Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/23
Browse
44 results
Search Results
Master Thesis Yüksek Sıcaklıkta Elektrokimyasal Hidrojen Ayrımı için Yüksek Verimli Katalizörün Hazırlanması ve Performansının Incelenmesi(2024) Bal, İlay Bilge; Devrim, YılserMevcut durumda küresel hidrojen (H2) üretimi büyük ölçüde fosil kaynaklara dayanmaktadır. H2 üretiminde en yaygın kullanılan yöntem buhar-metan reformasyonudur. Fakat bu yöntemle üretilen H2, karbon monoksit (CO) ve karbon dioksit (CO2) gibi safsızlıklar içermektedir. H2'nin endüstride hammadde olarak veya yakıt hücresi sistemlerinde enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilmesi için belirli bir saflıkta olması gerekir. Dolayısıyla, bu safsızlıkları H2'den uzaklaştırmak için bir saflaştırma adımı kaçınılmazdır. Bu noktada, elektrokimyasal hidrojen saflaştırma (ECHP) sistemleri eş zamanlı H2 saflaştırma ve sıkıştırma yapabilme, hareketli parça içermeme, düşük işletme ve enerji maliyetleri, ölçeklenebilirlik gibi avantajları ile geleneksel H2 saflaştırma yöntemlerine güçlü bir alternatiftir. Bu tez çalışması kapsamında yüksek sıcaklık elektrokimyasal H2 saflaştırma (HT-ECHP) hücresi geliştirilmiştir. ECHP hücrelerinde karşılaşılabilecek olası problemlerden biri katalizör tabakasının reformat gaz içerisinde bulunan safsızlıklar nedeniyle zehirlenmesidir. Literatürde hidrojen oksidasyon reaksiyonu için tipik olarak Pt katalizörü kullanılmaktadır. Fakat, Pt katalizörünün CO toleransı oldukça sınırlıdır ve düşük miktarda CO varlığında bile katalizör zehirlenmesi meydana gelir. Bu çalışmada, HT-ECHP performansları incelenmek üzere grafen nanoplatelet (GNP) destekli platin (Pt) ve bimetalik platin-rutenyum (PtRu) katalizörleri sentezlenmiştir. Katalizörler, hızlı ve basit bir yöntem olan mikrodalga-destekli sentez yöntemiyle hazırlanmıştır. Hazırlanan katalizörler HT-ECHP uygulaması için fosforik asit katkılı polibenzimidazol (PBI) membran ile birleştirilmiştir. Katalizörlerin yapısal ve elektrokimyasal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA), X-ışını kırınımı (XRD), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), geçirimli elektron mikroskopisi (TEM) ve döngüsel voltametri (CV) analizleri ile incelenmiştir. Karakterizasyon sonuçları, katalizörlerin HT-ECHP uygulaması için gerekli özellikleri sağladığını göstermektedir. Pt/GNP ve PtRu/GNP katalizörlerinin HT-ECHP performansları 140-180 ℃ sıcaklık aralığında H2, CO2 ve CO içeren reformat gazı karışımı ile incelenmiştir. Sonuçlar, katalizörlerin elektrokimyasal H2 saflaştırma performanslarının artan çalışma sıcaklığı ile arttığını göstermektedir. En yüksek H2 saflaştırma performansı PtRu/GNP katalizörü ile elde edilmiştir. Gaz kromatografisi (GC) sonuçları, PtRu/GNP katalizörü ile 160 ℃'de %99.938 yüksek H2 saflığının elde edildiğini göstermiştir. PtRu/GNP katalizörünün yüksek elektrokimyasal H2 saflaştırma performansı, GNP üzerine dekore edilmiş Pt ve Ru partikülleri arasındaki güçlü sinerjik etkileşimlere bağlanabilir. Bu sonuçlar, PtRu/GNP'nin HT-ECHP uygulaması için umut verici bir katalizör olduğunu göstermektedir.Master Thesis Yeni Bir Sendikal Düzenin Geliştirilmesi: Hak-İş Konfederasyonu Örneği(2024) Yıldırım, Elif; Bektaş, Öğr. Gör. Ümmühan EdaSendikaların ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal, kültürel, hukuki vb. alanlardaki