11 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 11
Article İmdaaaat! Okul Başladı!(Bilim ve Teknoloji, 2013) Altınoğlu Dikmeer, İlkizEylül ayı geldiğinde başlığı oluşturan bu cümleyi birçok evde sıklıkla duyarız. Replik aynı olsa da bazen başrol oyuncusu farklı olabilir. Farklı nedenlerle veliler de, öğrenciler de bu dönemde kaygı yaşayabilirler. Okul masrafları, servis, yeni kurslar, eğitimler vb. derken anne babalar için Eylül ayı genellikle zorlayıcı bir aydır. Çocuklar için de Eylül ayı değişik heyecanları barındıran bir aydır; arkadaşlarını, okulunu özlemiş olan çocukların yanı sıra, birçok çocuk için de okula dönmek çok zor gelebilir. Tabii bir de ilk kez ilkokula ya da okul öncesi kurumlara başlayan çocukların yaşadığı (ve ailesine yaşattığı) heyecanlar, korkular, kaygılar vardır.Article Bazen “dur” Deyip Beklemek Gerekir: Gelişim Psikolojisi Bakış Açısıyla Doyumun Ertelenmesi(İz Dergisi, 2015) Cihanoğlu, Mine“Beklemeyi öğrenmek”, insan yaşamının her evresinde en çok zorlanılan konulardan biridir. Toplum bireylerden, kendi isteklerini gerçekleştirmek, dürtülerini doyuma ulaştırabilmek için uygun zaman, koşul ve yöntemi bir araya getirmesini beklemektedir. Bu durum, kişilerin seçim yapma süreçlerine de yansımaktadır. Daha kolay ve çabuk ulaşılabilir bir halde önümüzde duran haz verici, ödüllendirici seçenekler ile beklemeyi ya da çalışmayı gerektiren, ancak sağlayacağı doyum ve ödülün daha büyük olacağını bildiğimiz seçenekler arasında yaşanan ikilem, bebeklikten yetişkinliğe her dönemde karşımıza çıkmaktadır. Zahmetli bir işte sebat gösterip ücretini almak, sıkıcı bulsa da bir okulu/kursu tamamlayıp diploma veya sertifika almaya hak kazanmak, parasının tümünü dilediği gibi harcamak yerine uzun vadede daha fazla getiri sağlayacak yatırımlar yapmak bu tür ikilemlere örnektir. Bu tür ikilemlerin üstesinden gelmek, doğru seçimler yapmak demektir ve iç kaynaklı güçlü dürtülerin kontrolünü gerektirmektedir. Psikoloji literatüründe doyumun ertelenmesi olarak adlandırılan bu olgu, psikolojinin farklı alt alanlarında ele alınan önemli konulardan biridir. Doyumun ertlenmesi bu yazıda; insan duygu, davranış ve zihinsel süreçlerinin yaşamın farklı dönemlerinde gösterdiği değişimi inceleyen gelişim psikolojisi bakış açısıyla ele alınmaktadır.Article Neden Başkalarına Uyarız?(Herkese Bilim Teknoloji, 2017) Metin Orta, İremSosyal psikolojinin, geçmişten günümüze en temel konularından biri sosyal etki olmuştur. Sosyal etki, genel olarak, bireyin diğer kişilerin duygu, düşünce ve davranışlarını belli bir yönde etkileme çabası olarak tanımlanır. Sosyal etki üç farklı ortamda gerçekleşebilir. Bunlar, kişiler arası (birebir) iletişimin olduğu ortamlardaki sosyal etki, birey grup iletişiminin olduğu ortamlardaki sosyal etki ve basın-yayın aracılığı ile oluşan sosyal etki olarak sıralanabilir. Bu yazıda, esas olarak sosyal etkinin bir sonucu olan uyma davranışı ele alınacaktır. Bununla birlikte, uyma davranışını araştıran ilk sosyal psikoloji deneylerinden yola çıkılarak sosyal etkinin iki önemli türü olan sosyal kurallara bağlı sosyal etki ve bilgiye dayalı sosyal etkiye değinilecektir. Burada amaçlanan insanların birbirlerinden neden etkilediklerini açıklayarak sosyal etki kaynağını anlamaktır.Article “Psikolog” olmanın dayanılmaz cazibesi(İz Dergisi, 2014) Alkan, NeşeÜniversitelerin Psikoloji bölümlerine öğrencilerin ilgilerinin giderek arttığını görüyoruz. Psikolojiyi bu kadar cazip kılan nedir? İnsanı, duygu, düşünce, davranışı ile yaşadığı her ortamda anlamak, bir bütün olarak anlamak, yönlendirmek ve yardımcı olmak pek çok insanın iş hayatında yaşamak istediği bir doyum olsa gerek. Hem eğitiminde, hem de meslekte sunduğu çeşitli uzmanlık konuları bu mesleği galiba daha da çekici hale getiriyor. Doğum öncesinden ölüme kadar insanı