Yüksek Lisans Tezleri
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/23
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Yüksek Sıcaklıkta Elektrokimyasal Hidrojen Ayrımı için Yüksek Verimli Katalizörün Hazırlanması ve Performansının Incelenmesi(2024) Bal, İlay Bilge; Devrim, YılserMevcut durumda küresel hidrojen (H2) üretimi büyük ölçüde fosil kaynaklara dayanmaktadır. H2 üretiminde en yaygın kullanılan yöntem buhar-metan reformasyonudur. Fakat bu yöntemle üretilen H2, karbon monoksit (CO) ve karbon dioksit (CO2) gibi safsızlıklar içermektedir. H2'nin endüstride hammadde olarak veya yakıt hücresi sistemlerinde enerji taşıyıcısı olarak kullanılabilmesi için belirli bir saflıkta olması gerekir. Dolayısıyla, bu safsızlıkları H2'den uzaklaştırmak için bir saflaştırma adımı kaçınılmazdır. Bu noktada, elektrokimyasal hidrojen saflaştırma (ECHP) sistemleri eş zamanlı H2 saflaştırma ve sıkıştırma yapabilme, hareketli parça içermeme, düşük işletme ve enerji maliyetleri, ölçeklenebilirlik gibi avantajları ile geleneksel H2 saflaştırma yöntemlerine güçlü bir alternatiftir. Bu tez çalışması kapsamında yüksek sıcaklık elektrokimyasal H2 saflaştırma (HT-ECHP) hücresi geliştirilmiştir. ECHP hücrelerinde karşılaşılabilecek olası problemlerden biri katalizör tabakasının reformat gaz içerisinde bulunan safsızlıklar nedeniyle zehirlenmesidir. Literatürde hidrojen oksidasyon reaksiyonu için tipik olarak Pt katalizörü kullanılmaktadır. Fakat, Pt katalizörünün CO toleransı oldukça sınırlıdır ve düşük miktarda CO varlığında bile katalizör zehirlenmesi meydana gelir. Bu çalışmada, HT-ECHP performansları incelenmek üzere grafen nanoplatelet (GNP) destekli platin (Pt) ve bimetalik platin-rutenyum (PtRu) katalizörleri sentezlenmiştir. Katalizörler, hızlı ve basit bir yöntem olan mikrodalga-destekli sentez yöntemiyle hazırlanmıştır. Hazırlanan katalizörler HT-ECHP uygulaması için fosforik asit katkılı polibenzimidazol (PBI) membran ile birleştirilmiştir. Katalizörlerin yapısal ve elektrokimyasal özellikleri termogravimetrik analiz (TGA), X-ışını kırınımı (XRD), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), geçirimli elektron mikroskopisi (TEM) ve döngüsel voltametri (CV) analizleri ile incelenmiştir. Karakterizasyon sonuçları, katalizörlerin HT-ECHP uygulaması için gerekli özellikleri sağladığını göstermektedir. Pt/GNP ve PtRu/GNP katalizörlerinin HT-ECHP performansları 140-180 ℃ sıcaklık aralığında H2, CO2 ve CO içeren reformat gazı karışımı ile incelenmiştir. Sonuçlar, katalizörlerin elektrokimyasal H2 saflaştırma performanslarının artan çalışma sıcaklığı ile arttığını göstermektedir. En yüksek H2 saflaştırma performansı PtRu/GNP katalizörü ile elde edilmiştir. Gaz kromatografisi (GC) sonuçları, PtRu/GNP katalizörü ile 160 ℃'de %99.938 yüksek H2 saflığının elde edildiğini göstermiştir. PtRu/GNP katalizörünün yüksek elektrokimyasal H2 saflaştırma performansı, GNP üzerine dekore edilmiş Pt ve Ru partikülleri arasındaki güçlü sinerjik etkileşimlere bağlanabilir. Bu sonuçlar, PtRu/GNP'nin HT-ECHP uygulaması için umut verici bir katalizör olduğunu göstermektedir.Master Thesis Yüksek Plastisiteli Kilin Mermer Tozu ve EPS Danecikleri ile İyileştirilmesinin Deneysel ve Tahmine Dayalı Modellenmesi(2024) Çıtak, Mete; Akış, EbruExpansive soils present a significant challenge in geotechnical engineering due to their reaction with water, which can damage structures built on them. Additives are commonly used to improve these soils. In this study, it is aimed to investigate the effect of the marble powder and expanded polystyrene (EPS) beads on the high plasticity clay. EPS beads and marble powder additives were added to the expansive soil at different ratios. Marble powder was used at the rates of 0%, 5%, 10%, 15%, 20% and EPS beads at the rates of 0%, 0.3%, 0.9% of the dry weight of the soil sample. These materials are used both individually and in combination. Atterberg limits, standard Proctor tests, one-dimensional swell tests (FS) and unconfined compressive strength tests (UCS) are conducted. The test findings indicate that the adding EPS beads decreases FS and UCS. Besides, adding marble powder decreases FS but increases UCS. The combination of 5% marble powder and 0.9% EPS beads produced the most effective results for FS and UCS. A data set was created using both the experimental study results of this study and literature data to be used to estimate FS and UCS values using multiple linear regression (MLR) and artificial neural network (ANN) analyses. In order to preliminary understand how the additives affect the soil samples, empirical equations are generated using MLR methods. Then, ANN is applied to predict the treated soil samples' FS and UCS values. The