TR-Dizin
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.14411/21
Browse
733 results
Search Results
Article Kullanımı İvazsız Olarak Eşlerden Birine Bırakılan Aile Konutundan Diğer Eşin Tahliyesi(2026) Korkmaz, EkinEbeveynlerin maliki oldukları taşınmazların kullanımını karşılıksız olarak çocuklarına bıraktıklarına uygulamada sıklıkla rastlanmaktadır. Çocukların evlenmesi ve eşin de bu konuta yerleşmesi halinde bu taşınmazlar aile konutu niteliğini kazanabilmektedir. İlerleyen zamanlarda, malikin çocuğu ile çocuğunun eşinin (malikin gelini ya da damadının) arasının bozulması ve hatta boşanma davası açılması halinde, ebeveynler, gelinin ya da damadın konuttan tahliyesini sağlamak amacıyla ona noterden ihtarname göndermekte ya da elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiyle dava açmaktadır. Bu imkana, özellikle, hâkimin TMK m. 169 uyarınca aile konutunu malikin gelini ya da damadına tahsis ettiği hallerde başvurulmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, taşınmazın maliki ile gelin ya da damadı arasında bir sözleşmesel ilişki bulunmadığı, malik tarafından gönderilen ihtar tarihinden itibaren taşınmazın kullanımına ilişkin verilmiş olan rızanın geri alınmış olacağı ve taşınmazın aile konutu niteliğinin malik yönünden bağlayıcı olmadığı ve dolayısıyla malikin gelin ya da damadını tahliye edebileceği yönünde kararları bulunmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu kararlar oyçokluğuyla alınmış olup karşı oylarda, özellikle taşınmazın aile konutu niteliğine, taraflar arasında kurulduğu varsayılan sözleşmenin feshine ilişkin irade beyanının muhatabına ve hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin itirazlara rastlanmaktadır. Bu çalışmada, maliki olduğu taşınmazın kullanımını karşılıksız olarak çocuğuna bırakan ebeveynin, çocuğunun boşanma davası devam ederken gelini ya da damadını taşınmazdan tahliye etmesinin mümkün olup olmadığı sorusu, ilgili hukuki kavramlar ve ayrımlar çerçevesinde yanıtlanmaya çalışılmıştır.Article Çocukların Çevrimiçi Platformlarda Haksız Ticari Uygulamalardan Korunması(2026) Korkmaz, EkinAvrupa Birliği, çocukların çevrimiçi dünyada karşılaştıkları risklere karşı önlem almak amacıyla Dijital Hizmetler Yasası (DSA) m. 28 kapsamında çocukların korunmasına yönelik olarak platformlara önemli yükümlülükler getirmiştir. DSA m. 28/1, çocukların erişebildiği tüm platformlara risk analizi yapma ve çocukların gizliliği ile güvenliğini en üst düzeyde koruyacak önlemler alma zorunluluğu getirirken; m. 28/2 ve 3, tüm çevrimiçi platformlara yönelik özel düzenlemeler içermektedir. Rehber İlkelerde yaş tespiti, bilgilendirme, süre sınırlamaları ve reklam yasakları gibi yükümlülükler somutlaştırılmıştır. Özellikle çocuklara yönelik profillemeye dayalı kişiselleştirilmiş reklamların yasaklanması, çocukların manipülasyondan korunması açısından önemlidir. Türkiye’de konuya ilişkin bazı düzenlemeler ve girişimler bulunsa da doğrudan çocukları çevrimiçi risklerden korumaya odaklı kapsamlı bir yasal çerçeve bulunmamaktadır. Bu nedenle, DSA benzeri bir düzenleme oluşturulması, risk değerlendirmesi ve denetim mekanizmalarının getirilmesi elzemdir. Böyle bir düzenleme, hem çocuk haklarının korunmasına hem de dijital egemenliğin güçlendirilmesine katkı sağlayacaktır.Article Alman Anayasa Hukuku Işığında Avrupa Entegrasyonu Hedefinin Sınırları Ve Maastricht Kararı(2025) Arsava, Ayse FusunIn its Maastricht decision, the Federal Constitutional Court of Germany declared that it holds the authority to review whether the CJEC’s decisions remain within the limits of integration stipulated in the law on approval. Considering that the CJEC, like other institutions within the Community's institutional structure, can only exercise competence within the limits conferred upon it, the Federal Constitutional Court ruled in its decision that the CJEC's interpretations leading to the expansion of Community competences do not have binding effects for the Federal Republic of Germany. It further ruled that the expansion of Community competences can only be achieved through treaty amendments that fall within the competence of the Member States. This article, prepared as a case analysis, sheds light on the reasoning underlying the Federal Constitutional Court's decision and on the approach based upon the CJEC’s exclusive jurisdiction.Article Üye Devletlerin Anlaşmalar Önünde Eşitliği Prensibinin Bir İfadesi Olarak Birlik Hukukunun Uygulanma Önceliği(2025) Arsava, Ayse FusunB organlarının yetki aşımlarının anayasa mahkeme- leri tarafından denetimi (ultra vires denetim) anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması prensibinin