Ünal, Hasan
Loading...

Profile URL
Name Variants
H.,Unal
Hasan, Ünal
Ünal,H.
Unal,H.
U.,Hasan
H.,Ünal
Ünal, Hasan
Ü.,Hasan
U., Hasan
H., Unal
Hasan, Unal
Unal, Hasan
Hasan, Ünal
Ünal,H.
Unal,H.
U.,Hasan
H.,Ünal
Ünal, Hasan
Ü.,Hasan
U., Hasan
H., Unal
Hasan, Unal
Unal, Hasan
Job Title
Profesör Doktor
Email Address
hasan.unal@atilim.edu.tr
Main Affiliation
International Relations
Status
Former Staff
Website
ORCID ID
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID
Sustainable Development Goals
1NO POVERTY
0
Research Products
2ZERO HUNGER
0
Research Products
3GOOD HEALTH AND WELL-BEING
0
Research Products
4QUALITY EDUCATION
1
Research Products
5GENDER EQUALITY
1
Research Products
6CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
7AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
8DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
2
Research Products
9INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
0
Research Products
10REDUCED INEQUALITIES
2
Research Products
11SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
12RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
1
Research Products
13CLIMATE ACTION
0
Research Products
14LIFE BELOW WATER
0
Research Products
15LIFE ON LAND
0
Research Products
16PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
4
Research Products
17PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
6
Research Products

This researcher does not have a Scopus ID.

This researcher does not have a WoS ID.

Scholarly Output
40
Articles
0
Views / Downloads
2/0
Supervised MSc Theses
40
Supervised PhD Theses
0
WoS Citation Count
0
Scopus Citation Count
0
Patents
0
Projects
0
WoS Citations per Publication
0.00
Scopus Citations per Publication
0.00
Open Access Source
0
Supervised Theses
40
Journals data is not available
Scopus Quartile Distribution
Quartile distribution chart data is not available
Competency Cloud

40 results
Scholarly Output Search Results
Now showing 1 - 10 of 40
Master Thesis Türkiye'nin Kuzey Irak Politikası: 2003-2013(2013) Erdoğmuş, Muhammet Mehdi; Ünal, Hasan11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin Ortadoğu işgallerinde Afganistan'dan sonra yeni ülke olarak Irak'ı seçmesi ile başlayan süreç, Irak'ın işgali ile Ortadoğu'da pek çok değişikliği, güç dengelerinde oynamaları meydana getirecekti. İşgalden etkilenen ülkelerin başında gelen Türkiye, dış politikasında değişimler yaşamak zorunda kalacaktır. Türkiye, Irak'ta yaşanan değişim karşısında belirlediği politikaları zaman içinde çıkarları doğrultusunda değiştirecek ve birçok konuda Kuzey Irak ile yakın ilişkiler yaşayacaktır. Türkiye'nin 2003-2013 yılları arasındaki Kuzey Irak Politikası iki farklı dış politika anlayışının olduğu iki ayrı dönem olarak karşımıza çıkmaktaydı. 2003 yılı ve 2007 yılları arasında ki Türkiye'nin Kuzey Irak politikası, 2008 yılı ve 2013 yılları arasında ki politikadan farklı olacaktı. 2003 yılı ile 2007 yılları arasında Türkiye bu dönemde ABD'nin de etkisiyle bölgede dış politika açısından etkili olamamış, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana tavır sergilemiş, PKK konusunda rahatsızlıklarını dillendirmiş ancak ABD güçlerinin bölgede bulunmasından dolayı askeri operasyon bile gerçekleştirememişti. Başta Kerkük sorunu olmak üzere Kuzey Irak'ın Irak petrollerinden pay almasını ve Kürtlerin Irak'ta kazanımlarından dolayı Kuzey Irak ile diplomatik ilişkilerden kaçınmıştı. 