Master Tezler

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/23

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 1967
  • Master Thesis
    Bazalt Lif Takviyeli Ultra Yüksek Performanslı Beton Üretimi ve Mekanik Karakterizasyonu
    (2025) Shandı, Anmar Mohammed Shandı; Akış, Tolga; Tirkeş, Seha
    Ultra yüksek performanslı beton (UYPB), üstün mekanik özellikleri ve dayanıklılığı nedeniyle literatürde yaygın olarak incelenen bir malzemedir. Ancak, bu malzeme düşük çekme ve eğilme performansına sahiptir. Çelik fiberler bu özellikleri iyileştirmek için yaygın olarak kullanılsa da, artan gözeneklilik, büzülme ve oksidasyon gibi dezavantajlar alternatif yöntemlerin araştırılmasına yol açmıştır. Bu çalışmada, çelik liflere pratik ve sürdürülebilir bir alternatif olan bazalt liflerin (BL) kullanıldığı optimize edilmiş ultra yüksek performansa sahip lif takviyeli beton (UYP-LTB) karışımı geliştirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu karışımla betonun erken ve uzun periyotlardaki dayanıklılığının arttırılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda üç aşamalı ve deneysel bir çalışma yürütülmüştür. İlk aşamada, en uygun UYP-LTB karışımı belirlenmiştir. İkinci aşamada, betona eklenen BL dozajının akışkanlık, basınç ve eğilme dayanımı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Son aşamada ise 3 boyutlu yazıcı ile üretilmiş polimer kafes yapılarına sahip BL-UYP-LTB'nin performansı incelenmiştir. Sonuçlar %1 BF dozajının erken yaş mukavemetini iyileştirdiği, kabul edilebilir akışı koruyarak ve uzun vadeli mukavemeti artırarak en etkili performansı sunduğunu göstermiştir. Öte yandan, polimer kafes yapıların kullanılması numunelerin basınç ve eğilme mukavemetini azaltmıştır. Bulgular, BL'nin genel performansı düşürmeden UYP-LTB'de çelik liflerin yerini alabileceğini ve üretimde daha sürdürülebilir ve pratik sonuçlar elde edilebileceğini göstermiştir. Katkılı imalat yöntemlerinin de kullanımı ile, incelenen karışımların yeni nesil yapısal sistemler için ekonomik ve uygun çözümler sağlayabileceği görülmüştür.
  • Master Thesis
    Yapay Zeka Kodlarında Güvenlik: LLM Çıktılarındaki Açıkları Azaltmak için Prompt Mühendisliği Yaklaşımı
    (2025) Saleem, Wardah; Nazlıoğlu, Selma
    Yapay zeka tarafından üretilen kodların güvenliği, Büyük Dil Modelleri'nin (LLM'ler) yazılım geliştirme süreçlerinde giderek daha fazla kullanılmasıyla önemli bir endişe haline gelmiştir. GPT-3.5, GPT-4, Gemini, DeepSeek ve LLaMA gibi güçlü kod üretme yeteneklerine sahip modeller, güvenlik açısından kabul görmüş standartları tam olarak anlamadıkları için SQL enjeksiyonu, zayıf kimlik doğrulama ve hatalı erişim kontrolü gibi güvenlik açıklarına karşı savunmasız kalabilmektedir. Bu tez, LLM'ler tarafından üretilen kodların güvenliğini artırmak amacıyla OWASP Top 10 standartlarının dahil edildiği hızlı mühendislik (prompt engineering) tekniklerini incelemektedir. Bu çalışmada, farklı LLM'lerde (zero-shot, Chain-of-Thought, Recursive Criticism and Improvement (RCI) ve persona tabanlı promptlar) farklı yönlendirme stratejileri karşılaştırılarak bir kıyaslama veri kümesi (LLMSecEval) ve statik analiz araçları (Bandit ve CodeQL) kullanılmıştır. Sonuçlar, RCI tekniğinin güvenlik açıklarını önemli ölçüde azalttığını ve LLaMA modelinin RCI tekniğiyle sıfır güvenlik açığına ulaştığını göstermektedir. Bulgular, yönlendirme (prompt) tasarımının güvenlik risklerini azaltmadaki etkinliğini ortaya koymakta ve geliştiriciler ile araştırmacılar için güvenli kod üretimi konusunda pratik içgörüler sunmaktadır. Bu araştırma; açık ve kapalı LLM'lerin karşılaştırmalı değerlendirmesini yaparak, prompt mühendisliğini geliştirerek ve güvenlik odaklı, yeniden kullanılabilir prompt şablonları önererek literatüre katkı sağlamaktadır. Araştırmanın ikinci aşamasında, RCI-SA Döngüsü (Statik Analiz ile Yinelemeli Eleştiri ve İyileştirme) adı verilen bir iyileştirme yöntemi sunulmuştur. Bu yinelemeli yaklaşım, statik analiz geri bildirimlerini kullanarak üretilen kodları sürekli olarak iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Bazı durumlarda tespit edilen toplam CWE sayısı artsa da, bu döngü birçok kritik güvenlik açığını ortadan kaldırmış ve önceden gizli olan sorunları açığa çıkarmıştır, bu da genel güvenliğin artmasına yol açmıştır. Bu yöntem, yinelemeli doğrulamanın önemini vurgulamakta ve geri bildirim odaklı prompt iyileştirmeleri yoluyla güvenli kod üretimi için pratik bir çerçeve sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Mikro Hibrit Güç Aktarma Sistemi için Planet Dişli Kutusunun Tasarımı ve Uygulaması
    (2024) Akdeniz, Özgür; Emin, Ali