results obtained from both methods are discussed.Master Thesis Yetkisiz Temsilcinin Üçüncü Kişiye Karşı Sorumluluğu(2024) Bucak, Ayin Sener; Kılıçoğlu, Ahmet MithatTemsil, hukuksal işlem yapmak isteyen tarafların sıkça başvurduğu bir yöntemdir. Zira bu müessese tarafların zamandan ve paradan tasarruf edebilmelerine imkân sağlamaktadır. Hukuksal işlemi yapmak isteyen temsil olunan, bir temsilci tayin etmek suretiyle, işlemin kendi adına ve hesabına yapılmasını sağlayabilir. Kanun koyucu bütün ihtimalleri gözeterek, temsilcinin yetkisiz olarak hareket ettiği durumlarda tarafların ne tür yükümlülükler altına gireceklerini hüküm altına almıştır. Temsile ilişkin genel düzenlemelere TBK m.40 vd. maddelerinde yer verilmişken, yetkisiz temsile ilişkin düzenlemeler 46 ve 47'nci maddelerde hüküm altına alınmıştır. Yetkisiz temsilci ile üçüncü kişi arasında yapılan hukuksal işlem, temsil olunanın işleme onam verip vermemesine bağlı olarak askıda geçersizdir. Temsil olunanın onam vermesi halinde yapılan hukuksal işlem geçerli bir şekilde kurulmuş olurken, onamaması halinde ise işlem geçersizlik yaptırımı ile neticelenir. Bu durumda, yetkisiz temsilciye güven duyarak hukuksal işlemin geçerli bir şekilde kurulduğuna inanan üçüncü kişinin zararlarının olması muhtemeldir. Üçüncü kişi hukuksal işlemin kurulması için masraflar yapmış, bu süreçte başkaca hukuksal işlemler yapmanın fırsatlarını kaçırmış ve zarara uğramış olabilir. Bu durumda, yetkisiz temsilci üçüncü karşı sorumlu olur. Bugün öğretide hâkim görüş, bu sorumluluğun bir sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in contrahendo) olduğu yönündedir. Fakat sözleşme öncesi sorumluluk Türk Borçlar Kanunu'nda ayrı ve özel bir şekilde düzenlenmediğinden, bu sorumluluğa hangi hükümlerin uygulanacağı tartışma konusu olmaktadır. Hangi hükümlere tabi tutulması gerektiğinin önemi özellikle; zamanaşımı, ispat, yardımcı kişinin fiilinden sorumluluk ve sınırlı ehliyetsizler bakımından ortaya çıkmaktadır. Çalışmamızda, yetkisiz temsilcinin üçüncü kişiye karşı sorumluluğu, sözleşme öncesi sorumluluk olarak kabul edilmiş, bu sorumluluğa ise haksız fiile ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Buna bağlı olarak ortaya çıkan ihtimaller değerlendirilmiş ve tazminat sorumluluğunun sınırları çizilmiştir.Master Thesis Yeni Bir Sendikal Düzenin Geliştirilmesi: Hak-İş Konfederasyonu Örneği(2024) Yıldırım, Elif; Bektaş, Öğr. Gör. Ümmühan EdaSendikaların ekonomik, demokratik, sosyal, siyasal, kültürel, hukuki vb. alanlardaki değişimler, koşullar ve ihtiyaçlar karşısında yeni zorluklarla mücadeleleri devam etmektedir. Günümüzde çalışma hayatında yaşanan değişimlere bağlı olarak endüstri ilişkiler sisteminin yeni konu ve sorunları bünyesinde barındırdığı görülmektedir. Bunun sonucu olarak, işçilerin emeklerinin korunması, geliştirilmesi, çalışanların taleplerine karşı her alanda cevaplar, birikimler ve donanımlar oluşturma gereksinimi sendikalara yeni görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Günümüzde sadece üye sayısını arttırmayı amaçlayan ve ücret sendikacılığını benimseyen 'geleneksel/klasik' sendikal anlayış yerine, sendikalara katılarak örgütlü çalışan haline gelenler ile birlikte henüz sendika dışında kalanları (örgütlenemeyenler, işsizler, atipik çalışanlar) kapsayan geniş temsile ve toplumsal bir güce ulaşmak daha fazla önem kazanmaktadır. Diğer yandan ulusal ve küresel ölçekte tüm sendikalardan mevcut statü ve sınırları aşarak, kendilerini yenileyerek ulus devletler, çok uluslu şirketler ve ilgili uluslararası kuruluşlarla işbirliği içerisinde yeni bir bakış açısıyla çalışanların ihtiyaç ve sorunlarına özgün ve etkili çözümler üretmeleri beklenmektedir. Gelecekte daha yaygın ve daha güçlü bir emek hareketi için, emeğin sosyal ve ekonomik haklarını geliştirmenin yanı sıra değişen koşullara uyum sağlayan ve sorunları sahiplenerek çözüm bulma misyonu üstlenen yeni bir sendikal modele ihtiyaç vardır. Sendikaların toplum nezdinde meşruiyet tartışmalarını ortadan kaldırarak varlıklarını sürdürebilmesi için ihtiyaç duydukları yeni sendikal anlayış çerçevesinde yeni konu ve kavramları geliştirmeleri, yeni örgütlenme stratejilerini de hayata geçirmesi gerekmektedir. Bu çalışmada sendikal hareketin yeni bir düzen arayışı çerçevesinde yeni anlayışları ve stratejileri incelenmektedir. Ayrıca, yeni sendikal hareket arayışları ve stratejileri, HAK-İŞ Konfederasyonu'nun politikaları ve çalışmaları bağlamında da incelenmiştir.Master Thesis Yapay Zeka Tabanlı Kuraklık Yönetim Sisteminin Geliştirilmesi: Türkiye İçin Bir Vaka Çalışması(2024) Sabamehr, Mılad; Ekin, Cansu ÇiğdemSanayi büyümesi ve kirlilik nedeniyle gelişmiş ülkeler için kuraklık ciddi bir sorun haline gelmektedir. Bu sorunun üstesinden