2008 yılı ile 2013 yılları arasında ise, 2008 yılında ABD'nin Irak'tan çekilmesi ile birlikte Türk dış politikası bölge üzerinde 2003-2008 dönemi arasında gösteremediği etkiyi, ilişkileri bu dönemden sonra daha rahat ve sağlam adımlar şeklinde göstermeye başlamıştı. Ancak bu durum ile birlikte 2008 yılı öncesi Irak merkezi hükümetiyle olan sağlam ilişkiler bu dönemden sonra tersine dönmüş, Kuzey Irak ile ilişkiler düzelme gösterirken, Irak merkezi hükümeti ile diplomatik ilişkiler bozulma göstermişti. Öte yandan düzelen ilişkilere rağmen Türkiye, Irak'ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu ve PKK konusunda söylemlerini aynen korumuştu. 2008-2013 dönemleri arasında Türkiye, Kuzey Irak ile petrol anlaşmasına gidecek kadar diplomatik ilişkiler kurmuş, PKK konusunda Kuzey Irak ile bazı ortak çalışmalar yapmış, her iki tarafdan üst düzey yetkilileri arasında ziyaretler gerçekleşmiş ve kullanılan dil ve uslup diplomatik düzeye gelmişti. Anahtar Kelimeler: Ortadoğu, Irak İşgali, Türkiye, Kuzey Irak, Dış PolitikaMaster Thesis Arap Baharı ve Bahreyn(2017) Karakoç, Hüseyin Serdar; Ünal, HasanArap Baharı ismi ile anılan ve Tunus'ta başlayıp Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn ve Suriye'yi etkileyen halk ayaklanmaları Arap coğrafyasında köklü değişimlere yol açmıştır. Arap Baharı olayları bazen ülkelerin iç dinamikleri ile bazen de uluslararası baskının veya müdahalenin tasarrufu ile rejim, yönetim, yönetici değişikliklerine yol açmıştır. Süreç Bahreyn'de de yankı bulmuş ve halk sokağa dökülmüştür. Fakat sonuçlandığında herhangi bir değişim getirmemiştir. Bu çalışmada Arap Baharı süreci, Arap Baharının Bahreyn'deki yansımaları ve diğer ülkelerin olaylara müdahale süreç ve yöntemleri üzerinde durularak Arap Baharının Bahreyn'de neden başarılı olamadığı irdelenmiştir.Master Thesis Kosova: Yugoslavya Federasyonundan Bağımsızlığa(2018) Aldanmaz, Ahmet; Ünal, HasanBirinci Dünya Savaşı'nın ardından söz konusu olan gelişmeler doğrultusunda Yugoslavya kurulmuştur. Bu durum, daha önceki dönemlerde bir arada yaşamamış olan etnik kökenlerin aynı devlet içerisinde yer almalarına neden olmuştur. Ancak Yugoslavya, Soğuk Savaş Dönemi'nin sona ermesi ile birlikte mikro milliyetçi akımların baskısına dayanamamış ve dağılmıştır. Bu süreçte söz konusu olan Kosova Sorunu da, tarihsel temelleri olan ve çok boyutlu bir sorun olarak değerlendirilmektedir. Zira Kosova Sorunu; Balkanları, Kafkasya'yı ve Ortadoğu'yu etkileyecek güce sahip bir sorun olarak görülmektedir. Kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesi ile birlikte bu sorunun çözümleneceği düşünülse de, bilakis daha karmaşık bir hal alması söz konusu olmuştur.Master Thesis Bosna-hersek'te Devlet İnşa Süreci: 1996-2013 Dayton Antlaşması Sonrasında Bosna-hersek'(2015) Pulat, Tunç; Ünal, HasanBu tez çalışmasının amacı, Dayton Antlaşması sonrasında Bosna-Hersek'te devlet inşa sürecinin nasıl gerçekleştiğini ortaya koyup analiz etmektir. Bu süreç gerçekleşirken Bosna-Hersek'in yaşadığı sorunlar ve karşılaştığı zorluklar incelenmiştir. Dayton Antlaşması öncesi dönem için, Bosna Savaşı incelenmiştir. Bu bağlamda Bosna-Hersek'i savaşa götüren sürecin nasıl gerçekleştiği ortaya koyulmuştur. Bosna-Hersek, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan II. Yugoslavya'yı oluşturan altı cumhuriyetten birisi idi. Bu dönemde Josip Broz Tito'nun liderliğinde Bosna-Hersek büyük imtiyazlara sahip olmuştur. Fakat 1980 yılında Tito'nun ölümünden sonra Yugoslavya Devleti'nde kırılmalar meydana gelmiştir. 