Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Article
    5901 Sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu’nun Madde 29/2 Hükmü Üzerine Bir Değerlendirme
    (Seçkin Yayıncılık, 2024) Aydınlı, Ogün Erşan
    2000’li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da yaşanan terör saldırıları sonrası vatandaşlığın irade dışı kaybı hâllerinde genişleme yaşanmaktadır. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye’de yaşanan askerî darbe girişimi sonrası ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yapılan mevzuat değişikliklerinden birisi de vatandaşlığın kaybettirilmesine ilişkindir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlık Kanunu’nun (TVK) 29. maddesine eklenen ikinci fıkra ile yapılan bu değişiklik, hakkında belirlenen suçlardan biri nedeniyle hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen ve yabancı ülkede bu- lunması nedeniyle kendisine ulaşılamayan kişilerin vatandaşlığının kaybettirilmesine ilişkindir. Türk vatandaşlık hukukunun tarihî gelişimi incelendiğinde anılan düzenlemenin yeni olmadığı, kanun koyucu tarafın- dan Devlet’in güvenliğini tesis etmek için alınan önlemler kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. Başta Türk va- tandaşlığından çıkarma sebebi olarak düzenlenen bu hâl, zaman içerisinde kaybettirmenin bir sebebine dönüşmüştür. Çalışmada TVK m.29/2 hükmü hem ulusal hem uluslararası gelişmeler ışığında değerlendirilmiştir. Yapılan değerlen- dirme neticesinde karşılaşılabilecek çeşitli sorunlar tespit edilmiş ve ilgili hükmün değiştirilmesi önerilmiştir.
  • Article
    Güvenli Üçüncü Ülke Uygulamaları: Uygulamanın Dayanakları, Eleştirileri ve Hukukiliği
    (2020) Aydınlı, Ogün Erşan
    Asylum shopping, uydu mültecilik ve yük dağılımı (burden-sharing) gibi sorunlara çözüm olması için geliştirilengüvenli üçüncü ülke uygulaması, hem yarattığı sonuçlardan ötürü hem de bizzat uygulamanın kendisinin hukukaaykırı olması yönünden ortaya çıktığı günden itibaren sıklıkla eleştirilmektedir.Uygulama, mültecinin yapmış olduğu sığınma başvurusunun başvurudan önce menşe ülkesinden başka bir ülkedebulunması ve bu ülkede sığınma başvurusunda bulunabileceği gerekçesiyle kabul edilemez başvuru olarak değerlendirilmesini öngörmektedir. Uygulama ile başvurusu kabul edilemez başvuru sayılan mülteci, kendisi için “güvenli” olarak değerlendirilen bu ülkeye sığınma başvurusu yapması amacıyla gönderilmektedir.Güvenli üçüncü ülke uygulaması, geri gönderme yasağını ihlal edebilecek durumlar yaratması, mültecilerin etkinkorumadan yararlanamamasına yol açması ve 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’ye aykırıolması nedeniyle doktrinde sıklıkla eleştirilmektedir. Güvenli üçüncü ülke uygulamalarına getirilen eleştirileringiderek artması uygulamanın dayanakları ve eleştirileriyle birlikte değerlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
  • Article
    Citation - WoS: 1
    Anayasa Mahkemesi’nin Sherapat Yagmyrova Kararı* Üzerine Bazı Değerlendirmeler
    (Istanbul Univ, 2020) Kibar, Esra Dardoğan; Elçin, Doğa; Aydınlı, Ogün Erşan
    Anayasa Mahkemesi, 2020 yılında Sherapat Yagmyrova (Yagmurova) tarafından, kendisinin sınır dışı edilmesi nedeniyle özelve aile hayatına saygı hakkının, eşitlik ilkesinin, kötü muamele ve işkence yasağının; idari gözetim altında tutulma nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılmış olan bireysel başvuruya ilişkin bir karar vermiştir. Bukararda başvurucunun özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiası açıkça dayanaktan yoksunolması; eşitlik ilkesinin ve ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiası da benzer şekilde açıkça dayanaktan yoksunolması; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası ise kanun yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemezolarak değerlendirilmiştir. Söz konusu bireysel başvuru kararı hem güncel tarihli olması hem ihlal iddialarının çokluğuhem de Anayasa Mahkemesi’nin çeşitli konulardaki son yaklaşımlarını yansıtması nedeniyle dikkat çekmektedir. Öteyandan karara konu olay bulaşıcı hastalık nedeniyle sınır dışı edilme gibi tartışmalı bir konuyu da içermesi sebebiyle kararincelemeye değer görülmüştür. Çalışmada başvurucunun iddiaları hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarıhem de Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği kararlar ışığında ele alınmıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi’ninSherapat Yagmyrova (Yagmurova) kararında vermiş olduğu karar değerlendirilerek başvuruya konu edilen iddialar hakkındaçeşitli değerlendirmeler yapılmıştır.