tartışılmasına yol açmıştır. Birlik Hukuku’nun öncelikli uygulanması Birlik Hukuku- Ulusal Hukuk ça- tışmasında COSTA/ENEL kararından itibaren bir dogma olarak kabul edilmekte ve doğrudan uygulanma özelliğine sahip Birlik Hukuku normlarına ulusal hukuka nazaran öncelik verilmektedir. Ultra vi- res denetim üye devletlerin anayasalarında öngörülen sınırlara isti- naden AB’ye devrettikleri egemenlik yetkilerinin sınırlarının AB or- ganları tarafından aşılması halinde ulusal mahkemelere saklı tutulan bir denetimdir. Birlik Hukuku’nun doğrudan uygulanma önceliği ile ultra vires yetki denetiminin arasındaki farkı ortaya koyan bu tespit üye devletlerin anlaşmalar önünde eşitliği prensibi muvacehesinde Birlik Hukuku’nun uygulanma önceliğini engellenemeyeceği gerek- çesi ile anayasa mahkemelerinin ultra vires yetki denetimine yapılan itirazın dogmatik yanlışlığını ortaya koymaktadır. Makalede Birlik Hukuku’nun önceliği, anlaşmalar önünde üye devletlerin eşitliği prensibi ve ultra vires yetki kullanımı bağlamında yapılan değerlen- dirmelere ve tartışmalara ışık tutulmaktadır.Article The Right to Reasoned Judgment in Respect of the Practice of the Criminal Chambers of the Court of Cassation of Turkey -an Analysis between the Present and the Future-(2022) Ulusoy, AslıhanThe wish to know which is a part of the characteristic feature of any human-being paved the way for the question of “Why?”. Eagerness to know leads to reason which is crucially important both socially and judicially. Hence, it is possible to state that the desire to know consequently reason has evolved into human right at the level of both national and international over time and it has also been safeguarded as the right to a reasoned judgment by both national and international law. The right to a reasoned judgment is recognised by the European Court of Human Rights’ case laws as the most significant component of the right to a fair trial arising from Article 6 of the Convention for the Protection of Human Rights and Fundamental Freedoms (The European Convention on Human Rights). In addition to this, Constitutional Court of Turkey also developed case laws put an emphasis on that the right to a reasoned judgment is one of the cornerstones of the right to legal remedy enshrined by Article 36 of the Constitution of Republic of Turkey. As for the Court of Cassation of Turkey, the Court has just decided to abandon its current practice of writing style its judgments which is fairly far away to serve the right to a reasoned judgment. For this reason, the Court of Cassation constituted a Commission which undertook the duty to prepare a guide convenient to meet the requirements of the right to a reasoned judgment in national and international law. The aim of this paper is to analyse the Guide prepared by the Commission in respect of its sufficiency to meet the expectations of the right to a reasoned judgment on the lines of the right to a fair trial by comparing to the current practice of the Court of Cassation.Article The Legal Effect of the Principle of Friendly Approach to International Law on the Relationship between the Echr and National Law in the Light of the Jurisprudence of the German Federal Constitutional Court(2025) Arsava, Ayse FusunFederal Almanya’da diğer uluslararası anlaşmalar gibi AİHK de iç hukukta kanun hiyerarşisi ile geçerli olmaktadır. Alman anayasasının ılımlı dualist karakteri nedeniyle AİHK ile olan ilişkisinde bu bağlamda kimi sorunlar ortaya çıksa da bu sorunların anayasal bir prensip olan uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibine istinaden çözüme ulaştırıldığı görülmektedir. Makalede uluslararası hukuka dostça yaklaşım prensibinin lex posterior kuralı, anayasal kimlik, elverişlilik kriteri, margin of appreciation doktrini sınırlamaları ışığında bu sorunların bir taraftan Federal Alman Anayasa Mahkemesinin anayasanın kurumsal yapısındaki yerinin ve fonksiyonunun, diğer taraftan AİHM’nin ulusal hukuk düzeninde sahip olduğu fonksiyonun ve otoritenin dikkate alınarak nasıl çözüme ulaştırıldığı değerlendirilmektedir.Article Sürdürülebilir Girişimci Ağına Kavramsal ve Makroekonomik Yaklaşım: Amerika Özelinde bir Endeks Çalışması(2021) Benli, Hande EminGap in the literature that is because of identifying entrepreneurship concept with only “network” concept, makes difficult to understand the entrepreneur network term concretely. The aim in this study is, drawing a definitional framework, making measurable the concept with using mathematical formulas, creating index with a special focus on sample country and revealing the relationship between the concept and macroeconomic factors in order