20 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 20
Research Project Mesleklerarası Simülasyon Eğitiminin Jinekolojik Onkolojide Palyatif Bakım Yeterliliklerinin Kazandırılmasına Etkisi(2019) Terzioğlu, Füsun; Şahan, Fatma UsluBir eğitim müdahale çalışması olarak gerçekleştirilen projede karma yöntem kullanılmıştır. Projenin nicel bölümü, mesleklerarası simülasyon eğitiminin öğrencilerin jinekolojik onkoloji palyatif bakım yeterliliklerine, disiplinlerarası eğitim algısına ve ekip çalışması tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrol müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Projenin nitel bölümü, öğrencilerin mesleklerarası jinekoloji onkoloji palyatif bakım eğitiminde simülasyon kullanımı konusunda görüş, düşünce ve önerileri belirlemek amacıyla odak grup görüşmeleri yapılarak gerçekleştirilmiştir. Projenin örneklemini dört farklı meslek grubundan 84 öğrenci (Hemşirelik: 22; Diyetisyen: 23; Sosyal Hizmet Uzmanı:22; Doktor: 17) oluşturmuş ve öğrenciler dört gruba ayrılmıştır. Tüm öğrenciler ?Jinekolojk Onkolojiye Yönelik Mesleklerarası Palyatif Bakım Eğitimi?ne katılmış, eğitimden bir hafta sonra müdahale gruplarına yüksek geçerlikte simülasyon, hibrit simülasyon ve her iki simülasyon yöntemi birlikte uygulanmış, kontrol grubuna hiç bir simülasyon yöntemi uygulanmamıştır. Projenin nicel verileri, Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri İle İlgili Veri Toplama Formu, Palyatif Bakım Konusunda Yeterliliklerinin Belirlenmesi Yönelik Soru Formu, Disiplinler Arası Eğitim Algısı Ölçeği, Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama araçları öğrencilere eğitim öncesinde, simülasyon uygulamalarından hemen sonra ve simülasyon uygulamasından 3 ay sonra uygulanmıştır. Projenin nitel bölümü müdahale gruplarında yer alan 27 öğrenci ile gerçekleştirilmiş, müdahalelerden bir hafta sonra nitel veriler toplanmıştır. Projede, mesleklerarası simülasyon eğitiminde yüksek geçerlikte simülasyon ve hibrit simülasyon uygulamalarının öğrencilerin palyatif bakım yeterlilikleri (p=0,001), disiplinlerarası eğitim algısı (p=0,001) ve ekip çalışması tutumları (p=0,012) toplam puan ortalamalarını anlamlı düzeyde arttırdığı belirlenmiştir. Nitel görüşmeler sonucunda öğrencilerin palyatif bakıma yönelik bilgi ve farkındalıklarının arttığı, ekip çalışmasının önemini daha iyi anladıkları, lisans eğitim müfredatlarında mesleklerarası eğitimin ve bu eğitimde simülasyon kullanımının önemini kavradıkları belirlenmiştir.Research Project Okzim Türevli Ligandlar İçeren Yeni Plantik(ıı) Komplekslerinin Sentezi, Elektrokimyasal Karakterizasyonu ve Antioksidatif Antikanser Etkileri(2012) Özalp, Şeniz Yaman; Emrullahoğulları, Mustafa; İşgör, Sultan Belgin-Review Citation - WoS: 3Citation - Scopus: 4Akciğer Kanserinde İmmünoterapi ve Tedavide Multidisipliner Yaklaşım(Turkish Assoc Tuberculosis & Thorax, 2020) Karadurmuş, Nuri; Kaya, Akın; Göksel, Tuncay; Yılmaz, Ülkü; Tülek, NeclaAkciğer kanseri dünya genelinde kanserle ilişkili ölümlerin başlıca nedeniolmaya devam etmektedir. Son 20 yılda kanser biyolojisi ve patogenezi hakkındaki bilgiler artmış, immün kontrol noktası inhibitörleri (İKNİ) kullanımasunulmuş ve böylece solid kanserlerin tedavisinde önemli bir dönem başlamıştır. Bu derlemede; tedavide yenilikler, immünoterapi ve tedavide multidisipliner yaklaşım çerçevesinde akciğer kanseri ele alınmıştır. Küçük hücreli dışıakciğer kanseri (KHDAK) en sık görülen ve özellikleri nedeniyle İKNİ tedavisinden ideal olarak yararlanabilecek akciğer kanseri türü olması nedeniyleyazının odak noktasını oluşturmuştur. Bu derleme, akciğer kanseri tedavisindeimmünoterapi