83 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 83
Article Self-determınatıon Vs. Terrıtorıal Integrıty: Ottoman-armenıan Conflıct Of 1915 From Two Perspectıves Of Statehood(2012) Temel, BülentBu makale yaklaşık 750000 Osmanlı Ermenisinin İttihat ve Terakki yönetimi tarafından sevk ve iskan edilmesini, kendi kaderini tayin hakkı ve toprak bütünlüğü kavramları açısından ele almaktadır. On yıllardır sürmekte olan “soykırım mı? tehcir mi?” tartışmalarına girmeden, makale bu ihtilafa özgün bir açıdan yaklaşarak ayrılıkçı talepleri haklı kılabilecek kendi kaderini tayin hakkının dayandığı meşru temellere ilişkin teorik bir yaklaşım sunmaktadır. Kötü muamele, barışçılık, çoğunluk ve tarihsel imtihan, meşru ayrılıkçılık için teorik önkoşullar olarak tanımlanmaktadır ve 1915 tehcirinin arşivsel bir analizi bu önkoşullardan üçünün Ermenilerin bağımsızlık arayışında bulunmadığı ortaya koyulmaktadır.Article The dispute settlement under the wto: Experince of Turkey(2011) Turguttopbaş, P. Neslihanİkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, uluslararası fınansal piyasalar ve dış ticaret işlemlerinde liberalizasyonun milletlerin refah seviyesini artıracağı yönündeki yaklaşımlar yaygınlaşmıştır. Bu görüş kapsamında, ABD önderliğinde milletler üstü kuruluşlar kurulmak suretiyle ülkeler arasında parasal ve ticari ilişkilerin kurallara bağlanması ve ülkelerin ekonomik gelişmelerinin desteklenmesi amaçlanmıştır. Uluslar arası serbest ticaret prensiplerini belirleyen anlaşmalar bütünü 1995 yılında Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) kurulması ile, özellikle uygulamada oluşabilecek anlaşmazlıkların çözümüne genel mutabakat sağlanan bir yapıya kavuşulmuştur.Türkiye 1951 yılında onay verdiği GTTA sürecine 1953 yılında dahil olmuş ve DTÖ'nün kurulduğu tarih olan 1995 'de de bu örgüte üye olmuştur.DTÖ'ne üyeliğin önemli sonuçlarından biri dış ticaretle ilgili ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları ve uygulama farklılıkları sebebiyle doğabilecek anlaşmazlıkların çözümünde taraf olmaktır. Bu çalışmada, Türkiye'nin savunma pozisyonunda kaldığı anlaşmazlık durumları, konu edilen GTTA maddeleri verilmek suretiyle özetlenmiş, anlaşmazlıkların çözümlenme şekilleri de açıklanarak gelecekte karşılaşılabilecek benzer durumlara dikkat çekilmiştir.Article Ab Yargısının Geleceğine İlişkin Reform Önerileri(2013) Arsava, Ayşe FüsunAB yargısında Avrupa Tek Senedi ile başlayan, Maastricht anlaşması ile yoğunluk Kazanan reform çalışmaları AB yargısını yeni talepleri karşılamaya itmiştir. Nice Anlaşması kimi önemli reformlarla bu duruma uyum sağlamıştır. Lizbon Sözleşmesi de reform yolunda adımlar atmaya devam etmiştir. Mahkemeye başvuru hakkı hukuk devletinin en önemli gereklerinden biridir. Davaların Temel Haklar Şart’ının 47.madde 2.fıkrasında öngörüldüğü üzere etkin hukuki himayenin temini için makul bir süre içinde ele alınıp, karara bağlanması gerekmektedir. AB Anlaşmasının 19.madde 1.fıkrası Lizbon Sözleşmesi ile kapsam kazanmıştır. 1.fıkranın 2.bölümünde ise Avrupa hakları himaye sisteminde ilk kez önemli bir pozitif bir hukuk düzenlemesi yapılmıştır. Buna göre üye devlet mahkemelerinin AB’de etkin hukuki himaye için primer bir sorumluluğu bulunmaktadır. Her iki fıkra birarada ele alındığında AB Adalet Divanı’nın görevini ulusal mahkemelerle birarada yerine getireceği, bunun ortak bir görev olduğu yaklaşımının kabul edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Birlik yargısı ve geleceği düşünüldüğünde ulusal mahkemelerin Avrupa mahkemeleri olarak özel bir sorumluluğunun bulunduğu görülmektedir. Ulusal mahkemeler AB hakları himaye sisteminin parçasıdır. Ulusal mahkemelerin