8 results
Search Results
Now showing 1 - 8 of 8
Article Main Outcomes of the Diyal-Tr Study: Regional\rdifferences of Mortality and Morbidity in Chronic\rhemodialysis Patients(Aves, 2022) Kızılırmak, Pınar; Ecder, Süleyman Tevfik; Ateş, Kenan; Arıcı, Mustafa; Sezer, Siren; Kaptanoğulları, Hakan; Arınsoy, Selim Turgay; Ecder, Tevfik; Arinsoy, TurgayObjective: Variations in care at national or global level may have an impact on the prognosis of patients on chronic hemodialysis.\rWe aimed to describe regional differences in all-cause mortality or cardiovascular morbidity in chronic hemodialysis\rpatients in Turkey.\rMethods: We enrolled 2461 patients who were initiated chronic hemodialysis in 93 centers in Turkey between January 27,\r2017, and February 09, 2018. We included 2-year follow-up data of 1877 patients in this prospective study. The primary\routcome, the rate of composite endpoint of all-cause mortality or cardiovascular morbidity, was compared between geographical\rregions. Secondary outcomes were the rates of hospitalization and infections.\rResults: In total, 552 patients (29.4%) developed the primary outcome. The highest and lowest rates of primary outcome\roccurred in the Mediterranean (34.5%) and Southeastern (26.5%) & Central Anatolian regions (26.5%), respectively, with no\rsignificant differences across regions (P = .82). Hospitalization events were detected in 377 patients (20.1%). The highest\rrate of hospitalization was detected in the Black Sea region (33.8%), and the lowest (7.6%) in the Southeastern region. The\rregions did not differ in hospitalization rates (P = .88). Infections occurred in 11.3% (n = 212) of the patients. The highest and\rlowest rates of infections occurred in the Aegean (18.2%) and the Southeastern (2.9%) regions, respectively. We detected\rsignificant difference between geographic regions (P = .02).\rConclusions: Our study showed that almost 3 in every 10 chronic hemodialysis patients reached the primary endpoint\rof all-cause mortality/cardiovascular morbidity during the 2 years of follow-up. The occurrence of this outcome does not\rseem to exhibit geographical variation across the country.Review Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Akciğer Kanserinde İmmünoterapi ve Tedavide Multidisipliner Yaklaşım(Turkish Assoc Tuberculosis & Thorax, 2020) Karadurmuş, Nuri; Kaya, Akın; Göksel, Tuncay; Yılmaz, Ülkü; Tülek, NeclaAkciğer kanseri dünya genelinde kanserle ilişkili ölümlerin başlıca nedeniolmaya devam etmektedir. Son 20 yılda kanser biyolojisi ve patogenezi hakkındaki bilgiler artmış, immün kontrol noktası inhibitörleri (İKNİ) kullanımasunulmuş ve böylece solid kanserlerin tedavisinde önemli bir dönem başlamıştır. Bu derlemede; tedavide yenilikler, immünoterapi ve tedavide multidisipliner yaklaşım çerçevesinde akciğer kanseri ele alınmıştır. Küçük hücreli dışıakciğer kanseri (KHDAK) en sık görülen ve özellikleri nedeniyle İKNİ tedavisinden ideal olarak yararlanabilecek akciğer kanseri türü olması nedeniyleyazının odak noktasını oluşturmuştur. Bu derleme, akciğer kanseri tedavisindeimmünoterapi yaklaşımının göğüs hastalıkları başta olmak üzere tüm branşlarda multidisipliner farkındalığını artırmayı ve yönetimi hakkında bilgi sağlamayıamaçlayan ilk Türkçe derlemedir. Ayrıca bu derleme, KHDAK tedavisinde İKNİkullanımına ilişkin son klinik çalışmaların dikkat çekici sonuçlarını sunmasıaçısından önem teşkil etmektedir. İmmünoterapi kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatmıştır ve İKNİ tedavisinin kendine özgü etki mekanizması yeni bazı advers olay grubunun ortaya çıkmasına nedenolmuştur, bunlar arasında pnömonitis özellikle önemlidir ve advers olaylar konusunda gerektiğinde hastaların ilgili uzmanlık dalları ilekonsülte edilmesi gerekmektedir. Akciğer kanserinde tedavi, hastanın özellikleri, histolojik özellikler, genetik durum göz önünde bulundurularak her bir hastaya özel planlanmalı ve akciğer kanserli bir hastanın tanısal değerlendirilmesi ve en uygun şekilde tedavisi içingöğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji uzmanlık dalları arasında işbirliği sağlanmalıdır. Bununla