    Bu çalışma, yakıt tüketimini azaltmak amacıyla 3 HP elektrik motorunu (EM) mevcut 20 HP içten yanmalı motor (ICE) ile entegre ederek hibrit bir güç aktarma sistemi oluşturmak için bir planet dişli kutusunun tasarımını, imalatını ve testini hedeflemektedir. Planet dişli sistemi, iki ayrı güç ünitesinin giriş devirlerini çıkışta birleştirebilen mekanik bir kaplin olarak kullanılabilir. Planet dişli kutusunun bir diğer avantajı ise yüksek verimliliği ve önemli dişli küçültme potansiyelidir; bu sayede farklı çalışma aralıklarına sahip iki ayrı güç ünitesi kesintisiz biçimde çalışabilir. Goodman Kriteri kullanılarak MATLAB ortamında matematiksel bir model oluşturulmuş ve elde edilen parametreler, tasarım, modelleme ve imalat aşamalarında uygulanmıştır. Dişli kutusu, özel mühendislik yazılımları kullanılarak analiz edilmiş ve 2.5 veya daha yüksek bir emniyet katsayısı ile 12,000 saati aşan bir hizmet ömrüne sahip olduğu doğrulanmıştır. Hibrit güç aktarma sistemine entegrasyonun ardından dişli kutusunun verimliliğini belirlemek amacıyla bir test prosedürü geliştirilmiş ve iki farklı bağlantı noktası için ölçümler yapılmıştır. EM kullanılarak yapılan testlerde 1 kW'a kadar güç değerleri uygulanmıştır. Dişli kutusunun verimliliği deneysel olarak halka taşıyıcılı enerji hattı için %60 civarında ve güneş taşıyıcılı enerji hattı için %80 civarında olacak şekilde ölçülmüştür. Son olarak, önerilen PHEV konfigürasyonu ile yakıt tüketiminde elde edilen potansiyel azalmayı değerlendirmek için doğrulanmış güç aktarma sistemi modeli ve ölçülen dişli kutusu verimliliği kullanılarak bir paralel hibrit elektrikli araç (PHEV) simülasyonu gerçekleştirildi. Simülasyon sonuçları, PHEV tasarımının, PHEV kurulumlarındaki güç üniteleri arasındaki mekanik bağlantı için kullanılan planet dişli kutusuyla eşdeğer geleneksel bir araçla karşılaştırıldığında, içten yanmalı motor ayna dişlisine bağlıysa yakıt tüketimini %22 ve içten yanmalı motor güneş dişlisine bağlıysa %39 oranında azalttığını göstermektedir.
  • Master Thesis
    Silikon Güneş Hücreleri için Fotokimyasal Olarak Kazınmış Ters Yapılarla Işık Yönetimi
    (2025) Vural, Güntuğ; Doruk, Reşat Özgür; Bek, Alpan
    Bu tez çalışmasında, kristal silisyum güneş hücrelerinin yüzeyine ters nanoyapılar kazandırmak amacıyla fotokimyasal bir aşındırma yöntemi geliştirilmiştir. Sürekli dalga (CW) lazer kullanılarak, HF, H₂O₂ ve saf sudan oluşan bir kimyasal çözelti içerisinde yüzey işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemle hem ışık yansıtırlığı azaltılmış hem de ışık tuzaklama etkisi artırılmıştır. Farklı lazer gücü ve süre kombinasyonları denenerek optimum koşullar belirlenmiştir. Oluşan yüzey morfolojileri SEM ile analiz edilmiş, optik performans ise yansıma ve haze ölçümleriyle değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, geliştirilen yöntemin verimli, ölçeklenebilir ve endüstriyel uygulamalar için uygun olduğunu göstermiştir.
  • Master Thesis
    Karışık Agregalar Kullanılarak Yapılan Silindirle Sıkıştırılmış Beton ve Sıcak Karışım Asfalt Kaplamalarının Don-Çözülme Dayanımının Karşılaştırmalı Çalışması
    (2025) Warsame, Abdıkanı Sadak; Shabani, Reza
    Soğuk iklimlerde yol kaplamalarının performansı, don-çözülme (D-Ç) döngüleri tarafından önemli ölçüde etkilenmekte olup, bu durum bozulmayı hızlandırarak hizmet ömrünü azaltmaktadır. Bu tez çalışması, bazalt, kireçtaşı ve %50 kireçtaşı-%50 bazalt karışımından oluşan Silindirle Sıkıştırılmış Beton (SSB) ve Sıcak Karışım Asfalt (SKA) karışımlarının karşılaştırmalı analizini sunmaktadır. Laboratuvar çalışmaları; agrega karakterizasyonu, karışım hazırlığı, mekanik ve hacimsel özelliklerin değerlendirilmesi ile 50 D-Ç döngüsü öncesi ve sonrası kütle kaybı deneylerini kapsamaktadır. Deneysel bulgulara göre, SSB içerisinde bazalt en yüksek basınç dayanımını, en düşük gözenekliliği ve üstün D-Ç performansını sergilemiş, bu da sert iklim koşullarında uzun dönemli kullanıma uygunluğunu göstermektedir. Kireçtaşı esaslı SSB karışımları ise daha yüksek porozite, daha fazla kütle kaybı ve daha düşük dayanıklılık göstermiştir. SKA sistemlerinde, kireçtaşı daha iyi başlangıç stabilitesi ve çekme dayanımı sağlarken, bu üstünlük, daha fazla hava boşluğu ve zayıf aderans nedeniyle bazalt bazlı SKA'ya göre avantajlı olmuştur. Ancak, bazalt esaslı SKA kaplamaları, daha yüksek geçirgenlik ve D-Ç döngüleri sırasında daha hızlı bozulma eğilimi göstermiştir. Karışım (blended) sistemler, kireçtaşının zayıf yönlerini iyileştirirken, maliyetini artıran bazalt kullanımını azaltarak orta düzey performans sunmuştur. Tipler arası karşılaştırmalar, SSB'nin düşük geçirgenliği sayesinde genel olarak daha yüksek D-Ç direnci sağladığını, SKA'nın ise kısa vadede daha yüksek esneklik ve çekme dayanımı verdiğini ortaya koymuştur. Uygulamada, soğuk bölgeler için bazalt esaslı SSB, ılıman iklimler veya kısa vadeli uygulamalar için kireçtaşı esaslı SKA ve ekonomik dengeyi sağlayan karışım tasarımları önerilmektedir.
