Search Results

Now showing 1 - 3 of 3
  • Master Thesis
    Avrupa Birliği Ülkeleri ve Türkiye'de Bilişim Suçlarının Ceza Hukukundaki Uygulamaları
    (2010) Nacar, Fatma Burcu; Olcay, Bülent
    Yirminci yüzyılda bilişim ve sanayi devrimiyle beraber bilgisayarın hayatımıza girmesiyle bilişim sistemleri günlük hayatımızda geniş yer tutmuştur. İnsanlığa bir çok yarar ve iyilik sağlamakla beraber insanlığın zararına da kullanılmasıyla takip edilmesi ve önlenmesi zor sonuçlara sebebiyet vermektedir.Çalışmamızın amacı bilişim suçlarıyla ilgili mücadelede devletlerin yapmış olduğu mevzuatın irdelenmesidir. Çalışmamızın ilk başında genel olarak bilişim ile ilgili temel bilgiler, bilişim suçlarının tarihi gelişimi, bilişim suçlarının tasnifi ve bilişim suçlarının yapısı incelenmiştir.Çalışmamızda uluslararası alanda ve karşılaştırmalı hukukta bilişim suçları konusu ele alınmış, Avrupa Siber Suç Sözleşmesi işlenmiş, Türk Ceza Kanununu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile Elektronik İmza Kanununda düzenlenen kanun hükümleri ele alınmış, karşılaştırılıp tartışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Bilişim, Veri, Program, Siber Suç Kavramı, Bilişim Suçu
  • Master Thesis
    Neoliberal Perspektifte Çok Uluslu Servis Sağlayıcıları ile Uluslararası Ortaklaşa Çalışmanın Değerlendirilmesi, Avrupa Konseyi Siber Suç Konvansiyonu'nun Sınır Aşan Suçlarla Mücadelede Rolü ve Etkisi
    (2021) Akıllı, Fatma Akın; Yıldırım, Nilgün Eliküçük
    Avrupa Konseyi tarafından çok sayıda ülke ve uzman grubunun katkılarıyla hazırlanan ve 2021 yılı itibari ile uluslararası alanda 20. yılını tamamlamakta olan, Siber Suç Konvansiyonu ya da bir diğer deyiş ile Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi hazırlandığı yıldan bu yana uluslararası arenada bilişim suçlarına odaklanmış en çok paydaşa sahip olan anlaşmadır. Bunun yanı sıra paydaşlardan oluşan Uzmanlar Grubu'nun zamanla değişen suç trendlerine yönelik çalışmaları ile her zaman diliminde yaşayan bir anlaşma olarak varlığını devam ettirmektedir. Bilişim suçlarının bir diğer deyişle siber suçların tarihi internetin ortaya çıkmasına dayanmaktadır. İnternetin sanal ortamının kullanıcılara sağladığı avantajlar suçlular tarafından kötüye kullanılmakta ayrıca anonim olmanın sağladığı gizlenebilecek olma yanılgısı siber suçların yıkımının artmasına neden olmaktadır. Çok uluslu servis sağlayıcılarının kullanıcılarına sunduğu neredeyse maliyetsiz olan sınırsız ve anında iletişim/etkileşim şahısların anonim olabilme avantajı ile birleştiğinde bu platformlarda suçların artmasına neden olmaktadır. Suçun önlenmesinde, suç ve suçlu ile mücadele edilmesinde ve ortaya çıkan suçların arkasındaki anonim aktörlerin belirlenmesinde dijital kanıtların önemi artmakta ve bu durum ülkeleri birbirine bağımlı hale getirmektedir. Servis sağlayıcılar tarafından güvenli bir platforma sahip olmak önem kazanırken, ülkeler için bu durum vatandaşlarının korunabilmesi, ulusal güvenliğin sağlanabilmesi ve suçtan kaynaklanan ekonomik kayıpların önlenmesi önem kazanmaktadır. Ayrıca elektronik delillerin toplanması gerekliliği bu şirketler ile uzman polis birimleri arasında uluslararası çalışmayı gerekli kılarken, aynı zamanda uluslararası arenada yaşanan politik gerilimler soruşturmaların aksatılmasına ve hatta bazı durumlarda davaların kapatılmasına neden olmaktır. Bu kapsamda çok sayıda paydaşın dahil olduğu uluslararası anlaşmaların önemi her geçen gün artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siber suç, siber güvenlik, çok uluslu servis sağlayıcı, Avrupa Konseyi, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi
  • Master Thesis
    5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Kapsamında Kişisel Verilerin Korunmasına Yönelik Suçlar
    (2021) Şaşmaz, Hasan Çağrı; Sarıgül, Ali Tanju
    20. yüzyılın son çeyreğinden itibaren bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ve internet ağının dünya genelinde çok hızlı bir şekilde yayılması, birey ve kurumları, sahip oldukları bilgi ve verileri kaydetme, koruma ve saklama konusunda tedbirler almaya sevk etmiştir. Kişisel verilerin korunması, sadece tek bir devletin gayret ve çabası ile mümkün olamayacağı anlaşılınca bu korumanın uluslararası düzeyde yapılması gereği ortaya çıkmış ve bu anlamda birçok tartışma ve çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalarda kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği hakkı çerçevesinde koruma altına alınmıştır. Fakat teknolojik gelişmelere paralel olarak kişisel verilerin korunması hakkı da o denli önemli hale gelmiştir. Dolayısıyla kişisel verilerin korunması hakkının temel hak ve özgürlükler içinde dolaylı korumadan çıkarılarak kendi adıyla doğrudan bir koruma sağlanması çalışmaları hız kazanmıştır. Kişisel veriler, bağımsız bir kanun çıkarılmadan önce uluslararası ve ulusal alanda çeşitli hukuki metinlerle koruma altına alınmıştır. Ülkemizde kişisel veriler, 2016 yılında mevzuatımıza dâhil edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile koruma altına alınmıştır. Bu Kanun, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili temel kaynaktır. Bu Kanun, kişisel verilerle ilgili suçlara ilişkin olarak '5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'na atıf yapmaktadır. Bu çalışma kapsamında, yargı kararları ve uluslararası düzenlemelerden de yararlanarak, kişisel veri kavramını açıklamak, korunmasının önemini ortaya koymak ve ülkemizdeki kişisel verilerin korunmasına yönelik ceza kanununda belirlenen adli ceza içeren düzenlemelerin incelenmesi sırasında tespit edilen eksiklik veya çelişkilerin giderilmesi için çözüm önerileri sunulmaktadır.