birlikte, aile hekimleri de akciğer kanserinin erken tanınmasında ve ayrıca hastalarını tütün bırakmayı teşvik ederekkanserin önlenmesinde önemli rol oynayabilirler. Ayrıca, toplumda farkındalık yaratmak ve erken tanı için akciğer kanseri yönündentarama çalışmaları yapmak hedeflenmelidirArticle Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Karotis Arter Stentlemesinin Etkinliği ve Güvenliği: Tek Merkez Deneyimi(Kare Publ, 2020) Karaduman, Bilge Duran; Karaduman, Bilge Duran; Ayhan, Hüseyin; Ayhan, Hüseyin; Keles, Telat; Bozkurt, Engin; Karaduman, Bilge Duran; Ayhan, HüseyinAmaç: İnternal karotis arterdeki orta ve şiddetli darlıklar tüm inmelerin %10–15’ine neden olmaktadır. Bu çalışmada, üçüncü basamak bir referans merkezde karotis arter stentlemesinin (KAS) güvenliğini ve kısa dönem etkinliğini değerlendirmeyi amaçladık. Yöntemler: Üçüncü basamak merkezimizde Ocak 2017 ile Mayıs 2018 arasında KAS uygulanan hastalar geriye dönük olarak değerlendirildi. KAS uygulanan 145 hasta çalışmaya dahil edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 70.1±8.6 yıl idi ve tüm grubun %75.2’si erkek olup %37.9’unda hipertansiyon mevcuttu. Hastaların 81’i (%55.9) semptomatik, 64’ü (%44.1) asemptomatik olarak gruplandırıldı. Semptomatik hastalarda koroner girişimler daha çok KAS sonrası (%38.9) yapılırken, asemptomatik grupta ise KAS öncesi (%25.9) ve sonrasında (%25.9) benzer oranlarda yapıldığı görüldü ama gruplar arasında istatistiksel fark yoktu. Semptomatik hastalarda (%59.2), asemptomatik hastalarda (%78.7) olduğu gibi distal emboli koruyucu cihaz (EKC), proksimal EKC’ye göre daha fazla kullanıldı. Ancak proksimal EKC, semptomatik hastalarda asemptomatik hastalara kıyasla anlamlı olarak daha fazla kullanıldı. Hastane içi ölüm görülmedi ve tüm popülasyonda 5 (%3.4) hastada inme veya geçici iskemik atak (GİA) gözlendi. Asemptomatik grupta GİA veya inme gözlenmedi, semptomatik grupta 2 hastada (%2.4) inme ve 3 hastada (%3.7) GİA görüldü. Sonuç: Bu çalışma kabul edilebilir komplikasyon oranları ile KAS’ın güvenirliğini ve uygulanabilirliğini ortaya koymuştur. KAS prosedürü, deneyimli girişimciler tarafından optimal tıbbi tedavi altında, agresif risk modifikasyonu ile EKC kullanılarak, uygun hastalarda en az komplikasyonla gerçekleştirilmelidir.Article Citation - WoS: 6Citation - Scopus: 6Covid-19 Infection in Peritoneal Dialysis Patients: \ra Comparative Outcome Study With Patients on \rhemodialysis and Patients Without Kidney Disease(Aves, 2022) Kazancıoğlu, Rümeyza; Ozturk, Savas; Turgutalp, Kenan; Gürsu, Meltem; Arıcı, Mustafa; Oruç, Ayşegül; Ateş, Kenan; Odabas, Ali Riza; Bek, Sibel GökçayObjectives: There is limited data about coronavirus disease-19 (COVID-19) characteristics and results in peritoneal dialysis \r(PD) patients. This study aimed to investigate the characteristics and outcomes among PD patients and compare them with \rmatched hemodialysis (HD) patients and a control group without kidney disease.\rMethods: We included 18 PD patients and consecutive age- and gender-matched 18 HD and 18 patients without kidney \rdisease (control group) registered into the Turkish Society of Nephrology database including 1301 COVID-19 patients. We \rcompared demographic, clinical, radiological, laboratory data, and outcomes namely intensive care unit (ICU) admission, \rmechanical ventilation, mortality, and composite outcome (death and/or ICU admission).\rResults: ICU admission, mechanical ventilation, and mortality rates in PD patients (27.8%, 22.2%, and 22.2%, respectively) \rand the HD group (16.7%, 11.1%, and 16.7%, respectively) were higher than the control group (11.1%, 11.1%, and 5.6%, \rrespectively), but intergroup comparison did not reveal difference. A total of 11 (20.3%) patients had composite outcome \r(6 PD patients, 3 HD patients, and 2 patients in the control group). In Cox regression analysis, higher age and higher CRP level were related to increased risk of composite outcome. Adjusted rate of composite outcome in PD group was significantly higher than \rthe control group (P = .050). This rate was similar in HD and control groups (P = .30).