değişimler, koşullar ve ihtiyaçlar karşısında yeni zorluklarla mücadeleleri devam etmektedir. Günümüzde çalışma hayatında yaşanan değişimlere bağlı olarak endüstri ilişkiler sisteminin yeni konu ve sorunları bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, işçilerin emeklerinin korunması, geliştirilmesi, çalışanların taleplerine karşı her alanda cevaplar, birikimler ve donanımlar oluşturma gereksinimi sendikalara yeni görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Günümüzde sadece üye sayısını arttırmayı amaçlayan ve ücret sendikacılığını benimseyen 'geleneksel/klasik' sendikal anlayış yerine, sendikalara katılarak örgütlü çalışan haline gelenler ile birlikte henüz sendika dışında kalanları (örgütlenemeyenler, işsizler, atipik çalışanlar) kapsayan geniş temsile ve toplumsal bir güce ulaşmak daha fazla önem kazanmaktadır. Diğer yandan ulusal ve küresel ölçekte tüm sendikalardan mevcut statü ve sınırları aşarak, kendilerini yenileyerek ulus devletler, çok uluslu şirketler ve ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliği içerisinde yeni bir bakış açısıyla çalışanların ihtiyaç ve sorunlarına özgün ve etkili çözümler üretmeleri beklenmektedir. Gelecekte daha yaygın ve daha güçlü bir emek hareketi için, emeğin sosyal ve ekonomik haklarını geliştirmenin yanı sıra değişen koşullara uyum sağlayan ve sorunları sahiplenerek çözüm bulma misyonu üstlenen yeni bir sendikal modele ihtiyaç vardır. Sendikaların toplum nezdinde meşruiyet tartışmalarını ortadan kaldırarak varlıklarını sürdürebilmesi için ihtiyaç duydukları yeni sendikal anlayış çerçevesinde yeni konu ve kavramları geliştirmeleri, yeni örgütlenme stratejilerini de hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu çalışmada sendikal hareketin yeni bir düzen arayışı çerçevesinde yeni anlayışları ve stratejileri incelenmektedir. Ayrıca, yeni sendikal hareket arayışları ve stratejileri, HAK-İŞ Konfederasyonu'nun politikaları ve çalışmaları bağlamında da incelenmiştir.Master Thesis Yapay Zeka Tabanlı Kuraklık Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi: Türkiye İçin Bir Vaka Çalışması(2024) Sabamehr, Mılad; Ekin, Cansu ÇiğdemSanayi büyümesi ve kirlilik nedeniyle gelişmiş ülkeler için kuraklık ciddi bir sorun haline gelmektedir. Bu sorunun üstesinden gelmek için yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç vardır, bunlardan biri de yapay zeka (AI) gibi teknolojilerdir. Bu çalışma, bir veri yönetim sistemi, tahmin sistemi ve PDSI ve SPI hesaplama sistemi içeren bir AI tabanlı kuraklık yönetim sistemini tanıtmaktadır. Veri yönetim sistemi, kullanıcıların Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden tarımsal verileri analiz etmelerine olanak tanır. Tahmin sistemi, yağış ve sıcaklık tahmin etmek için SARIMA, ARIMA ve Prophet algoritmalarını kullanır. En iyi performans gösteren algoritma, hata oranlarına göre seçilir, böylece doğru tahminler yapılır. Bu tahminler daha sonra veri yönetim sisteminde saklanır. Yapay zeka tarafından oluşturulan verilerden yararlanarak, PDSI ve SPI hesaplama sistemi bir sonraki iki yıl için PDSI ve SPI tahmin eder. Ayrıca, sistem beklenen hava koşullarını PDSI ve SPI tahminleri ile karşılaştırarak belirli bölgelerde tarımsal ürün yetiştirme riskini değerlendirir. Sonuçlar, ARIMA'nın sıcaklık ortalamalarını tahmin etmek için en uygun olduğunu, SARIMA'nın ise yağışı tahmin etmek için en iyi performansı gösterdiğini göstermektedir. 