3 results
Search Results
Now showing 1 - 3 of 3
Article KLASİKTEN MODERNE OSMANLI KADIN ENTARİSİNDEKİ SİLÜET DEĞİŞİMİNİN İNCELENMESİ(2019) Çeğindir, Neşe Yaşar; Kuru, SongülBu makalenin temel hedefi, görsel kaynaklar üzerinden, Osmanlı İmparatorluğunda, klasiktenmoderne kadın entarilerindeki silüet değişimini incelemektir. Çalışma, Osmanlıdaki orta ve orta üstündekisosyo kültürel/ekonomik gruba mensup kadınların günlük giyim kültüründeki değişimin,ulusal ve uluslararası boyutta yazına kazandırılması, bölgesel ölçekli kültürel mirasa katkı sağlanmasıve konuyla ilgilenenlere bilimsel kaynak desteği oluşturması bakımından önemli görülmektedir.Betimsel modele dayalı araştırmanın materyali: Osmanlı İmparatorluğunun özellikle yükseliş dönemindenitibaren giyim kültürünü belgeleyen basılı ve çevrimiçi dokümanlar; yerli ve yabancı gezginlerinseyahatnameleri, gravürler, minyatürler ve çeşitli müze koleksiyonlarındaki giysilerin görselleridir.Bu çalışmanın örneklemini oluşturmak için, giyside silüet değişimini en iyi yansıttığı düşünülengörseller içerisinden, tesadüfi örneklemle, sekiz görsel seçilmiştir. Seçilen görseller, Macromedia FreeHand MXa programında grafiksel silüete dönüştürülmüştür. Her giysi silüetinin detayları, görsel analizteknikleriyle ve bir önceki ile karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Silüetlerin bir öncekine göre gösterdiklerideğişim moda yazınını oluşturan alfabetik, kadın elbise silüetleri çerçevesinde ele alınmıştır.Her bir görsel ve fotoğraf görüntüsünden elde edilen veriler, kronolojik olarak sıraya konulmuş ve giysisilüet özellikleri ile yan yana oluşturulan grafikler ve alfabetik silüetlerle birleştirilerek yorumlanmıştır.Çalışma sonucunda kadın entarisinde üç aşamalı bir değişim gözlenmiştir. Bunlardan birinciaşama, Selçukludan devralınan basit, yalın ve ayrıntısız olan H görünümlü silüettir. Osmanlı kadınentarisi, ikinci olarak nitelendirilecek aşamada, yerleşik yaşama geçiş sonrası, Avrupa ile kültürel ilişkilerinilerlemesine bağlı olarak etkileşime girmiştir. Bu süreçte, yeni kesim, birleştirme, biçim vermeve formu sabitleştirme teknikleri sayesinde vücuda daha çok oturan entariler, X silüete dönüşmüştür.Üçüncü aşama olarak adlandırılabilecek süreçte, Tanzimat ile birlikte moda kavramı benimsenmiş vebatılı kadının yapay araçlarla forma soktuğu S silüet, Osmanlı entelektüel kadınının entarisini de buforma dönüştürmüştür.Article Sema'dan Semah'a Bir Sonsuz Devir(2010) Güray, CenkMüzik binlerce yıldır, insanın doğayı ve doğaüstünü algılama ve tanıma mücadelesinin en önemli kılavuzlarından biri olmuştur. Müziği ifade gücü bazen insana doğa ile doğrudan iletişim kurma imkânını verirken bazen de ona açıklayamadığı hadiseleri kontrol edebilme umudunu aşılamıştır. İşte “inanç ve müzik” kavramları, doğa ve insan arasındaki böylesi kadim bir ilişkiyi günümüze taşımaktadır. Bu ilişki kapsamında, bir toplumun sesli hafızasının belki de en güçlü kısmını oluşturan müzik örnekleri ile sözlü hafızanın en belirleyici kısımlarını oluş- turan inanç sistemleri kesişmektedirler. Öyle ki, inanç sistemlerine ait pek çok simge müziğin gücü ile kuşaklar boyu aktarılabilmekteyken; müzik de ifade gücüne eklenen kutsallık algısı aracılığıyla sosyal değişimlerin etkilerini daha az hissedebilmektedir. Bu çalışma söz konusu ilişkiyi Anadolu coğrafyasının inanç ve müzik gelenekleri kapsamında; semah ve sema kavramlarına odaklanarak gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.Article ERGENEKON DESTANI’NDAN TOPLUMSAL