Master Tezler
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/23
Browse
Recent Submissions
Master Thesis Akıllı Telefon Kullanıcılarının Güvenlik Farkındalığı: Belirtimsel Bir Çalışma(2025) Moussa, Salah Abdarazak; Koyuncu, MuratBu tez, mobil cihazların günlük hayatta vazgeçilmez hale geldiği bir çağda akıllı telefon güvenliği farkındalığının kritik sorununu incelemektedir. Akıllı telefonlarda depolanan kapsamlı miktarda kişisel veriyle, bu cihazlar yalnızca kolaylık sağlayan araçlar değil, aynı zamanda siber saldırılar için potansiyel hedeflerdir. Her yerde bulunmaları, hassas uygulamalar ve bilgilerle birleştiğinde, onları bilgisayar korsanlığından fiziksel kayba kadar çeşitli tehditlere karşı savunmasız hale getirir. Sonuç olarak, akıllı telefonların güvenliğini sağlamak giderek daha hayati hale gelmiştir. Kullanıcılar, kimlik avı ve kötü amaçlı uygulamalar gibi dijital tehditler konusunda farkındalıklarını artırmalı ve güçlü kilit ekranı ayarları ve güvenli yedekleme rutinleri gibi önlemler benimsemelidir. Bu çalışma, akıllı telefon kullanıcılarının güvenlik farkındalık düzeylerini, yaygın riskleri anlamalarına, koruyucu önlemleri benimsemelerine ve siber saldırılara karşı algılanan duyarlılıklarına odaklanarak bir anket yöntemi aracılığıyla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çoğunlukla 18-30 yaş aralığındaki 145 katılımcıdan oluşan çeşitli bir örneklem, güvenlik davranışları hakkında içgörüler sağlamıştır. Bulgular, kullanıcıların cihazlarını kilitlemek gibi temel önlemleri sıklıkla kullanırken, düzenli veri yedeklemeleri, şifreleme ve kimlik avı girişimlerine karşı dikkatli olma gibi daha gelişmiş uygulamaların sıklıkla göz ardı edildiğini göstermektedir. Ayrıca, çalışma, çevrimiçi hesapları ve kişisel verileri korumak gibi yumuşak güvenlik önlemlerine kıyasla yetkisiz cihaz erişimini engelleme gibi fiziksel güvenliğe güçlü bir vurgu yapıldığını ortaya koymaktadır. Bu araştırma, akıllı telefon güvenliği uygulamalarındaki önemli boşluklara ışık tutmakta ve bu eksiklikleri gidermede kullanıcı eğitiminin önemini vurgulamaktadır. Eyleme dönüştürülebilir içgörüler ve pratik öneriler sunarak, çalışma daha geniş siber güvenlik alanına katkıda bulunmakta ve akıllı telefon güvenliğini artırmak için daha etkili farkındalık kampanyaları ve araçlarının geliştirilmesini desteklemektedir.Master Thesis Binalara Entegre Edilmiş Helikal Aerofoil Profilli ve Icewind Tipi Türbin Kanatlarıyla Birleştirilmiş Dikey Eksenli Rüzgar Türbininin Simülasyon Tabanlı Analizi(2025) Saleh, Yousıf Abed Saleh; Turhan, CihanDikey eksenli rüzgar türbini (VAWT), performansını artırmak amacıyla günümüzde geliştirilen ve optimize edilen bir rüzgar enerjisi sistemidir. Bu sistemlerde helikal aerofoil profilli kullanılmasının başlıca dezavantajlarından biri, türbinin ilk çalışma aşamasında düşük kalkış torku üretmesidir. Helikal aerofoil profilinin IceWind tipi türbin kanatları gibi başka bir kanat geometrisiyle entegre edilmesi, düşük tork sorununu çözmeye yardımcı olmaktadır. Bu tez kapsamında altı türbin kanadına sahip dikey eksenli rüzgar türbini VAWT tasarımı için aerodinamik özellikleri iyileştirmeye yönelik nümerik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Nümerik simülasyonlar, Ansys Fluent yazılımı kullanılarak Kayma Gerilmeli Taşınım türbülans (Shear Stress Transport – SST) k-ω modeli ve Sonlu Hacim Yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen model, ılıman iklim kuşağında yer olan örnek bir binaya entegre edilmiş ve bu yenilikçi model sayesinde binanın enerji tüketimi azaltılmıştır. Enerji tüketimi hesaplamalarında DesignBuilder yazılımı kullanılmıştır. Test edilen üç yapılandırma arasında, üçüncü senaryo en iyi performansı göstermiş ve enerji tüketiminde %30,88 oranında azalma sağlanmış ve geri ödeme süresi 10,49 yıl olarak hesaplanmıştır.Master Thesis Türkiye'de Sürdürülebilir Yapılarda Yapı Bilgi Modellemesi Uygulamasının Önündeki Engellerin İncelenmesi(2025) Aksoy, Irmak; Akçay, Emre CanerKüresel çevresel kaygıların giderek artmasıyla birlikte, enerji tüketimi ve sera gazı emisyonlarının en büyük kaynaklarından biri olan inşaat sektörü, sürdürülebilir uygulamaları benimseme konusunda artan bir baskı altına girmiştir. Sürdürülebilir yapılar, inşaatın çevresel etkilerini azaltmak için önemli bir fırsat sunarken, Yapı Bilgi Modellemesi (YBM) bu dönüşümü destekleyen dijital bir araç olarak öne çıkmaktadır. YBM veri odaklı karar verme ve yaşam döngüsü analizi yoluyla enerji verimli ve çevre dostu yapıların tasarımını, inşasını ve işletmesini