2024'te Şanlıurfa ilinde Buğday ürünleri için PDSI'nin %91 risk seviyesi ve SPI-3'ün %75 risk seviyesi olduğunu göstermektedir.Master Thesis Virginia Woolf'un Bayan Dalloway ve Deniz Feneri Eserlerinde Büyük Savaşın Yankıları(2025) Çelik, Hilal; Aras, GökşenThe thesis examines the impacts of the Great War in Mrs. Dalloway and To the Lighthouse within the framework of modernist aesthetics, stream of consciousness narrative techniques and Albert Einstein's Theory of Relativity. By examining how Woolf's representation of fragmented, multi-faceted reality reflects devastating effects of the war, this study presents a different perspective to Woolf's creative process, incorporating literature and science. The importance of the study lies in the interdisciplinary approach illustrated through an analysis of Woolf's relationship with Modernism as a result of the war and her portrayal of subjective reality with her innovative techniques. The originality of this study is rooted in its application of Einstein's Theory of Relativity to Woolf's narration, examining her portrayal of identity, memory and human nature with an emphasis on relativity of time and space, as exemplified by James Ramsay's assertion that 'Nothing was simple one thing' (Woolf, 1994:138) in To the Lighthouse. These novels exemplify Woolf's ability to portray individual lives with broader cultural and philosophical themes, making her a cornerstone of modernist literature.Master Thesis Univariate Time Series Methodology for Wind Energy Based on Hybrid Deep Learning Models(2024) Öztekin, Anastasya; Ünlü, Kamil DemirberkRüzgar enerjisi günümüzde en çok tercih edilen yenilenebilir enerji alternatifi olarak kabul edilmekte ve küresel bir ilgi toplamaktadır. Ayrıca, rüzgar enerjisinin etkin kullanımı küresel ölçekte çevresel kaynakların korunmasına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Rüzgar enerjisinin değişkenliği göz önünde bulundurulduğunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması için güvenilir bir tahmin geliştirmek çok önemlidir. Literatürde rüzgar enerjisinin doğru tahmini için birden fazla model geliştirilmiştir. Bu çalışmada bu sorunu gidermek için zaman serisi verilerine dayalı istatistiksel modeller kullanılmıştır. Bu çalışma, Diziden Diziye ve Evrişimli Sinir Ağı yaklaşımlarına dayalı tek değişkenli hibrit modeller geliştirerek Karaburun, İzmir, Türkiye'deki rüzgar santralleri tarafından üretilen rüzgar enerjisini tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın tahmin aralığı kısa vadeden uzun vadeye kadar uzanmaktadır. En doğru tahmini belirlemek adına gerçek veriler kullanılarak çok sayıda hibrit model geliştirilmiştir. Karşılaştırma sonuçları, Evrişimli Sinir Ağı'nı Uzun Kısa Süreli Bellek hücresiyle istiflenmiş Diziden Diziye ile birleştiren hibrit modelin hem kısa hem de uzun vadede en doğru tahminleri sağladığını ortaya koymaktadır. Geliştirilen hibrit model, kısa vadeli tahminler için önemli bir değişim katsayısı ortaya koyar. Uzun vadeli tahminlerde, kısa vadeli tahminlere göre değişim katsayısında bir azalma olsa da ortalama hataların karesi, ortalama mutlak hata ve ortalama mutlak yüzde hata gibi belirleme metrikleri, modelin uzun vadeli tahminlerde doğruluğunu koruduğunu göstermektedir.Master Thesis The Impact of the Russian-Ukrainian War on the Eastern Mediterranean Region and Turkey’s Security Perception(2024) Kaya, Buse; Yıldırım, Nilgün EliküçükTürkiye'de ulusal güvenlik kavramı tarihsel tecrübelerle oluşmuş ve jeopolitik yapısı güvenlik algılamasında oldukça etkili olmuştur. Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle stratejik bir bölgedir. Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında bir köprü olması jeostratejik önemini artırmaktadır. Fakat Türkiye'nin sınır komşularının ideoloji ve rejimlerinin farklı olması statükosunu korumasında bir tehdit olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye'nin güvenlik algısı geleneksel güvenlik yaklaşımı çerçevesinde şekillenmiştir. Doğu Akdeniz Bölgesi Türkiye'nin sınır, enerji ve jeopolitik açıdan güvenliğini sağlamasında önemli bir alan olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesindeki hidrokarbon enerji kaynaklarının keşfedilmesi ile bölgedeki devletler arasındaki çatışmalar artmış ve uluslararası alanda dikkatler bu bölgede toplanmıştır. Devletlerin kendi deniz yetki alanlarını belirlemesi ve bölgeden çıkan hidrokarbon enerji kaynaklarının kullanımı, bölgedeki devletler arasında rekabete yol açmıştır. Rusya Ukrayna Savaşının başlaması, enerji kaynakları açısından Rusya'ya bağımlı olan AB'nin, Doğu Akdeniz'de enerji rezervlerine sahip olan devletlerle iş birliği içerisine girmesine neden olmuştur. Ayrıca Doğu Akdeniz Bölgesi ABD, NATO, AB tarafından Rusya'nın çevrelenmesinde stratejik bir bölge olarak görülmektedir. Rusya'nın yayılmacılığı ve ABD'nin bölgede artan nüfuzu Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz'deki haklarını ve güvenliğini korumak istemektedir. NATO ülkesi olan Türkiye, Rusya ile de ileri düzeyde iş birliği içerisindedir. Türkiye savaş sırasında tarafsız bir politika sergilemekte ve ulusal güvenliğini ön plana koymaktadır. Bu çalışmada Rusya Ukrayna Savaşının Doğu Akdeniz Bölgesine etkileri ve Türkiye'nin güvenlik algısı çerçevesinde bölgedeki politikalarına yansımaları incelenecektir.Master Thesis Smoke Screen Use of Words: Suspension and Self-Negation in Selected Short Fiction of Elizabeth Bowen and Samuel Beckett(2024) Büyüktelli, Rüveyda; Elbir, Nüket BelginBu tez çalışması, Elizabeth Bowen ve Samuel Beckett'in İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, savaşın travmatik etkileri altında yazdıkları kısa öykülerini, savaş dönemindeki zaman ve mekân algısının yanı sıra, günlük yaşamlarında meydana gelen 'askıya alma' ve dönemin yol açtığı belirsizlikten ortaya çıkan 'kendiyle çatışma' temaları üzerinden incelemektedir. Savaş döneminde, tarafsız olan anavatanları İrlanda'da yaşamak yerine savaştan en çok etkilenen iki Avrupa başkentinde -Londra ve Paris'te- yaşamış ve eserlerini yazmış olan bu iki yazarın, eserlerinde savaşın yol açtığı belirsizliği, duraksamayı ve aynı anda hem İrlandalı kökenlerini koruyup hem de ulus ötesi bir yaklaşımla savaş döneminin bireyde ve kolektif olarak toplumda bıraktığı silinmez tarihî, politik, sosyal ve kültürel izleri ve hisleri erken modernizmin estetik anlayışlarını kullanarak yansıtmaları, bu eserlerin aynı zamanda 'late modernism' (geç modernizm) bağlamında incelenmesine olanak sağlamıştır. Bu tezin öne sürdüğü bir diğer sav ise, kısa öykünün 'fragmented' (parçalı) anlatım biçiminin savaş dönemi belirsizliklerini, bu dönemdeki yaşamın askıya