incelen gelişim psikolojisi, insanın normal dışı hallerini inceleyen klinik psikoloji, sosyal hayatta ve başka insanların varlığında inceleyen soysal psikoloji, iş yaşamında insanı inceleyen endüstri örgüt psikolojisi, duyum, algı, öğrenme ve zihinsel süreçleri inceleyen deneysel/bilişsel psikoloji, suç ve insanı değerlendiren adli psikoloji. Bu liste daha da uzayabilir, trafik psikolojisi, spor psikolojisi, eğitim psikolojisi, sağlık psikolojisi, politik psikoloji. İnsan ihtiyaçları arttıkça ve değiştikçe bu liste daha da uzayacağa benzer.Article Doktor Tavsiyelerine Uymak Neden Bu Kadar Zor?(Bilim ve Teknoloji, 2014) Demirtepe Saygılı, DilekHastalıklarla baş etme süreci, genel olarak kendini hasta hissetme ve bir takım belirtiler gösterme, doktora başvurma, tedavi önerilerini alma ve uygulama şeklinde bir sıralama izler. Sürecin bu şekilde işlemesi beklense de bu, her zaman bu kadar kolay olmaz. İlaç almayı unutmak, “sigarayı bırak” der diye doktora yanlış bilgi vermek, kendini iyi hissettiği anda ilaç almayı bırakmak, prospektüsteki yan etkileri okuyup ilacı almamak ya da bırakmak, arkadaş tavsiyesiyle ilaç kullanmak ya da eski tedaviden kalma ilacı kullanmak gibi bazı düşünce ve davranışlar yukarıda belirtilen sıralamayı bozar. Herkesin hastalıktan uzak kalma, sağlıklı olmayı sürdürme, hasta olduğunda bir an önce iyileşme motivasyonu vardır. Aynı zamanda iyileşmeye engel olacak gibi görünen bazı davranışları yaygın olarak gösterirler. Bu çelişkinin sebepleri nelerdir ve çözümü ne olabilir?Article “bilinçli” Bir Kariyer Seçimi İçin Gerekli Koşullar: Teoriden Uygulamaya(2015) Ünalan, NurdanÇoğu zaman, bilgi işleyen bir organizma olduğumuz gerçeğinin farkında olmadan yaşarız, konuşur ve davranırız. Bu doğaldır, çünkü bilgi işleme süreçleri biz bilincinde olmadan gerçekleşir. Organizma, toplumsal bir varlık olarak yaşamını sürdürür. Doğumdan ölüme pek çok gelişimsel süreçten geçer. Meslek ve kariyer seçimi, hep duyduğumuz ve öğrendiğimiz gibi zorunlu ve önemli bir yaşam deneyimidir. Bu deneyim de, diğerleri gibi gelişimsel bir süreçte gerçekleşir. Küçükken sorulan “büyüyünce ne olmak istiyorsun” sorusunun yanıtı, hemen hepimiz için değişkenlik gösterir ve değişir. Önce öğretmen olmak isteyenler sonra bakmışsınız mühendis olmuş ya da mimar, belki de matematikçi ya da psikolog. Yönelimde bu kadar farkılaşma neden görülmektedir? Üstelik bu yönelimler diğer toplumlarda da aynı biçimde görülürler, kültürel ve cinsiyete bağlı farklar olsa da işin özü değişmez.Article Çocukluk Dönemi ve Travmalar(Bilim ve Teknoloji, 2013) Cihanoğlu, MineBireyin doğrudan zarar gördüğü ya da yaşamsal bir tehditle karşılaştığı, başkasının ölümüne, zarar görmesine ya da potansiyel bir tehdit altında olduğu durumlarına tanık olduğu herhangi bir olay travma olarak adlandırılabilir. Bu tanımdan da anlaşıldığı gibi travmalar, kişinin sadece kendini doğrudan etkileyen olaylar olmayabilir. Kişinin tanıdığı, sevdiği, onun için önemli olan yakınlarının ya da tanımadığı kişilerin maruz kaldığı travmatik durumlara tanık olmak da bireyde travma etkisi yaratabilmektedir. Kişisel bütünlüğün/varlığın tehdit altında olduğu algısını yaratan bir olay, gerçekleşme biçiminden bağımsız olarak birey için travmatik olabilmektedir. Bir başkası için oluşan durum, benzer bir olayın kendi başına da gelebileceği düşüncesini uyandırarak kişide olumsuz duygu ve düşünceleri tetikleyebilir.Article İrade Seçimlerimizi Nasıl Etkiler? Sosyal Psikolojik Açıdan Davranış Düzenleme Süreçleri(2015) Demirutku, KürşatPsikolojik açıdan, istemli davranışları - yani, çaba sarf ederek bilinçli olarak yaptığımız davranışları - ortaya çıkarmamızı sağlayan süreçleri irade olarak tanımlamak mümkündür. Seçim ise, bireyin alternatifler arasından birine, hedeflerine,değerlerine veya genel anlamda çeşitli ölçütlere