  • Master Thesis
    Kesirli Lineer Olmayan Schrödinger Denklemi için Yapı Koruyan Sayısal Bir Yöntem
    (2025) Koç, Sıla Selenay; Aydın, Ayhan
    Doğrusal olmayan kısmi diferansiyel denklemler, matematiksel fizikte su dalgalarının yayılımı, katı maddelerin dinamiği ve biyomoleküler sistemlerin davranışı gibi karmaşık olayların modellenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Bu tür denklemlere klasik bir örnek, optik fiberlerde tekil dalga paketlerinin evrimini tanımlayan doğrusal olmayan kübik Schrödinger (NLS) denklemidir: iU_t + k U_xx + β |U|^2 U = 0 Burada a < x < b, 0 < t ≤ T olup β sabit bir parametreyi, U(x,t) karmaşık değerli bir fonksiyonu temsil etmektedir. NLS denklemi doğrusal olmayan bir yapıya sahip olduğundan, genel anlamda analitik çözümü mümkün değildir. Ancak belirli koşullar altında periyodik ve soliter dalga çözümler elde edilebilmektedir. Bu sebeple, modelin dinamiklerini anlamak adına güvenilir sayısal simülasyonlar büyük önem taşır. Ancak her sayısal yöntem bu amaç için uygun değildir. Literatürde kullanılan dördüncü mertebeden açık Runge–Kutta yöntemi gibi yöntemler, sistemin yapısal özelliklerini koruyamaz ve bu da kararsızlık veya patlamalara yol açabilir. Oysa yapıyı koruyan, yani sistemin kütle ve enerji gibi korunmalı büyüklüklerini sayısal olarak da koruyabilen yöntemlerin, daha kararlı ve fiziksel olarak anlamlı sonuçlar verdiği bilinir. Bu çalışmada, doğrusal olmayan Schrödinger (NLS) denklemi için yapısal özellikleri koruyan yeni bir sayısal şema önerilmektedir. Sayısal çözümün varlığı teorik olarak ortaya konmuş ve yöntemin tutarlılığı ve kararlılığı ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Ayrıca, geliştirilen yöntemin kütle ve enerji gibi fiziksel büyüklüklerin ayrık düzeyde korunmasına olanak tanıyıp tanımadığı da değerlendirilmiştir. Klasik NLS modeline ek olarak, uzaysal türevleri kesirli mertebeden olan doğrusal olmayan kesirli Schrödinger (FNLS) denklemi de ele alınmıştır: i ∂u(x,t)/∂t - (−Δ)^{α/2} u(x,t) + β |u(x,t)|^2 u(x,t) = 0 Bu denklem için kütle koruyan bir ayrık şeması tartışılmıştır. Hem klasik hem de kesirli modeller için önerilen yöntemlerin doğruluğu ve etkinliği çeşitli sayısal deneyler ile gösterilmiştir.
  • Master Thesis
    Yükseköğretimde Mühendislik Öğrencilerinin Üretken Yapay Zeka Araçlarını Kabulü ve Kullanımını Etkileyen Faktörler: Gayri Döngüsel Yapısal Eşitlik Modellemesi Yaklaşımı
    (2025) Jami, Morsal; Toker, Sacip
    Bu çalışma, özellikle ChatGPT olmak üzere Üretken Yapay Zekâ araçlarının yükseköğretimde kabulü ve kullanımı üzerinde etkili olan faktörleri incelemektedir. Teknoloji Kabul Modeli (TAM) ve Birleştirilmiş Teknoloji Kabul ve Kullanım Teorisi (UTAUT) çerçevesinde temellendirilen araştırma, altı temel yapıyı ele almaktadır: Üretken Yapay Zekâya Yönelik Olumlu Tutumlar, Sosyal Etki, Üretken Yapay Zekâya Güven, Algılanan Akademik Fayda, Kullanım Niyeti ve Gerçek Kullanım. Veriler, üniversite öğrencilerine uygulanan yapılandırılmış bir anket aracılığıyla toplanmış ve AMOS programında Yapısal Eşitlik Modellemesi (SEM) kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, güven, olumlu tutumlar ve sosyal etkinin öğrencilerin ChatGPT kullanım niyeti üzerinde anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir. Aynı zamanda, algılanan akademik faydalar ve gerçek kullanım da bu faktörlerden olumlu yönde etkilenmiştir. Modelde ayrıca, Kullanım Niyeti ile Gerçek Kullanım arasında ve Üretken Yapay Zekâya Güven ile Algılanan Akademik Fayda arasında çift yönlü (non-recursive) ilişkiler yer almakta, bu da öğrencilerin deneyimlerinin karşılıklı etkileşim yapısında olduğunu ortaya koymaktadır. İlginç bir şekilde, Kullanım Niyetinden Gerçek Kullanıma doğru negatif bir yol gözlemlenmiş, bu da kurumsal veya bağlamsal engellerden kaynaklanabilecek bir niyet-davranış boşluğunu düşündürmektedir. Elde edilen bulgular, yükseköğretim kurumlarının Üretken Yapay Zekâ araçlarını sorumlu bir şekilde akademik uygulamalara entegre etmeleri açısından güven, akran etkisi ve deneyimsel öğrenmenin önemini vurgulayarak değerli bilgiler sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Limit Q-Bernstein Tipi Operatörlerin Birleştirilmesine Yönelik Bir Yaklaşım