alınmış (suspended) ve kırılgan ve değişken (provisional) yanlarını incelemek için en uygun edebi tür olduğudur. Bowen'ın İrlandalı yazarlara ilişkin, 1941'de Woolf'a yazdığı mektubunda atıfta bulunduğu bir ifade olan 'smoke-screen use of words' (kelimelerin sis perdesi arkasından kullanılması) da hem Bowen'ın hem de Beckett'in savaş döneminde yazdıkları kısa öykülerinde kullanılan bir yazım şekli olarak öne çıkmaktadır. Her iki yazarın da bu döneme ait eserlerinde dönemin tarihi, politik ve toplumsal kaygılarını bireysel kaygıların ardında gizlemeleri ise İrlandalı kimliklerinin yol açtığı arada kalmışlığın yanı sıra, savaş döneminin belirsizlikleri ve iki yazarın da savaş dönemindeki kısa öykülerinde geç modernizmin edebi özelliklerinin bulunmasıyla ilişkilendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bowen, Beckett, İkinci Dünya Savaşı, 'geç modernizm', askıya almaMaster Thesis Open Policy Agent İlke Uyumunun İzlemesinin Graylog Kullanılarak İyileştirilmesi(2024) Shıbanı, Ahmed Salem Ahmed; Nazlıoğlu, SelmaModern BT ortamlarının giderek daha karmaşık hale gelmesiyle güvenlik politikalarına sıkı sıkıya uyulmasının sağlanması önem kazanmaktadır. Geleneksel izleme yöntemleri, dinamik ve dağıtık sistemleri yönetmek için gerekli görünürlük ve gerçek zamanlı içgörüler sağlama konusunda genellikle yetersiz kalmaktadır. Bu araştırma, Graylog'un güçlü günlük yönetim yeteneklerinden yararlanarak OPA karar günlüklerini izleyip analiz ederek bu zorluklara çözüm bulmayı amaçlamaktadır. Bu sayede, politika ihlallerinin tespiti ve yönetimi iyileştirilmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, politika uygulama faaliyetlerinin görünürlüğünü ve yönetimini artıran bir izleme çözümü geliştirmektir. Bu araştırma ile politika ihlallerini tespit etmek için gerekli olan OPA karar günlüklerinin içerisindeki kritik veri unsurları çıkarılmış ve bir OPA Karar Günlüğü Ayrıştırıcı ve Veri Çıkarıcı geliştirilmiştir. Graylog'un OPA ile entegrasyonu sayesinde,, politika uyumuna ilişkin gerçek zamanlı içgörüler sağlayan ve güvenlik sorunlarına proaktif yanıtlar verilmesini mümkün kılan panolar ve uyarı mekanizmaları tasarlanmış ve uygulanmıştır. Ayrıca, politika izleme çözümlerinin Graylog ve OPA toplulukları tarafından daha geniş çapta benimsenmesini ve etkili bir şekilde kullanılmasını kolaylaştıracak paylaşımlı bir içerik paketi ortaya çıkarılmıştır. Önerilen çözümün etkinliği, üç kullanım durumu aracılığıyla doğrulanmıştır. Her uygulama, sistemin politika ihlallerini doğru ve verimli bir şekilde tespit etme yeteneğini göstererek, entegrasyonun çeşitli operasyonel ortamlardaki faydasını doğrulamaktadır. Entegrasyonun, gerçek zamanlı politika uyumunun izlemesini önemli ölçüde artırdığı, politika ihlallerinin tespiti ve uyarılmasını iyileştirdiği ve özelleştirilebilir panolar aracılığıyla uygulanabilir içgörüler sağladığı tespit edilmiştir. Gelecek araştırma konuları arasında kullanım durumlarının diğer konteyner düzenleme platformlarına uygulaması ile genişletilmesi, ileri analiz ve makine öğrenimi tekniklerinin dahil edilmesi ve OPA'nın günlük kaydı yeteneklerinin yapılandırılması ve kullanılması için detaylı kullanıcı kılavuzlarının geliştirilmesi yer almaktadır.Master Thesis Investigation of the Multidimensional Relationships among Sarcopenia Severity, Pulmonary Function, Balance, and Trunk