Search Results

Now showing 1 - 5 of 5
  • Article
    İnsan Kafasındaki Dokuların Öziletkenliklerin Kestirimi İçin Kullanılan İstatistiksel Kısıtlı Minimum Ortalama Hatalar Karesi Algoritmasının Kaynak Yerelleştirimine Etkisi
    (2012) Şengül, Gökhan; Baysal, Uğur
    EEG ve/veya MEG ölçümleri verildiğinde, insan beynindeki aktif kaynakların bulunması\"EEG/MEG biyoelektromanyetik ters problemi\", \"aktivite kaynağının belirlenmesi\" ya da\"kaynak yerelleştirimi\" (source localization) olarak tanımlanır. Tipik bir kaynak yerelleştirimisistemi EEG/MEG ölçümlerinin yanısıra hastanın/deneğin kafasına ait geometri bilgisine,elektriksel kaynak hakkındaki ön bilgiye, ölçüm elektrotlarının sayısına ve bu elektrotların üçboyutlu uzaydaki konumuna ve kafa modelinde yer alan dokularınöziletkenliklerine/özdirençlerine ihtiyaç duyar. Bu çalışmada insan kafasındaki dokularınöziletkenliklerini kestirmek için daha önce önerilen İstatistiksel Kısıtlı Minimum OrtalamaHatalar Karesi algoritmasının, öziletkenlik kestirimindeki başarımı benzetim çalışmaları ilehesaplanmış ve kaynak yerelleştirimine etkisi araştırılmıştır. Beyin, kafa tası ve kafaderisinden oluşan üç kompartımanlı gerçekçi bir kafa modeli kullanılarak yapılan benzetimçalışmalarında 100 farklı öziletkenlik değeri kestirilmeye çalışılmış ve kestirim hataları kafaderisi için ortalamada %23, kafatası için % 40 ve beyin için de %17 olarak hesaplanmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde ise literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerlerikullanıldığında ve önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerleri kullanıldığındaortaya çıkan kaynak yerelleştirimi hataları yine benzetim çalışmaları ile araştırılmıştır.Çalışma sonunda literatürde verilen ortalama öziletkenlik değerleri kullanıldığında 10,1 mmkaynak yerelleştirimi hatası bulunurken önerilen algoritma ile kestirilen öziletkenlik değerlerikullanıldığında ise bu hata 2,7 mm'ye inmiştir. Burada bulunan sonuçlara göre İ.K.M.O.H.K.algoritması ile kestirilen doku öziletkenlikleri kullanıldığında kaynak yerelleştirimi konumhatasında ortalama öziletkenlik kullanılması durumuna göre %73,07'lik azalmagörülmektedir. Sonuç olarak kaynak yerelleştirimi uygulamalarında İ.K.M.O.H.K. algoritmasıile kişiye özgü olarak elde edilen doku öziletkenliklerini kullanmak, ortalama öziletkenlikkullamaya kıyasla hata oranlarını azalttığı sonucuna varılabilir.
  • Master Thesis
    İnsan İdrarları Arasında Gözlenen Çeşitliliğin Yapay İdrar Sistemi ve Ftır Spektroskopisi Kullanılarak Anlaşılması
    (2023) Ahmed, Marıam Hany Farouk Mohamed; Özkan, Filiz Korkmaz
    İdrar testleri, çeşitli tıbbi bozuklukları tanımlamanın ve teşhis etmenin yaygın ve uygun bir yoludur. Bu çalışmada, 9 yapay idrar bileşeninin normal minimum ve maksimum değerlerinin spektrumunu belirlemek için yeni bir yapay idrar protokolünü (MP-AU) kullanıyoruz. Fourier Transform Infrared (FTIR) spektroskopisi, varsa bozuklukların erken saptanmasına yardımcı olacak bu spektrumları oluşturmak için kullanılmıştır. Hastanın idrar numunesinden elde edilen spektrum, minimum ve maksimum normal değerler için yapay idrar çözeltilerinden elde edilen spektrumlarla karşılaştırılabilir. Bu karşılaştırmanın sonucu hastanın sağlığı ile ilgili olacaktır. Hastanın spektrumu bu iki normal spektrum arasında yer alıyorsa, hastanın sağlık olduğu düşünülebilir. Buna bağlı olarak, hastanın spektrumu normal aralığın dışına çıkarsa, anomaliyi saptamak için daha fazla test istenebilir. Bu çalışmanın bulguları, yapay idrar sistemi içindeki bileşenlerin miktarının, FTIR spektrumundaki tepe noktalarının genlikleri ile ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, daha sonraki çalışmalarda referans olarak kullanılmak üzere, test edilen idrar bileşenlerinin karakteristik bant pozisyonları da belirlenmiştir. Bu çalışma Atılım Üniversitesi Araştırma Destek programı çerçevesinde ATÜ-ADP-2122-01 numaralı proje ile finansal olarak desteklenmiştir.