    (2025) Pirimoğlu, Lütfi Atahan; Turan, Mehmet; Ostrovska, Sofıya
    Bu tez, yeni oluşturulan ve birleştirici operatör olarak adlandırılan U operatörünün yardımıyla limit q-Bernstein türü operatörlerin bir çarpanlara ayrımını sunmayı amaçlamaktadır. Bu operatör, bilinen operatörlerin iki daha basit bileşenin çarpımı olarak ayrıştırılmasında evrensel bir sol çarpan olarak görev yapmaktadır. Tezin ilk bölümünde, U operatörünün çeşitli özellikleri ortaya konmaktadır. Daha sonra, önceden bilinen limit q-Bernstein türü operatörlere uygulamalar gösterilmektedir. Bu çarpanlara ayırma yöntemiyle bazı yeni sonuçlar elde edilmiştir. Tezin kalan kısmı yeni bir limit operatörün bulunmasına ve özelliklerinin incelenmesine ayrılmıştır.
  • Master Thesis
    ZnO Nanoparçacıklarının Hidrotermal Sentezi ve Karakterizasyonu
    (2025) Arıf, Ahmed Mohammad; Sürücü, Özge
    Bu tezde hidrotermal yöntemle sentezlenen ZnO nanoparçacıkları, sentez süresinin yapısal, morfolojik, optik ve kolloidal özelliklere etkisi açısından incelenmiştir. ZnO nanoparçacıkları 5, 15, 25 ve 35 saatlik sürelerle sentezlenmiştir. Elde edilen örnekler, X-Işını Kırınımı (XRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Raman Spektroskopisi, Fotolüminesans (PL) Spektroskopisi ve Zeta Potansiyeli analizleri ile kapsamlı olarak karakterize edilmiştir. XRD analizleri tüm örneklerin hekzagonal wurtzite ZnO yapısına sahip olduğunu ve kristalitenin sentez süresiyle arttığını doğrulamıştır. SEM görüntüleri, morfolojinin 5 saatlik sentezde yoğun ve çiçek benzeri agregalardan, 35 saatlik sentezde daha ayrık çubuksu yapılara dönüştüğünü ortaya koymuş, reaksiyon süresinin morfolojiyi belirleyici temel faktör olduğunu göstermiştir. Raman spektroskopisi, yüksek kristaliniteyi ve wurtzite yapısını doğrularken, yaklaşık -25 mV değerindeki zeta potansiyeli sonuçları, sentez süresinden bağımsız olarak nanoparçacıkların kararlı kolloidal davranış sergilediğini ortaya koymuştur. Fotolüminesans analizi, yakın kızılötesi bölgede (~740-745 nm) kuvvetli kusur kaynaklı emisyonu belirlemiş ve 25 saatlik örnekte emisyon şiddetinin maksimuma ulaştığını göstererek kristal kalitesi ve radyatif kusur yoğunluğu arasında optimal bir dengeye işaret etmiştir.
  • Master Thesis
    Makine Öğrenimi Yardımıyla Akış Optimizasyonu Problemlerinin Hızlandırılması
    (2025) Güngör, Orhan; Akay, Hasan Umur; Ak, Süleyman Emre
    Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (HAD) analizleri tasarım iyileştirmelerinde vazgeçilmez olsa da her tasarım noktasında HAD çalışması yürütmek yüksek maliyet ve zaman gerektirir. Bu tezde, HAD tabanlı optimizasyon sürecine makine öğrenmesi (ML) tabanlı yaklaşım modelleri entegre edilerek akış problemlerinin çözüm süresini kısaltmak hedeflenmiştir. Çalışmada önce, literatürde kapsamlı deneysel verisi bulunan Francis-99 türbini için HAD doğrulama analizi yapılmıştır. Ardından türbinin çekiş borusu (draft tube) geometrisi üzerinde biçim optimizasyonu gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon sırasında, geleneksel matematiksel yaklaşım modelleri ve farklı ML modelleri (ör. XGBoost, Yapay Sinir Ağları) aynı veri seti üzerinde eğitilerek basınç geri kazanım faktörü (Pressure Recovery Factor) ile performansları kıyaslanmıştır. Sonuçlar, ML modellerinin hâlihazırdaki matematiksel modellere benzer doğruluk sunarken tasarım uzayının taranmasında önemli zaman tasarrufu sağladığını göstermiştir. Ayrıca veri seti hacmi değiştirildiğinde ML yaklaşımlarının esnekliği ve genel başarımı incelenmiş, hangi koşullarda üstünlük sağladıkları ortaya konmuştur.