\rConclusions: Combined in-hospital mortality and/or ICU admission of PD patients with COVID-19 was significantly higher than the control \rpatients. There is a need for careful surveillance of PD patients for infection signs and prompt treatment of COVID-19.Article Citation - WoS: 1Hemoroid Lastik Band Ligasyonu Komplikasyonlarının Yönetimi: Masif Rektal Kanama(Galenos Publ House, 2024) Gülen, Merter; Emral, Ahmet Cihangir; Ege, BahadırAmaç: Çalışmanın amacı, hemoroidal hastalıkta cerrahi dışı tedavi seçeneklerinden biri olan lastik band ligasyonunu (RBL) ve buna bağlı gelişen komplikasyonları irdelemektir. Morbiditesi nedeniyle önem arz eden masif rektal kanama komplikasyonunun yönetimini sunmaktır. Gereç ve Yöntem: Evre 1-2 ve 3 internal hemoroidal hastalık nedeniyle 2018-2022 yılları arasında kliniğimizde RBL yapılan 564 hasta retrospektif olarak irdelenmiştir. Gebelik durumu, geçirilmiş anorektal cerrahi, kronik karaciğer hastalığı ve antikoagülan kullanımı nedeniyle 72 hasta çalışma dışında bırakılmıştır. Hastaların 492’si çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastalara proktoloji ünitesinde detaylı anorektal muayene, 50 yaş üstündekilere ise kolonoskopik değerlendirme yapılmıştır. Hastaların demografik özellikleri, gelişen komplikasyonlar (minör/majör) ve uygulanan band ligasyon sayısı standardize edilmiş formlara kayıt edildi. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 33,4±11 (18-65) yıl olup, 385’i (%78,3) erkek, 107’si (%21,7) kadındı. Hastaların 39’una (%8) tek kadran, 448 hastaya (%91) iki kadran ve 5 hastaya üç kadran RBL uygulandı. RBL sonrası minör komplikasyonlar (anal ağrı, vazovagal semptomlar, minör rektal kanama, üriner retansiyon) yirmi hastada (%4) gelişirken, hastaların 4’ünde (%0,8) masif rektal kanama meydana gelmiştir. Masif rektal kanama gelişen hastaların hepsi acil şartlarda hospitalize edildi ve operasyona alındı. Bu hastaların birine 3 ünite, üç hastaya ise 4 ünite eritrosit transfüzyonu yapıldı. Sonuç: Hemoroidal band ligasyonu, hemoroidal hastalık tedavisinde güvenli ve etkili bir yöntemdir. Ancak hayatı tehdit edecek ciddi kanamalara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Article Citation - WoS: 1Citation - Scopus: 1Noninvaziv Mekanik Ventilasyon Desteği Olan ve Olmayan Akut Solunum Yetmezliğinde Fonksiyonel Bağımsızlık ve Kas Kuvveti(Turkey Assoc Physiotherapists, 2020) Çakartaş, Şahveren; İnce, Deniz İnal; Savcı, Sema; Topeli, Arzu; Yağlı, Naciye Vardar; Sağlam, Melda; Kütükçü, Ebru Çalık; Calik Kutukcu, Ebru; Inal-ınce, Deniz; Vardar-yagli, Naciye; Güçlü, Meral Boşnak; Inal Ince, Deniz; Vardar Yagli, NaciyeAmaç: Akut solunum yetmezliği (ASY) sürecinde kas zayıflığı gelişimi sıktır. Bu çalışmanda yoğun bakımda ASY nedeni ile tek başına standart medikal tedavi (SMT) ve SMT’ye ek olarak noninvaziv mekanik ventilasyon (NIV) uygulanan olgularda kas kuvveti ve fonksiyonel bağımsızlığı karşılaştırılmak amaçlandı. Yöntem: Çalışmaya ASY ile izlenen 32 olgu (19 NIV ve 13 SMT) dahil edildi. Olguların özellikleri kaydedildi. Periferal kas kuvveti için Medical Research Council Skalası (MRC) kullanıldı ve el kavrama kuvveti ölçüldü. Fonksiyonel bağımsızlık düzeyi Barthel İndeksi (Bİ) ile değerlendirildi. Sonuçlar: NIV grubunda proksimal kas kuvveti (omuz abduktorleri) distal ekstremite kas kuvvetinden (el bileği ekstansorleri) anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,030). Her iki grupta, proksimal alt ekstremite kas kuvveti (kalça fleksiyonu), distal ekstremite kas kuvveti (ayak bileği)’nden anlamlı olarak daha azdı (p=0,002). NIV grubunun Bİ toplam puanı SMT grubundan anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,016). Bİ puanı, MRC toplam puanı (r=0,633) ve el kavrama kuvveti (r=0,629) ile ilişkiliydi (p<0,05). Tartışma: ASY nedeni ile NIV uygulanan hastalarda fonksiyonel bağımsızlık ve distal kas kuvveti ile karşılaştırıldığında proksimal kas kuvveti olumsuz yönde etkilenmektedir. Yoğun bakımda rehabilitasyon uygulamalarında zayıflık veya fonksiyonel kısıtlılığın hastaların uygun fonksiyon görmesini engelleyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.Article Pankreas