kolaylaştırmaktadır. Ancak, bilinen tüm faydalarına rağmen, YBM'nin sürdürülebilir yapı projelerinde kullanımı bazı bölgelerde, özellikle Türkiye'de sınırlı kalmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki Mimarlık, Mühendislik ve İnşaat sektöründe sürdürülebilir yapılarda YBM uygulamasının önündeki temel engelleri araştırmaktadır. Kapsamlı bir literatür taraması sonucunda on sekiz engel belirlenmiş ve bu engellerin önemini değerlendirmek üzere yapılandırılmış bir anket geliştirilmiştir. Anketin netliğini ve geçerliliğini sağlamak için tam ölçekli uygulamadan önce bir pilot çalışma gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler Ortalama Skor Yöntemi ve Açıklayıcı Faktör Analizi (AFA) ile analiz edilerek engellerin sınıflandırılması ve etkilerinin değerlendirilmesi sağlanmıştır. Bulgular, en kritik engellerin finansal nitelikte olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle, yüksek eğitim maliyetleri, yazılım lisans ücretleri ve YBM uzmanlarının maliyeti öne çıkan engeller arasındadır. Buna karşılık, yazılım karmaşıklığı veya telif hakkı gibi süreç ve teknoloji temelli engeller daha az önemli olarak değerlendirilmiştir. AFA sonuçlarına göre, engeller altı kategori altında gruplandırılmıştır: Finansal, Kullanılabilirlik ve İş Birliği, Yazılım, Pazar ve Devlet, Bilgi, Kurumsal ve Mevzuat Engelleri. Her kategori, Türkiye'de sürdürülebilir projelerde YBM entegrasyonunu zorlaştıran farklı zorlukları ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Türkiye bağlamında YBM uygulamasının önündeki engellerin çok boyutlu yapısını gözler önüne sererken, sürdürülebilir yapı projelerinde YBM kullanımının yaygınlaştırılması için çözülmesi gereken temel sorunlara dair önemli bulgular sunmaktadır. Elde edilen sonuçlar, sektördeki paydaşlara ve politika yapıcılara, hedefe yönelik müdahaleler geliştirme, farkındalığı artırma ve YBM tabanlı sürdürülebilir inşaatı destekleme konusunda yol gösterici olabilir.Master Thesis Sosyal Robotların Katılımcı Tasarımı İçin Paydaş Seçim Çerçevesi(2025) Yalçın, Ebru; Erden, ZühalSosyal robotlar, insanlarla etkileşimde giderek daha yaygın hale gelmektedir. Bu çalışma, kullanıcı ihtiyaçlarını paydaş uzmanlıklarıyla eşleştirmeye yönelik sistematik bir metodoloji eksikliğini ele almıştır. Tasarlanacak sosyal robotun kullanım alanından bağımsız bir çerçeve ile tasarım ve uzmanlık alanları oluşturularak yapılandırılmış bir paydaş seçimi hedeflenmiştir. Bu çalışmaya uyarlanmış Kalite Fonksiyon Dağıtımı (QFD) kullanılarak, sosyal robotları karakterize eden boyutlar ile paydaş uzmanlıkları arasındaki ilişkiler analiz edilmiş ve sistematik bir paydaş seçim süreci geliştirilmiştir. Geliştirilen çerçeve ayrıca tasarımcıların Tasarım Yapı Matrisi (DSM) metodolojisini kullanarak paydaşların uyumluluğunu kontrol etmelerine olanak sağlamaktadır. Sosyal robotların katılımcı tasarımıyla ilgili yayınlardan seçilen vaka çalışmaları aracılığıyla yürütülen doğrulama, çerçevenin uygulanabilirliğini göstermiştir. Bu araştırma, literatürdeki kritik bir boşluğu doldurarak, kullanıcı ihtiyaçlarına göre uyarlanmış ve kişiselleştirilmiş sosyal robotların katılımcı tasarımı için sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.Master Thesis Kampüs Ölçeğinde Yağmursuyu Hasadı Performans Değerlendirmesi: Atılım Üniversitesi Uygulaması(2025) Canbaz, Can; Yılmaz, MeriçBu çalışma, Ankara'da İncek Gölbaşı'nda yer alan Atılım Üniversitesi kampüsünde dağıtılmış yağmursuyu hasadı (RWH) sistemlerinin uygulanabilirliğini ve tasarımını incelemektedir. Artan su kıtlığına yönelik endişelerden yola çıkarak, bu çalışma RWH sistemlerinin özellikle peyzaj sulama gibi içme suyu dışı kullanımlarda geleneksel su kaynaklarına olan bağımlılığı azaltabilirliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, yüzey akışı tahmini ve depolama altyapısını boyutlandırma için iki hidrolojik modelleme yaklaşımı kullanılmıştır: Toprak Koruma Servisi Eğri Sayısı (SCS-CN) yöntemi ve Storm Water Management Model (SWMM 5.2). Altı alt havzanın manuel sınırlandırılmasıyla birlikte, uzun dönem yağış verileri ve Harmonize Dünya Toprak Veritabanı temelli toprak özellikleri, akış ve sızma analizinin temelini oluşturmuştur. Depolama hacimleri, 17 yıllık bir dönemi kapsayan aylık kümülatif su fazlası verilerine göre hesaplanmış ve dinamik simülasyon kapasitesi nedeniyle SWMM tabanlı boyutlandırma önerilmiştir. Sonuçlar, önerilen RWH sistemlerinin üniversitenin toplam içme suyu dışı talebinin yaklaşık %26'sını karşılayabileceğini ortaya koymuştur. Bu bulgular, kampüs