kendi arasında ve Divan’la olan diyaloglarının desteklenmesi gerekmektedir. AB Divanı’nın reformu onun Birliğin hakları himaye sistemindeki özerk rolü ve üye devlet mahkemelerinin ortak sorumluluğu dikkate alınmaksızın gerçekleştirilemez. Avrupa Hukukunun ulusal hukuk yaşamında anlamının önem kazanması Birlik Mahkemelerinin yükünün artmasına yol açmaktadır. Makale bu çerçevede AB yargısında yapılması düşünülen reform önerilerine ışık tutmaktadır.Article Temel Hakların Alman Anayasa Hukuku Örneğinde Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu ve Avrupa Birliği İlişkisi Çerçevesinde Yorumu(2011) Arsava, Ayşe FüsunTemel haklar günümüzde ulusal, anayasal seviyelerin dışında bölgesel ve evrensel seviyelerde de temin edilmektedir. Çalışma konusu olan makalede temel hakların bölgesel olarak temini örneğini veren Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu (AİHK) ile temel hakları kapsamlı olarak temin eden, bu nedenle de AB’nin temel hak düzenlemelerine örnek oluşturan Alman Anayasası’nın düzenlemeleri arasındaki ilişki ele alınmaktadır.Article Türkiye'de Bulunan Suriyelilere Uygulanan Geçici Koruma Statüsü 2001/55 Sayılı Avrupa Konseyi Yönergesi İle Geçici Koruma Yönetmeliği Arasındaki Benzerlik ve Farklılıklar(2016) Elçin, DoğaAynı ülkeden veya coğrafî bölgeden kısa bir süre içerisinde ve yüksek sayılarda gerçekleşen ve söz konusu sayılar nedeniyle bireysel olarak uluslararası koruma statüsü belirleme işlemlerinin usûlen uygulanabilir olmadığı durumlar, kitlesel akın olarak tanımlanmaktadır. Bu durumdaki yabancılara ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 91. maddesi kapsamında, Türkiye'deki Suriyelilere geçici koruma statüsü uygulanmaktadır. Bu makalede 2001/55 sayılı Avrupa Konseyi Yönergesi ile Geçici Koruma Yönetmeliği'nin benzerlik ve farklılıklarına ışık tutmak amaçlanmıştır.Article Özel Askeri ve Güvenlik Firmalarının Montreuk Dokümanı Muvacehesinede İnsani Devletler Hukuku'na Bağlılığı(2011) Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Law; LawGünümüzde devletler yahut uluslararası örgütler tarafından gerçekleştirilen uluslararası askeri operasyonlarda özel askeri ve güvenlik firmalarından yararlanılmasının yaygın bir uygulama haline geldiği görülmektedir. Uluslararası askeri operasyonlarda yer alan özel askerlik ve güvenlik firması çalışanlarının İnsani Devletler Hukuku (İDH) çerçevesinde sorumluluğunun olup olmadığı ve varsa bu sorumluluğun hukuki dayanağı olarak nelerin gündemde olduğu makalenin içeriğini oluşturmaktadır.Article AİHM’NİN İNSAN HAKLARI ALANINDA OYNADIĞI ANAYASA MAHKEMESİ ROLÜ(2018) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası hukukun anayasallaşma sürecinde AİHK Avrupa’nın gölge anayasası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa Anayasa Mahkemesi olarak nitelendirmektedir. AİHM içtihatı ile insan hakları alanında Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi arasında mütecanis bir standart yaratılması nedeniyle bu tespit isabetlidir. Söz konusu insan hakları standartı bağlayıcıdır ve bireysel başvuru üzerinden de talep edilmektedir. Herşeyden önce diğer uluslararası mahkemelerle veya insan hakları kurumları ile karşılaştırma yapıldığı zaman AİHM’nin önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır. AİHM’nin söz konusu yönlendirme fonksiyonu onun insan hakları alanında Avrupa Anayasa Mahkemesi rolünü oynamasını sağlamaktadır. AİHM’nin bir anayasa mahkemesi ile karşılaştırılması durumunda ancak iki mahkeme arasında açık sınırların olduğu ortaya çıkmaktadır. AİHM AİHK’da yer alan haklara riayet denetimi yapmaktadır ve bu çerçevede ulusal özellikleri dikkate almaktadır. AİHM’nin denetimi bunun