gelmek için yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç vardır, bunlardan biri de yapay zeka (AI) gibi teknolojilerdir. Bu çalışma, bir veri yönetim sistemi, tahmin sistemi ve PDSI ve SPI hesaplama sistemi içeren bir AI tabanlı kuraklık yönetim sistemini tanıtmaktadır. Veri yönetim sistemi, kullanıcıların Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden tarımsal verileri analiz etmelerine olanak tanır. Tahmin sistemi, yağış ve sıcaklık tahmin etmek için SARIMA, ARIMA ve Prophet algoritmalarını kullanır. En iyi performans gösteren algoritma, hata oranlarına göre seçilir, böylece doğru tahminler yapılır. Bu tahminler daha sonra veri yönetim sisteminde saklanır. Yapay zeka tarafından oluşturulan verilerden yararlanarak, PDSI ve SPI hesaplama sistemi bir sonraki iki yıl için PDSI ve SPI tahmin eder. Ayrıca, sistem beklenen hava koşullarını PDSI ve SPI tahminleri ile karşılaştırarak belirli bölgelerde tarımsal ürün yetiştirme riskini değerlendirir. Sonuçlar, ARIMA'nın sıcaklık ortalamalarını tahmin etmek için en uygun olduğunu, SARIMA'nın ise yağışı tahmin etmek için en iyi performansı gösterdiğini göstermektedir. 2024'te Şanlıurfa ilinde Buğday ürünleri için PDSI'nin %91 risk seviyesi ve SPI-3'ün %75 risk seviyesi olduğunu göstermektedir.Master Thesis VIX ve DXY Endekslerinin Bitcoin Fiyatları Üzerine Etkisi(2024) Güçlü, Songül; Küçüker, Mustafa CanDiversification of financial assets over the years and the presence of crypto assets in the markets with new technologies; Determining Bitcoin prices and changes in volatility are important. In this study, the relationship between Bitcoin prices and the dollar index (DXY) and VIX index for the period between 19.07.2010 - 02.06.2023 was examined within the framework of the Autoregressive Distributed Lag Model (ARDL) Model. According to the empirical results obtained; While the Bitcoin and Dollar index showed a positive change, it was determined that the VIX index showed a negative change.Master Thesis Vergi Harcamalarının Ar-Ge Sektörü Üzerindeki Etkileri(2024) Aslan, Şükrü; Cansızlar, DoğanBu çalışma, Türkiye'de vergi harcamalarının Ar-Ge sektörü üzerindeki ekonomik etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Analiz, 5746, 4691, 5520 ve 193 sayılı kanunlarda belirtilen vergisel teşviklerin Ar-Ge yatırımlarına olan etkilerini detaylı bir şekilde ele almaktadır. Çalışmada, Türkiye'de uygulanan vergi harcamalarının GSYH içindeki büyüklüğü ortaya konulmuş ve bu çerçevede, belirtilen kanunların sağladığı teşviklerin ekonomik boyutu ile Ar-Ge sektörünün bu teşviklere olan etkisi analiz edilmiştir. Sektör bazında Ar-Ge yatırımlarına dair detaylı veri analizi, çalışmanın önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu analiz, Ar-Ge harcamalarının sektörel dağılımını, sektörel büyüklükleri ve kanunlar tarafından öngörülen teşviklerin sektörlere olan etkilerini içermektedir. Çalışma aynı zamanda, vergi harcamalarının Ar-Ge sektöründeki genel ekonomik etkilerini de değerlendirmektedir. Bu bağlamda, Ar-Ge yatırımlarının artışı, istihdam yaratma potansiyeli, teknolojik gelişmelerdeki artış gibi unsurlar ele alınmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, Türkiye'nin Ar-Ge sektörünü desteklemek amacıyla uyguladığı vergi harcamalarının ekonomik etkilerini açıklığa kavuşturarak, politika yapıcılar ve iş dünyası için değerli bir kaynak sunmaktadır.Master Thesis Virginia Woolf'un Bayan Dalloway ve Deniz Feneri Eserlerinde Büyük Savaşın Yankıları(2025) Çelik, Hilal; Aras, GökşenThe thesis examines the impacts of the Great War in Mrs. Dalloway and To the Lighthouse within the framework of modernist aesthetics, stream of consciousness narrative techniques and Albert Einstein's Theory of Relativity. By examining how Woolf's representation of fragmented, multi-faceted reality reflects devastating effects of the war, this study presents a different perspective to Woolf's creative process, incorporating literature and science. The importance of the study lies in the interdisciplinary approach illustrated through an analysis of Woolf's relationship with Modernism as a result of the war and her portrayal of subjective reality with her innovative techniques. The originality of this study is rooted in its application of Einstein's Theory of Relativity to Woolf's narration, examining her portrayal of identity, memory and human nature with an emphasis on relativity of time and space, as exemplified by James Ramsay's assertion that 'Nothing was simple one thing' (Woolf, 1994:138) in To the Lighthouse. These novels exemplify Woolf's ability to portray individual lives with broader cultural and philosophical themes, making her a cornerstone of modernist literature.Master Thesis Univariate