ölçeğinde su sürdürülebilirliği planlamasında RWH altyapısının entegrasyonunu desteklemekte ve yarı-kurak bölgelerde benzer kurumsal ortamlar için tekrarlanabilir bir modelleme çerçevesi sunmaktadır.Master Thesis Formula 1'de Esnek Ön Kanatların Aerodinamiğe Etkileri(2025) İnal, Barkın; Emin, AliBu tez, yüksek hızlı kara taşıtları için tasarlanmış esnek bir ön kanadın aerodinamik ve yapısal performansını incelemekte ve aerodinamik yükler altında meydana gelen yapısal şekil değişiminin potansiyel faydalarını nicel olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, hem rijit (orijinal) hem de şekil değiştirmiş (esnek) kanat konfigürasyonlarının farklı araç hızlarında karşılaştırılması için Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği (CFD) ve Sonlu Elemanlar Analizi (FEA) içeren eşleştirilmiş bir sayısal yöntem uygulanmıştır. ANSYS Fluent ve ANSYS Mechanical yazılımları birlikte kullanılarak, aerodinamik kuvvetlerle yapısal deformasyon arasındaki etkileşim (akışkan–yapı etkileşimi, FSI) yüksek doğrulukla modellenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, araç hızı arttıkça aerodinamik sürükleme kuvveti ve yere basma kuvveti, hızın karesiyle orantılı olarak artmaktadır. Ancak, esnek kanat her hızda daha düşük sürükleme kuvveti üretirken, yere basma kuvvetinde ise benzer veya çok az azalmayla karşılaştırılabilir seviyeler korunmuştur. Özellikle 300 km/s hızda, esnek kanatta sürükleme kuvveti %12,8 oranında azalırken, kaldırma/sürükleme oranı (L/D) 5,37'den 5,95'e yükselmiştir. Ayrıca, kanadın öne bakan alanı (frontal alanı) esnek yapı sayesinde %4,8'e kadar azalmış ve bu azalma 19,1 mm'lik maksimum deformasyonla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Bu geometrik değişiklikler, aerodinamik verimliliği artırarak yüksek hızlarda daha düşük dirençle hareket edilmesini sağlamıştır. vi Ayrıca, teorik bir analiz ile bu aerodinamik iyileşmenin araca sağlayacağı maksimum hız artışı hesaplanmıştır. Sabit motor gücü varsayımı altında yapılan güç-direnç dengelemesi ile, esnek kanadın sağladığı sürükleme azalımı yaklaşık 10,5 km/s'lik bir hız kazancına karşılık gelmektedir. Bu da pasif yapısal esneklik kullanılarak, karmaşık aktif kontrol sistemlerine ihtiyaç duymadan aerodinamik performansın artırılabileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, ön kanat tasarımında yapısal esnekliğin aerodinamik avantajlar sağlayabileceğini ortaya koymuş ve bu tür tasarımların yüksek hızlı araçlarda uygulanabilirliğini desteklemiştir. Gelecek çalışmalarda, zamana bağlı FSI simülasyonları, deneysel doğrulama, gelişmiş malzeme modellemeleri ve araç dinamiği entegrasyonu gibi alanlara odaklanılarak, esnek kanat teknolojilerinin performansa olan katkısının daha da artırılması önerilmektedir.Master Thesis Fiziksel ve Metaevren İç Mekânlarının Karşılaştırmalı Analizi: The Sandbox Platformunda Louvre Müzesi Örneği(2025) Çuğlan, Gülsüm Kamer; Aykaç, Gökçe NurMetaevren; sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR) ve blok zinciri teknolojilerinin gelişimiyle, fiziksel mekân deneyimlerinin ötesinde yeni bir tasarım ve etkileşim alanı olarak ortaya çıkmıştır. İç mimarlık disiplini açısından bu alan, kullanıcı odaklı mekân kurgularının yeniden tanımlanmasına olanak tanımaktadır. Bu tezde, fiziksel mekânlar ile metaevren mekânları karşılaştırmalı olarak ele alınmış; örnek olay olarak Sandbox platformunda yeniden kurgulanan Louvre Müzesi incelenmiştir. Çalışmada, fiziksel ve sanal Louvre mekânları mekân planlaması, kullanıcı gereksinimleri, mobilya-donatı düzenlemeleri, ergonomi, renk, malzeme ve aydınlatma tasarımı gibi ölçütler üzerinden değerlendirilmiştir. Araştırmada, sistematik literatür taraması ve gözleme dayalı yöntem kullanılmış; fiziksel müze için saha gözlemleri, dijital temsil için ise video kayıtları ve platformun sunduğu kullanıcı senaryoları temel alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre metaevren iç mekânları, fiziksel mekânlardan farklı olarak esneklik, deneyim odaklılık ve oyunlaştırma unsurlarıyla öne çıkmakta; kullanıcı etkileşimini daha çok merkeze alan ve sınırları ortadan kaldıran bir tasarım yaklaşımı sunmaktadır. Bununla birlikte, fiziksel mekânlarda öne çıkan ergonomi ve malzeme duyusallığı gibi nitelikler dijital ortamlarda farklı biçimlerde karşılanmaktadır. Sonuç olarak, bu çalışma metaevren mekânlarının iç mimarlık disiplini için geliştirdiği yeni tasarım paradigmasını ortaya koymakta ve fiziksel–sanal mekân etkileşimini iç mimarlık araştırmalarına özgün bir katkı olarak sunmaktadır.Master Thesis