Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Article
    TÜRKİYE'DE YAPILAN HOMOFOBİ ÇALIŞMALARINA GENEL BİR BAKIŞ
    (2018) Orta, İrem Metin; Camgöz, Selin Metin; Metin-orta, İrem
    Eşcinsel bireyler, toplumda önyargı ve ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu türden olumsuz tutum ve davranışları tanımlamak amacıyla araştırmacılar homofobi kavramını ortaya koymuştur. Homofobi, toplumun her alanını ilgilendiren ve farklı disiplinler tarafından çalışılması gereken önemli bir konudur. Özellikle, örneklemleri Türkiye'den seçilen homofobi çalışmalarının sayısı son yıllardabelirgin bir artış göstermiştir. Ancak, bu çalışmalar farklı disiplinler tarafından yürütülmekte, yöntem, örneklem, ölçüm araçları ve analiz türleri bakımından pek çok farklılık göstermektedir. Dolayısıyla, bu çalışmanın amacı, homofobi üzerine yapılmış olan, Türkiye örneklemli görgül, kuramsal ve derleme türündeki bilimsel makaleleri bir araya getirmek ve bulguları özetleyerek sistematik bir şekilde ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda, ulusal ve uluslararası bilimsel dergide yayınlanan 35 adet makale çalışmaya dâhil edilmiş ve temel bulgular özetlenerek okuyucuya sunulmuştur. Bu çalışmalar: a)Eşcinselliğe ve eşcinsellere yönelik tutumları ve bunlarla ilişkili olan sosyal psikolojik değişkenleri ele alan çalışmalar, b)eşcinselliğe ilişkin tutumların ölçülmesi amacıyla ölçeklerin geliştirildiği veya Türkçe'ye uyarlandığı çalışmalar, c)eşcinsellerin/LGBT bireylerin nasıl algılandıkları ve onlara ilişkin kalıpyargıları ele alan çalışmalar, d)eşcinsel/LGBT bireylerin sosyal ve bireysel alanda karşılaştıkları sorunları ve bunların sosyal ve psikolojik sonuçlarını ele alan çalışmalar ve son olarak e)eşcinsellere ilişkin tutumların değişip değişmediğine odaklanan çalışmalar şeklinde gruplandırılabilir. Bu derleme, alan yazınına, eksik olan noktaların tespit edilmesi ve gelecek çalışmalarda ele alınabilecek konulara yol göstermesi bakımından katkı sağlamaktadır.
  • Article
    Türkiye’de Göçmen/Mülteci Topluluklarında Çocuk Dil Aracılığı
    (2024) Özer, Özge Bayraktar
    Yerleşilen ülkenin dilini ve sosyokültürel normlarını en hızlı özümseyen aile üyeleri olarak çocuklar, göçten sonra kısa sürede aileleri için farklı ortamlarda sözlü çeviri faaliyetlerini yürütmektedir. Bu açıdan, daha geniş bir ifadeyle çocuk dil aracıları olarak tanımlanan çocuk çevirmenler hem dilsel iletişimin sağlanmasında hem de göçmen/mülteci toplulukları ile ev sahibi toplum arasında etkileşim sağlan- masında rol oynarlar. Genellikle göçmen/mülteci topluluklar bağlamında incele- nen bir olgu olarak çocuk dil aracılığı (ÇDA) profesyonel olmayan bir toplum çevirmenliği pratiği olarak tanımlanabilir. Buna rağmen, Türkiye’de çeviribilim alanında bir araştırma konusu olarak henüz ele alınmamıştır. Her ne kadar ulus- lararası alanyazında eğitimbilim ve gelişimsel psikoloji perspektiflerinden uzun yıl- lardır incelenmiş olsa da, çocuk dil aracılığı her şeyden önce bir çeviri faaliyetidir ve çeviribilimcilerin yaklaşımlarını beklemektedir. Temelde bu eksikliği gidermeyi hedefleyen bu çalışmanın amacı yoğun göç alan ülkelerde uzun yıllardır farklı disi- plinler tarafından ele alınan çocuk dil aracılığı olgusunu Türkiye’de göçmen/mülteci topluluklar bağlamında incelemektedir. Bu doğrultuda, Türkiye’ye farklı ülkeler- den göç etmiş, aileleri için çocukluğunda dil aracılığı faaliyetinde bulunmuş, 18-21 yaş aralığındaki altı katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Tem- atik analiz yöntemiyle incelenen görüşme verileri, Türkiye’de çocuk dil aracılığına en çok ihtiyaç duyulan çeviri ortamları, asıl dil aracılığı kavramı, dil aracılığının katkıları, çocuk dil aracılarının aracılık faaliyetine ilişkin duyguları ve üstlendikleri sorumluluk konularına ışık tutmaktadır.