  • Master Thesis
    Lupus Nefriti Etkili Genlerin Belirlenmesinde Makine Öğrenmesi Modellerinin Kullanımı
    (2025) Hammadı, Shaımaa Taha Younıs Al; Sezen, Arda
    Bu tezde, nekroptozis hücre ölümü yoluna ait genler temel alınarak makine öğrenmesi (ML) yöntemlerinin lupus nefriti (LN) hastalarını sağlıklı kontrollerden ayırt etmedeki uygulanabilirliği incelenmiştir. Bu amaçla, LASSO, Random Forest ve SVM algoritmalarını içeren yapılandırılmış ML iş akışları tasarlanmıştır. Tüm modeller; standart ön işleme adımlarının uygulanması, verilerin %70 eğitim ve %30 test setine ayrılması, ölçekleme, özellik seçimi için 10 katlı çapraz doğrulama, hiperparametre optimizasyonu ve %70'lik eğitim verisi üzerinde modelin nihai olarak eğitilmesi gibi ortak bir çerçeveye dayandırılmıştır. Sınıflandırma performansı, ayrılan %30'luk test verisi üzerinde ROC eğrileri ve karışıklık matrisleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Üç modelin de yüksek doğrulukta sınıflandırma başarısı gösterdiği saptanmıştır. Modellerin kesişiminde, LN tanısı açısından biyolojik olarak anlamlı ve potansiyel biyobelirteç niteliğinde beş merkez gen öne çıkmıştır. Elde edilen bulgular, makine öğrenmesi yaklaşımlarının LN'nin doğru sınıflandırılmasında ve tanısal açıdan kritik genlerin belirlenmesinde güçlü ve güvenilir bir yöntem sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca bu yaklaşım, tekrarlanabilir ve biyolojik açıdan anlamlı içgörüler sağlayarak literatüre katkı sunmaktadır. Gelecekte yapılacak çalışmalar, bu genlerin daha geniş hasta kohortlarında doğrulanmasıyla öngörü performansının daha kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine imkân tanıyacaktır.
  • Master Thesis
    IoT Veri Pazarları için Adil ve Güvenilir Bir Blok Zinciri Tabanlı Öneri Sistemi Geliştirilmesi
    (2025) Ayrıbaş, Haktan; Çulha, Davut
    Bu tez, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarının yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan veri alışverişi fırsatlarını değerlendirirken, mevcut merkezi veri pazaryerlerinin şeffaflık eksikliği, adaletsiz gelir dağılımı ve büyük sağlayıcıları kayıran önyargılı sistemler gibi temel sorunlarına çözüm aramaktadır. Araştırma, uç bilişim ve adalet odaklı öneri mekanizmalarıyla bütünleşen blokzincir destekli bir IoT veri pazaryeri önermekte ve bu sistemin performans, adalet ve kullanıcı güveni açısından etkilerini incelemektedir. Önerilen sistem, akıllı sözleşmelerle yönetilen dört katmanlı hiyerarşik bir mimariye sahiptir ve Yetki İspatı (PoA) konsensus mekanizmasını kullanmaktadır. Sistem, gecikme ve enerji tüketimini azaltmak için uç bilişimden faydalanırken, adalet odaklı öneri sistemi sağlayıcı maruziyet eşitliği ile içerik çeşitliliğini çok amaçlı optimizasyon yaklaşımıyla dengelemektedir. 30 günlük simülasyon sürecinde 10.000'e kadar IoT cihazı, 180 veri sağlayıcısı ve 650 tüketici ile gerçekleştirilen deneyler, sistemin etkinliğini kanıtlamıştır. Sonuçlar gecikmede %41,9 azalma, enerji tüketiminde %39,6 tasarruf, sağlayıcı adaleti için 0,285 Gini katsayısı ve öneri kalitesinde sadece %4,52 oranında bir düşüş göstermiştir. Ayrıca kullanıcı güveni %51,3, sağlayıcı katılımı ise %40,3 oranında artmıştır. Bu çalışma, uygun şekilde entegre edilmiş blokzincir altyapısının daha adil, verimli ve güvenilir IoT veri ekosistemleri oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    Geleneksel Konut Mimarisinde Yeniden İşlevlendirme: Beypazarı Taş Mektep Örneği
    (2025) Yalçın, Raşit; Pfeıffer, Şule
    Bu tez çalışması, Beypazarı'nda yer alan Taş Mektep yapısının mimari ve işlevsel dönüşümünü ele almaktadır. Yapının ne zaman, kim tarafından ve hangi amaçla inşa edildiğine dair kesin bir belge bulunmamaktadır. 1763 yılında yazılan bir vakfiyede, Cami-i Kebir'in yanında bir mektepten söz edilmektedir. Taş Mektep'in Kurşunlu Camii'nin hemen bitişiğinde konumlanmasından dolayı bahsedilen mektebin burada yer aldığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, literatür taramasında yapının 19. yüzyıl Osmanlı konut mimarisine özgü nitelikler taşıyan bir eğitim yapısı olduğu vurgulanmaktadır. Osmanlı döneminde sıbyan mektebi olarak kullanılan yapı, Cumhuriyet döneminde de eğitim işlevini sürdürmüş; 20. yüzyılda restorasyon sonrasında restoran olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada vakfiye belgeleri, literatür taraması, arşiv fotoğrafları ve yerinde inceleme bulguları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Malzeme kullanımı, mekânsal organizasyon ve cephe özellikleri incelenerek yapının tarihsel sürekliliği ve geçirdiği değişimler ortaya konmuştur. Beypazarı Taş Mektep, geleneksel konut mimarisinin mekânsal düzenini eğitim işleviyle bütünleştiren özgün bir örnek olarak değerlendirilmektedir. Yapı, yalnızca fiziksel özellikleriyle değil, kentsel bellekteki simgesel değeriyle de korunması gereken önemli bir kültürel mirastır. Bu yönüyle yapı, tarihsel sürekliliği ve geçirdiği işlevsel değişimleriyle, kültürel mirasın korunması ve yeniden değerlendirilmesi bağlamında bir örnek niteliği taşımaktadır.