Kullanıcı Odaklı Yaklaşımlarla Mobil Güvenliğin Değerlendirilmesi ve Geliştirilmesi(2025) Alburkı, Hussaın Taha Hussaın; Koyuncu, MuratMobil uygulamalar günümüzde bireylerin finansal, tıbbi ve kişisel etkileşimlerinin giderek artan bir kısmını yönetmektedir. Ancak güvenlik araştırmaları hâlâ büyük ölçüde kod düzeyindeki açıklar üzerine yoğunlaşmakta ve sıradan kullanıcıların bu koruma mekanizmalarıyla nasıl etkileşime geçtiğini göz ardı etmektedir. Bu boşluğu kapatmak amacıyla, OWASP Mobile Top 10, MITRE ATT&CK ve güncel akademik literatürde tanımlanan teknik tehditleri sade bir dille sekiz uygulanabilir adıma dönüştüren bir kontrol listesi geliştirilmiştir. Bu adımlar; aşırı izin verme, güvensiz ağ kullanımı ve zayıf kimlik doğrulama gibi temel güvenlik açıklarını hedef alır ve teknik olmayan terimlerle ifade edilerek geniş bir kullanıcı kitlesi için erişilebilir hale getirilmiştir. Çalışma üç aşamalı bir yöntem izlemiştir: zafiyet analizi yoluyla kontrol listesi geliştirme, kullanıcı davranışlarını ve liste kullanımını değerlendiren bir anket uygulaması ve katılımcı geri bildirimlerine dayalı rehber ilke oluşturma. Geliştirilen kontrol listesi, yaş, platform ve siber güvenlik deneyimi bakımından çeşitlilik gösteren 42 Android ve iOS kullanıcısıyla test edilmiştir. Katılımcıların %83'ü kontrol listesindeki adımların çoğunu tamamlamış, %70'ten fazlası ise mobil riskler konusunda farkındalıklarının arttığını bildirmiştir. Bu bulgulara dayanarak teknik standartlarla kullanıcı pratiği arasındaki boşluğu doldurmayı amaçlayan on ilke geliştirilmiştir. Her ilke, belirli kullanıcı eylemlerini bilinen zafiyetlerle eşleştirmekte ve OWASP ile MITRE gibi güvenlik çerçeveleriyle uyum göstermektedir. Sonuçlar, teknik temelli davranışsal içgörülerle geliştirilen kullanıcı odaklı araçların farkındalığı artırma ve daha güvenli alışkanlıklar kazandırma potansiyeline sahip olduğunu vurgulamaktadır.Master Thesis Çözündürme ve Yaşlandırma Koşullarının Döküm Fe-Mn-Al-C-Si Hafif Çeliğinin Sertlik, İçyapı ve Aşınma Direncine Etkileri(2025) Köseoğlu, Fatih; Konca, ErkanBu çalışma, çözündürme ve yaşlandırma ısıl işlemlerinin östenit matrisli deneysel döküm Fe-Mn-Al-C-Si hafif çeliğinin mekanik özellikleri ve içyapısı üzerine etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Hedeflenen kompozisyonda ve 6,60 g/cm³ yoğunluğunda dökümler yapılmıştır. Çözündürme işlemleri 950°C-1150°C arasında 2, 4 ve 16 saat uygulanmış, ardından 400°C ile 700°C arasında 4, 16 ve 64 saat yaşlandırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Isıl işlemlerin etkilerini değerlendirmek amacıyla makro/nano sertlik ölçümleri, optik mikroskopi, enerji saçılım spektroskopisi ve elektron geri saçılma kırınımı ile donatılmış elektron mikroskobu, x-ışını kırınım analizleri ve aşınma testleri yapılmıştır. Elde edilen verilere göre, yaşlandırma öncesinde 1000°C'de 4 saat süreyle uygulanan çözündürme ısıl işleminin iç yapısal kararlılık ve mekanik özellikler açısından en uygun sonucu verdiği görülmüştür. 400°C–700°C sıcaklık aralığında 16 saat süreyle uygulanan yaşlandırmanın özellikle sertlik artışı açısından en uygun koşul olduğu söylenebilir. Yaşlandırma işlemleri içyapı içerisinde sertlik artışına katkıda bulunan κ-karbürlerin oluşumuyla sonuçlanmıştır. Ancak, yaşlandırmanın çok uzun süreyle yapılması mekanik özellikleri olumsuz etkilemesi nedeniyle istenmeyen tane sınırı çökeltilerinin oluşumuna yol açmıştır.Master Thesis Toki Konutlarındaki Mutfakların Sosyomekansal Analizi: Kuzey Ankara Projesi Örneği(2025) Akbulut, Kübra; Bulhaz, ÇağrıBu çalışma, Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm Projes kapsamında farklı yıllarda nşa ed lm ş olan T p 3 ve T p 7 TOKİ konutlarında yer alan mutfak mekanlarını, mekânsal n tel kler , sab t donatı yerleş mler ve ergonom k uygunlukları le kullanıcı deney mler açısından değerlend rmey amaçlamaktadır. T p 3 ve T p 7 mutfakları, aynı projeye a t olmalarına karşın farklı yıllarda nşa ed lm ş olup; planlama yaklaşımları ve donatı yerleş mler açısından bel rg n farklılıklar göstermekted r. Bu nedenle, söz konusu k mutfak t p , TOKİ'n n konut üret m sürec nde zamanla değ şen tasarım anlayışını ncelemek açısından anlamlı b r örneklem sunmaktadır. Çalışmada öncel kle her k t p mutfağa a t m mar projeler üzer nden mekânsal anal zler gerçekleşt r lm ş; mutfakların plan t p , alan büyüklüğü, dolap ve donatı yerleş mler g b temel f z ksel özell kler ncelenm şt r. Ardından sab t donatılar, kullanıcı ergonom s ne uygunluk düzey ve çalışma alanlarının ver ml l ğ g