ötesinde subsidier (ikâme edici) bir denetimdir. AİHM uluslararası bir mahkeme olarak ulusal seviyede herhangi bir icra olanağına sahip değildir; kararlarının üye devletler tarafından icra edilmesi gerekmektedir. AİHM’nin ulusal bir anayasa mahkemesine nazaran söz konusu zafiyeti nedeniyle daha zayıf bir statüye sahip olması, onun anayasa mahkemelerinin fonksiyonlarını tamamlayan bir mahkeme olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurmaktadır.Article Türk Hukuku Ve Bm Si̇ngapur Sözleşmesi̇ Yönünden Değerlendi̇ri̇ci̇ Arabuluculuk(2024) Bora, ÖzlemKlasik uyuşmazlık çözüm yöntemi olan devlet yargısının çeşitli etkenlerle yetersizliği başka uyuşmazlık çözüm yolları arayışlarını başlatmıştır. Sosyal ve ekonomik küreselleşmenin de etkisiyle 1990’lı yıllardan itibaren arabuluculuk uygulamaları ulusal ve uluslararası platformlarda yerini almaya başlamıştır. Türk kanun koyucusu da bu gelişmelere sessiz kalmamış, ağır yargısal yük, davaların süresi, kararlardaki çelişkiler ve Avrupa Birliği hukukundaki gelişmeler nedeniyle önce ihtiyari arabuluculuk olmak üzere ardından dava şartı (zorunlu) arabuluculuk düzenlemeleri yapmıştır. Son yıllarda yapılan çok sayıda yasal düzenlemeye karşın arabuluculuk uygulamalarında sistem ile altyapı sorunu, arabulucuların etik ve standartdizasyonu konuları sorgulanması gereken konuların başında gelmektedir. Özel hukuk uyuşmazlıklarının alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından olan arabuluculukla çözümünde değerlendirici arabulucunun süreçteki rolü ve önemi ise gün geçtikçe daha fazla tartışma konusu olmaktadır. Bu çalışmamızda ilk olarak genel olarak arabuluculuk modelleri ve bu modellerden kolaylaştırıcı arabuluculuk ile değerlendirici arabuluculuk incelenecektir. Çalışmamızın ikinci bölümünde Türk Hukuku açısından değerlendirici arabuluculuk, üçüncü bölümünde ise \"Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler (BM) Singapur Sözleşmesi\"nin Türkiye yönünden yürürlüğe girme süreci ve Singapur Sözleşmesi açısından değerlendirici arabuluculuk konuları değerlendirilecektir. Çalışmamız, ulusal ve uluslararası literatür araştırmalarımızın sonucunda vardığımız görüş ve önerilerin yer aldığı sonuç kısmıyla tamamlanacaktır.Article Ab Hukukunun Uluslararası Hukukla İlişkisinin Temelleri ve Sınırları(2019) Arsava, Ayşe FüsunAB’nin ve üye devletlerin ekonomik ve parasal Birlik ve ortak mülteci politikası gibi aktüel krizlerin üstesinden gelmek için sıklıkla Uluslararası Hukuk enstrümanlarına başvurduğu görülmektedir. Bu gelişme AB Hukuku ve Uluslararası Hukuk ilişkisinin yeniden ele alınmasına neden olmaktadır. AB primer hukukunun tereddütsüz Uluslararası Hukuk yaklaşımı ile formüle edilmiş olmasına karşılık, bu yaklaşımın AB Adalet Divanı tarafından paylaşılmadığı görülmektedir. Makale AB Hukukunun muhtariyetinin, AB Hukukunun Uluslararası Hukuk dayanağı temelinde ele alınması gerekliliğine eğilmektedir.Article Bm Güvenlik Konseyi'nin İnsan Haklarını Koruma Rolü ve Güvenlik Konseyi'nin Yetkilerinin Dayanağı ve Sınırları(2008) Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Law; LawÖzet: 1990 'lı yıllardaki Birleşmiş Milletler uygulamaları Güvenlik Konseyi'ni insan haklarının koruyucusu konumuna getirmiştir. Güvenlik Konseyi'nin insan hakları ihlâllerine müdahale kriterlerinin belirlenmesi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın VII. Bölümü'ne göre tasarrufta bulunabilmesinin kriterleri günümüzde en çok tartışılan konular arasında yer almaktadır. Makalede bir taraftan söz konusu kriterlerle ilgili gelişmelere ışık tutulurken, diğer taraftan da Birleşmiş Milletler uygulamasında tek düzelik bulunmadığına dikkat çekilmektedir.