  • Article
    Sekülerleşmeye Farklı Teorik Perspektifler ve Göçün Avrupa’nın Gelecekteki Dindarlığı Üzerindeki Etkisi
    (2022) Akdemir, Tuğba Gürçel; Gürçel, Tugba
    Sekülerleşme ve dindarlığın yükselişi tartışması, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar nedeniyle Avrupa’ya yönelen yoğun göçle birlikte farklı bir boyuta taşındı. Sekülerleşme literatürü, modernleşme ile uyumlu olarak doğrusal bir yükseliş trendi bekliyor ve Avrupa’nın her ikisi için de merkez noktası olmasını öngörüyordu. Bu çalışma, sekülerleşme tartışmasını ele alarak güncel göç dalgasını, bu görece ihmal edilmiş olan bağlamda incelemektedir. Ana fikir, sekülerleşme kuramları içerisinde dinde pazar modeli yaklaşımının ve varoluşsal güvenlik paradigmasının Avrupa’da din-devlet ilişkilerinin geleceği ile ilgili daha geniş bir açıklama gücüne sahip olduğudur. Buna göre, klasik sekülerleşme kuramlarının beklediğinin aksine, göçün sonucu olarak dini çoğulculuk ve hem doğum oranları hem de dindarlıkları Avrupalılardan daha yüksek olan Müslüman göçmenlerin Avrupa’daki dindarlığı artırmaları öngörülmektedir. Bu manada, dini alandaki tartışmaları büyük ölçüde geride bırakmış olan Avrupa, yaşanan göç fenomeni nedeniyle yeni bir mücadele ile karşı karşıya kalabilir.
  • Article
    TÜRKİYE’NİN AVRUPALILAŞMASI VE LGBTI HAKLARI
    (2020) Yılmaz, Gözde
    Avrupa Birliği (AB) ayrımcılıkla mücadele konusunda gelişmiş biryapıya sahip olmasıyla beraber LGBTI hakları da bu çerçevede ele alınmıştır. AB aday ülkeleri de bu rejimin bir parçası olmaları ve ilgili politika alanlarında reform yapmaları konusunda AB talepleriyle karşılaşmaktadır. Türkiye de bir AB aday ülkesi olarak bu durumdan bağımsız değilken ülkede LGBTI haklarında 2000’ler süresince bir gelişme yaşanmamış ve hatta bu alan ayrımcılığın sıklıkla tecrübe edildiği bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Bu makale 2000’li yıllarda hızını arttıran Avrupalılaşma reformları süresince Türkiye’de LGBTI haklarında herhangi bir gelişme olmadığını ortaya koymakta ve bunun nedenlerini incelemektedir. Makalenin ana argümanı AB’nin bu hassas konudaki etkisizliğinin ve 2000’ler boyunca tek başına iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin LGBTI ile ilgili konulardaki olumsuz zihniyet yapısının LGBTI haklarındaki durağanlığın nedeni olduğudur.
  • Article
    Self-determınatıon Vs. Terrıtorıal Integrıty: Ottoman-armenıan Conflıct Of 1915 From Two Perspectıves Of Statehood
    (2012) Temel, Bülent
    Bu makale yaklaşık 750000 Osmanlı Ermenisinin İttihat ve Terakki yönetimi tarafından sevk ve iskan edilmesini, kendi kaderini tayin hakkı ve toprak bütünlüğü kavramları açısından ele almaktadır. On yıllardır sürmekte olan “soykırım mı? tehcir mi?” tartışmalarına girmeden, makale bu ihtilafa özgün bir açıdan yaklaşarak ayrılıkçı talepleri haklı kılabilecek kendi kaderini tayin hakkının dayandığı meşru temellere ilişkin teorik bir yaklaşım sunmaktadır. Kötü muamele, barışçılık, çoğunluk ve tarihsel imtihan, meşru ayrılıkçılık için teorik önkoşullar olarak tanımlanmaktadır ve 1915 tehcirinin arşivsel bir analizi bu önkoşullardan üçünün Ermenilerin bağımsızlık arayışında bulunmadığı ortaya koyulmaktadır.
  • Article
    Protection of Human Rights by International Court of Justice
    (2015) Arsava, Ayşe Füsun
    De facto unlimited authority of International Court of Justice as judiciary of UNthat is entrusted with peaceful resolution of disputes between states and issue opin- ions requested from UN bodies or institutions and acceptance of human rights vio- lations as violation of international law authorize International Court of Justice onhuman rights area. However this situation does not substitute International Court ofJustice for universal or regional specialized human rights courts. This article sets light to discussions within this framework and particularly caselaw of International Court of Justice and European Court of Human Rights on humanrights violations.
  • Article
    The Renovation of the Self by the Other in Iris Murdoch’s Carnivalesque The Italian Girl (1964)
    (2022) Ambarcıoğlu, Hasibe; Aydın, Hasibe
    Bakhtin (1895-1975), who was a Russian literary critic and philosopher, has made significant contributions to the terminology of literary theory, such as dialogism, polyphony and carnavalism.He examined the works of Dostoevsky to unpack the difference between Dostoevsky’s oeuvre and the other homophonic, that is single voiced novels. In these novels, characters are set and fixed whereas Dostoevsky’s characters are unfinalizable and they are defined ‘by the word of the other, so that the plot is drawn within the interaction between the characters not by the authorial ideal. In his Rabelais and His World (1965), Bakhtin underlines two important terms, ‘carnival’ as a social institution and grotesque realism as a literary mode. Carnivalism is used to refer to the collectivity of the society, that is people forming a unity coming from different socioeconomic or racial backgrounds. Throughout a carnival, an individual is renewed by exchanging bodies through wearing masks and costumes. Here, the focus seems to be on the awareness of one’s sensual, material, bodily unity and community. By focusing on the body, Bakhtin combines the carnival with the grotesque which determines the carnival’s stress on the bodily changes through eating, evacuation and sexuality. Iris Murdoch (1919- 1999), who has unpredictable plots with characters from different layers of society and undermines the ideal civilized upper-class communities, has presented her reader with the themes of morality, good and evil in her novels. The aim of this paper is to read The Italian Girl (1964) using Baktinian criticism to interpret the renewal of her characters after they have connected the characters stigmatised as ‘the Other’ in the society, like the Jewish siblings who come from Russia and the Italian Girl, the governess of the family.