1990'lı yılların başında Soğuk Savaş'ın sonra ermesi, Komünizmin çökmesi ve milliyetçilik akımının ortaya çıkmasıyla Yugoslavya bölünmüştür. Bölünen Yugoslavya'dan çıkan yeni devletler birbirleriyle çatışmalara girmiştir. Çatışmalardan en çok etkilenen devlet, üç etnik gruptan oluşan Bosna-Hersek olmuştur. Bu çatışmalar savaşa dönüşerek, Bosna Savaşı'nı ortaya çıkarmıştır. Üç etnik grubun kanlı savaşı üç buçuk yıl sürmüş ve uluslararası toplumun müdahalesi sonucu savaşı bitiren Dayton Antlaşması imzalanmıştır. Dayton Antlaşması, Bosna-Hersek'i etnik olarak bölgelere bölmüştür. Ülke, Sırp Cumhuriyeti (RS) ve Bosna-Hersek Federasyonu (FBİH) olarak iki entiteye ve ayrıca Brčko adıyla bir de özerk bölgeye ayrılmıştır. Federasyon da kendi içinde halkın etnik yapısına göre on kantona bölünmüştür. İlaveten uluslararası toplumun Bosna-Hersek'te himayesi olarak bulunan Yüksek Temsilcilik Ofisi (OHR) mevcuttur. Bu makam, antlaşmanın sivil yönlerini uygulamak için kurulmuştur. Fakat bütün sivil kurumların başı ve son söyleme yetkisi olduğu için, Bosna-Hersek demokrasisi üzerinde bir gölge gibi durmaktadır. Bosna-Hersek'te Dayton Antlaşmasıyla kurulan karmaşık idari ve siyasi yapı, ülkede etnik bölünmüşlüğü keskinleştirmiştir. Bu etnik bölünmüşlük, parlamentoya da yansımış ve ülke sık sık siyasi krizlerle karşı karşıya kalmaktadır. Bosna-Hersek'in uluslararası toplumla bütünleşme hedefleri (AB ve NATO süreci), gerçekleştirilemeyen reformlar yüzünden tehlikededir. Bosna-Hersek'te yapılması gereken, ülke içi bütün etnik grupların ortak anlaşmasıyla Dayton Antlaşması'nın baştan sona yenilenmesi gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Yugoslavya, Bosna-Hersek, Bosna SavaĢı, Dayton AntlaĢması,Etnik kimlik, Devlet inĢa süreci, Sırbistan, Hırvatistan.Master Thesis Yumuşak güç Avrupa Birliği'nin dış politika aktörü olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası ve Bosna, Kosova, Suriye krizleri üzerinden güvenlik politikalarının değerlendirilmesi(2017) Timuçin, Mehmet; Ünal, HasanBu tez çalışmasında ' Yumuşak Güç Avrupa Birliğinin Dış Politika Aktörü Olarak Avrupa Ortak Dış Güvenlik Politikası Ve Bosna, Kosova, Suriye Krizleri Üzerinden Güvenlik Politikalarının Değerlendirilmesi' amaçlanmaktadır. Bosna, Kosova, Suriye Krizleri karşısında AB tarafından uygulanan politikalar ve krizlerin gelişim süreci incelenerek AB'nin ODGP sürecinde ortaya koyduğu etkilerin neler olduğu değerlendirilmeye çalışılmıştır. Değerlendirmeler sonucunda uluslararası alanda küresel bir aktör AB'nin oluşturulmasına yönelik tespitler ortaya konup öneriler sunulmuştur. İlk bölümde kuramsal çerçeve çizilerek; Kimlik ve kültür, supranasayonel kimlik ve otorite, sivil güç, askeri güç, normatif güç ve neo yapısal fonksiyonalizmde Avrupa'nın entegrasyonu kavramları açıklanmıştır. İkinci bölümde AB'de ODGP ve tarihsel gelişim sürecini AB'de birlik fikrinin oluşması incelenecektir. Üçüncü bölümde ise AB'nin ODGP incelendiğinde ortak değerlere sahip bir politika yaratmaya amaçlasa da Bosna, Kosova ve Suriye Krizlerinde uyguladığı güvenlik politikalarının incelenerek AB ODGP yaklaşımının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üç kriz arasındaki farklılıklar ve benzerlikler ortaya konarak belirlenen politikanın altında yatan nedenler irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sivil Güç, Askeri Güç, Normatif Güç, ODGP, EUROFOR.Master Thesis 15 Temmuz Darbe Girişimi ve Türk Dış Politikasına Etkileri(2017) Baykara, Sevin; Ünal, HasanTürk dış politikası, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncesine kadar ABD ve Avrupa ülkeleriyle sorunlar yaşamış ve yaşamaya devam etmektedir. Tarih boyunca dönemsel etkenler ile yakınlaşan ve gerginleşen Türkiye-Rusya İlişkileri ise Suriye krizi ile çatışan fikirler devam ederken Rus uçağının düşürülmesiyle ekonomimizi ve yatırım projelerini etkileyecek boyutlara ulaşmıştır. Türkiye, kurtuluş mücadelesini verip anayurdunu düşmanlardan temizledikten ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde Cumhuriyetini ilan ettikten sonra, 1960 yılından itibaren darbe girişimleri ve darbelere sahne olmuştur. 