yaklaşımının göğüs hastalıkları başta olmak üzere tüm branşlarda multidisipliner farkındalığını artırmayı ve yönetimi hakkında bilgi sağlamayıamaçlayan ilk Türkçe derlemedir. Ayrıca bu derleme, KHDAK tedavisinde İKNİkullanımına ilişkin son klinik çalışmaların dikkat çekici sonuçlarını sunmasıaçısından önem teşkil etmektedir. İmmünoterapi kanser tedavisinde yeni bir dönem başlatmıştır ve İKNİ tedavisinin kendine özgü etki mekanizması yeni bazı advers olay grubunun ortaya çıkmasına nedenolmuştur, bunlar arasında pnömonitis özellikle önemlidir ve advers olaylar konusunda gerektiğinde hastaların ilgili uzmanlık dalları ilekonsülte edilmesi gerekmektedir. Akciğer kanserinde tedavi, hastanın özellikleri, histolojik özellikler, genetik durum göz önünde bulundurularak her bir hastaya özel planlanmalı ve akciğer kanserli bir hastanın tanısal değerlendirilmesi ve en uygun şekilde tedavisi içingöğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji ve radyoloji uzmanlık dalları arasında işbirliği sağlanmalıdır. Bununla birlikte, aile hekimleri de akciğer kanserinin erken tanınmasında ve ayrıca hastalarını tütün bırakmayı teşvik ederekkanserin önlenmesinde önemli rol oynayabilirler. Ayrıca, toplumda farkındalık yaratmak ve erken tanı için akciğer kanseri yönündentarama çalışmaları yapmak hedeflenmelidirArticle Enhancement of Paclitaxel Therapeutic Effect by Aptamer Targeted Delivery in Plga Nanoparticles(2021) Dursun, Ali; Dursun, Ali Doğan; Ucak, Samet; Özalp, Veli Cengiz; Poyraz, Fatma Sayan; Yilmaz, Elif; Mansuroglu, Banu; Ozalp, Veli Cengiz; Dursun, Ali Doğan; Özalp, Veli Cengiz; Basic Sciences; Basic SciencesObjectives: Paclitaxel is a drug molecule used in the therapy of various cancer types, including breast cancer. It is one of the preferred chemotherapy agent due to its high efficacy. However, many side effects have been observed associ- ated with paclitaxel use such as allergy, hair loss, diarrhea and pain. Methods: We evaluated therapeutic efficacy of paclitaxel when it is actively targeted to breast cancer tumours inside a polymeric nanoparticle. Targeted delivery of paclitaxel to tumour sites has been reported as an improved cytotoxicity strategy with a variety of nanoparticles. In this study, poly Lactic-co-Glycolic Acid (PLGA) nanoparticles were used as drug carrier and nucleolin aptamers as affinity targeting agents. Results: Paclitaxel molecules were entrapped during the synthesis of PLGA nanoparticles of 238 nm in diameter. The encapsulation and loading efficiencies of paclitaxel was 97% and 21% respectively. The paclitaxel loaded PLGA nanoparticles were functionalized with nucleolin aptamers and their targeting ability to cultured mouse cancer cells was determined for two cell lines (E0771 and 4T1). E0771 cell line was chosen for the preparation of allograph breast cancer mouse models. Evaluations of the targeted paclitaxel in PLGA nanoparticles showed 38% better performance in inhibiting tumour growth compared to free paclitaxel treatment groups of mouse models. Conclusion: The chemotherapeutic effect of cancer drugs like paclitaxel can be increased by loading inside tumour targeted polymeric nanoparticlesArticle Citation - WoS: 14Citation - Scopus: 12The Randomized Controlled Study of Low-Level Laser Therapy, Kinesio-Taping and Manual Lymphatic Drainage in Patients With Stage Ii Breast Cancer-Related Lymphedema(Galenos Publ House, 2023) Yılmaz, Sedef Selçuk; Ayhan, Fikriye FigenObjective: To compare the effects of low-level laser therapy, kinesio-taping and manual lymphatic drainage (MLD) on the affected arm volume, quality of life, arm