Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması
    (2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Murat
    İnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.
  • Master Thesis
    Gümüş Nanoparçacık Eklenmiş Pedot'un Hazırlanması ve Antibakteriyel Analizi
    (2022) Khaleel, Haneen Ayad; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Murat
    Hastane aracılıklı enfeksiyon (HAE) prevalansı yüksek olduğunda, antibakteriyel kaplamaların kullanılması, sıklıkla etkileşime giren hastane yüzeylerinde (örneğin klavyeler, itme plakaları veya yatak rayları) ve genellikle hastane kaynaklı enfeksiyonun altında yatan bakteriyel kontaminasyonun azaltılmasına yardımcı olabilir. Nano. parçacıkler ve polimerler kombinasyonu, bir dizi gram negatif ve gram pozitif bakteriye karşı güçlü antibakteriyel etki gösterir. Bu çalışmada nanoparçacıklr, HAE' lari önlemek için antibakteriyel yüzeyler olarak polimer ile birleştirilmiştir. Bu çalışmanın amacı, gümüşnanoparçacıklar eklenmiş PEDOT hazırlayarak Escherichia Coli ve Staphylococcus Aureus gibi hastanelerde bulunan yaygın patojenlere karşı antimikrobiyal etkinliğinin test ederek enfeksiyonları önlemek için uygun bir kaplama malzemesi yapmaktır. (PEDOT) kimyasal polimerizasyon işlemi ile EDOT ve demir (III) klorür (FeCl3) varlığında sentezlendi. Sıvı emprenye tekniği ile gümüş nanoparçacıklar PEDOT'a bağlandı ve daha sonra madde pelet yapmak için preslendi. Antibakteriyel aktivite disk difüzyon yöntemleri kullanılarak test edilirken, bu çalışmada hazırlanan malzemeler hastanelerde HAE larda azalma potansiyeli göstermektedir. Gümüş nanoparçacıkların ve PEDOT'un özelliklerinden dolayı, bakteri üremesinin önlenmesi insan vücudu üzerinde herhangi bir zararlı etki olmadan yapılabilir. Elde edilen malzemenin yaygın tıbbi kullanımı için antibakteriyel etkinliğini arttırmak üzere daha fazla araştırma yapılmalıdır.
  • Article
    Citation - WoS: 22
    Antibacterial Performance of Pcl-Chitosan Core-Shell Scaffolds
    (Amer Scientific Publishers, 2018) Ozkan, Ozan; Sasmazel, Hilal Turkoglu
    In this study, antibacterial performance of the coaxially electrospun Poly-epsilon-caprolactone (PCL)-chitosan core-shell scaffolds developed, optimized and identified physically and chemically in our previous study, were evaluated for the suitability in wound healing applications. The aim of utilizing a core-shell fibrous scaffold with PCL as core and chitosan as shell was to combine natural biocompatibility, biodegradability and antibacterial properties of chitosan with mechanical properties and resistance to enzymatic degradation of PCL. The scaffolds were prepared with the optimized parameters, obtained from our previous study. Thickness and contact angle measurements as well as Scanning Electron Microscopy (SEM) and Transmission Electron Microscopy (TEM) analyses confirmed repeated fabrication of PCL-chitosan core-shell scaffolds. In this study, assays specific to wound dressing materials, such as water vapor transmission rate (WVTR), in vitro degradability and antibacterial tests were carried out. WVTR value of PCL-chitosan core-shell scaffolds was higher (2315 +/- 3.4 g/m(2).day) compared to single PCL scaffolds (1654 +/- 3.2 g/m(2).day) due to the higher inter-fiber pore size. Additionally, in vitro degradability assays showed that the susceptibility of chitosan to enzymatic degradation can be significantly improved by hybridization with more resistant PCL while still keeping the scaffold to be considered as biodegradable. Finally, inhibition ratio and inhibition zone measurements showed that the PCL-chitosan core-shell polymeric scaffolds had significant antibacterial performance (52.860 +/- 2.298% and 49.333 +/- 0.719% inhibition ratios; 13.975 +/- 0.124 mm and 12.117 +/- 0.133 mm clear inhibition zones, against E. coli and S. aureus, respectively), close to the native chitosan. Therefore, the developed scaffolds can be considered as suitable candidates for biodegradable wound dressing applications.