15 Temmuz 2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti, daha önce örneği olmayan bir darbe girişimi ile karşı karşıya kalmıştır. Fethullah Gülen'in (FETÖ) bugünlere gelişi, ABD'den oturum iznini nasıl aldığı ve iadesinin istenmesinin hala tartışma konusu olarak devam ettiği görülmektedir. Darbe girişiminden sonraki süreçte ise olası senaryolar üzerinde durulmaktadır. Ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, terör eylemlerinin son bulması Türkiye'nin öncelikli hedefleri haline gelmiştir. Buradan hareketle tezimizin amacı 15 Temmuz darbe girişimi ve Türk dış politika üzerindeki yansımalarını niteliksel literatür taraması ışığı altında analiz etmektir. Anahtar Sözcükler: Türkiye, Rusya, Uçak krizi, Darbe, FETÖ, ABDMaster Thesis Kırım Sorunundan Donbas Savaşı'na Rusya Ukrayna Uzlaşmazlığı: Sebepler ve Sonuçlar(2017) Uyanıker, Halit Burak; Ünal, HasanTarih boyunca stratejik ve jeopolitik önemiyle Avrasya'nın en önemli coğrafyalarının başında gelen Ukrayna toprakları, kendi tarihinin en kritik dönemeçleri olan Turuncu Devrim ve Maydan olaylarıyla birlikte başlayan 'Avrupalılık' için protesto gösterilerine sahne olmuştur. Bu sürecin en büyük problemlerinden ilki; Rusya'nın Kırım'a müdahalesi olmuş ve bu gelişmenin arkasında yatan etkenlerin neler olduğu ise bu araştırma üzerinden tartışılmıştır. Ayrıca Rusya'nın Kırım'ı ilhakı ve Donbas çatışmalarındaki Rus yanlısı ayrılıkçılara yaptığı iddia edilen askeri destekle birlikte uluslararası bir krize dönüşen halihazırdaki olaylara bakıldığında, kaotik boyutu daha güçlü görebilmek mümkündür. Ancak Moskova-Kiev hattında yaşanan gerilimlerin, SSCB'nin dağılması ve akabinde Ukrayna Parlamentosu'nun 24 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlık kararı almasıyla birlikte başladığı gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Çok yakın bir zamanda gerçekleşen Rusya'nın Kırım'ı ilhakı, imzaladığı en az 4 ayrı yükümlülüğü yerine getirmemesiyle ve Batılı güçlerin sadece kısmi ekonomik yaptırımlarda bulunması, ''Hukuk ve Egemenlik'' kavramının sorgulanmasının aciliyetini ortaya koyması bakımından önemlidir. Ukrayna'nın, egemenliğini sağlama almak için Hukuka ve Ahde vefa ilkesine güvenerek nükleer silahlarını ve türevlerini teslim etmesi , egemenliğini korumak yerine belki de savunmasız kaldığı için topraklarından olması ''Güç ve Hukuk'' kavramlarını sorgulatmasından dolayı isabetli bir yakın zaman belirgesidir. Araştırmanın amacı; Rusya'nın taraf olduğu uluslararası antlaşmaların yükümlülükleri doğrultusunda, tamamen aykırı olarak Ukrayna toprağını işgalini; egemenlik ve toprak bütünlüğünü ihlal etmesinin arka planında neler olduğu, NATO ve AB'nin genişlemesiyle; sınırlarına dayanıldıkça algıladığı tehdidi yaşamsallaştıran Rusya'nın, değişen dış politikasına hangi faktörlerin yol açtığını ve son olarak Ukrayna'nın, bir taraftan Rusya ile AB arasında bölgesel bir kısır döngüde, diğer taraftan Rusya ile Batı arasında küresel bir kıskacın açmazında kalmasının tahrip edici etkilerini açıklayabilmektir.Master Thesis Ab'nin Kıbrıs Sorununa Bakışı ve Türkiye-ab İlişkileri(2012) Ünalmış, Ahmet Nafiz; Ünal, Hasan?AB'nin Kıbrıs Sorununa Bakışı ve Türkiye-AB? İlişkileri isimli yüksek lisans tez çalışmasında Kıbrıs sorununun ortaya çıkışı, AB'nin soruna dâhil oluşu, BM gözetiminde yapılan çözüm müzakereleri ve genel olarak Kıbrıs sorununun Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkileri incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; Kıbrıs tarihine ve Kıbrıs'ın