Time Series Methodology for Wind Energy Based on Hybrid Deep Learning Models(2024) Öztekin, Anastasya; Ünlü, Kamil DemirberkRüzgar enerjisi günümüzde en çok tercih edilen yenilenebilir enerji alternatifi olarak kabul edilmekte ve küresel bir ilgi toplamaktadır. Ayrıca, rüzgar enerjisinin etkin kullanımı küresel ölçekte çevresel kaynakların korunmasına büyük ölçüde katkıda bulunmaktadır. Rüzgar enerjisinin değişkenliği göz önünde bulundurulduğunda, yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılması için güvenilir bir tahmin geliştirmek çok önemlidir. Literatürde rüzgar enerjisinin doğru tahmini için birden fazla model geliştirilmiştir. Bu çalışmada bu sorunu gidermek için zaman serisi verilerine dayalı istatistiksel modeller kullanılmıştır. Bu çalışma, Diziden Diziye ve Evrişimli Sinir Ağı yaklaşımlarına dayalı tek değişkenli hibrit modeller geliştirerek Karaburun, İzmir, Türkiye'deki rüzgar santralleri tarafından üretilen rüzgar enerjisini tahmin etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın tahmin aralığı kısa vadeden uzun vadeye kadar uzanmaktadır. En doğru tahmini belirlemek adına gerçek veriler kullanılarak çok sayıda hibrit model geliştirilmiştir. Karşılaştırma sonuçları, Evrişimli Sinir Ağı'nı Uzun Kısa Süreli Bellek hücresiyle istiflenmiş Diziden Diziye ile birleştiren hibrit modelin hem kısa hem de uzun vadede en doğru tahminleri sağladığını ortaya koymaktadır. Geliştirilen hibrit model, kısa vadeli tahminler için önemli bir değişim katsayısı ortaya koyar. Uzun vadeli tahminlerde, kısa vadeli tahminlere göre değişim katsayısında bir azalma olsa da ortalama hataların karesi, ortalama mutlak hata ve ortalama mutlak yüzde hata gibi belirleme metrikleri, modelin uzun vadeli tahminlerde doğruluğunu koruduğunu göstermektedir.Master Thesis Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin Feminist Okuması: Kahraman Olarak Kadın, Asker Olarak Kadın, Anne Olarak Kadın(2024) Gürpınar, Ezgi Yarıcı; Yalvaç, FarukUlusal Kurtuluş Mücadelesi, Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılma sürecine girmesiyle birlikte Anadolu coğrafyasında Türk milletinin kendini yeniden var etme ve bir devlet olarak uluslararası sistemde kendini kabul ettirme sürecinin adıdır. Savaşın genel seyrine bakıldığında bu savaşta kadınların erkeklerle birlikte mücadele verdikleri görülmektedir. Bu tezde, kadınların Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde göstermiş oldukları çabanın ülkenin kurulması üzerindeki etkisine değil, feminist bir eleştiri ile savaş sonrasında yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde kadınlara bakış açısının değişip değişmediğine, kadının yeni dönemdeki konumu ve kadın hakları üzerindeki etkisine odaklanılmıştır. Bu konunun seçilmesinin sebebi Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin sadece tarih disipli içinde ele alınması, uluslararası ilişkiler ve feminist teori çerçevesinde daha önce değerlendirmesinin yapılmamış olmasıdır. Tez, uluslararası ilişkiler disiplininde feminist teori üzerine inşa edilmiştir. Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin getirmiş olduğu olağanüstü şartlar altında kadınlar geleneksel rollerinin getirmiş olduğu annelik ve bakım hizmetlerine ek olarak, o zamana kadar erkeklere atfedilmiş olan kahramanlık ve askerlik rollerini de üstlenmek zorunda kalmıştır. Bu zaruriyet hali kadının erkeklere göre daha az vasfa sahip olmadığını gözler önüne sermiştir. Türk kadını, Ulusal Kurtuluş Mücadelesinde üç farklı rol üstlenmek zorunda kalmıştır. Protestolar, mitingler, örgütlenmeler, cephanelik taşıma ve yurdun erkeklerden arda kalan tüm diğer işlerinin altından kalkarak kahramanlık yapan kadınlar, eline silahını alıp cepheye koşarak askerlik vasfını yerine getirmiştir. Çocuğuna, yetim ve öksüz kalan çocuklara, yaşlılara, cephedeki askere ve cepheden gelen yaralılara bakarken, annelik görevini de icra etmiştir. Bu kapsamda çalışma içinde uluslararası ilişkilerde feminist teori, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk 10 senesi, Osmanlı İmparatorluğu'nda Tanzimat ile başlayan kadın hareketleri ve kazanılmış haklar detaylıca incelenmiştir. Sonuç olarak, kadınların göstermiş olduğu çabalara karşılık Türkiye Cumhuriyeti'nde kadın haklarına yönelik düzenlemeler yapılmış ancak kadın temelde anne vasfını aşamamıştır. Erkek eliyle getirilmiş olan tüm yenilikler kadının toplumsal rolünde herhangi bir değişim sağlamamıştır.Master Thesis Türkiye'nin Rusya'ya Karşı Dış Politikası: İki Ezeli Rakip Arasındaki 2009-2022 Arasındaki İlişkilerin Incelenmesi(2024) Akkuş, Hasan; Orhan, Duygu DersanBu araştırmanın temel amacı genel olarak neo-klasik realizm perspektifinden 2009-2022 zaman aralığındaki Türk-Rus ilişkileridir. Türkiye ve Rusya iki büyük