  • Master Thesis
    Hipotalamus-hipofiz-adrenal Ekseninin Doğrusal Olmayan Denetimi
    (2019) Mohsın, Ahmed Hefdhı Mohsın; Doruk, Reşat Özgür
    Bu tez çalışmasında canlıların sirkadyen ritm ve immünolojik strese verilen fizyolojik yanıt mekanizmasında önemli rol oynayan hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseninin otomatik denetimine ilişkin bir çalışma sunulmaktadır. Hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseninin matematiksel modeli doğrusal olmayan türevsel denklemlerden meydana gelmektedir. Bu nedenle geri adımlamalı ve geri beslemeye dayalı doğrusallaştırma olarak bilinen doğrusal olmayan denetim yöntemleri tercih edilmektedir. Denetim mekanizmasında girdi adrenokortikotropin enjeksiyonu olup, denetimde aynı hormonunun ve kortizolün plazma derişim düzeyleri ölçülerek işlem yapılmaktadır. Kortizolün günlük ritmini koruyabilmek için yukarıda bahsedilen denetleyiciler adrenokortikotropin hormonunun enjeksiyonunu ayarlamak suretiyle kortizolün belirlenen periyodik sinüzoidal bir ritmi takip etmesini sağlar. İlk yapılan benzetimlerde negatif değerli derişimler görüldüğünden denetim kazançlarının değiştirilmesi gerekli olmuştur. Bu işlemleri yaparken geri adımlamalı ve geri beslemeye dayalıu doğrusallaştırmaya dayalı denetim süreçlerinde kazançlar ayrı ayrı ayarlanmak durumunda kalınmıştır. Sonuçlar göstermektedir ki, gerek geri beslemeye dayalı doğrusallaştırma gerekse de ger adımlamalı denetimlerde kazançları uygun şekilde seçmek kaydıyla iyi performans elde edilmiştir. Kazançları seçerken öncelikli olarak negatif değerli derişimlerin oluşmamasına dikkat edilmiştir. Bunun yanı sıra derişim profilinde titreşim oluşmamasına da özen gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hipotalamus-Hipofiz-Adrenal ekseni, homeostazi, sirkadyen ritmler, geri adımlamalı denetim, geri beslemeye dayalı doğrusallaştırma.
  • Article
    Baş Önde Postürü Olan Genç Yetişkinlerde Baş Postürü Yürüyüş Parametrelerini ve Simetrisini Değiştirir Mi? Kesitsel Bir Çalışma
    (2025) Begen, Sena Nur; Karahan, Zehra; Uluğ, Naime; Yılmaz, Seval
    Amaç: Baş önde postür (BÖP) bozukluğu yaygın bir postüral problemdir. Bununla birlikte, yürüyüş kinematiği üzerindeki etkisi belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmanın amacı, genç yetişkinlerde baş postürünün yürüyüşün spatio-temporal parametreleri ve asimetrisine etkisini araştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Genç erişkinlerde gerçekleştirilen bu kesitsel çalışmada katılımcılar kraniovertebral açı (KVA) değerine göre BÖP ve normal postür olmak üzere iki gruba ayrıldı. Katılımcıların KVA, kranial rotasyon açısı ve kraniohorizontal açıları lateralden çekilen fotoğraflar ile değerlendirildi ve MB-Ruler yazılımı ile analiz edildi. Katılımcıların demografik bilgileri (cinsiyet, yaş, boy, kilo) kaydedildi ve yürüyüş spatiotemporal parametreleri—ilk temas, destek, sallanma fazları, adım döngüsü, dinamik basınç ve yürüyüş simetri skorları—FreeMED force platformu (Sensor Medica, İtalya) kullanılarak ölçüldü. Yürüyüş simetrisi simetri indeksi kullanılarak hesaplandı. Bulgular: Çalışmaya ortalama yaşları 23 yıl (22-23 ÇAA) olan 66 katılımcı (41 kadın ve 25 erkek) dahil edildi. Sol adım döngüsü uzunluğu ile kranial rotasyon açısı arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulundu (r=0,316, p=0,024). Ancak, gruplar arasında diğer yürüyüş kinematik parametrelerinde anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Ayrıca, CVA ile yürüyüş spatio-temporal parametreleri veya yürüyüş simetrisi arasında anlamlı bir korelasyon bulunmadı (p>0,05). Sonuç: Baş önde postürün genç yetişkinlerde kinematik spatio-temporal yürüyüş parametrelerini ve yürüyüş simetrisini önemli ölçüde değiştirmediğini göstermektedir. Daha hassas ölçümler sağlayabilecek üç boyutlu postür ve yürüme analizi yöntemleri ile planlanan çalışmalara ihtiyaç vardır.
  • Article
    Fitzhugh-Nagumo Modelleri için Çatallanma Denetimi
    (2018) Doruk, Reşat Özgür; Ihnısh, Hamza
    A theoretical bifurcation control strategy is presented for a single Fitzhugh-Nagumo (FN) type neuron. The bifurcation conditions are tracked for varying parametersof the individual FN neurons. A MATLAB package called as MATCONT is utilizedfor this purpose and all parameters of the neuron is analyzed one-by-one. Analysis byMATCONT revealed five Hopf (H) and one Limit-Point/Saddle Point (LP) bifurcation.The Hopf type of bifurcations are controlled by a washout filter supported by projectivecontrol theory. Washout filters are designed as first and second order. First order washoutfilter which is also physically applicable appeared to be more advantageous than thesecond order version. It appeared that, the LP case could not be stabilized by the aid of awashout filter. To solve this issue, a nonlinear controller is proposed. The only drawbackassociated with that is its inability to keep the original equilibrium point. Simulations arealso provided to validate the research done.