tarihsel süreç içerisinde nasıl sorun hâline geldiğine değinilmiştir. Bu bağlamda Osmanlının Kıbrıs'ı fethi, Kıbrıs'ın İngiltere tarafından ilhakı, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşundan dağılmasına kadar geçen süreç, 1974 Barış Harekâtının öncesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler ve BM gözetiminde gerçekleşen çözüm arayışları anlatılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde Avrupa Birliğinin Kıbrıs sorununa nasıl dâhil olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti kurulduktan ve dağıldıktan sonra AET ile kurulan ilişkiler, yapılan mali anlaşmalar ve Kıbrıs Türklerinin bu süreçte saf dışı bırakılması ele alınmıştır. İkinci bölümde ayrıca GKRY'nin 1990 yılında AT'ye yaptığı tam üyelik başvurusu ve bunun yol açtığı hukuksuzluğa değinilerek 1993 Kopenhag Zirvesi'nden başlayarak AB'nin Kıbrıs ile ilgili aldığı kararlar incelenmiş, bu kararlar çerçevesinde KKTC'nin ve Türkiye'nin verdiği tepkiler ortaya konarak konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır.Üçüncü bölümde genel olarak Kıbrıs sorununun, Türkiye-AB ilişkileri üzerindeki etkileri anlatılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, Türkiye-AB ilişkilerinin geçmişine değinilip GKRY'nin tam üyelik başvurusu sonucu AB'nin Kıbrıs sorununu, Türkiye ile ilişkilerinde belirleyici unsur hâline nasıl getirdiği ve bu durumun ilişkiler üzerindeki etkisi ele alınmıştır. Ayrıca meselenin anlaşılmasını kolaylaştırmak için o dönemde yapılan çeşitli yorumlara ve Türkiye hükümetlerinin tepkilerine yer verilmiştir.Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde, Rum kesiminin Kıbrıs açıklarında yürütmüş olduğu petrol arama çalışmalarına değinilerek bu durumun Türkiye açısından yaratacağı avantajlar üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümün son kısmında yakın dönem Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ve bu ilişkilerin Kıbrıs sorunu üzerindeki etkisine değinilmiştir.Master Thesis İran İslam Devrimi ve İran'da Kurulan İslam Devletinin Kuruluş Felsefesi ve Temel Kurumları(2016) Esmaeılı, Masoumeh; Ünal, Hasanİran İslam devriminden sonra ülkede kurulan İslam Cumhuriyeti devleti, genel anlamda batı tarzı devlet sistemlerinden çok farklıdır. Nitekim İran İslam Cumhuriyeti devlet anlayışı İslam hukukuna ve daha doğrusu Şii İslam anlayışına göre kurulmuştur. Şii İslam düşüncesi doğrultusunda 12 imam doktrini, Anayasa gücüyle dini lidere geniş kapsamlı yetkilere vermiştir. Ayrıca yasama yürütme ve yargı alanlarında ülkedeki yetkili şahıs Dini liderdir. Gelinen noktada ülkede var olan meclis yanı sıra, yetkili birçok kurum, karmaşık yetki ve sorumluluk içinde halk tarafından, Velayet-i Fakih tarafından veya halkın seçtiği kişiler tarafından seçilmektedir. Kısacası, çok karmaşık ve kendine has özelliklerle bir hukuk sistemi kurulup, sürdürülmektedir.Master Thesis Türkiye'nin Suriye Politikası 2011-2013(2014) Albayrak, Aksu; Ünal, HasanTürkiye' nin Suriye Krizi' ne yönelik dış politikası değerlendirilmiş, ikili ilişkilerin seyrinde geçmişten günümüze durum tespiti yapılmış ve Arap Baharı' nın Suriye'deki gidişatının, ilişkilere olan etkisi belirlenmeye çalışılmıştır. Belirlemede ölçüt; ikili ilişkilerin geçmişi, mevcut uluslararası sistemin yapısı ve Orta Doğu'nun yaşadığı büyük değişim dalgası olmuştur. Çalışma kapsamında Arap coğrafyası ve Suriye' deki değişimler dikkate alınarak güvenlik açısından önem kazanan bölgede, Türk dış politikasının Suriye Krizine etkisiyle gelinen son dönem güvenlik durumu irdelenmiş ve muhtemel senaryolar üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Suriye, Arap Baharı, Kriz, Güvenlik.
