusya ilişkilerinin nasıl şekilleneceğini değerlendirmektir. Anahtar Sözcükler Türkiye, Rusya, Suriye Krizi, SU-24, İkili ilişkiler.