imparatorluğun devamı olarak çoğunluğu kanlı savaşlardan oluşmakla beraber işbirliği içinde ya da çatışmalı bir ilişki içinde olmuşlardır. Sovyetler Birliğinin çöküşünden sonra, hatta daha da önemlisi Suriye iç savaşının patlak vermesinden sonra bu iki devlet arasındaki ilişkiler farklı bir rota izlemiştir. Bu yeni durum bu iki tarihsel rakibi birbirine karşı düşmanlık beslemek yerine adeta işbirliği yapmaya zorlamıştır. Türk-Rus ilişkilerindeki bu yeni rota Türkiye, Batı hem de Rusya için çok büyük jeopolitik önem arz etmektedir. Şu an batının çok ciddi endişelerine rağmen devam eden bir Türk-Rus işbirliğinden bahsedebilmekteyiz. Türkiye-Rusya arasındaki çok katmanlı yeni ilişki ağının en önemli alt başlıklarından biri ise iki ülke arasındaki NATO ve özellikle ABD'nin itirazlarına rağmen gerçekleştirilmiş olan S-400 anlaşmasıdır. Bu kendine özgü eşsiz yakınlaşma çalkantılı tarihleri boyunca bu iki ülke arasında hiç bu kadar güçlü olmadığı için yeni ve çok özel bir çalışma istemektedir. Bu tez son gelişmeler ışığında Türk-Rus ilişkilerinin dinamiklerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu tezin hipotezi bu ilişkinin çok güçlü bir müttefiklik ilişkisine evirilmeyeceği yönündedir. Bunun nedenleri olarak iki ülke arasındaki derin jeopolitik karşıtlık, tarihsel olarak oluşmuş güvensizlik kültürü, Türk ekonomisinin batıya entegrasyonu ve Türkiye'nin batıyla olan derin müttefiklik ilişkisi gösterilebilir. Bu tezde doküman analiz araştırma tekniği benimsenmiştir. Bu tez Giriş ve Sonuç bölümlerinin yanında Teorisel Çerçeve, Türk-Rus İlişkilerinin Kısa Tarihi, Türkiye ve Rusya Arasındaki Yakın İlişkilerin Nedenleri, Türkiye Rusya Arasındaki Uzun Süreli ve Sağlam İlişkinin Önündeki Engeller adlı alt başlıklardan oluşmaktadır. Bu tez bu ilişkinin uzun süreli olamayacağını ve stratejik bir işbirliğine dönüşmeyeceğini belli başlı nedenleri temel alarak açıkça ortaya koymuştur.Master Thesis Türk Ceza Kanunu'nda İrtikap Suçu(2024) Dağtekin, Nermin Öztürk; Köprülü, TimuçinBu çalışmanın konusu oluşturan irtikap suçu, 5237 sayılı TCK'nın İkinci Kitabının 'Millete ve Devlete Karşı Suçlar' başlıklı dördüncü kısmının 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' kapsamında yaptırım altına alınmıştır. İrtikap suçunun; 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümde düzenlenmesi nedeniyle kamu idaresi kavramı, özgü suç niteliği gereği kamu görevlisi kavramı, 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' ile korunan hukuki yarar, irtikap suçunun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışma iki bölümden oluşmakta olup, birinci bölümünde 'Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar' bölümü kapsamında kamu idaresi ve kamu görevlisi kavramları ile korunan hukuki yarar; ikinci bölümde ise irtikap suçunun mülga 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK çerçevesinde düzenlenişi, suç ile korunan hukuki yarar, suçun konusu, faili, mağduru, maddi ve manevi unsurları, özel görünüş şekilleri, soruşturma ve kovuşturma usulü, görevli mahkeme ve benzer suçlarla karşılaştırması yargı kararları ve doktrin çerçevesinde incelemeye alınmıştır. Anahtar Sözcükler: irtikap, kamu idaresi, kamu görevlisi, icbar, ikna, hatadan yararlanma.Master Thesis Türk Ceza Hukukunda Çocuk Düşürtme Suçu(2024) Kara, Said Çağatay; Köprülü, Timuçinİnsan yaşamı, içinde çeşitli evreleri barındıran ancak temelde doğumdan ölüme kadar devam eden süreci nitelemektedir. Anne rahminde gelişimini sürdüren cenin ise dış dünyadaki muhtemel bir insan yaşamının temsilcisi konumundadır. Bu nedenle insan onuru için ceninin korunması, günümüzde kabul gören bir tercihtir. Buna karşın devletlerin ya da toplumların, yegane ve asli amacının bu olduğunu ifade etmek güçtür. Nüfus politikası, dini inanç, ahlaki anlayış ve siyasi ideoloji gibi pek çok etmen, ceninin korunmasının bir araç olarak kullanılmasına sebebiyet vermektedir. Bu yönde bir mutlak koruma ise kadının kendi bedeni ve geleceğine dair tasarrufta bulunma özgürlüğünü kısıtlamaktadır. Her iki menfaat açısından bir orta yol bulmaya çalışan kanun koyucular, gebeliğin sonlandırılmasına ilişkin denge politikası izlemeyi tercih etmektedir. Nitekim Türk hukuk sisteminde de bir denge politikasının var olduğu görülmektedir. Gebeliğin hukuka uygun biçimde sonlandırılmasının sınırlarını çizen kanun koyucu, bu sınırların ihlalini ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda yaptırıma tabi tutmuştur. Bu çalışmada, Türk Ceza Kanunu'nun 99. maddesindeki çocuk düşürtme suçu incelenmiştir. Çocuk düşürtme suçu ile ilgili düzenlemeden kaynaklı bazı belirsizlik ve eksikliklerin söz konusu olduğu, bu hususlara ilişkin tartışmaların öğretiye yansıdığı ve suça ilişkin birçok hususta fikir birliğinin