Control in Sarcopenic Patients with Chronic Stroke(2026) Forooshha, Zahrasadat Naghdeh; Korkusuz, SüleymanStroke causes balance disorders, problems with trunk control, decreased muscle strength, and affects respiratory function and inspiratory muscles. The aim of our study was to evaluate the relationship between sarcopenia severity and trunk control, balance, respiratory function, and inspiratory muscle strength in patients with sarcopenic stroke. Forty-five patients voluntarily participated in our study. All patients were evaluated by a neurologist, diagnosed with stroke, and met the study's participation criteria. The level of the functional dependence of the patients was assessed by the Modified Rankin Scale (mRS). The severity of sarcopenia was calculated using the Sonographic Thigh Adjustment Ratio (STAR) formula, based on anterior thigh muscle mass measured by ultrasonography. In patients with chronic stroke, respiratory function was measured with a spirometer, and inspiratory muscle strength was measured with a Power Breath K5 device. Trunk control was assessed by the Trunk Impairment Scale (TIS), and balance was assessed by the Berg Balance Scale (BBS). In our study, a moderate positive correlation was observed between STAR value and balance, trunk control, inspiratory muscle strength, Forced Vital Capacity FVC (L), and Peak Expiratory Flow PEF (L/s), and a low positive correlation was observed between STAR value and FEV₁ (p<0.05). Furthermore, a moderate positive correlation was found between BBS and FVC (L) and FEV₁ (L), and a low positive correlation was found between BBS and PEF (L/s) and FEF 25–75 (%) (p<0.05). A low positive correlation was found between trunk control and volume (L), and a moderate positive correlation was found between TIS and FVC (L), FEV₁ (L), PEF (L/s), and FEF 25–75 (%) (p<0.05). In conclusion, our study demonstrated that the severity of sarcopenia in sarcopenic stroke patients is related to balance, trunk control, respiratory functions, and inspiratory muscle strength. Additionally, some pulmonary functions were found to be related to balance and trunk control. These findings demonstrated that considering the multidimensional functional components, including muscle mass, pulmonary function, balance, and trunk control, together is clinically important in planning rehabilitation programs.Master Thesis Doğuran Çekirdekli Hilbert Uzayları Üzerine Bir İnceleme(2024) Kaysı, Tuba; Atalan, Ferihe; Ay, SerdarBu tezin içeriği, Matematik, İstatistik ve makine öğrenmesi gibi pek çok alanda önemli bir araç olarak kullanılan doğuran çekirdekli Hilbert uzayları ile ilgili genel bilgilerden oluşmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak doğuran çekirdekli Hilbert uzayı (kısaca DÇHU) ve doğuran çekirdek tanımı verildi ve birkaç DÇHU örneğinden bahsedildi. Doğuran çekirdeğin temel karakteristik özelliğine, doğuran çekirdekli Hilbert uzayları teorisinin klasik teoremlerinden biri olan Moore-Aronszajn Teoremi'nin ifadesine ve kısaca ispatına değinildi. Sonrasında bir çekirdek fonksiyonu verildiğinde nasıl doğuran çekirdekli bir Hilbert uzayı inşa edildiğine bakıldı. Son olarak, doğuran çekirdekli Hilbert uzaylarının bazı uygulamaları tartışıldı. Bunlardan ilki interpolasyon ve yaklaşım teorisi üzerine diğeri ise İstatistik ve makine öğrenmesi üzerine uygulamalarıdır.