b unsurlar değerlend r lm şt r. Saha araştırması kapsamında uygulanan anket çalışmasıyla, kullanıcıların mutfak kullanımı, sab t donatılardan memnun yet düzeyler , yemek hazırlama ve yeme alışkanlıkları le havalandırma ve aydınlatma koşullarına l şk n görüşler toplanmıştır. Elde ed len anket ver ler , demograf k özell kler, hane halkı büyüklüğü ve mekânsal n tel kler g b değ şkenler doğrultusunda anal z ed lm şt r. Elde ed len bulgular doğrultusunda, T p 3 ve T p 7 mutfaklarının f z ksel yeterl l kler ve kullanıcı beklent ler bağlamında güçlü ve zayıf yönler bel rlenm ş; toplu konut projeler nde kullanıcı ht yaçlarını gözeten mutfak tasarımlarının önem vurgulanmıştır. Bu çalışma, TOKİ'n n gelecektek konut üret m süreçler nde daha n tel kl ve kullanıcı odaklı mutfak çözümler gel şt rmes ne katkı sağlamayı hedeflemekted r.Master Thesis Isıl İşlemin Döküm Fe-Mn-Al-Ni-C Hafif Çeliğinin Sertlik, İçyapı ve Aşınma Direncine Etkisi(2025) Zümrüt, Can; Konca, ErkanDüşük yoğunluklu çeliklere olan ilgi giderek artmaktadır. Bu tez çalışmasında döküm Fe-Mn-Al-Ni-C hafif çeliğinde çözündürme ve yaşlandırma ısıl işlemlerinin içyapı ve mekanik özellikler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çözündürme işlemleri 850- 1150°C sıcaklık aralığında, 2, 4 ve 16 saatlik sürelerle uygulanmıştır. Takiben, 550°C ve 700°C'de 1, 4, 8 ve 16 saatlik yaşlandırma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Isıl işlemlerin etkileri; optik ve elektron mikroskopisi, makro ve nano sertlik ölçümleri, aşınma testleri, EBSD ve XRD analizleri ile değerlendirilmiştir. Döküldüğü haliyle 477 HB olan sertlik, 1150°C'de 2 saat çözeltiye alma sonrası 258 HB'ye düşmüş, yaşlandırma ile %46-%88 oranında artış gözlenmiştir. Faz analizi sonucunda, as-cast numunelerde östenit, B2 ve κ-karbür fazları tespit edilirken, ısıl işlem sonrasında östenit fazı ve B2 fazının farklı morfolojilerdeki çökeltilerinin oluştuğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, 1150°C'de 2 saat çözündürme ve ardından 700°C'de 8 saat yaşlandırma işleminin, içyapı homojenliği ve aşınma direnci açısından en uygun ısıl işlem parametreleri olduğu belirlenmiştir.Master Thesis Yeni Medya Sanatı Olarak Video Haritalama: Kamusal Alanın Mekânsal Dönüşümü Üzerine Etkisi(2025) Karabulut, İlayda; Akın, EmelVideo haritalama, yapı yüzeylerine ve kamusal alanlara projeksiyon teknolojisi kullanılarak görsel içeriklerin yansıtılması yoluyla mekânın deneyimsel ve mekânsal olarak yeniden biçimlendirilmesini sağlayan bir yeni medya sanatı tekniği ve pratiğidir. Bu teknik, geçici veya kalıcı biçimlerde mekâna entegre edilerek, fiziksel çevreyi estetik, sosyal ve mekânsal açılardan dönüştürme potansiyeline sahiptir. Son yıllarda kentlerin kamusal alanlarında farklı amaçlarla gerçekleştirilen video haritalama uygulamaları, yalnızca görsel bir etki yaratmanın ötesinde, toplumun taleplerini ve beklentilerini mekâna yansıtan güçlü bir ifade aracı haline gelmiştir. Toplumun kamusal alana yönelik artan ilgisi ve sanatsal beklentileri, bu alanların fiziksel yapısında dönüşümler gerektirmekte; video haritalama uygulamaları, kamusal mekânın daha esnek, katılımcı ve işlevsel bir yapıya dönüşmesine olanak sağlamaktadır. Video haritalamanın toplumla kurduğu ilişki, kamusal alanlarda bulunma süresi ile doğrudan ilişkilidir. Geçici uygulamalar anlık deneyimler ve algısal değişimler yaratırken, kalıcı uygulamalar kamusal alanın kimliğini şekillendirerek mekânsal düzenlemeleri teşvik edebilmektedir. Bu tezin amacı, video haritalama uygulamalarının kamusal alanın dönüşümündeki potansiyelini incelemektir. Bu tez kapsamında, öncelikle kamusal sanatın ve yeni medya sanatının kamusal alan ve toplum üzerindeki etkileri kuramsal düzeyde incelenmiştir. Bu çerçevede, yeni medya sanatı pratiği olarak video haritalama uygulamaları ele alınmış; yurt dışında gerçekleştirilen örnekler geçici ve kalıcı nitelikleri üzerinden karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Daha sonra Türkiye'de gerçekleştirilen video haritalama uygulamaları değerlendirilmiş ve bu uygulamaların ağırlıklı olarak geçici nitelikte olduğu gözlemlenmiştir. Ankara kent meydanlarında video haritalama uygulamasının gerçekleştirilebilirliği araştırılmış; uygun bulunan alanlar için öneri geliştirilmiştir. Ulus, Kızılay ve Anadolu Meydanları özelinde, içerikler tematik olarak kategorize edilmiş ve her bir alanın fiziksel ve işlevsel özellikleri doğrultusunda kamusal alanda mekânsal düzenleme önerileri sunulmuştur.Master Thesis İnternet Nesneleri (IoT) Ortamında Makine Öğrenmesi