Search Results

Now showing 1 - 8 of 8
  • Article
    Y Kuşağı Da Neyin Nesi?
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Ülker, Halil İbrahim
    Fukuyama 20. yüzyılın sonunda, tarihin bittiğini ilan edince, tüm kavram, kurum ve kurallar yeniden gözden geçirildi. Artık bir post dünya yaşanıyordu. Post-modernizim, post fordizm, post-sosyalizm, post-liberalizm, post-sanayileşme, post-vd. bu akımlar, yaşamın farklı cephelerinin değiştiğini artık insanla doğanın yeni hesaplaşmalar içine girdiğini anlatmaya çalışıyorlardı. Bir gerçek vardı o da tarihin hızlanmasıydı. İletişim teknolojisi, ulaşım tarzı, devlet yönetimi, tüketim kalıpları, meslekler herşey değişiyordu. Küreselleşme taraftarları, hep olacak iyi şeylerden bahsettiler. Gerçekten Alvin Toffler’in işaret ettiği gibi insanlık, feodaliteden sonra sanayileşme aşamasını da tamamlıyor ve enformasyon çağına geçiyordu. Ekonominin, teknolojinin, ulaşımın değiştiği doğruydu. Ama kimse bu değişiklikler karşısında Ademoğlu’nun ne olduğunu konuşmuyordu.
  • Article
    Demokrasi ve İnsan Doğası
    (Bilim ve Teknoloji, 2014) Selçuk, Fatma Ülkü
    Tarihin farklı dönemlerinde oy verme ve yönetme konusunda yetki sınırlaması olmuştur. Bu sınırlama, sınıfsal farklılıklardan kaynaklanabileceği gibi, cinsiyet farklılığından veya etnik farklılıklardan da kaynaklanabilmiştir. Ayrıca, akıl sahibi olma, siyasetle uğraşacak yeterli boş zamanı olma, temel eğitim almış olma gibi ölçütlerin de gündeme getirildiği görülmüştür. Günümüzde ayrıntılarda farklılıklar görülse de (örneğin hükümlülüğe, askerliğe dair düzenlemeler kısıtlamalar getirebilmektedir) pek çok ülkede reşit, kendi kararını verebilecek ehliyete sahip yurttaşlar, seçme hakkına sahiptir. Bu yazıda, seçme, oy verme, seçilme ve yönetme haklarına dair ehliyet konusu, kişilik bozuklukları çerçevesinde tartışılacaktır. Zira günümüzde, kişilik bozuklukları, akıl hastalığı statüsünde sayılmayıp bu bozukluklardan muzdarip olanlar genelde cezai ehliyeti haiz bireyler olarak değerlendirilir. Halbuki, yönetim konumlarında bulunan insanlar, başkalarının kaderini etkileyecek kararlar vermektedir. Bu kararlar, yaşamsal öneme de sahip olabilmektedir.
  • Article
    TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜ VE EKONOMİK YANSIMALARI – II
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Can, Neslihan; Özer, Merve
    Türkiye’nin demografik fırsat penceresi döneminin 2000’li yılların başında başladığı ve yaklaşık olarak 2040 yılında kapanacağı tahmin edilmektedir. Dizinin bir önceki bölümünde belirtildiği gibi bu dönem demografik yapının ekonomik büyüme lehine sunduğu bir fırsat dönemidir, fakat bu dönemde yüksek ekonomik büyüme rakamlarına ulaşılacağının garantisi yoktur. Bu sürecin değerlendirilebilmesi için doğru politika ortamının yaratılması ve demografik yapının ekonomik büyümeye katkı sağlayabileceği olası kanalların doğru yönlendirilmesi gerekmektedir.
  • Article
    TÜRKİYE’NİN DEMOGRAFİK DÖNÜŞÜMÜ VE EKONOMİK YANSILAMALARI – I
    (Bilim ve Teknoloji, 2013) Can, Neslihan; Özer, Merve
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk olarak 2008 yılında yaptığı “3 çocuk” açıklaması ve bu açıklamayı takip eden politika paketlerinin hazırlıkları ülkemizin nüfus yapısı ve yaratacağı ekonomik etkilerle ilgili tartışmaları ülke gündemine taşımıştır. Başbakan Erdoğan’ın yaşlı bir nüfus yapısına sahip olmanın getireceği ekonomik olumsuzlukları vurgulayarak yaptığı açıklamalara rağmen son dönemlerde nüfus artış hızı düşmeye devam etmektedir. Nüfus artış hızındaki düşüşün arkasında yatan nedenleri ve nüfus yapısındaki değişimin ekonomik getirilerini akademik yazın ışığında inceleyecek olan bu yazı dizisiyle ülkemiz genelinde yapılan bu tartışmalara katkı sunmayı amaçlamaktayız.
