17 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 17
Article GÖNÜLDEN PAYLAŞIMLA BARIŞ(İz Dergisi, 2013) Selçuk, Fatma ÜlküBarış içinde yaşam, insanın güvenlik, denge, istikrar, uyum, huzur gibi ihtiyaçlarını karşılayabilmesi açısından önemlidir. Son birkaç yüzyıl, dünya barışının nasıl sağlanacağı konusunda farklı görüşlere sahne olmuştur. Liberaller serbest ticaretin ve uluslararası örgütlerin önemine vurgu yaparlarken, sosyalistler üretim ve paylaşım ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiğine odaklanmışlardır. Çevre konusundaki farkındalığın artması ise insanın dünyada yalnız olmadığını hatırlatmış, sürdürülebilir bir yaşamın olanakları daha fazla araştırılır olmuştur. Barışla bağlantılı akademik çabalar, dünya savaşlarının, bölgesel, ülkeler arası ve ülke içi çatışmaların patlak verdiği bir ortama rağmen devam etmiştir. Bu metin de silahlar yerine insanların konuştuğu, anlaştığı bir dünya için gönülden iletişimin ve paylaşımın önemine dikkat çekmek üzere 2011 yılında ‘Mekan ve Kültür’ Sempozyumunda sunmuş olduğum basılmamış tebliğimin bazı bölümlerini içermektedir.Article Demokrasi ve İnsan Doğası(Bilim ve Teknoloji, 2014) Selçuk, Fatma ÜlküTarihin farklı dönemlerinde oy verme ve yönetme konusunda yetki sınırlaması olmuştur. Bu sınırlama, sınıfsal farklılıklardan kaynaklanabileceği gibi, cinsiyet farklılığından veya etnik farklılıklardan da kaynaklanabilmiştir. Ayrıca, akıl sahibi olma, siyasetle uğraşacak yeterli boş zamanı olma, temel eğitim almış olma gibi ölçütlerin de gündeme getirildiği görülmüştür. Günümüzde ayrıntılarda farklılıklar görülse de (örneğin hükümlülüğe, askerliğe dair düzenlemeler kısıtlamalar getirebilmektedir) pek çok ülkede reşit, kendi kararını verebilecek ehliyete sahip yurttaşlar, seçme hakkına sahiptir. Bu yazıda, seçme, oy verme, seçilme ve yönetme haklarına dair ehliyet konusu, kişilik bozuklukları çerçevesinde tartışılacaktır. Zira günümüzde, kişilik bozuklukları, akıl hastalığı statüsünde sayılmayıp bu bozukluklardan muzdarip olanlar genelde cezai ehliyeti haiz bireyler olarak değerlendirilir. Halbuki, yönetim konumlarında bulunan insanlar, başkalarının kaderini etkileyecek kararlar vermektedir. Bu kararlar, yaşamsal öneme de sahip olabilmektedir.Article Y Kuşağı Da Neyin Nesi?(Bilim ve Teknoloji, 2013) Ülker, Halil İbrahimFukuyama 20. yüzyılın sonunda, tarihin bittiğini ilan edince, tüm kavram, kurum ve kurallar yeniden gözden geçirildi. Artık bir post dünya yaşanıyordu. Post-modernizim, post fordizm, post-sosyalizm, post-liberalizm, post-sanayileşme, post-vd. bu akımlar, yaşamın farklı cephelerinin değiştiğini artık insanla doğanın yeni hesaplaşmalar içine girdiğini anlatmaya çalışıyorlardı. Bir gerçek vardı o da tarihin hızlanmasıydı. İletişim teknolojisi, ulaşım tarzı, devlet yönetimi, tüketim kalıpları, meslekler herşey değişiyordu. Küreselleşme taraftarları, hep olacak iyi şeylerden bahsettiler. Gerçekten Alvin Toffler’in işaret ettiği gibi insanlık, feodaliteden sonra sanayileşme aşamasını da tamamlıyor ve enformasyon çağına geçiyordu. Ekonominin, teknolojinin, ulaşımın değiştiği doğruydu. Ama kimse bu değişiklikler karşısında Ademoğlu’nun ne olduğunu konuşmuyordu.Article TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜ VE EKONOMİK YANSIMALARI – II(Bilim ve Teknoloji, 2013) Can, Neslihan; Özer, MerveTürkiye’nin demografik fırsat penceresi döneminin 2000’li yılların başında başladığı ve yaklaşık olarak 2040 yılında kapanacağı tahmin edilmektedir. Dizinin bir önceki bölümünde belirtildiği gibi bu dönem demografik yapının ekonomik büyüme lehine sunduğu bir fırsat dönemidir, fakat bu dönemde yüksek ekonomik büyüme rakamlarına ulaşılacağının garantisi yoktur. Bu sürecin değerlendirilebilmesi için doğru politika ortamının yaratılması ve demografik yapının ekonomik büyümeye katkı sağlayabileceği olası kanalların doğru yönlendirilmesi gerekmektedir.Article Powers of Theory: Capitalism, the State, and Democracy(Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2012) Sayın, ÇağkanAynı kavrama yönelik birbirinden farklı ve uzlaşmaz görünen açıklamaların varlığı sosyal bilimleri bir yandan çok boyutlu kılarak zenginleştiren, diğer yandan da