sağlanamadığı görülmüştür. Çalışma kapsamında, öğretide yer alan fikir ayrılıkları değerlendirilerek bir suç tipi incelemesi gerçekleştirilmiştir. Tartışmalara ilişkin görüşler ve belirsizlikler hakkında çözüm önerileri sunulmuş, suç tipine dair genel bir bakış açısı kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Çocuk Düşürtme, Çocuk Düşürme, Gebeliğin Sonlandırılması, Cenin, KürtajMaster Thesis Toplumsal Hareketlerin Demokratik Rejimlerde Politikalara Etkilerinin Karşılaştırmalı Analizi(2024) Arlı, Beyza Nur; Bektaş, Ümmühan EdaSocial movements aim to create change bu mobilizing people in line with their demands. This thesis investigates the influence of social movements on public policy, focusing specifically on the third level of political system responses; policy responsiveness. It posits that for social movements to reach responsiveness in policy level and hence change policies, they must establish and maintain a set of continuous, necessary, and sufficient conditions. Continuous conditions are the ongoing efforts required for sustained mobilization, including organized activities, network building, and the perpetuation of a legacy of protest. Necessary conditions, such as media support and public support, enhance the visibility of social movements and their ability to place demands on the political agenda. Sufficient conditions enable social movements to access and influence political decision-making processes, facilitating cooperation and alliance formation. The study argues that once social movements facilitate these continuous, necessary and sufficient conditions in their tactics and strategies, they can achieve a level of responsiveness that impacts public policy. Based on this theoretical framework, the study examines four social movements in procedurally democratic countries with different political systems, forms of government, socio-cultural structures, and economic levels; France, USA, Chile, and Turkey. Within these different countries, France's Yellow Vests (2018-2022), the Black Lives Matter movement in the USA (2014-2022), Chile's Santiago Metro Protest (2019-2022), and Turkey's Independent Women's Movement (1982-2015) are analyzed. Despite differences in duration and geographical context, these movements have all reached a significant level of political responsiveness, demonstrating the ability to influence policy through the fulfillment of continuous, necessary, and sufficient conditions.Master Thesis The Impact of the Russian-Ukrainian War on the Eastern Mediterranean Region and Turkey’s Security Perception(2024) Kaya, Buse; Yıldırım, Nilgün EliküçükTürkiye'de ulusal güvenlik kavramı tarihsel tecrübelerle oluşmuş ve jeopolitik yapısı güvenlik algılamasında oldukça etkili olmuştur. Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle stratejik bir bölgedir. Türkiye'nin Doğu ve Batı arasında bir köprü olması jeostratejik önemini artırmaktadır. Fakat Türkiye'nin sınır komşularının ideoloji ve rejimlerinin farklı olması statükosunu korumasında bir tehdit olarak görülmüştür. Bu nedenle Türkiye'nin güvenlik algısı geleneksel güvenlik yaklaşımı çerçevesinde şekillenmiştir. Doğu Akdeniz Bölgesi Türkiye'nin sınır, enerji ve jeopolitik açıdan güvenliğini sağlamasında önemli bir alan olmuştur. Doğu Akdeniz Bölgesindeki hidrokarbon enerji kaynaklarının keşfedilmesi ile bölgedeki devletler arasındaki çatışmalar artmış ve uluslararası alanda dikkatler bu bölgede toplanmıştır. Devletlerin kendi deniz yetki alanlarını belirlemesi ve bölgeden çıkan hidrokarbon enerji kaynaklarının kullanımı, bölgedeki devletler arasında rekabete yol açmıştır. Rusya Ukrayna Savaşının başlaması, enerji kaynakları açısından Rusya'ya bağımlı olan AB'nin, Doğu Akdeniz'de enerji rezervlerine sahip olan devletlerle iş birliği içerisine girmesine neden olmuştur. Ayrıca Doğu Akdeniz Bölgesi ABD, NATO, AB tarafından Rusya'nın çevrelenmesinde stratejik bir bölge olarak görülmektedir. Rusya'nın yayılmacılığı ve ABD'nin bölgede artan nüfuzu Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırmaktadır. Türkiye Doğu Akdeniz'deki haklarını ve güvenliğini korumak istemektedir. NATO ülkesi olan Türkiye, Rusya ile de ileri düzeyde iş birliği içerisindedir. Türkiye savaş sırasında tarafsız bir politika sergilemekte ve ulusal güvenliğini ön plana koymaktadır. Bu çalışmada Rusya Ukrayna Savaşının Doğu Akdeniz Bölgesine etkileri ve Türkiye'nin güvenlik algısı çerçevesinde bölgedeki politikalarına yansımaları incelenecektir.Master Thesis Telekomünikasyon bağlamında Müşteri Motivasyonları ve Kullanıcı tarafından Oluşturulan İçerik(2024) Al-suhaılı, Shahad; Tosun, BurcuKullanıcı tarafından oluşturulan içeriğin (UGC), özellikle olumsuz olduğunda, şirketler üzerinde önemli