Kullanılarak Saldırı Tespiti: Ton-ıot Veri Seti İle Ağ Katmanına Odaklanma(2025) Alawneh, Ahmad; Koyuncu, MuratNesnelerin İnterneti (IoT), modern ağ sistemlerini dönüştürürken, çeşitli ve kaynak kısıtlı mimarisi nedeniyle önemli güvenlik risklerini de ortaya çıkarmıştır. Geleneksel Saldırı Tespit Sistemleri (IDS), özellikle ağ katmanında IoT tehditlerinin gelişen özelliklerini yeterince karşılayamamaktadır. Bu tez, ToN-IoT veri kümesi için özel olarak tasarlanmış, özellik-iyileştirmeli makine öğrenimine dayalı bir Ağ Saldırı Tespit Sistemi (NIDS) sunmaktadır. Önerilen çok aşamalı çerçeve, boyutluluğu azaltmak, fazlalığı gidermek ve gerçek zamanlı performansı iyileştirmek amacıyla istatistiksel (Pearson, Spearman, Ki-Kare) ve gömülü (Random Forest) öznitelik seçimi yöntemlerini bütünleştirmektedir. İkili ve çok sınıflı saldırı tespiti görevleri için Lojistik Regresyon, En Yakın Komşular (KNN), Karar Ağacı, Rastgele Orman (RF), Gauss Naive Bayes, Yapay Sinir Ağları (ANN), XGBoost, Gradient Boosting, AdaBoost ve ExtraTrees dâhil olmak üzere geniş bir sınıflandırıcı kümesi üzerinde kapsamlı karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Değerlendirme metrikleri F1-skoru, AUC, MCC ve çıkarım gecikmesini içermektedir. Bulgular, özellik seçiminin verimli sınıflandırıcılarla entegrasyonunun tespit doğruluğunu ve kaynak kısıtlı ortamlardaki operasyonel uygulanabilirliği önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Bu tez, IoT güvenlik uzmanları için çoğaltılabilir bir çerçeve ve pratik içgörüler sunarak sınıflandırıcı karmaşıklığı, yorumlanabilirlik ve gerçek zamanlı uygulanabilirlik arasındaki dengeyi vurgular. Elde edilen sonuçlar, ölçeklenebilir ve gelişmiş IoT güvenlik mimarileri için pragmatik bir temel sağlamaktadır.Master Thesis Hayat-Benzeri Hücresel Özdevinirler Ortamında Oynanan Mahkumun İkilemi Oyununda İş Birliğinin Teşvikine Yönelik Bir İnceleme(2025) Dumanlı, Arif Eren; Kılıç, HürevrenBu tez, klasik Mahkumun İkilemi oyununun kural-tabanlı Hayat-Benzeri hücresel özdevinirler ortamlarına yerleştirilmesi yoluyla, mekansal olarak yapılandırılmış popülasyonlarda iş birliği davranışının ortaya çıkışını ve sürdürülebilirliğini incelemektedir. Bu yerleştirme amacıyla, hücresel özdevinirlerin doğum ve hayatta kalma kurallarını (B ve S ile gösterilir) ajanların iş birliği ya da ihaneti tercih etmesine bağlayan bir simülasyon çerçevesi GameMaker motoru kullanılarak geliştirilmiştir. Ajanlar, toroidal bir ızgara üzerinde sekiz komşusuyla (Moore komşuları) etkileşir, Mahkumun İkilemi matrisine göre kazanç elde eder ve stratejilerini üç güncelleme moduna göre değiştirirler: gerekirci (Normal), kanonik Fermi kuralıyla stokastik taklit (Stochastic) ve benzer kümülatif ödemelere sahip komşulara yönelen Stokastik Plato varyantı (Stochastic Plateau). Farklı B/S kuralları incelenerek yerel güncellemelerin ve özdevinir kuralların mekansal iş birliği desenleri ile ortalama iş birliği üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Sonuçlar, dikkatle seçilen gerekirci Hayat-Benzeri kurallarla uygulanan stokastik güncellemelerin, yalnızca gerekirci dinamiklere kıyasla iş birliğini artırabildiğini göstermektedir. Özellikle Stokastik Plato modu, daha geniş parametre aralıklarında dayanıklı iş birliği kümeleri üretmektedir. Bu bulgular, uyarlanabilir sistemlerde iş birliğini teşvik eden yerel dinamikler ve kazanç odaklı stokastik güncellemeler hakkında yeni içgörüler sunmaktadır.Master Thesis Kullanıcı Hikayelerinden Gereksinimlerin Oluşturulması İçin Büyük Dil Modellerinin Kullanımı(2025) Karalar, Melis Tuğba; Yazıcı, AliYapay zekâdaki son gelişmeler, Büyük Dil Modelleri'nin (BDM'ler) yazılım gereksinimi üretimi gibi karmaşık görevlerde kullanılmasını mümkün kılmıştır. Bu tez, yapılandırılmış istem kalıplarının, ChatGPT, Gemini, DeepSeek, Claude ve Qwen olmak üzere beş önde gelen LLM tarafından üretilen gereksinimlerin kalitesi üzerindeki etkisini incelemektedir. Değerlendirme; belirsizlik, tamlık, anlamsal benzerlik, okunabilirlik ve metinsel karmaşıklık gibi temel ölçütlere dayanmaktadır. Sonuçlar, yapılandırılmış istemlerin özellikle ChatGPT ve Gemini gibi modellerde çıktı kalitesini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. Qwen, yapılandırılmış istemler olmadan da güçlü bir performans sergilerken; DeepSeek, anlamsal tutarlılığı korumak için bu tür istemlere ihtiyaç duymakta, ancak okunabilirlik açısından yapılandırılmamış istemlerle daha iyi sonuçlar vermektedir. Öte yandan Claude, genel olarak en zayıf performansı göstermektedir. Bulgular, istem