to add the “sustainable entrepreneur network” concept in to the literature. Methodologically, sustainable entrepreneur network defined through entrepreneurial culture, network and evolutionary cycle factors. The theoretical background originated from Network and Product Life Cycle Theories. Sustainable entrepreneur network, from the descriptive framework, measured by mathematical formulas in four stages. Calculated indicators converted to the sub-index and then with using HDI methodology, Sustainable Entrepreneur Network Index (SGAE) data obtained. To eliminate the multiple linear regression problem SGAE calculated with both arithmetic mean (unweighted-AO) and Principle Component Analysis (weighted-PCA). According to the index results, that are calculated between 0-1, there is a stability between 1980-2014 mainly. The highest score is 0.73 in 1997. 1980 is the lowest year when the index score is 0.27. The relationship between the concept and macroeconomy is clearly defined through the four stage institutional impact also.Article Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüdünde seçimlik hakların kullanılma zamanı(2025) Görmez, Dr. GizemTürk Hukuku’nda tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüde düşmesinden sonra Türk Borçlar Kanunu md.123 hükmü gereği alacaklı borçluya uygun bir süre tayin etmektedir. Bu süre içerisinde borç gereği gibi ifa edilmezse, alacaklı Türk Borçlar Kanunu md.125 hükmünde öngörülen seçimlik haklarını kullanabilmektedir. İlgili düzenlemeye göre, alacaklı aynen ifadan vazgeçmek istiyorsa, bunu hemen bildirmelidir. Ancak sözleşmeyi muhafaza ederek müspet zarar ya da sözleşmeden dönerek menfi zarar tazmini talebi söz konusu ise bunun ne kadar süre içerisinde bildirilmesi gerektiğine ilişkin kanunda bir açıklık yoktur. Doktrinde de bu konuda farklı görüş ve çözüm önerileri ileri sürülmektedir. Çalışmada, borçlu aleyhine belirsiz bir sürecin başlamasına neden olduğu düşünülen bu sürece ilişkin öncelikle doktrindeki görüşlere yer verilmiş, sonrasında ise taraflar arasındaki menfaat dengesine uygun olduğu düşünülen çözüm önerileri değerlendirilmiştir.Article Seçimler Sonucu Oluşan “Askıda Başkan” ve “Beklemede Başkan” Kavramları İlişkisinde Amerika Birleşik Devletleri’nde Askıda Başkanın Görev ve Yetkilerinin Sınırı(2023) Kılıç, AbbasAmerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde uygulama alanı bulan başkanlık hükümeti sistemi, model olma işlevini sürdürmektedir. Yasama ile yürütme organı arasındaki katı ayrılık başkanlık sisteminin belirleyici unsurudur. Ancak bu sistemin en önemli yönü, yani ayırt edici özelliği, doğrudan halk tarafından seçimle işbaşına getirilen Başkanın, tek başlı yürütme yapılanması ile görevini sürdürmesidir. ABD’de başkanlık seçimlerinin yapıldığı tarih ile görevin devredileceği tarih arasında yaklaşık iki buçuk aylık bir süre bulunmaktadır. Bu sürenin oluşumu, ABD’de seçimlerin işleyişindeki çok boyutlu ve karmaşık sistemden kaynaklanmaktadır. Devletin yapısal örgütlenmesi ile bütünleşen seçim sistemine bağlı olarak seçimi kazanan (beklemede Başkan) ile seçimi kaybeden ve görevi devredecek Başkanın (askıda Başkan) kullanacağı yetkilerin sınırlandırılmış olup olmadığının değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak bir sınır tayin edilmesi gereksinimi açıktır. Dolayısıyla bu makalede, seçim sonuçlarının ilanına bağlı olarak yeni başkanın başkanlık sıfatını kazanması ile göreve başlaması arasında geçen süre zarfında görevdeki başkanın “işgüder başkan” olarak yetki kullanması ve bu sebeple de gerçekleştirebileceği tasarrufların sınırlandırılması gerektiği savunulmaktadır.Article Naguib Mahfouz'un \(2017) Tekin, KuğuMakale Necib Mahfuz ve Orhan Pamuk'un eserlerinde anlatılan manevi şifa arayışını karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Mahfouz'un alegorik öyküsü anlatıcıbaşkahramanın onulmaz hastalığına bir çare bulabilmek için çırpınışını anlatmaktadır. Modern tıbbın iyileştiremediği bu hastalık aslında yirminci yüzyıl Mısır toplumunun sosyal dokusundaki yozlaşmayı izleyen süreçte, manevi değerlerin yıpranıp yokoluşunu simgeleyen bir metafordur. Pamuk'un romanında da başkahramanın babası küçük oğlunu İstanbul sokak köpeklerine karşı duyduğu korkuyu yenebilmesi için bir "hoca"ya götürür. Hoca'nın duası genç kahramanın köpek korkusunu unutmasını sağlar, ancak bu korku olgunluk döneminde tekrar ortaya çıkar. Her iki kahramanın da manevi rahatsızlıklarının toplumsal bir hastalığın metaforu olduğu ve her ikisinin de bilimsel olmayan yöntemlerle şifa aradıkları açıktır. Bu bağlamda makale Türk ve Mısır kültürlerini manevi şifa bulma yöntemleri açısından karşılaştırmaktadır.