BİLİNÇDIŞINA YANSIYAN ANNE, ATEŞ VE HAYVAN İMGELERİ(Geleneksel Yayincilik Ltd Stl, 2023) Ulus, Gökçeİlk insanın doğada kendine yer edinebilmesi, nereden geldiği ve nereye ait olduğu bilgisine erişme ça- bası; varoluşsal gereklilik olarak anlama, anlatma ihtiyacıyla birleşir. Bu ihtiyaç doğrultusunda ilk hayaller imgelere ve söze dönüşür. İmgeler, insanın kendini tanımlamasında araç olur. Milleti fark etmeksizin bireyle- rin sorduğu “Ben kimim?” sorusuna verilen ilk cevaplar mitlerdir. Toplumsal değerlerin aktarıcısı olan mitler üzerinden, imgelerin ışığında toplumsal kimlik okumaları yapılabilir. İmge ait olduğu toplumu; değerleri, sanatı, folkloruyla kavranılır kılar. Bu gücüyle folklorik imgelem, Jung’un sınırlarını netleştirdiği ortak bi- linçdışına büyük bir kapı açılmasını sağlar. Toplumsal bilinçdışında Jung’un arketipleri ilk örnekleri oluşturur. İmgeler üzerinden arketiplerin değerlere yansıması okunabilir. Türk halk bilimi bu konuda çok büyük bir hazineye sahiptir. Mevcut metinler Türk tarihini, Türk kimliğini çok yönlü bir biçimde ortaya koyar. Ana metni günümüze ulaşamasa da Ergenekon Destanı Türkler için kültürel bir mirastır. Milletin hayatta kalması için savaşması, bireyin hayatta kalması için beslenmesi gereği karşısında, coğrafya temelli bu metindeki imgeler üzerinden psikanalitik bir okuma denemesi yapılmaktadır. Orhan Ural’ın “Ergenekon Destanı” özet metni diğer özet metinlerle karşılaştırılmış ve bu çalışmaya referans alınmıştır. Ergenekon Destanı ifadesiyle kastedilen metin bu olacaktır. Bu anlatıda Türklerin yeniden doğuşu, tarih sahnesinde tekrar yer almaları imgesel olarak anlatılır. Geçmişten günümüze farklı özet metinlerle ulaşan Ergenekon Destanı’ndaki imgeleri tespit etmek kültürümüze dair okumaları derinleştirecektir. Anne arketipinin imgeye dönmesinin aslında Türklere ait bazı millî değerlerin yansıması olduğu fark edilmiştir. Ergenekon Destanı Göktürklerin güç kaybı ve düzen değiştirmesi gibi olumsuzluklarla başlar. Sonrasında mücadele, doğa karşısında konumlanma, ateş ve hayvan imgeleriyle devam eder. Ateş imgesi günümüze kadar farklı ritüellerde temel simge ve kutsiyet ifadesi olarak kullanılmıştır. Bunun altında yatan nedenler Ergenekon Destanı’nda arandığında (farklı okuma- lar mümkün olmakla birlikte) arınmaya ve babanın izine gönderme olabilir. Su anneyle, ateş de babayla bağdaştırılarak okunduğunda canlılık ve güç imgeleri de yerini bulur. Ateşe yüklenen kutsiyet gibi, hayvanlar- la ilişkinin de Türk kimliğinin neresinde olduğu merak edilmiştir. Hayvanlarla özdeşimin farklı yansımaları Ergenekon Destanı’nda kurt, at, ceylan ve diğer av hayvanları üzerinden izlenip onların destanda hangi değer- leri karşıladığı incelenmiştir. Hayvanlara yüklenen değerlerle günümüzde Türk kültürünün farklı ögelerinde bu değerlerin yaşatıldığı fark edilmiştir. Bazı imgeler Türklerin beslenme algılarını, mutfak kültürünü bile yönetecek kadar toplumsal hafızaya kazınmıştır. Kolektif bilinçdışı fertlerden bağımsız değildir ve Ergenekon Destanı’nda öne çıkan imgeler de Türklerin kolektif bilinçdışını yansıtır. Üstelik dilde ve anlatılarda varlığını hissettiren değerler, toplumsal cinsiyet rolleri için de önemlidir. Aynı doğrultuda toplumsal bilinçdışının izleri Ergenekon Destanı ışığında aranmış, tespit edilen izlekler Jung’un teorisi ve imgelem unsurlarından referans alınarak okunmaya çalışılmıştır. Bu kuramsal temele dayanarak yapılmaya çalışılan çıkarımlar Türk kültürün- deki millî ve ferdî değerlerle karşılaştırılmıştır.