mühendisliğinin etkinliğini ve LLM'lerin yapılandırılmış girdilere olan farklı duyarlılıklarını ortaya koymaktadır.Master Thesis Mirasçıların Kefalet Borcundan Sorumluluğu(2025) Payaslıoğlu, Zehra Ceren; İstemi, MehmetKefalet sözleşmesi, alacağı güvence altına alma işlevi gören ve borcun ifa edilmemesi durumunda asıl borçlu dışındaki bir üçüncü kişinin, kefilin, asıl alacaklıya karşı sorumlu olmayı üstlendiği şahsi bir teminat sözleşmesidir. Kişilerin sahip olduğu hak ehliyeti gerçek kişiler için ölüm ile sona erer ancak hukuki konum ve ilişkileri sona ermez. Murisin sağlığında düzenlediği kefalet sözleşmesiyle kefil olduğu ve henüz borcunu ifa etmemişken öldüğü yahut hakkında ölüme benzer bir durumunun söz konusu olduğu durumlarda, bu borcu mirasçılara intikal eder; zira miras hukukunda külli halefiyet ilkesi esastır. Murisin kefalet sözleşmesinden doğan borcu, herhangi bir hukuki işlem, bir başka deyişle borcun üstlenilmesi veya nakli gerekmeksizin ve mirasçının irade beyanına ihtiyaç olmaksızın intikal edecektir. Dolayısıyla mirasçılar kural olarak kefalet borcundan sorumlu olurlar. Murisin mirasını kabul eden mirasçıların kefalet borcundan sorumluluğu kural olarak kişisel malvarlıklarıyla sınırsız ve müteselsildir.Master Thesis 1961 Anayasası’nın Türk Toplumsal Gerçekçi Sinemasının Gelişimine Etkisi(2025) Kılıçatan, Sinem; Mızrak, Dilan27 Mayıs 1960 askeri darbesi sonrasında ilan edilen ve 1961 yılında yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yalnızca bir siyasal rejim değişikliğini değil, aynı zamanda bireysel hak ve özgürlüklerin genişletilmesini, kuvvetler ayrılığı ilkesinin güçlendirilmesini ve sosyal devlet anlayışının anayasal zemine taşınmasını ifade eden tarihsel bir kırılma noktasıdır. Türk sineması, bu dönemde yalnızca sayısal üretimde değil, toplumsal içerik ve estetik nitelik bakımından da dikkate değer bir dönüşüm yaşamış; 'Altın Yıllar' olarak tanımlanan bu süreçte sinema, toplumsal adaletsizlik, sınıfsal eşitsizlik, kadın hakları, göç ve kentleşme gibi yapısal sorunları gündeme taşıyan eleştirel bir mecraya dönüşmüştür. 1961 Anayasası'nın bireysel özgürlükleri, düşünce ve ifade özgürlüğünü, basın özerkliğini ve sendikal hakları güvence altına alması, kültürel üretim ortamını da doğrudan etkilemiş; sinemacılar, toplumsal meseleleri daha cesur ve doğrudan biçimde beyazperdeye taşıyabilmiştir. Bu araştırma, Metin Erksan, Lütfi Ö. Akad, Halit Refiğ, Ertem Göreç ve Duygu Sağıroğlu gibi öncü yönetmenlerin filmleri üzerinden bu anayasal etkileri görünür kılmayı hedeflemiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemine dayalı olarak betimsel film analizi, tematik içerik çözümlemesi ve ideolojik okuma teknikleri kullanılmış; Stuart Hall'un temsil teorisi, Althusser'in ideoloji ve aygıt kuramı, Gramsci'nin hegemonya kavramı ve Foucault'nun mekân politikaları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bulgular, sinemanın yalnızca estetik bir alan değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir tanıklık sahası olduğunu göstermektedir. Susuz Yaz, Yılanların Öcü, Hudutların Kanunu, Otobüs Yolcuları ve Karanlıkta Uyananlar gibi filmler, 1961 Anayasası'nın vaat ettiği hakların taşrada, sınırda ve kentte ne ölçüde uygulanabildiğini sorgulayan güçlü anlatılarla Türkiye'de hukuk ile kültür arasındaki bağı sinemasal bir hafızaya dönüştürmüştür.Master Thesis İdari Yargıda İstinaf Başvurusu ile Başvurunun İncelenmesi ve Karara Bağlanması(2025) Karabıyık, Muhammet Sıddık Sami; Günday, Metin6545 sayılı Kanunla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45 inci maddesinde yer alan itiraz kanun yolu kaldırılmış ve aynı maddede yapılan düzenlemeyle, ilk derece mahkemelerince verilen ve kesin olmayan nihai kararlara karşı başvurulabilen olağan bir kanun yolu olarak istinaf kanun yolu idari yargılama usulüne dâhil edilmiştir. 20/07/2016 tarihinde yürürlüğe giren istinaf kanun yoluyla birlikte bölge idare mahkemeleri istinaf mercii olarak görev yapmaya başlamış ve iki dereceli yargılamadan üç dereceli yargılamaya geçilerek idari yargılamada önemli bir dönüşüm yaşanmıştır. İstinaf kanun yolu, uyuşmazlığa ilişkin maddi ve hukuki denetimin yapıldığı genel bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Bu yolla hem adil ve etkin bir yargılamanın yapılması hem de uyuşmazlıkların birçoğunun istinafta kesinleşmesi öngörülerek yargılamanın daha hızlı sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Bunun yanında Danıştay'a giden dosya sayısının azalmasıyla birlikte Danıştay'ın içtihat mahkemesi olma rolünün