  • Article
    Nedir Bu Türk İnsanının Politika Merakı
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Ülker, Halil İbrahim; Ülker, Halil İbrahim; Ülker, Halil İbrahim; Department of Public Administration and Political Science; Department of Public Administration and Political Science
    Günümüzde toplumumuz aşırı politize olmuştur. Türkiye’de politikanın kalite ve yoğunluğu azalmış, yönü şaşmış, verimi düşmüş, topluma zarar verir hale gelmiştir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hemen tüm alanlarda nitel ve nicel gelişmeler olduğu halde; politikanın düzeyi bir türlü gelişememektedir. Maalesef Türkiye’de bugün politika niteliksiz, verimsiz, pahalı, yararsız ve kuralsız hale gelmiştir; gittikçe de irtifa kaybetmektedir.
  • Article
    EĞİTİMCİ OLMAK NASIL BİRŞEY?
    (Bilim ve Teknoloji, 2014) Ülker, Halil İbrahim
    Bir ülkede toplumsal bir sorun olmasın ki; eğitimle, uygarlıkla, demokrasiyle ilgisi bulunmasın. Ama siz 150 sözcükle dil kullanıyor, ortaçağ içerikli 5 yıllık eğitimle yetiniyorsanız; kuşkusuz umutlar başka baharlara kalacaktır. Bir ülkede ölçme ne kadar hassassa (gelişmişse) ülke o kadar gelişmiştir derler. Bu ölçme kömür, demir, fasulye, not gibi şeylerle ilgili olacağı gibi; duygu, değer, performans, yeterlik vb. şeylerle de ilgili olabilir.
  • Article
    Olayların Seyrini Suriye Halkının Son Sözü Belirleyecek
    (Bilim ve Teknoloji, 2012) Gürson, Poyraz
    Suriye konusundaki uluslararası bölünme, özünde gerekçelerini batının emperyalist kültürü ile doğu kültürü arasındaki niteliksek farklılıklara dayanan kültürel ve ahlaki bir bölünmedir. Dolayısıyla doğunun dostluk, barış ve hak değerleri batının çıkar ve çatışmalarıyla karşı karşıya kalırken, güvenlik konseyinde Suriye krizi konusunda doğan anlaşmazlığın Suriye'ye adil davranmanın uluslararası değerlere karşı zafer kazanmak olduğunun kanıtlaması ardından sömürgeci batı Suriye'ye yönelik vahşi davranışlarına hiçbir gerekçe bulamamıştır. Rusya, Çin ve Hindistan diyalog, barışçıl çözüm ve bağımsız ülkelerin içişlerine müdahaleyi reddetmeye dayalı ahlaki bir tutum sergilerken ABD, İngiltere, Fransa, Almanya çıkarlardan yana tavır almış, güç kullanımını ve tek taraflı desteği çözüm kapısı olarak görmüştür.
  • Thesis
    TÜRKİYE’DE ELİT ŞEMASI DÜNYA PRATİĞİNE UYGUN MU?
    (Bilim ve Teknoloji, 2014) Ülker, Halil İbrahim
    İktidarın (siyasi, ekonomik, kültürel) tanımı, kaynağı, kullanılması, paylaşılması, denetlenmesi değişik biçimlerde açıklanmıştır. Örneğin sosyalizm politikayı, sınıflar arası iktidar mücadelesi olarak açıklamıştır. Bazı siyaset bilimciler de politikayı, yöneten-yönetilen (merkez-çevre) ayrımına dayandırırlar. Burada asıl soru; ülkeyi kimlerin yönettiğidir. Her tür toplumda karar alıp, kural koyan, emir veren ve de bunları yürüten küçük bir grup söz konusudur. (Azınlık) Bir de, toplumun geri kalanı, toplumun büyük kitleleri (Çoğunluk) vardır. Bu yapıya Devlet teorisinde “Oligarşi” diyoruz.