  • Master Thesis
    Inconel 718'in Farklı Minimum Miktarda Yağlama Yağları Kullanılarak İşleme Performansı ve Karbon Ayak İzi Analizi
    (2025) Ataman, Ertan; Namlu, Ramazan Hakkı; Kalkan, Hakan
    Inconel 718, üstün korozyon ve oksidasyon direnci ile yüksek dayanım özellikleri sayesinde yüksek sıcaklık uygulamaları için son derece uygun bir malzemedir. Ancak, yüksek sertliği, aşınma direnci ve belirgin işleme sertleşme oranı nedeniyle işlenmesi zordur. Geleneksel Kesme Sıvıları (GKS), bu zorlukların üstesinden gelmede yetersiz kalmakta ve yüksek tüketim oranları ile insan sağlığına ve çevreye olan zararlı etkileri nedeniyle sürdürülebilir bir çözüm sunmamaktadır. Bu nedenle, Minimum Miktarda Yağlama (MMY), GKS'ye etkili bir alternatif olarak dikkat çekmektedir. Sıkıştırılmış hava ile karıştırılan az miktarda yağın aerosol formunda kesme bölgesine iletilmesiyle, MMY özellikle Inconel 718 gibi işlenmesi zor malzemeler için çevre dostu ve sürdürülebilir bir üretim yöntemi sunmaktadır. Aerosol uygulama yöntemi, kesici takım ile iş parçası arasındaki bölgeye daha iyi nüfuz ederek işleme verimliliğini artırmaktadır. Ancak, MMY uygulamalarında kullanılan yağların doğrudan işleme performansını etkilemesi, işlenecek malzemeye özgü yağların geliştirilmesini kritik hâle getirmektedir. Bu çalışmada, Inconel 718'in işlenebilirliğini artırmaya yönelik olarak geliştirilen üç farklı MQL yağı önce fiziksel özellikleri ve performansları açısından test edilmiştir. Ardından, Inconel 718 malzemesi üzerinde yapılan kanal frezeleme deneylerinde performansları değerlendirilmiştir. Geleneksel İşleme (Gİ), kuru işleme ve MMY yöntemleri karşılaştırmalı olarak ele alınmış; kesme kuvvetleri, takım aşınması, yüzey kalitesi gibi temel performans metriklerine ek olarak, çevresel etki ve sürdürülebilirlik, karbon ayak izi temel alınarak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, MMY yönteminin işleme performansını önemli düzeyde artırırken karbon salımını azalttığını ve Inconel 718'in verimli ve sürdürülebilir şekilde işlenmesi için daha uygun bir çözüm sunduğunu ortaya koymaktadır.
  • Master Thesis
    5. Nesil Savaş Uçakları için Ortak Atışa Uygunluk Bölge Algoritmasının Geliştirilmesi
    (2025) Alkan, Korhan; Naseri, Babek; Nobahar, Amir
    Akıllı hava-yer mühimmatları, modern savaş operasyonlarında kritik bir role sahip olup etkin güdüm sistemlerine ve güvenilir atış kontrol algoritmalarına ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışmada, mühimmatların etkin kullanımını artırmak ve operasyonel kabiliyetlerini genişletmek amacıyla gerekli olan dinamik modelleme, aerodinamik analiz, güdüm ve atış kontrol algoritmalarının geliştirilmesi süreçleri ele alınmıştır. Çalışmada temel olarak MK82 geometrisi tabanlı akıllı hava-yer mühimmatı için detaylı bir dinamik model oluşturulmuştur. Altı serbestlik dereceli (6-DOF) hareket denklemleri kullanılarak geliştirilen bu modelin aerodinamik özellikleri, hızlı ve pratik bir çözüm olarak MISSILE DATCOM programı ile elde edilmiştir. Aerodinamik veriler bir veri tabanı haline dönüştürülerek MATLAB simülasyon ortamına aktarılmıştır. Geliştirilen mühimmatın istenilen vuruş¸ koşullarını yerine getirebilmesi amacıyla takip edeceği yörünge, modele uygun olarak seçilen polinom yörünge yöntemi ile oluşturulmuştur. Bu yörüngeyi izlemek üzere entegre edilmesi kolay olan PID kontrolcü kullanılmıştır. Elde edilen uçuş veri seti temel alınarak, Multivariate Adaptive Regression Splines (MARS) yöntemi kullanılarak Atışa Uygunluk Bölge (Launch Acceptability Region – LAR) algoritması geliştirilmiştir. Bu algoritmadan türetilen ve pilota sunulan semboloji hesaplanarak çeşitli senaryolar üzerinde test edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma hava-yer mühimmat sistemlerinin geliştirilmesinde dinamik modelleme, aerodinamik analiz ve gelişmiş atış kontrol algoritmalarının bütüncül olarak uygulanmasına yönelik katkı sunmaktadır. Ayrıca geliştirilen algoritmanın savaş uçaklarının operasyonel performansını artırmaya yönelik önemli bir araç olduğu ortaya konmuştur.