function, neuropathic pain and shoulder mobility in patients with stage II breast cancer-related lymphedema. Materials and Methods: Forty-five breast cancer patients with stage II lymphedema were included. The patients were randomized to three groups and treated with MLD, kinesio-taping or low-level laser therapy. After these different therapeutic modalities, all patients received multilayer compression bandaging, lymphedema remedial exercises, skin care, and a patient education program by the same lymphedema therapist. All treatments were applied 5-days a week for three weeks. The lymphedema compression garments were prescribed to all patients and follow-up visits were planned at the end of the treatment, and at four and 12 weeks. The efficacy of the treatments was evaluated by volumetric calculations based on circumferential measurements using the formula for a truncated cone, in addition to goniometric assessments for shoulder joint ROM, and questionnaires: Quick-disability of arm, shoulder and hand for arm disability; pain-detect for neuropathic pain; and quality of life for arm lymphedema (LYMQOL-arm). Results: The baseline patient and disease characteristics, and outcome measures were similar between groups. All treatment modalities were found to be effective in decreasing arm volume, and improving quality of life, upper extremity disability and neuropathic pain. The percentage of decreased arm volume or treatment success was better in kinesio-taping group than in the MLD group at the end of the treatment, and at four and 12 weeks after treatment (p = 0.009, p = 0.039, and p = 0.042, respectively). Conclusion: Kinesio-taping led to better results than MLD and was similarly effective compared with low-level laser in stage II breast cancer-related lymphedema at the twelfth week of follow-up. Kinesio-taping and low-level laser should be considered as alternative treatments in early-moderate stages of lymphedema. After these modalities, multi-layer compression and compression bandaging remain cornerstones of lymphedema treatment.Article Silimarin Slıt2 Proteinini Aktive Ederek ve Cxcr4 Ekspresyonunu Baskılayarak A549 Hücrelerini İnhibe Etti(2021) Kaçar, Sedat; Aykanat, Nuriye Ezgi Bektur; Bektur, EzgiAkciğer kanseri, dünya çapında hem erkeklerde hem de kadınlarda kansere bağlı önde gelen ölüm nedenlerindendir. SLIT2/ROBO1 sinyali, çeşitli kanser tiplerini inhibe ettiği bildirilen çok önemli bir yolaktır. CXCR4, kanser ilerlemesinde rol oynayan bir kemokin reseptörüdür. Silimarin, başta karaciğer hastalıkları olmak üzere akciğer kanseri de dahil çeşitli kanserlerde anti-kanserojen aktivitesi öne sürülen bir fitokimyasaldır. Ancak silimarinin akciğer kanserinde SLIT2–ROBO1–CXCR4 ekseni üzerindeki etkisini inceleyen çalışma bulunmamaktadır. Burada amacımız silimarinin A549 hücreleri üzerindeki sitotoksik ve morfolojik etkilerini araştırmak ve SLIT2-ROBO1-CXCR4 yolağındaki rolünü ortaya çıkarmaktır. İlk olarak, silimarinin doz analizi için 24, 48 ve 72 saat uzunluğunda sitotoksisite testleri yapıldı. Ardından değişen dozlarda silimarin ile morfolojik değerlendirme için hücreler H-E ile boyandı. Daha sonra SLIT2, ROBO1 ve CXCR4 proteinleri için western blot ve immünositokimya analizleri yapıldı. MTT analizine göre, A549 hücrelerine karşı silimarinin IC50 konsantrasyonları 24, 48 ve 72 saatlik uygulamaları için sırasıyla 930.1, 432.1 ve 99.8 μM olarak saptandı. H-E boyama yapılarak morfolojik olarak incelendiğinde sitoplazmik vakuoller, küçülmüş heterokromatin çekirdek ve bazofilik sitoplazmalı hücreler gözlendi. 