Aras, Gökşen

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Aras, Goksen
Aras,G.
Gökşen Aras
A., Goksen
G.,Aras
A.,Goksen
Aras, Gökşen
Gökşen, Aras
A., Gökşen
Aras,Goksen
A.,Gökşen
Goksen, Aras
G., Aras
Job Title
Doktor Öğretim Üyesi
Email Address
goksen.aras@atilim.edu.tr
Main Affiliation
Department of English Language and Literature
Status
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

NO POVERTY1
NO POVERTY
1
Research Products
ZERO HUNGER2
ZERO HUNGER
1
Research Products
GOOD HEALTH AND WELL-BEING3
GOOD HEALTH AND WELL-BEING
2
Research Products
QUALITY EDUCATION4
QUALITY EDUCATION
0
Research Products
GENDER EQUALITY5
GENDER EQUALITY
8
Research Products
CLEAN WATER AND SANITATION6
CLEAN WATER AND SANITATION
0
Research Products
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY7
AFFORDABLE AND CLEAN ENERGY
0
Research Products
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH8
DECENT WORK AND ECONOMIC GROWTH
3
Research Products
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE9
INDUSTRY, INNOVATION AND INFRASTRUCTURE
2
Research Products
REDUCED INEQUALITIES10
REDUCED INEQUALITIES
4
Research Products
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES11
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
0
Research Products
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION12
RESPONSIBLE CONSUMPTION AND PRODUCTION
0
Research Products
CLIMATE ACTION13
CLIMATE ACTION
0
Research Products
LIFE BELOW WATER14
LIFE BELOW WATER
1
Research Products
LIFE ON LAND15
LIFE ON LAND
0
Research Products
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS16
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
6
Research Products
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS17
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
1
Research Products
Documents

3

Citations

0

h-index

0

This researcher does not have a WoS ID.
Scholarly Output

68

Articles

19

Views / Downloads

617/4857

Supervised MSc Theses

34

Supervised PhD Theses

8

WoS Citation Count

12

Scopus Citation Count

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.18

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

15

Supervised Theses

42

JournalCount
Turkish Studies (Elektronik)3
ULUSLARARASI HAKEMLİ AKADEMİK VE BEŞERİ BİLİMLER DERGİSİ3
IIB International Refereed Academic Social Sciences Journal2
Iranian Journal of Public Health2
Turkish Studies - Language and Literature2
Current Page: 1 / 3

