2 results
Search Results
Now showing 1 - 2 of 2
Article TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARI- SINDAN BUGÜNE MEKÂNSAL PLANLAMA MEVZUATI VE UYGULAMALARININ DÖNÜŞÜMÜ VE ETKİLERİ(2017) Şahin, Savaş ZaferSon otuz yıldır, kapitalizmin krizi ve devletin yeniden yapılandırılması tartışmaları mekânsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Özellikle adem-i merkezileşme, ölçek ve yönetsel düzeyler, yetkilerin devletin farklı kademeleri arasında yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya taşınması önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Devletin merkezi ve yerel yönetimler düzeyleri arasındaki yetkiler sürekli olarak yeniden dağıtılmakta, yeni ölçekler oluşturulmakta ya da eski ölçekler önemini kaybetmektedir. Son on yıldır Türkiye'de yerel yönetimler reformu adın altında gerçekleştirilen mülki idare değişiklikleri de bu kapsamdadır. Bu değişikliklerin kent planlama sürecine yapısal etkileri olmaktadır. Bu makalede 2000'li yılların başında kısmen yasalaşan \"Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı\" sonrası dönemde mekânsal planlama sistemindeki değişiklikler yeniden ölçekleme açısından eleştirel bir yaklaşımla ele alınacaktırArticle Kamu Siyasaları ve Toplumsal Hareketler: Türkiye'de Protesto Hareketlerinin Madencilik Siyasasına Etkileri(2010) Özen, Hayriye; Özen, ŞükrüBu çalışmada, toplumsal hareketlerin kamu siyasalarının oluşumundaki rolünü daha iyi anlayabilmek için, toplumsal hareketler ve kamu siyasası çalışma alanlarının birbirlerine yardımcı olabilecekleri önerilmektedir. Bu öneriyi örneklendirmek amacıyla çalışmada, her iki çalışma alanından da yararlanılarak Türkiye 'de altın madenciliği alanındaki yapıya muhalefet eden İzmir-Bergama, Uşak-Eşme, İzmir-Efemçukuru ve Çanakkale-Balıkesir yörelerinde doğan protesto hareketlerinin, 1985 yılından bu yana uygulanan madencilik alanındaki siyasayı nasıl ve ne derece etkilediği incelenmektedir. Bu inceleme sonuçları; merkezi siyasa oluşturma geleneğinin, toplumsal hareketlerin siyasa sürecinin hangi aşamasında doğacağını ve ne tür taktikler izleyeceğini, etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, neo-liberal politikalar izleyen hükümetlerin büyük sermaye gruplarıyla birlikte oluşturduğu savunma koalisyonunun, izlenen siyasayı pekiştirmek amacıyla toplumsal hareketleri bastırmaya yönelik bir tutum benimseyeceğini ve bu tutumun siyasaya yönelik muhalefeti, yeni protesto hareketlerinin doğmasına yol açarak, daha da büyüteceğini göstermektedir.