bir etki meydana getirebildiği bilinmektedir. Müşteri motivasyonunun çevrimiçi içerik üzerindeki etkisi, İnternet'in ortaya çıkışından bu yana ilgi konusu olmuştur. Firma ve hizmetlere ilişkin yorumları gösteren Facebook, Instagram, Twitter gibi sosyal medya platformları giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu yorumlar, motivasyonlarına bakılmaksızın genellikle UGC olarak adlandırılmaktadır. Bu araştırma, müşterilerin -fedakarlık, intikam, dışa vurma, kendini geliştirme ve ekonomik- motivasyonlarının, özellikle telekomünikasyon sektöründe, UGC oluşturulmasına ve bu UGC sonrasında firmalardan alınan tepkilere (tazminat, özür, açıklama ve tweet) karşı geliştirilen tutumlarını ele almaktadır. Bu çalışmada ampirik veri toplamak için, elverişlilik örneklemesi yoluyla seçilen Türkiye'nin telekomünikasyon hizmetlerinin 310 kullanıcısına anket uygulanmıştır. Veri analizi için IBM SPSS yazılımı kullanılarak Güvenilirlik, Korelasyon, Varyans İnflasyon Faktörü (VIF), Regresyon ve ANOVA gibi istatistiksel teknikler yapılmıştır. Bulgular, kötü bir hizmet deneyiminden sonra müşteri motivasyonunun UGC üzerindeki önemini vurgulamakta ve müşteri motivasyon faktörlerinin firmanın yanıtına karşı tutumlarını nasıl şekillendirdiğini açıklamaktadır. Özellikle, dışa vurma ve ekonomik motivasyonların, kötü bir hizmet deneyiminden sonra UGC oluşturulmasına olumlu ve anlamlı bir etkisi bulunmaktadır. Ancak, fedakarlık, intikam ve kendini geliştirme motivasyonlarının kötü bir hizmet deneyiminden sonra UGC oluşturulmasını anlamlı bir şekilde etkilemediği görülmektedir. Fedakarlık, kendini geliştirme ve ekonomik motivasyonların, firmanın yanıtına karşı geliştirilen tutumlar üzerinde olumlu bir etki yaptığı, intikam motivasyonunun ise olumsuz bir etkisi bulunduğu ve dışa vurma motivasyonunun anlamlı bir etkisi olmadığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, UGC oluşturma ve firmanın müşterilere olumsuz hizmet deneyimleri sonrasında yanıt vermeleri üzerine önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Bu çalışmanın, müşterilerin UGC oluşturmadaki motivasyonlarını ve firmanın yanıtına karşı tutumlarını anlama konusunda katkı sağlayarak, işletmelere müşteri motivasyonlarını ve memnuniyetini anlamada yardımcı olabilmesi umulmaktadır.Master Thesis Su Verme ve Yaşlandırma Koşullarının 2024 Al Alaşımının Sertleşme Davranışı Üzerindeki Etkileri(2024) Yücel, İrem; Konca, ErkanAA2024 alüminyum alaşımı, düşük yoğunluğu, yüksek mukavemeti, yüksek şekillendirilebilirliği ve iyi yorulma direnci sayesinde uzay ve havacılık endüstrisinde yaygın olarak kullanılan bir yaşlandırma sertleşmesi alaşımdır. Yaşlandırma sertleşmesi, çözelti haline getirme, suverme ve yaşlandırma adımlarından oluşan üç aşamalı bir süreçtir. Bu projede, suverme ve yaşlandırma koşullarının 2024 Al alaşımının doğal yaşlanma sertleşmesi davranışı üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Su verme ortamı (saf su, ayçiçek yağı, tuz, şeker, metanol ve glikolün sulu çözeltileri) ve su verme sıcaklığı (-30°C, 0°C, 20°C ve 85°C) değiştirilerek çeşitli suverme koşulları oluşturulmuştur. Yukarı suverme (ani ısıtıp soğutma) deneyleri, oda sıcaklığında yaşlandırılan 2024 Al alaşımı numunelerin çok kısa süreyle (20-60 s) yüksek sıcaklığa (170°C) maruz bırakılmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Saf ve tuzlu su dışında kalan suverme ortamlarının, zayıf ısı transfer kabiliyetleri nedeniyle 2024 Al alaşımının suverme sırasında sertleşmesini engelleyemediği ve bunun da suverilmiş halde yüksek sertlik değerlerine yol açtığı tespit edilmiştir. Yukarı suverme deneylerinin sonuçları bu yöntemin 2024 Al alaşımının hızlandırılmış sertleşmesi için çok etkili olduğunu göstermiştir. Katı çözelti içinde alaşım elementleri bakımından zengin kümelerin oluşumunun yukarı su verilmiş numunelerin sertliklerinde gözlemlenen artışın ardındaki ana mekanizma olduğu düşünülmektedir.Master Thesis Smoke Screen Use of Words: Suspension and Self-Negation in Selected Short Fiction of Elizabeth Bowen and Samuel Beckett(2024) Büyüktelli, Rüveyda; Elbir, Nüket BelginBu tez çalışması, Elizabeth Bowen ve Samuel Beckett'in İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, savaşın travmatik etkileri altında yazdıkları kısa öykülerini, savaş dönemindeki zaman ve mekân algısının yanı sıra, günlük yaşamlarında meydana gelen 'askıya alma' ve dönemin yol açtığı belirsizlikten ortaya çıkan 'kendiyle çatışma' temaları üzerinden incelemektedir. Savaş döneminde, tarafsız olan anavatanları İrlanda'da yaşamak yerine savaştan en çok etkilenen iki Avrupa başkentinde -Londra ve Paris'te- yaşamış ve eserlerini yazmış olan bu iki yazarın, eserlerinde savaşın yol açtığı belirsizliği, duraksamayı ve aynı anda hem