Scopus Quartile Distribution

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 10
  • Doctoral Thesis
    Sarah Scott'ın A Description Of Millennium Hall, Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution Of 1900 ve Fay Weldon'nın Darcy's Utopia Adlı Eserlerinde Ütopik Söylemin İncelenmesi
    (2017) Düzgün, Şebnem; Aras, Gökşen
    Sarah Scott'ın A Description of Millenium Hall (1762), Florence Dixie'nin Gloriana; Or, The Revolution of 1900 (1890) ve Fay Weldon'ın Darcy's Utopia (1990) adlı eserleri yönetici sınıfta bulunan erkeklerin gücünü ve imtiyazlarını meşrulaştıran ataerkil politikaları eleştirir. Sırasıyla on sekizinci yüzyıl ortasında, on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl sonlarında etkili olan feminist akımlardan etkilenmiş olan Scott, Dixie ve Weldon, kadın başkahramanları aracılığıyla feminist ütopyalarında baskıcı ataerkil ideolojiye ve söyleme karşı çıkarlar. Cinsiyet ayrımcılığını sosyo-politik bir sorun olarak ele alan kadın kahramanlar, kadınların zihinsel ve fiziksel yönlerden daha aşağı bir konumda oldukları varsayımının din, eğitim ve evlilik gibi sosyal kurumlar tarafından dayatıldığını ileri sürerler. Ayrıca, kadınların ve ikincil toplumsal, ırksal ve dini sınıfların baskılanması arasında da benzerlik kurarlar. Tez, çoğunlukla Foucault'nun ve feministlerin söylemlerine gönderme yaparak Scott, Dixie ve Weldon'ın eserlerinde kadınların ezilmesi ve sömürülmesi konusunu tartışır ve toplumsal cinsiyet meselesinin farklı sosyo-tarihsel açılardan ele alınsa da başkahramanların, kadınların ezilmesinin ideolojik olduğunu ve kadınların sözde biyolojik, zihinsel veya ahlaki açıdan güçsüzlükleriyle ilgili olmadığını savunduklarını açıklamayı amaçlar. Ayrıca, kadınların ikincil konuma itilmesinin, gücün üst sınıf Hıristiyan beyaz erkeklerin ellerinde toplanmasını savunan ataerkil devlet tarafından yasallaştırıldığını iddia ettikleri ortaya konur. Tez, Scott, Dixie ve Weldon'ın kadın kahramanlarının, kadınların erkek egemenliğinden kurtarılması için ataerkil gücü pekiştiren geleneksel sosyal, ekonomik, politik, dini ve ahlaki ideolojilerin yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundukları sonucuna varır.
  • Master Thesis
    Anxiety and Its Stimuli in the Protagonists of Thomas Hardy's Tess of the D'urbervilles and Charles Dickens' Great Expectations: a Study From a Psychological Perspective
    (2017) Hammadi, Omar; Aras, Gökşen
    Bu tez, İngiliz edebiyatının iki ana karakteri, Tess of the D'Urbervilles'deki Tess ve Great Expectations'daki Pip'i incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada Freud'un endişe kavramı ve savunma mekanizması ve bu kavramların eserde nasıl yansıtıldığı analiz edilmektedir. İki karakter, bu tezde de gösterildiği gibi, belirli davranış ve tutumları açısından hem benzer hem de farklıdır. Örneğin, ikisinin de sorunlarla dolu çocuklukları ele alınmıştır. Tess, erkek egemen dünyaya adımının, kardeşleri için mükemmel bir fırsat olduğuna inanmaktadır. Karakterlerin bakış açısı incelendiğinde, ilgili eserlerdeki diğer karakterlerden daha fazla duygusal oldukları görülür ve bu durum okuyucuların psikolojik kaygı kavramını ve bu kavramın Freudcu kaygı anlayışındaki olası yansımalarını görmelerini sağlar. Karakteri psikolojik açıdan tanımlayan bu hikayede, ana karakter Tess, John ve Joan Durbeyfield'in en büyük çocuğu ve son derece fakir bir ailenin üyesidir. Papaz Tringham ile kazara gerçekleşen bir karşılaşmada, tüm ailenin yaşam biçimi değişir ve papaz John'un ailesinin 'Urbervilles`in şövalye geleneğinden gelen köklü soyunun kalan son temsilcisi' olduğu ortaya çıkar. Great Expectations, ana karakteri Pip'in çocukluğundan olgunluğa geçiş hikayesine odaklanmaktadır. Great Expectations, ana karakterin bağımsızlığı ve iç dünyasında yaşananları yansıtmaktadır. Bu tezde, Pip'in hayatı, Freud'un endişe kavramı açısından incelenmektedir. Pip, herhangi