Cerrahisi Sonrası Histopatolojik Değerlendirme: Hpb’ye Özgü Patologlar ile Spesifik Olmayan Patologların Sonuçlarının Karşılaştırılması(Turkish Surgical Assoc, 2023) Emral, Ahmet Cihangir; Dikmen, Kürşat; Tahernejad, Maryam; Sardari, Khotan; Pour, Ali Rahman; Ekinci, Özgür; Kerem, MustafaGiriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, aynı cerrahi ekip tarafından pankreatikoduodenektomi yapılan hastaların spesmenlerinin HPB-spesifik pato- loglar ve genel patologların değerlendirme sonuçlarını karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Periampuller bölgede pankreatikoduodenektomi (PD) uygulanan 159 hastanın patoloji sonuçları retrospektif olarak incelendi. HPB-spesifik patologlar (S grubu) ve diğer patologların (NS grubu) histopatolojik değerlendirme sonuçları karşılaştırıldı. Patoloji spesmenleri değerlendirilerek, tümör boyutu (mm), total lenf nodu, metastatik lenf nodu, cerrahi sınır pozitif/negatifliği (RO/R1/R2 rezeksiyonu) ve vasküler rezeksiyon yapılan hastaların verileri gruplar karşılaştırılarak değerlendirildi. Bulgular: HPB-spesifik patologlar (S grubu) tarafından 91 hastanın, non-spesifik grupta (NS grubu) ise 68 hastanın spesmen sonuçları incelendi. Ortalama toplam lenf nodu sayısı ve diseke edilen metastatik lenf nodu sayısı açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı sonuç göz- lendi (sırasıyla p= 0,04, p< 0,01). Ayrıca cerrahi sınır pozitifliği (R1) S grubunda istatistiksel olarak daha yüksek bulundu (p= 0,02). Sonuç: HPB ameliyatlarının başarısının kliniğe yansıyabilmesi için patoloji spesmenlerinin HPB-spesifik patologlar tarafından incelenmesi önem taşımaktadır.Article Risk Factors for Rectal Colonization with Carbapenemase Producing Enterobacteriaceae(Bilimsel Tip Yayinevi, 2021) Hekimoglu, Sirin; Ertem, Gunay; Yucel, Mihriban; Basar, Hulya; Kaya Kilic, Esra; Ozcan, Ayse; Tulek, Necla; Kılıç, Esra Kaya; Erdınc, Fatma SebnemIntroduction: Carbapenem-resistant Enterobacteriaceae (CRE) is the most common pathogens acquired in intensive care units (ICU). Materials and Methods: This study was designed as prospective observational study at the Ankara Healthcare Application and Research Center of the University of Health Sciences. The study was conducted between September 2017 and May 2018 in the tertiary Anesthesiology and Reanimation ICU. Rectal swab samples were taken from each hospitalized patient during hospitalization and weekly thereafter. Sixty-five patients with CRE colonization were considered as the study group and 65 patients without CRE colonization were considered as the control group. Results: The 51% of the cases are male and 49% are females. The mean age of all cases was 69.1 +/- 17.6 and the median age was 73. The majority of bacteria grown in rectal swabs are constituted by Klebsiella pneumoniae (43-58.1%) and Escherichia colt (16-21.6%). Duration of hospitalization in the ICU was 19.6 +/- 15.8 in the control group and 48.5 +/- 38.2 in the study group. Duration of hospitalization in CRE-infected patients were longer than non-infected patients (p<0.001). The use of a central venous catheter and tracheostomy showed statistically significant difference between the groups (p< 0.05). Nineteen cases (29.2%) had CRE positivity at their admission to the ICU. Eighteen of these patients came from another clinical service or hospital (p< 0.005). In the control group, carbapenem was used in a mean of 11.9 +/- 9.9 days and in the study group a mean of 16.3 +/- 8.5 days (p= 0.002). In multivariate analysis of risk factors, duration of hospitalization in the ICU increases the risk of CRE positivity in rectal culture 1.04 (95%GA, 1,005-1,072, p= 0.024) times more. Conclusion: In our study, it can be said that it is important to question the indications of invasive procedures to be applied to the patients. We recommend that patients should be admitted to service follow-up when the ICU follow-up and treatment indications are terminated. Carbapenem treatment times should be shortened. As a result, it would be wise to take rectal surveillance cultures in ICUs to detect and control carbapenem-resistant strains.