  • Master Thesis
    Binalara Entegre Edilmiş Helikal Aerofoil Profilli ve Icewind Tipi Türbin Kanatlarıyla Birleştirilmiş Dikey Eksenli Rüzgar Türbininin Simülasyon Tabanlı Analizi
    (2025) Saleh, Yousıf Abed Saleh; Turhan, Cihan
    Dikey eksenli rüzgar türbini (VAWT), performansını artırmak amacıyla günümüzde geliştirilen ve optimize edilen bir rüzgar enerjisi sistemidir. Bu sistemlerde helikal aerofoil profilli kullanılmasının başlıca dezavantajlarından biri, türbinin ilk çalışma aşamasında düşük kalkış torku üretmesidir. Helikal aerofoil profilinin IceWind tipi türbin kanatları gibi başka bir kanat geometrisiyle entegre edilmesi, düşük tork sorununu çözmeye yardımcı olmaktadır. Bu tez kapsamında altı türbin kanadına sahip dikey eksenli rüzgar türbini VAWT tasarımı için aerodinamik özellikleri iyileştirmeye yönelik nümerik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Nümerik simülasyonlar, Ansys Fluent yazılımı kullanılarak Kayma Gerilmeli Taşınım türbülans (Shear Stress Transport – SST) k-ω modeli ve Sonlu Hacim Yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen model, ılıman iklim kuşağında yer olan örnek bir binaya entegre edilmiş ve bu yenilikçi model sayesinde binanın enerji tüketimi azaltılmıştır. Enerji tüketimi hesaplamalarında DesignBuilder yazılımı kullanılmıştır. Test edilen üç yapılandırma arasında, üçüncü senaryo en iyi performansı göstermiş ve enerji tüketiminde %30,88 oranında azalma sağlanmış ve geri ödeme süresi 10,49 yıl olarak hesaplanmıştır.
  • Master Thesis
    Akıllı Telefon Kullanıcılarının Güvenlik Farkındalığı: Belirtimsel Bir Çalışma
    (2025) Moussa, Salah Abdarazak; Koyuncu, Murat
    Bu tez, mobil cihazların günlük hayatta vazgeçilmez hale geldiği bir çağda akıllı telefon güvenliği farkındalığının kritik sorununu incelemektedir. Akıllı telefonlarda depolanan kapsamlı miktarda kişisel veriyle, bu cihazlar yalnızca kolaylık sağlayan araçlar değil, aynı zamanda siber saldırılar için potansiyel hedeflerdir. Her yerde bulunmaları, hassas uygulamalar ve bilgilerle birleştiğinde, onları bilgisayar korsanlığından fiziksel kayba kadar çeşitli tehditlere karşı savunmasız hale getirir. Sonuç olarak, akıllı telefonların güvenliğini sağlamak giderek daha hayati hale gelmiştir. Kullanıcılar, kimlik avı ve kötü amaçlı uygulamalar gibi dijital tehditler konusunda farkındalıklarını artırmalı ve güçlü kilit ekranı ayarları ve güvenli yedekleme rutinleri gibi önlemler benimsemelidir. Bu çalışma, akıllı telefon kullanıcılarının güvenlik farkındalık düzeylerini, yaygın riskleri anlamalarına, koruyucu önlemleri benimsemelerine ve siber saldırılara karşı algılanan duyarlılıklarına odaklanarak bir anket yöntemi aracılığıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çoğunlukla 18-30 yaş aralığındaki 145 katılımcıdan oluşan çeşitli bir örneklem, güvenlik davranışları hakkında içgörüler sağlamıştır. Bulgular, kullanıcıların cihazlarını kilitlemek gibi temel önlemleri sıklıkla kullanırken, düzenli veri yedeklemeleri, şifreleme ve kimlik avı girişimlerine karşı dikkatli olma gibi daha gelişmiş uygulamaların sıklıkla göz ardı edildiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışma, çevrimiçi hesapları ve kişisel verileri korumak gibi yumuşak güvenlik önlemlerine kıyasla yetkisiz cihaz erişimini engelleme gibi fiziksel güvenliğe güçlü bir vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma, akıllı telefon güvenliği uygulamalarındaki önemli boşluklara ışık tutmakta ve bu eksiklikleri gidermede kullanıcı eğitiminin önemini vurgulamaktadır. Eyleme dönüştürülebilir içgörüler ve pratik öneriler sunarak, çalışma daha geniş siber güvenlik alanına katkıda bulunmakta ve akıllı telefon güvenliğini artırmak için daha etkili farkındalık kampanyaları ve araçlarının geliştirilmesini desteklemektedir.