kuvvetlendirilmesi de istinaf kurumunun amaçları arasında yer almaktadır. Çalışmada öncelikle, istinaf kurumunun hukuki niteliği ve tarihsel gelişimi incelenmekte, ardından kanun yolları içindeki yeri değerlendirilerek temyiz kanun yolu ve yürürlükten kalkan itiraz kanun yoluyla karşılaştırmalı analizi yapılmaktadır. Akabinde idari yargı bağlamında istinaf başvurusunun yapılma ve incelenme usulleri ile bölge idare mahkemelerinin istinaf başvurusu üzerine verdikleri karar türleri ve bu kararların hukuki sonuçları ele alınmaktadır. Neticeten çalışmada, istinaf kanun yolunun teorik çerçevesi ortaya konulmakta, uygulamadaki işleyişi analiz edilmekte ve karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: İdari Yargılama Usulü, İstinaf, Bölge İdare Mahkemesi, Kanun Yolu, Temyiz.Master Thesis Haftada Dört Gün Çalışma Sistemini Türkiye’deki Kurumlara Uygulanabilirliği ve Çalışan Motivasyonu ve İş-Yaşam Dengesine Etkisi(2025) Turgut, Buket; Tengilimoğlu, Dilaverİş motivasyonu, bir çalışanın işine duyduğu ilgi, bağlılık ve çaba düzeyini belirleyen temel faktördür. Motivasyonu yüksek çalışanlar, daha verimli, yaratıcı ve proaktif olurlar. İş motivasyonu, sadece bireysel performansı değil, aynı zamanda organizasyonel başarıyı da doğrudan etkiler. Motivasyonu artırmak için çalışanların işe olan ilgilerini canlı tutmak, onları ödüllendirmek ve gelişim fırsatları sunmak kritik öneme sahiptir. Bir diğer önemli konu ise iş yaşam dengesidir. İş ve özel yaşam arasında denge kurabilmek, çalışanların hem işlerinde hem de kişisel hayatlarında daha tatmin edici bir yaşam sürmelerini sağlar. Bu denge, tükenmişlik sendromunu önler, stres seviyelerini azaltır ve genel iş tatmini ile mutluluğu artırır. İyi bir iş yaşam dengesi, çalışanların yalnızca daha sağlıklı olmasına değil, aynı zamanda işlerine daha fazla odaklanmalarına ve verimli olmalarına da olanak tanır. Günümüzde, iş yaşam dengesi sağlamak adına esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma gibi uygulamalar daha fazla önem kazanmaktadır. Ayrıca, haftada dört gün çalışma gibi yeni düzenlemeler, çalışanların motivasyonunu artırmak ve iş tatminini yükseltmek adına büyük bir potansiyele sahiptir. Sonuç olarak, haftada dört gün çalışma modelinin çalışanlar üzerindeki olumlu etkilerinin gözlemlenmesi beklenmektedir. Bu model, çalışanlara daha fazla dinlenme ve yenilenme fırsatı sunarak, işlerine daha yüksek bir motivasyonla dönmelerini sağlar. Ayrıca, iş ve özel yaşam dengesini iyileştirerek hem bireysel hem de kurumsal performansı artırma potansiyeline sahiptir. Bu çalışma özel ve kamu sektöründe çalışanlar arasında yapılacaktır. Türkiye'de hangi alanda daha faydalı olacağı araştırılmak istenmiştir. Bu özet, iş motivasyonunun ve iş yaşam dengesinin önemini vurgularken, haftada dört gün çalışmanın bu dengeyi sağlamak adına potansiyel bir çözüm olarak sunulmasına odaklanmaktadır.Master Thesis Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve D. H. Lawrence'ın Lady Chatterley's Lover Adlı Romanlarında Kısıtlanma Olarak Evlilik(2025) Çankır, Aleyna Nur; İzmir, SibelBu tez, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 20. yüzyıl İngiltere'sinde var olan sınıf ve toplumsal cinsiyet sorunlarını feminist eleştiri ışığında Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway ve D. H. Lawrence'ın Lady Chatterley's Lover adlı eserlerinde inceleyecektir. 20. yüzyıl İngiltere'sinde kadın kurtuluş hareketlerinin daha görünür olması ve kadınların oy kullanma hakkının yaygınlaşmasıyla beraber, kadınların kamu alanlarına, siyasi işlere ve işgücüne katılımları ivme kazanmıştır. Buna rağmen, Viktorya döneminin izlerini taşıyan 20. yüzyıl İngiliz toplumunun kültürel yapısında, kadının evlilikteki ve toplumdaki yeri hala geleneksel bir bakış açısıyla sınırlıdır. Bu tezde, Birinci Dünya Savaşı sonrası birey ile toplum arasındaki çatışmayı anlatan Mrs. Dalloway (1925) ve Lady Chatterley's Lover (1928) adlı romanlar, kadın, evlilik ve toplum çerçevesinde ele alınacaktır. İki farklı roman ve bu romanların kadın karakterleri üzerinden dönemin toplumsal norm ve kuralları göz önünde bulundurularak feminist kuramcıların düşünceleri ışığında evlilik kadın açısından kısıtlanmaya sebebiyet veren bir kurum olarak analiz edilecektir. Bu bağlamda, incelenen iki romanda da kadın karakterler eğitimli ve toplumda statü sahibi olmalarına rağmen evliliklerindeki baskılardan kurtulamamışlardır. Bu tez aracılığıyla bahsi geçen romanlardaki sınıf, kadın ve evlilik temelli konulara feminist bir bakış açısıyla yaklaşılması amaçlanmaktadır.