bir erkek çocuğunun başarabileceğinden daha fazlasını istemektedir. Great Expectations'da ahlak, sevgi, para ve sosyal statüden kaynaklanan çelişkiler bulunmaktadır. Bu faktörler, birinci şahıs anlatıcısı Pip'in zihinsel yolculuğunun analiz edilmesine olanak sağlamaktadır. Tezde, romanın ana karakteriyle ilgili bu konuların, kaygıyla ilgili sorunlara ait olduğu vurgulanmıştır. Çalışma aynı zamanda farklı nedenlerden ortaya çıkan çeşitli kaygı düzeyleri, onların farklı yaşlar üzerindeki etkileri ve bu karakterleri, bu psikolojik sorun karşısında daha savunmasız hale getiren çeşitli faktörlere ilişkin bir değerlendirme sunmaktadır. Tez, okuyucunun bu karakterlerin yaşamında yer alan endişenin farklı aşamalarını anlamasını sağlar. Aynı zamanda yazarların, bu karakterlerdeki benzer ve farklı psikolojik bakış açılarını kullanımını yansıtır. Çalışmada, bu karakterlerin yaşamlarında, ailelerinde, maddi durumlarında, problemlerinde ve önemsedikleri meselelerde farklılıkları olduğunu fakat endişeye karşı geliştirdikleri tutumlarında benzerlikler olduğu tartışılır ve farklı durumlara karşılık veriş biçimleri, Freud'un derslerinde ortaya koyduğu fikri yansıtır. Bu tez, bu iki ana karakterde endişeye katkıda bulunan farklı faktörler olduğu sonucuna varır. Ancak, bu iki eserin sonucuna bakıldığında, merkezlerindeki karakterlerin deneyimlerinden farklı şeyler öğrendikleri görülür.
  • Master Thesis
    Margaret Atwood'un Surfacing ve Doris Lessing'ın The Cleft Başlıklı Eserlerinin Ekofeminist Yaklaşımla İncelenmesi
    (2017) Hani, Hani; Aras, Gökşen
    Bu tez, Margaret Atwood'un Surfacing ve Doris Lessing'in The Cleft adlı eserlerindeki kadın, doğa ve ataerkillik arasındaki ilişkiyi ekofeminist yaklaşımla incelemektir. Bu çalışma, kadına ve çevreye karşı kötü muameleleri birlikte ele alarak, ataerkil yapıların bu koşulları nasıl meydana getirdiğini ele alır. Ekofeminizm kadının ve çevrenin değersizleştirilmesi arasında bir paralellik olduğunu ileri sürer. Bu çalışma ekofeminizmin tarihsel gelişimini ve bu kuramın dayandığı ilkeleri inceler. Bu çalışma aynı zamanda ekofeminizm ile benzer ideolojik özellikler taşıyan feminizm ve ekokritisizm gibi kuramlar arasındaki bağlantıları da ele alır. Bu çalışma ataerkil güçlerin ve yapıların, erkekleri kayırmak amacıyla yapılan çarpıtılmış kültürel değişimlerin sonucu olduğunu ortaya koyar. Bu güçler ve yapılar, erkeklerin daima kadın ve çevreye göre öncelikli olduğunu vurgular. Bu ataerkil benmerkezcilik kadın ve çevrenin istismar edilmesine yol açmaktadır. Üzerinde çalışılan iki roman karşılaştırmalı bir platformda ele alınmıştır ve bu romanlarda kadın, doğa ve ataerkillik gösterimlerinin arasında benzerlikler olduğu keşfedilmiştir. Ataerkillik üzerinde çalışılan bu romanlarda benzer araçları kullanarak kadın ve çevreyi istismar etmektedir. Bu çalışma ataerkil yapıların kadın ve çevreye saygı duyacak bir biçimde yeniden yapılandırılması gerekliliğini vurgulayan ekofeminist yaklaşımın sözü geçen romanlarda nasıl yansıtıldığını ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Totalitarizmin William Golding'in Sineklerin Tanrısı, George Orwell'in Hayvan Çiftliği ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört Romanlarına Yansıyan Etkileri
    (2015) Özçelik, Kaya; Aras, Gökşen
    Bu çalışma, William Golding'in Sineklerin Tanrısı (1953), George Orwell'in Hayvan Çiftliği (1945) ve Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949) romanlarını ele alarak, totalitarizmin gelişimini ve bireyi insani değerlerinden uzaklaştırma ve toplumda huzursuzluğa yol açma gibi toplumun birliğini bozan zarar verici etkilerini üç temel safhada incelemeyi amaçlamaktadır. Yirminci Yüzyılda var olan Totalitarizm ile Faşizm 1922-1975 dönemine sığdırılabilir. Bu dönem Mussolini ile başlar, Hitler ve Stalin ile devam eder, ve en son Franco'nun ölümüyle sonlanır. Bu diktatörlerden Mussolini, Hitler ve Franco hem