750 μM silimarin ile SLIT2, ROBO1 ve CXCR4 proteinleri için Western blot ve immünositokimya analizleri yapıldı. 750 μM silimarin, kontrol grubuna kıyasla SLIT2 ve ROBO1 ekspresyonlarını arttırırken CXCR4'ü azalttı. Sonuç olarak silimarin, SLIT2 ve ROBO1 protein ekspresyonunu aktive ederek ve CXCR4 ekspresyonunu inhibe ederek A549 hücrelerini doza bağlı olarak inhibe etmiştir. Silimarinin akciğer kanseri üzerindeki etkileri literatürde belirtilmiştir. Ancak bu çalışma, A549 hücrelerinde SLIT2–ROBO1–CXCR4 proteinleri ile silimarin arasındaki etkileşimi inceleyen ilk çalışmadır. Çalışmamızın bundan sonraki araştırmalara yeni ufuklar açacağına inanıyoruz.Article Allojeneik Kök Hücre Nakli Sürecinde Covıd-19 Sıklığı ve Seyri(2022) Şahin, Uğur; Şahin, Uğur; Arslan, Aykut İlker; Urlu, Selin Merih; Gökmen, Ayla; Soydan, EnderAmaç: Bu çalışmada COVID-19 pandemisinden önceki bir yıl ve sonrasında merkezimizde allo- jeneik kök hücre nakli (AKHN) yapılan hastalarda COVID-19 sıklığı, seyri ve aşılanma durumu, hasta ve verici özellikleri gibi prognoz üzerinde etkili olabilecek faktörlerin retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntem: Ocak 2019-Temmuz 2022 arasında merkezimizde AKHN yapılan hastala- rın demografik özellikleri, tanıları, verici özellikleri, COVID-19 geçirme durumu, COVID-19 için aşılanma durumu, COVID-19 ilişkili mortalite (CİM), relaps dışı mortalite (RDM), genel sağkalım (GS) araştırıldı. Bulgular: AKHN yapılan 236 ardışık hastadan çalışma dışı kalanlar çıkarıldıktan sonra 204’ünün ortanca yaşı 50 (18-76), AKHN sonrası ortanca takip süresi 21.2 [%95 güven aralığı (GA): 18.5- 23.9] aydı. En sık tanılar akut lösemi ve miyelodisplastik sendromdu (%72.6, n= 148). Hastaların %11.3’ü (n= 23) AKHN’den önce, %25.0’ı (n= 51) AKHN’den sonra COVID-19 geçirmiş ve %6.4’ünde (n= 13) CİM izlenmişti. Hiç aşı yaptırmayanlar %39.7 (n= 81); AKHN öncesinde en az bir doz aşılananlar %22.1 (n= 45) oranındaydı. AKHN sonrası 1, 3, 6 ve 12. aylarda kümülatif CİM sırasıyla %3.0 (%95 GA: 1.04-4.96), %5.0 (%95 GA: 1.08-8.92), %7.0 (%95 GA: 3.08-10.92) ve %7.0 (%95 GA: 3.08-10.92) bulundu. Uygulanan aşı dozu ikinin altında olan hastalarda RDM daha yüksek, GS daha düşüktü (sırasıyla p< 0.001 ve p< 0.001). Hiç aşılanmamış olma GS, RDM ve CİM için; HLA uyuşumlu akraba dışı vericiden nakil yapılması GS ve RDM için bağımsız risk faktörüydü. Sonuç: COVID-19 AKHN sonrası dönemde önemli bir mortalite sebebi olmuştur. Mortalite açısın- dan en riskli dönem AKHN sonrası ilk altı aydır. En az iki doz aşı yapılan hastalarda mortalite ve sağkalım oranlarında önemli bir düzelme izlenmektedir. HLA uyuşumlu akraba dışı vericilerden yapılan nakillerde gözlenen olumsuz sağkalım sonuçları yurtdışı doku bankalarına ulaşımdaki kısıtlanmalar ve dondurulmuş ürün kullanımı ile ilişkili olabilir.Article Factors Affecting the Burden and Quality of Life of Caregivers For\rgynecological Cancer Patients(AVES, 2022) Yaşar, Beril Nisa; Terzioğlu, FüsunObjective: The aim of this study is to evaluate the care burden and quality of life of caregivers of patients with gynecologic cancer.\rMaterial and Methods: This descriptive study was conducted with 251 individuals who provided care to patients with gynecologic cancer in gynecologic oncology\rservices of a university hospital and a state oncology hospital. The data were collected by a semi-structured questionnaire form, Caregiver Burden Inventory (CBI),\rand Quality of Life Family Version.