uygun olacak şekilde irade kullanarak yönelmesini sağlayan her türlü davranıştır. Bu yazıda, iradenin seçimleri nasıl etkilediği, ya da sosyal psikoloji alanında adlandırıldığı ve çalışıldığı şekliyle davranış düzenleme süreçleri kısmen ele alınacaktır.Review Uykusuzluk Bozukluğunun Psikolojik Modelleri: Güncel Bir Derleme(Galenos Publ House, 2024) Türkarslan, Kutlu Kağan; Çınarbaş, Deniz CanelUykusuzluk bozukluğu kişisel ve toplumsal maliyetler yaratan; başlıca uykuya dalmada zorlanma, uykuyu sürdürmede güçlük ve sabah planlanandan daha erken saatlerde uyanma belirtileri ile karakterize olan psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Toplumun yaklaşık %10’unun uykusuzluk bozukluğuna sahip olduğu düşünülmektedir. Çalışmalar uykusuzluk bozukluğuna sahip olmanın genel hayat kalitesini düşürdüğünü, günlük işlevselliği azalttığını, bazı psikomotor ve bilişsel becerilerde bozulmalara sebep olduğunu, iş performansını düşürdüğünü, iş yerinde daha fazla devamsızlık yapmaya sebep olduğunu ve uykusuzluk bozukluğu dışındaki rahatsızlıklar için artan tedavi maliyetleri ortaya çıkardığını göstermektedir. Tüm bunlara ek olarak uykusuzluğun pek çok farklı psikiyatrik rahatsızlık için bir risk etmeni olduğu bilinmektedir. Son 50 yılda yapılan çalışmalar uykusuzluk bozukluğunu psikolojik açıdan açıklayan çeşitli modellerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu psikolojik modellerden başlıcaları; “uyaran kontrolü modeli”, “Spielman modeli”, “mikroanalitik model”, “nörobilişsel model”, “tehdit algısının yüksek risk modeli”, “uykuya müdahale eden-uykuyu yorumlayan süreçler modeli”, “psikobiyolojik baskılama modeli”, “bilişsel model”, “evrimselduygusal model” ve “korku simülasyonu modeli”dir. Bu derleme makalesinin amacı uykusuzluk bozukluğunun psikolojik modellerinin temel sayıltılarından bahsederek modellerin güncel bir tablosunu sunmaktır.Article Citation - WoS: 31Citation - Scopus: 31A Novel Data-Driven Model for the Effect of Mood State on Thermal Sensation(Mdpi, 2023) Turhan, Cihan; Ozbey, Mehmet Furkan; Ceter, Aydin Ege; Akkurt, Gulden GokcenThermal comfort has an important role in human life, considering that people spend most of their lives in indoor environments. However, the necessity of ensuring the thermal comfort of these people presents an important problem, calculating the thermal comfort accurately. The assessment of thermal comfort has always been problematic, from past to present, and the studies conducted in this field have indicated that there is a gap between thermal comfort and thermal sensation. Although recent studies have shown an effort to take human psychology into account more extensively, these studies just focused on the physiological responses of the human body under psychological disturbances. On the other hand, the mood state of people is one of the most significant parameters of human psychology. Thus, this paper investigated the effect of occupants' mood states on thermal sensation; furthermore, it introduced a novel "Mood State Correction Factor" (MSCF) to the existing thermal comfort model. To this aim, experiments were conducted at a mixed-mode building in a university between 15 August 2021 and 15 August 2022. Actual Mean Vote (AMV) and Profile of Mood States (POMS) were used to examine the effect of mood state on thermal sensation. The outcomes of this study showed that in the mood states of very pessimistic and very optimistic, the occupants felt warmer than the calculated one and the MSCFs are calculated as -0.125 and -0.114 for the very pessimistic and very optimistic mood states, respectively. It is worth our time to note that the experiments in this study were conducted during the COVID-19 Global Pandemic and the results of this study could differ in different cultural backgrounds.