faşist hem de totaliter olarak kabul edilirken, Stalin ise sadece totaliter lider olarak kabul edilmektedir. Bu diktatörler Totalitarizmi halkın üzerinde benzer ideallerini ve güçlerini kullanarak, fikir aşılama ve manipülasyon yöntemleriyle korku ve terör yayarak kendi menfaatlerine yönelik mutlak ve merkezi bir kontrol sağlayan, yıkımdan başka hiçbir şeye yaramayan ya da ideallerin kaybolmasına neden olan bir yönetim şekli olarak tanıttılar. Bu dönemde, bireyler her yönüyle ifade ve düşünce özgürlüklerinden mahrum bırakılarak insanı değerlerinden uzaklaştırılmış ve 'halk için devlet' olan kavram, kendi menfaatlerine hizmet eden yasaklar koymak ya da baskı kurmak için 'devlet için halk' kavramı olarak değiştirilmiştir. Bu dönemde, huzur vaat eden idealler, yönetimi ele geçirmek için suistimal edilmiş, totaliter yönetimi güvence altına almak için terör ve korku ortamı yaratılmış, milyonlarca kişinin ölümüne sebep olunmuştur. Bu romanlarda, William Golding ve George Orwell Yirminci Yüzyıl totalitarizmine dayanarak Totalitarizmin nasıl kurulduğunu, korku, manipülasyon ve terörle nasıl devam ettirildiğini sert bir dille eleştirmişlerdir. Bu çalışma, bir giriş, beş ana bölüm ve bir de sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, eleştirmenlerin görüşleri ışığında Totalitarizmin yirminci yüzyıl İngiliz romanındaki yeri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler:Totaliter karşıtı edebiyat, Totalitarizm, Faşizm, Distopya, Kapitalism
  • Master Thesis
    Sosyal faktörlerin Jane Eyre, David Copperfield ve Great expectations başlıklı eserlerdeki karakterler üzerindeki etkisi
    (2019) Rashid, Mohammed; Aras, Gökşen
    Bu tez, sırasıyla Jane Eyre, David Copperfield ve Great Expectations başlıklı eserlerdeki üç ana karakterin davranışlarını analiz etmektedir. Tez, sosyal etki teorisini Stanley Milgram, Solomon Asch ve Muzafer Sheriff gibi psikologların deneylerinde incelenen faktörler doğrultusunda incelemektedir. Tez, bu faktörlerin kahramanların davranışları, kararları, eğitimleri, evlilikleri ve tutumları üzerindeki etkisini göstermektedir. Üç kahraman Jane, David ve Pip, sosyal etki teorisinin neredeyse aynı faktörlerinin etkisinden muzdariptir. Yukarıda bahsedilen üç roman, birinci şahıs anlatısında yazılmıştır ve faktörlerin etkisi, karakterlerin erken çocukluk döneminde başlamaktadır. Jane Eyre'de başkahraman, davranışlarını Gateshead normlarına uyarlamakta zorluklarla karşılaşır. Jane, bağımsız bir kimlik, cinsiyetler arasında eşitlik, iyi bir eğitim ve kariyer düşlemektedir. Sosyal etki teorisinin faktörleri, Jane'in hedeflerine giden yoldaki temel engeller haline gelir. Sadece başkahramanlar değil, romandaki karakterlerin çoğu da, sosyal etki teorisinin, itaat, uyum, sosyal sınıf ve sosyal değişim gibi faktörlerinden etkilenmektedir. David Copperfield'da, başkahramanın yaşamı üvey babası Bay Murdstone tarafından alt üst edilir. David, mülkünü, eğitimini, güvenliğini, özgürlüğünü ve annesinin sevgisini üvey babasının gelmesiyle kaybeder. Uzlaşamaması nedeniyle, Murdstone'un normlarına uyamaz. Bu nedenle, evden de gönderilir. David'in davranışları iyi ve kötü melek Steerforth ve Agnes nedeniyle etkilenmektedir. Great Expectations başlıklı eserde de Sosyal sınıf faktörlerinin etkilerini görmek mümkündür. Pip'in hayali, Estella'yla aynı sınıfta olabilmektir. Sınıf kavramı, Pip'in eğitimini, evliliğini ve tutumlarını etkilemektedir. Bu tez, sosyal sınıfın, karakterlerin davranışlarını ve kararlarını nasıl değiştirdiğini göstermektedir. Buna ek olarak, sosyal sınıfın ilişkileri kurmadaki büyük rolü ve üst sınıftan insanların alt sınıftaki insanlara nasıl davrandıkları adı geçen romanlarda incelenmektedir. Ayrıca, adalet konusu üç romanda ayrıntılı olarak tartışılmakta, adaletin sosyal etki teorisi faktörü tarafından ve özellikle sosyal sınıf tarafından nasıl ihlal edildiği gösterilmektedir.
  • Master Thesis