\rResults: The mean age of the participants was 39.76 ± 14.20; 79.3% of them were female, 65.3% were married, 28.7% were high school graduates, 57.4% were\remployed and 56.2% were unemployed before starting care, 91.2% had health insurance, 58.6% perceived their income as moderate, and 57% had relatives of the\rpatient receiving care. Care burden was statistically significant in terms of gender, marital status, educational level, and degree of affinity with the patient (P < .005).\rThe correlation between caregivers’ quality of life, gender, health insurance, income status, and the degree of affinity with the patient was statistically significant\r(P < .005).\rConclusion: As a result of this study, it was determined that some socio-demographic characteristics of the caregivers of patients with gynecologic cancer affected\rthe care burden and quality of life.Article İntrakranial Tümörlerde Klk5, Klk6 ve Klk7 Ekspresyonlarının Araştırılması(2020) Turna, Gamze; Kılıç, Nedret; Kurt, Gökhan; Doğulu, Fikret; Ceviker, Necdet; Saltoğlu, Gamze TurnaGiriş ve Amaç: 19. kromozom (19q13.3-4) üzerinde bulunan 15 genden oluşan kallikrein ilişkili peptidazlar(KLK’lar), serin proteazların bir alt grubudur. Daha önce yapılan bazı çalışmalar KLK'ların çeşitli kanser türleriyleilişkili olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, intrakranial tümörlerde KLK'ların tanı ve prognozdaki rolünüaraştıran az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada intrakranial tümörlerde KLK5, KLK6 veKLK7'nin ekspresyon düzeylerindeki değişimlerin belirlenmesi amaçlamıştır.Gereç ve Yöntemler: Menenjiom grade I (n = 15) ve glioblastoma multiforme (n = 15) tümör örneklerinde, KLK5,KLK6 ve KLK7 mRNA ekspresyon düzeyleri ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) kullanılaraktespit edildi. Protein ekspresyonları ise western blotting yöntemi kullanılarak belirlendi.Bulgular: KLK5 ve KLK7’nin mRNA ve proteinleri menenjiom grubunda daha sıklıkla ifade edilirken, KLK6’nınmRNA ve proteini glioblastoma grubunda daha sıklıkla ifade edilmektedir.Sonuç: Menenjiom ve glioblastoma grupları karşılaştırıldığında KLK5, KLK6 ve KLK7 mRNA ve proteinekspresyon düzeylerinde farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Bu genler intrakranial tümörlerin tanısı için yeni birbiyobelirteç olma potansiyeline sahip olabilirArticle Glutatyon S-transferaz ve Src Ailesi Kinaz İnhibitörü İndol Türevleri: Seletivite ve İlaç Rezistans Özelliklerinin Değerlendirilmesi(2012) Ölgen, Süreyya; İşgör, Yasemin G.; Kurt, Zühal Kılıç; İşgör, Belgin S.Artan glutation s-transferaz (GST) aktivitesi insanlarda görülen kanserler ve antikanser ilaç direnciile ilişkilidir. Benzer şeklilde, Src ailesi kinazların (SFK) meme, kolon, akciğer ve deri gibi pek çokkanser türünde yüksek katalitik aktivitesi olduğu rapor edilmiştir. Bu nedenle, GST ve Src'ın her ikisinininhibisyonu, kemoterapötiklerin seçici ve dayanıklı olmasını sağlayarak terapötik etkinliğini artırabilir. Son yıllarda laboratuvarımızda gerçekleştirilen c-Src inhibitörü bileşiklerin tasarımı ve sentezi çabaları ile IC50 değeri sırayla 4.69, 74.79, 75.06 ve 84.23 µM olan N1 ve C5 sübstitüe indol-3-amin türevi dört bileşik (8c, 8f, 8g ve 8h) başarı ile elde edilmiştir. Bu çalışmada, bu bileşiklerin SFK'lar (Lyn, Hck, Fyn) ve GST enzimlerine karşı inhibitör aktiviteleri tayin edilmeye ve Src ailesi kinazlara olan seçicilikleri saptanmaya çalışılmıştır. Bileşiklerden 8c and 8g GST enzimi için sırayla IC50 değerleri 120.1 ve 67.33 µM olan en etkin inhibitörler ve ayrıca Src inhibitör özelliklerinin olması de ikili inhibitörler olarakrapor edilmişlerdir. Bileşiklerden 8f ve 8h sırayla IC50 değerleri 161.1 ve 272.2 µM ile önemli derecede GST inhibisyonu gösterdiler. Ancak bileşiklerin bu inhibisyon profilleri ile ileri çalışmalar için uygun olmadıkları bulunmuştur.