  • Master Thesis
    Türkiye'de Sürdürülebilir Yapılarda Yapı Bilgi Modellemesi Uygulamasının Önündeki Engellerin İncelenmesi
    (2025) Aksoy, Irmak; Akçay, Emre Caner
    Küresel çevresel kaygıların giderek artmasıyla birlikte, enerji tüketimi ve sera gazı emisyonlarının en büyük kaynaklarından biri olan inşaat sektörü, sürdürülebilir uygulamaları benimseme konusunda artan bir baskı altına girmiştir. Sürdürülebilir yapılar, inşaatın çevresel etkilerini azaltmak için önemli bir fırsat sunarken, Yapı Bilgi Modellemesi (YBM) bu dönüşümü destekleyen dijital bir araç olarak öne çıkmaktadır. YBM veri odaklı karar verme ve yaşam döngüsü analizi yoluyla enerji verimli ve çevre dostu yapıların tasarımını, inşasını ve işletmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak, bilinen tüm faydalarına rağmen, YBM'nin sürdürülebilir yapı projelerinde kullanımı bazı bölgelerde, özellikle Türkiye'de sınırlı kalmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki Mimarlık, Mühendislik ve İnşaat sektöründe sürdürülebilir yapılarda YBM uygulamasının önündeki temel engelleri araştırmaktadır. Kapsamlı bir literatür taraması sonucunda on sekiz engel belirlenmiş ve bu engellerin önemini değerlendirmek üzere yapılandırılmış bir anket geliştirilmiştir. Anketin netliğini ve geçerliliğini sağlamak için tam ölçekli uygulamadan önce bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Ortalama Skor Yöntemi ve Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ile analiz edilerek engellerin sınıflandırılması ve etkilerinin değerlendirilmesi sağlanmıştır. Bulgular, en kritik engellerin finansal nitelikte olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, yüksek eğitim maliyetleri, yazılım lisans ücretleri ve YBM uzmanlarının maliyeti öne çıkan engeller arasındadır. Buna karşılık, yazılım karmaşıklığı veya telif hakkı gibi süreç ve teknoloji temelli engeller daha az önemli olarak değerlendirilmiştir. AFA sonuçlarına göre, engeller altı kategori altında gruplandırılmıştır: Finansal, Kullanılabilirlik ve İş Birliği, Yazılım, Pazar ve Devlet, Bilgi, Kurumsal ve Mevzuat Engelleri. Her kategori, Türkiye'de sürdürülebilir projelerde YBM entegrasyonunu zorlaştıran farklı zorlukları ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Türkiye bağlamında YBM uygulamasının önündeki engellerin çok boyutlu yapısını gözler önüne sererken, sürdürülebilir yapı projelerinde YBM kullanımının yaygınlaştırılması için çözülmesi gereken temel sorunlara dair önemli bulgular sunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, sektördeki paydaşlara ve politika yapıcılara, hedefe yönelik müdahaleler geliştirme, farkındalığı artırma ve YBM tabanlı sürdürülebilir inşaatı destekleme konusunda yol gösterici olabilir.
  • Master Thesis
    Sosyal Robotların Katılımcı Tasarımı İçin Paydaş Seçim Çerçevesi
    (2025) Yalçın, Ebru; Erden, Zühal
    Sosyal robotlar, insanlarla etkileşimde giderek daha yaygın hale gelmektedir. Bu çalışma, kullanıcı ihtiyaçlarını paydaş uzmanlıklarıyla eşleştirmeye yönelik sistematik bir metodoloji eksikliğini ele almıştır. Tasarlanacak sosyal robotun kullanım alanından bağımsız bir çerçeve ile tasarım ve uzmanlık alanları oluşturularak yapılandırılmış bir paydaş seçimi hedeflenmiştir. Bu çalışmaya uyarlanmış Kalite Fonksiyon Dağıtımı (QFD) kullanılarak, sosyal robotları karakterize eden boyutlar ile paydaş uzmanlıkları arasındaki ilişkiler analiz edilmiş ve sistematik bir paydaş seçim süreci geliştirilmiştir. Geliştirilen çerçeve ayrıca tasarımcıların Tasarım Yapı Matrisi (DSM) metodolojisini kullanarak paydaşların uyumluluğunu kontrol etmelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal robotların katılımcı tasarımıyla ilgili yayınlardan seçilen vaka çalışmaları aracılığıyla yürütülen doğrulama, çerçevenin uygulanabilirliğini göstermiştir. Bu araştırma, literatürdeki kritik bir boşluğu doldurarak, kullanıcı ihtiyaçlarına göre uyarlanmış ve kişiselleştirilmiş sosyal robotların katılımcı tasarımı için sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.
  • Master Thesis
    Kampüs Ölçeğinde Yağmursuyu Hasadı Performans Değerlendirmesi: Atılım Üniversitesi Uygulaması
    (2025) Canbaz, Can; Yılmaz, Meriç
    Bu çalışma, Ankara'da İncek Gölbaşı'nda yer alan Atılım Üniversitesi kampüsünde dağıtılmış yağmursuyu hasadı (RWH) sistemlerinin uygulanabilirliğini ve tasarımını incelemektedir. Artan su kıtlığına yönelik endişelerden yola çıkarak, bu çalışma RWH sistemlerinin özellikle peyzaj sulama gibi içme suyu dışı kullanımlarda geleneksel su kaynaklarına olan bağımlılığı azaltabilirliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, yüzey akışı tahmini ve depolama altyapısını boyutlandırma için iki hidrolojik modelleme yaklaşımı kullanılmıştır: Toprak Koruma Servisi Eğri Sayısı (SCS-CN) yöntemi ve Storm Water Management Model (SWMM 5.2). Altı alt havzanın manuel sınırlandırılmasıyla birlikte, uzun dönem yağış verileri ve Harmonize Dünya Toprak Veritabanı temelli toprak özellikleri, akış ve sızma analizinin temelini oluşturmuştur. Depolama hacimleri, 17 yıllık bir dönemi kapsayan aylık kümülatif su fazlası verilerine göre hesaplanmış ve dinamik simülasyon kapasitesi nedeniyle SWMM tabanlı boyutlandırma önerilmiştir. Sonuçlar, önerilen RWH sistemlerinin üniversitenin toplam içme suyu dışı talebinin yaklaşık %26'sını karşılayabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, kampüs ölçeğinde su sürdürülebilirliği planlamasında RWH altyapısının entegrasyonunu desteklemekte ve yarı-kurak bölgelerde benzer kurumsal ortamlar için tekrarlanabilir bir modelleme çerçevesi sunmaktadır.