Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Article
    TÜRKİYE'DE TEMEL BİLİMLERİN ÇÖKÜŞÜ
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Cihaner, Atilla
    Öncelikle Türkiye'nin bugünkü bilim ve teknolojideki konumunu görmek ve kat ettiği mesafeyi anlayabilmek için, Türkiye'nin geçmişten bugüne olan bilim ve teknolojinin üç ayağı olarak nitelendirebileceğimiz, bilim politikalarını, bilim üretimini ve bilim anlayışını kısaca göz atmakta fayda var. Osmanlı'daki Batılılaşma, modernleşme ve yenileşme hareketleri 17. yy'ın sonlarına doğru başlayıp (1683 Viyana bozgunu sonrası) 18. yy'ın ilk yarısına kadar sürer. Lale Devri, ilk matbaa'nın kullanımı, II. Mahmut Devri, III. Selim Devri, Tanzimat, vb. olaylar Osmanlı'ını Batılılaşma ve modernleşme serüvenindeki önemli olaylardan birkaçıdır.
  • Article
    İlaç Araştırmalarında Yeni Nesil Uygulamalar: Kontrollü İlaç Salımı
    (Bilim ve Teknoloji, 2012) İşgör, Belgin S.; Korkmaz Özkan, Filiz
    16.yüzyılda yaşamış olan ve bugünkü Modern tıbbın kurucularından sayılan Paracelsus’un “Her şey zehirdir. Zehirle ilacı ayıran dozudur” sözü, bugünkü modern toksikolojinin temeli olan doz-cevap ilişkisine dikkat çekmesi açısından son derece önemlidir. Günümüzde ilaç olarak sunulan sentetik ve doğal kaynaklı kimyasal bileşiklerin vücuda alımı genel olarak ağızdan (oral) katı veya sıvı formlarda, damar ve kas içerisine sıvı enjeksiyonuyla, nazal yol aracılığıyla sprey veya toz formunda inhalatör yardımıyla, veya deriden lokal uygulamalarla gerçekleşmektedir. Vücuda verilen ilaç ilk olarak dolaşım sistemine alınır ve tedavi için hedeflenen dokuya kan damarları ile taşınır. Hedef dokulara ise bu dokulara nüfuz etmiş kılcal damarlar yoluyla ulaşır. İlacın vücuda alımından hedef dokuya taşınması sürecinde, damar yolu üzerinde bulunan tüm dokularca alınıp hücresel mekanizmalarca işlenmesi mümkündür.
  • Article
    Az Bilinen Fakat Potansiyeli Yüksek Sürdürülebilir Bir Enerji Türü: Mavi Enerji
    (Herkese Bilim Teknoloji, 2017) Güler, Enver
    21. yüzyılda insanoğlunun karşılaştığı ve ileride ziyadesiyle sözkonusu olacak en temel durum enerji, su ve gıdaya olan taleptir. Bu talebin karşılanmasında ise sürdürülebilirlik şimdiki ve gelecek kuşakların temel sorunu olmaya devam edecektir. Su, enerji ve gıda arasındaki sıkı bağ açıkça gösteriyor ki; su ve enerji gıda üretiminde, su enerji üretiminde ve enerji su temini ve üretiminde en temel faktörlerdir [1]. Bunun neticesinde bu üçlü bağlam, 2035 yılında enerjiye olan talebin en fazla değer olarak % 50 olacağını öngörmektedir (Şekil 1). Enerjiye olan bu yüksek talebin yakın gelecekte fosil yakıtlar ile sürdürülebilir şekilde karşılanamayacağı aşikardır. Bu durum, enerjinin sürdürülebilir olarak üretimini sağlayacak alternatif teknikler geliştirilmesini bir öncelik haline getirmiştir.
  • Article
    TÜRKİYE’DE TEMEL BİLİMLERİN ÇÖKÜŞÜ
    (Bilim ve Teknoloji, 2015) Cihaner, Atilla
    Üniversitelerdeki ilk çöküşün habercisi, temel bilimler kontenjanında yaşanan sıkıntılar ve kapanan bölümler olmuştur. Yürütülen bilim politikalarının yanlışlığından kaynaklı olarak son yıllarda boş kontenjanlarla gündemde olan temel bilimler programlarıyla ilgili çalışma başlatan YÖK, 2014 yılında 11’den az öğrenci kaydolan devlet üniversitelerindeki programlara artık kontenjan verilmeyeceğini duyurmuştur. Uygulanan bilim politikasının yanlışlığını 2010 yılında üniversitelerin temel bilimler bölümlerine ayrılan kontenjan sayılarından net olarak anlamak mümkündür. Bir yıl öncesinde mevcut kontenjanlar doldurulmamış olmasına rağmen kontenjan sayıları arttırılırken bu bölümlere yerleşen öğrenci sayılarında dramatik bir düşüş görülmüştür. YÖK’ün kontenjan verilmeyeceğine dair yaptığı açıklama bir domino etkisi yaratmış ve sonraki yıllarda temel bilimler bölümleri bir bir kapanmaya başlamıştır.