İrlandalı kökenlerini koruyup hem de ulus ötesi bir yaklaşımla savaş döneminin bireyde ve kolektif olarak toplumda bıraktığı silinmez tarihî, politik, sosyal ve kültürel izleri ve hisleri erken modernizmin estetik anlayışlarını kullanarak yansıtmaları, bu eserlerin aynı zamanda 'late modernism' (geç modernizm) bağlamında incelenmesine olanak sağlamıştır. Bu tezin öne sürdüğü bir diğer sav ise, kısa öykünün 'fragmented' (parçalı) anlatım biçiminin savaş dönemi belirsizliklerini, bu dönemdeki yaşamın askıya alınmış (suspended) ve kırılgan ve değişken (provisional) yanlarını incelemek için en uygun edebi tür olduğudur. Bowen'ın İrlandalı yazarlara ilişkin, 1941'de Woolf'a yazdığı mektubunda atıfta bulunduğu bir ifade olan 'smoke-screen use of words' (kelimelerin sis perdesi arkasından kullanılması) da hem Bowen'ın hem de Beckett'in savaş döneminde yazdıkları kısa öykülerinde kullanılan bir yazım şekli olarak öne çıkmaktadır. Her iki yazarın da bu döneme ait eserlerinde dönemin tarihi, politik ve toplumsal kaygılarını bireysel kaygıların ardında gizlemeleri ise İrlandalı kimliklerinin yol açtığı arada kalmışlığın yanı sıra, savaş döneminin belirsizlikleri ve iki yazarın da savaş dönemindeki kısa öykülerinde geç modernizmin edebi özelliklerinin bulunmasıyla ilişkilendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bowen, Beckett, İkinci Dünya Savaşı, 'geç modernizm', askıya almaMaster Thesis Şirketler Hukuku Açısından Spor Anonim Şirketleri(2024) Özmerzi, Almina; Hacıgüzeller, Damla Gülseren SongurÖZMERZİ, Almina. Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Spor Anonim Şirketleri, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2024. İnsanlık binlerce yıldır sportif faaliyetlerde bulunmaktadır. Sportif faaliyetler insanlar için hem eğlence hem de bedensel sağlıklarını geliştirmede bir araç halini almıştır. Futbol ise diğer tüm spor branşlarından ayrılmakta ve dünyada en çok takip edilen spor branşı olarak karşımıza çıkmaktadır. Futbol televizyonlarda canlı olarak yayınlanmasıyla birlikte daha büyük kitlelere ulaşmış, adeta bir endüstri halini almıştır. Sporda ve futboldaki bu ticarileşmeyle birlikte spor kulüplerinin örgütlenmesi artmış, değişmeye başlamıştır. Sporda örgütlenmenin artması ve futbol branşının tüm dünyaya yayılarak bir endüstri halini almasıyla birlikte spor kulüplerinde profesyonel yönetim anlayışına duyulan ihtiyaç artmıştır. Kulüpler dernek statüsünde kurulup daha sonra futbol şubelerini daha önce kurulmuş veya kurulacak bir şirkete devrederek bu profesyonel yönetim anlayışına geçmeye çalışmıştır. Ancak bu şekilde bir örgütlenme hem mali açıdan hem de yapısal açıdan birçok probleme neden olmuştur. Bu nedenle müstakil bir spor kanununa duyulan ihtiyaç çerçevesinde 7405 Sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu 26.04.2022 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan kanun ile birlikte spor anonim şirketi kavramına yer verilmiştir. Ancak spor anonim şirketleri hakkında 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda anonim şirketlere ilişkin düzenlemelerden ayrılan düzenlemeler bulunmaktadır. Bu çalışmada Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu ile spor anonim şirketleri hakkında getirilen ve Türk Ticaret Kanunu'nda yer alan anonim şirketlere ilişkin hükümlerden farklılık gösteren hükümler incelenecektir. Anahtar Sözcükler: Şirket, Anonim Şirket, Spor Kulüplerinde Şirketleşme, Spor Anonim Şirketi, Spor Kulübü.Master Thesis Sesli Betimlemede Korku Ögelerinin Çevirisi, Bird Box: Bir Netflix Filmi(2024) Altıniğne, Elif Naz; Aksoy, Nüzhet BerrinSesli betimleme, görme engelli izleyicilerin film, televizyon dizisi gibi görsel ürünlere kolay erişimini sağlayan görsel-işitsel çevirinin bir alt alanıdır. Bu tez, bir örnek olay olarak Kafes (2018) filmine odaklanarak korku/gerilim türünde sesli betimleme çevirisini araştırmaktadır. Korku filmlerinin negatif duyguları yansıtmak için görsel ögelere ağırlık vermesinden dolayı bu araştırma korku filmlerindeki sesli betimleme örneklerine odaklanmıştır. Nispeten yeni ve gelişen bir alan olarak sesli betimleme ve sesli betimleme çevirisi, özellikle korku filmlerinin ayrılmaz bir parçası olan görsel unsurların aktarılmasında belirli zorluklar doğurmaktadır. Bu araştırma, korku/gerilim türünde sesli betimleme çevirisinin sesli betimlemenin zorluklarına ve kısıtlamalarına bir çözüm olacağı ve zaman kazandıracağı hipotezine dayanır. Göstergebilim Kuramı, Film Çalışmaları ve Çeviribilim alanlarından elde edilen nitel verilere dayanan bu araştırma, sesli betimleme anlatısının hem Türkçe hem de İngilizcede nasıl işlediğini, sesli betimlemenin nasıl çevrildiğini ve çevrilmek üzere hangi göstergebilimsel kodların seçildiğini anlamaya çalışmıştır.