    George Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler Adlı Romanlarında Mutluluk ve Özgürlük Arayışı
    (2015) Keleş, Aybike; Aras, Gökşen
    Bu tezin amacı, Eliot'ın Kıyıdaki Değirmen ve Emily Brontë'nin Uğultulu Tepeler adlı romanlarındaki kadın karakterlerin toplumun kısıtlamalarına rağmen kendi yöntemleriyle nasıl özgürlük ve mutluluğa ulaşmaya çabaladıklarını göstermektir. Giriş bölümünde Viktorya Döneminin kültürel ve tarihsel özellikleri, cinsiyet rollerine ilişkin bilgiler verilmiştir. Gelişme bölümünde bu bahsedilen bilgiler ışığında romanlar analiz edilmiş ve yazarların kısa özgeçmişlerine yer verilmiştir. Adı geçen yazarlar, kadın karakterlerinin toplumdaki inançlara, geleneklere ve değerlere karşı isyanlarını göstermişler ve karakterlerin intiharlarını bir çığlık olarak yansıtarak toplumdaki susturulmuş kadınlar için yeni olanaklar ve önemli değişikler yaratmayı amaçlamışlardır. Anahtar Sözcükler Toplum, Ataerkillik, Değerler, Beklentiler, Geleneksel
  • Article
    TÜRK EDEBİYATININ KLASİK ESERLERİNİN GÜNÜMÜZ TELEVİZYON İZLEYİCİSİNE SUNUMU VE İZLEYİCİ ALGISININ ANALİZ EDİLMESİ
    (2013) Korkmaz, Murat; Aras, Gökşen; Öktem, Gönül; Yücel, Ali Serdar
    Birçok kültür ve toplumun en önemli değerleri arasında edebiyat eserleri yer alır. Bunlar geçmişten günümüze yansıyan başta yaşanmışlıklar, tarih, kültür ve sanata yönelik yapıtlardır. Oysaki günümüzde bunun tam tersi olarak geçmişteki bu değerler ekonomik bir takım rant ve beklentilerin esiri olmuştur. Bunun da en önemli nedenleri arasında toplumsal beklentilerin karşılanması ve buna paralel olarak bir takım kurum ve kuruluşların bunu bir rant haline dönüştürme düşüncesidir. Bu durumu yine tarih ve sanata verilmeyen önem olarak gösterebiliriz. Birçok alanda olduğu gibi sanat ve edebi eserler noktasında da artık ekonomik beklenti en ön plandadır. Değişen toplum ve kültür anlayışına paralel olarak ortaya çıkan sorunlar yine birçok farklı kurumun stratejik olarak hareket etmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geçmişten günümüze yansıyan klasik Türk edebiyatı içerisinde değerlendirilen eserlerin günümüz televizyon izleyicisine sunulması ve izleyici üzerinde oluşturduğu algının belirlenmesidir. Çalışmamız, son yıllarda bir dizi furyası şeklinde ortaya çıkan televizyon yapıtlarının izleyiciye sunulması ve izleyiciden sağlanan avantajların neler olduğunun belirlenmesidir. Ayrıca seyircinin ilgi ve beğenisini kazanmak amacıyla eserlerde meydana getirilen erozyon ve değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan milli değer kayıpları başta olmak üzere yapılan yanlışlıklar ve olumsuzluklar yazıda gösterilmeye çalışılmıştır. Araştırma uygulamalı bir araştırmadır. Araştırmada üç edebi eser \"ROMAN\" ele alınmıştır. Bunlar; Aşk-ı Memnu, Hamının Çiftliği ve Yaprak Dökümü'dür. Bu üç eser hakkında öncelikli olarak literatür değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Daha sonra ise bu eserlerin televizyona yansıması değerlendirilerek, eserler hakkında televizyon izleyicisinin düşünceleri ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan anket iki farklı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde katılımcıların demografik özelliklerinin belirlenmesine yönelik sorular, ikinci bölümde ise 5'li likert ölçekten oluşan sorular yer almaktadır. Araştırmanın evrenini İstanbul, Ankara gibi iki büyük ilde yaşayan izleyici kitlesi oluşturmaktadır. Araştırmaya (N=300) kadın ve erkek katılım gerçekleştirmiştir. Anket verileri SPSS 20 istatistik programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler öncelikli olarak güvenirlilik analizine tabi tutulmuş ve Cronbach's Alfa kat sayısı olarak 0.920 değeri elde edilmiştir. Bu değer çalışmanın oldukça güvenilir olduğunu göstermektedir. Yine veriler farklı analiz yöntemleri kullanılarak analiz edilmiş ve sonuç olarak katılımcıların eserlerin orijinal halleri ile televizyonda gösterilen halleri arasında ciddi bir fark olduğuna işaret ettiği saptanmıştır.