yarattığı karmaşa nedeniyle zaman zaman açmaza götüren bir özellik olsa gerek. Örneğin devlet, demokratik sorumluluklarından kaçınmaya eğilimli ve bireylerin demokratik süreçlerler/kurumlarla güçlendirilmesi yoluyla sınırlandırılması gereken bir yapı mı? Toplumdan ve iktisadi güçlerden özerk, bürokratik ve egemen bir örgüt mü? Ya da doğrudan kapitalistlerin denetiminde olan bir aygıt veya kapitalizmin yeniden üretilmesinin bir aracı mı? Daha da ötesi, devlet kavramı bu tanımlardan yalnızca birisine oturtulmak durumunda mı? Devlet olgusunun farklı yönlerini ön plana çıkartarak devleti, toplumu ve aralarındaki ilişkiyi anlamaya ve açıklamaya çalışan farklı kuramlar, aralarındaki uyuşmazlıklar giderilerek, bir meta-kuram çerçevesinde biraraya getirilebilir mi?Article Türkiye’de Siyaset(2015) Ülker, Halil İbrahimÜlkemizde siyasal sürecin seyrine ilişkin bir değerlendirme yapacak olursak, söylenecek ilk söz “düzeyin düşüklüğü” dür. Çağdaş bir siyasal kültürün yokluğu ve bu konudaki yaygın cahillik kadar, iyileşme yönünde bir çaba eksikliği ve pervasızlık da söz konusudur. Niteliksiz konuşmalar, bilinçsiz tutum/davranışlar, garip değerlendirmeler, ufuksuz ve dar görüşler v.b. seçip seçip alın.Article Bu Yök Yasası Neden Değişmez? Bilen Var Mı?(İz Dergisi, 2015) Ülker, Halil İbrahimBu yazımızda 1980 sonrası (Küreselleşme Sonrası da diyebiliriz.) Gerçekleştirilen eğitim reform çabalarından söz ederek, benzer iki ülkenin kısa bir karşılaştırılması yapılacaktır. Türkiye Tanzimat’dan beri kamu yönetimi ve kamu hukuku açısından Fransa’yı hep yakından izlemiştir. Üniter ve merkeziyetçi bir kamu yönetimi benzeşmesinden hareketle, bu kısa karşılaştırma için Fransa ve Türkiye seçilmiştir. İki ülkenin 1980 sonrası eğitim reform süreçlerini harfiyen izlemek ve karşılaştırma yapmak bu makalenin sınırlarını çok aşar. Bu nedenle Fransa eğitim reform çalışmalarına örnek olacak, iki reform adımı seçilmiş. (İki çalışma metni Fransızcadan çevrilmiş ve bu çalışmalar Türkiye’deki uygulamalar ile karşılaştırılmıştır.Article TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜ VE EKONOMİK YANSILAMALARI – I(Bilim ve Teknoloji, 2013) Can, Neslihan; Özer, MerveBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 2008 yılında yaptığı “3 çocuk” açıklaması ve bu açıklamayı takip eden politika paketlerinin hazırlıkları ülkemizin nüfus yapısı ve yaratacağı ekonomik etkilerle ilgili tartışmaları ülke gündemine taşımıştır. Başbakan Erdoğan’ın yaşlı bir nüfus yapısına sahip olmanın getireceği ekonomik olumsuzlukları vurgulayarak yaptığı açıklamalara rağmen son dönemlerde nüfus artış hızı düşmeye devam etmektedir. Nüfus artış hızındaki düşüşün arkasında yatan nedenleri ve nüfus yapısındaki değişimin ekonomik getirilerini akademik yazın ışığında inceleyecek olan bu yazı dizisiyle ülkemiz genelinde yapılan bu tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktayız.Article EĞİTİMCİ OLMAK NASIL BİRŞEY?(Bilim ve Teknoloji, 2014) Ülker, Halil İbrahimBir ülkede toplumsal bir sorun olmasın ki; eğitimle, uygarlıkla, demokrasiyle ilgisi bulunmasın. Ama siz 150 sözcükle dil kullanıyor, ortaçağ içerikli 5 yıllık eğitimle yetiniyorsanız; kuşkusuz umutlar başka baharlara kalacaktır. Bir ülkede ölçme ne kadar hassassa (gelişmişse) ülke o kadar gelişmiştir derler. Bu ölçme kömür, demir, fasulye, not gibi şeylerle ilgili olacağı gibi; duygu, değer, performans, yeterlik vb. şeylerle de ilgili olabilir.Article Atatürk Orman Çiftliği Nasıl Kurtulur?(İz Dergisi, 2015) Şahin, Savaş ZaferGeçtiğimiz aylarda, TMMOB’a (Türk Mühendis ve Mimarlar Odası Birliği) bağlı meslek odalarının açtığı önemli bir davada mahkemelerin aldığı kararlar siyasi bir tartışmanın odağına oturdu. Yeni başbakanlık binasının yapımı için Atatürk Orman Çiftliğinin sit derecesinin birinci dereceden üçüncü dereceye düşürülmesine ilişkin Koruma Bölge Kurulu kararı ve ilgili plan kararları iptal edilmişti. Medya bu gelişmeyi “AOÇ kurtuldu” başlığıyla vermeyi tercih etti. Yazılanlara göre yeni Başbakanlık binasının yıkılması gerekiyordu. Peki gerçekten de AOÇ kurtuldu mu? Ya da bir idare mahkemesi yürütmenin başına ev sahipliği yapacak bir yapıyı yıkarak AOÇ’yi kurtarma kudretine sahip mi?