  • Article
    The Woman Question as Reflected in Charlotte Brontë’s Villette Through the Female Character Lucy Snowe
    (2011) Aras, Gökşen
    19.yüzyıl İngiltere’sinde “Kadın Sorunsalı,” kadının hem toplum içindeki yeri hem de özel hayatı açısından, bu dönem içinde özellikle kadın romancılar tarafından yazılan romanlarda yansıtılmıştır. Bu romanlardan biri de bir kadın ve kadın romancı olarak benzer sorunları yaşayan Charlotte Brontë’nin Villette adlı romanıdır. Bu roman, kadın sorunsalını, kahramanı Lucy Snowe aracılığı ile aşk ve evlilik; duygusal ve ekonomik özgürlük ve kadın- erkek ilişkileri açısından ele almaktadır.
  • Article
    The English Romantics and The Romantic Imagination: William Wordsworth and Samuel Taylor Coleridge
    (2012) Aras, Gökşen
    Edebiyatın kültürel bağlamdan yoksun olması düşünülemez. Bununla birlikte, edebiyat, okuyucunun edebi metinleri sadece estetik, yapısal ve dilbilimsel boyutları ile değil, kültürel anlamları açısından da yorumlamasına ve değerlendirmesine ve bu sayede aydınlatıcı ve düşündürücü, diğer bir deyişle, yeni ve farklı bakış açıları oluşturmasına yardımcı olan kültürel bir süreçtir. Bu çerçevede, Romantik şiir akımı 200 yıldır en çok okunan ve çalışılan edebi türlerden biri olmuş, ancak bu şiir türünün net bir tanımı yapılamamakla birlikte, sadece bir anlamla sınırlandırılması da mümkün olmamıştır. Aslında, Romantik şiirin son derece karmaşık yapısının yanısıra bu akıma anlam ve bi- çem açısından duyulan ilginin diğer bir nedeni de Neoklasik akımın genel kurallarını altüst etmeyi hedefleyen ruhu ve aynı zamanda bu türü Neoklasik dönemden ayıran en önemli özelliklerinden biri olan hayal gücü kavramına yüklediği anlamdır. Diğer bir nokta ise, farklılıklarına rağmen, Romantik şairlerin hayal gücü olgusuna sergiledikleri benzer tutumlardır. Romantikler ve Neoklasikler arasındaki en temel ayrım ise Romantikler için büyük önem taşıyan hayal gücü teriminin Neoklasikler için aynı derecede öneme sahip olmamasıdır. Bu çalışma, William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge gibi önde gelen Romantik şairlerin, üstün bir zihinsel beceri tanımının atfedildiği hayal gücü kavramını şiirleri aracılığı ile nasıl yansıttıklarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
  • Article
    Cyber Terrorism: Technology and Power
    (2012) Aras, Gökşen; Şahin, Özlem Soy
    Siber terörizm, terörizm ve siber uzayın birleşimi olarak ele alınmaktadır. İnternet, 3 boyutlu animasyon ve telekomunikasyon ile ilgili her şey ve bunların tümünün birleşimi, siber uzay kavramının genel bir tanımını oluşturmaktadır. Kısaca, her türlü modern bilgi transferini tanımlamak için kullanılmaktadır. Öte yandan, 20. yüzyılın en büyük paranoyasını oluşturan terörizm ise ideolojik bir amaç uğruna şiddet içeren tüm hareketleri ve bir grubun üyesi ya da üyeleri tarafından sivillerin güvenliğine kastedilmesi ya da bu güvenliğin hiçe sayılmasını ifade etmektedir. Bu son derece modern iki kavramın birleşimi, 20. yüzyılın başlarında Amerikan kültür çalışmalarının en göze çarpan konularından birini oluşturmuştur. Siberpunk Hareketi temsilcileri olarak adlandırılan bir grup yazar, eserlerinde siber terörizm kavramını çok gelişmiş teknoloji ve dünyadaki güç ilişkilerine etkisi bağlamında incelemektedir. Bu yazarlar arasında, özellikle, William Gibson ve Bruce Sterling, insan ve makineler arasındaki ilişkiler, her ikisinin birleşimleri, beyin ve vücudun istilası, siber dünya ve insanın siber uzaydaki konumu, her şeyi etkisi altına alan siber uzayın gücü, teknoloji ve yapay zeka tarafından bilginin kontrolü temalarıyla öne çıkmaktadır. Bu çalışma, yukarıda adı geçen yazarlara ait belli başlı siberpunk romanlarda, siber terörizm kavramının nasıl işlendiğinin kısa bir analizi olmakla birlikte, gerçek yaşama dair örneklere de yer verilecektir .