5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Review Pediatri Hemşireliği Eğitiminde Standart Hasta Kullanımı(2021) Çınar, Sevil; Yıldız, Gizem; Boztepe, Handan; Özbay, Sevıl ÇınarHemşirelik eğitimi süresince öğrencilerin, klinik uygulamalar içingerekli olan becerileri kazanmaları beklenmektedir. Psikomotorbecerilerin öğretilmesinde kullanılan bir eğitim yöntemi ise standarthastadır. Bebeklik döneminden adölesan döneme kadar olançocuk standart hastalar, pediatrik Objektif Yapılandırılmış KlinikSınavlarında çeşitli oranlarında kullanılmaktadır. Tıp ve hemşirelikeğitiminde çocuklar standart hasta olarak 20 yılı aşkın bir süredirkullanılmaktadır ve yapılan çalışmalarda pediatrik standart hastakullanımının olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte,pediatride standart hasta kullanımının birçok etik sorunu içerdiğive geçerlilik, güvenirlik, uygulanabilirlik açısından tartışmaya açıkolduğu düşünülmektedir. Yaş önemli etik konulardan biridir. Çocuklargenellikle standart hasta olarak kendilerinden ne beklendiğinianlayabilecek kadar yeterli bilişsel düzeye sahip olmayabilirler. Çocukstandart hasta kullanmanın faydaları içerisinde hemşirelik öğrencilerininetkili iletişim becerilerinin geliştirilmesi, hasta bakımınplanlanması ve değerlendirmesi yer almaktadır.Article Evlat Edinilmiş ve Biyolojik Ebeveyniyle Yaşayan Çocukların Davranışsal ve Duygusal Sorunları ve Bağlanma Düzeyleri ile Anne Babalarının Çocuk Yetiştirme Stillerinin Karşılaştırmalı Olarak Değerlendirilmesi(2014) Altınoğlu, İkiz Dikmeer; Erol, Neşe; Gençöz, TülinAmaç: Bu çalışmanın amacı, evlat edinilmiş ve biyolojik ailesi yanında yaşayan çocukların davranışsal ve duygusal sorunlarını, çocukların bağ- lanma ilişkileri ve ebeveynlerinin çocuk yetiştirme stilleri kapsamında karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Yöntem: 6-18 yaşları arasındaki 61 evlat edinilmiş çocuk (34 kız, 27 erkek) ve yaş/cinsiyet bakımından eşleştirilmiş biyolojik ailesi yanında yaşayan 62 çocuk (35 kız, 27 erkek) ile bu çocukların anne-babaları araştırmaya dahil edilmişlerdir. Ölçümler hem anne-babalardan, hem de çocuklardan elde edilmiştir. Anne babalar çocukları için 6-18 Yaş Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme Ölçeği (CBCL) ve Okul Çağı Çocukları için Mizaç Ölçeğini, kendileri için de Temel Kişilik Özellik- leri Ölçeği ve Çocuk Yetiştirme Stilleri Ölçeğini doldurmuşlardır. Ço- cuklar, anne ve babaları ile ilgili algılarını belirtmek için Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği ile Çocuk Yetiştirme Stilleri Ölçeğini kullanmışlardır. On bir yaşından büyük çocuklar ek olarak 11-18 Yaş Grubu Gençler için Kendini Değerlendirme Ölçeğini de doldurmuşlardır. Bulgular: Evlat edinilmiş çocukların hiç bir ölçümde, biyolojik aile- leriyle yaşayan akranlarından farklı olmadıkları saptanmıştır. Alan ya- zınından farklı olarak, çocuğun evlat edinilme yaşı sorun davranışı ile ya da anne babasına bağlanması ile ilişkili bulunmamıştır. Öte yandan, çocuğun evlat edinildiğini öğrenme yaşı ile sorun davranışları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş, çocuğun özel durumunu öğrenme yaşı ge- ciktikçe sorun davranışlarının da arttığı saptanmıştır. Sonuç: Yaşanılan sorunlar tek başına evlat edinilmiş olmaya bağlı değil- dir, gelişimsel süreç içinde ele alınmalıdır.Article Pediatrik Hastalarda Malign Karaciğer Tümörlerinin Değerlendirilmesi: Tek Merkez Deneyimi(2021) Güzelküçük, Zeliha; Özyörük, Derya; Erdem, Arzu Yazal; Bajin, İnci Yaman; Yozgat, Ayça Koca; Aker, Can Barış; Şenel, Emrah; Demir, Hacı Ahmet; Oztorun, Can IhsanAmaç: Çocukluk çağında malign karaciğer tümörleri nadirdir. Hepatoblastom ve hepatoselüler karsinom en sık görülen iki tiptir. Bu çalışma ile; kliniğimizde izlenen malign karaciğer tümörü tanısı alan hastalarımızın demografik, klinik özelliklerini ve tedavi sonuçlarını geriye dönük olarak incelemeyi amaçladık. Gereç ve Yöntem: Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim Araştırma Hastanesi, Çocuk Onkoloji Kliniği’nde 2010-2019 tarihleri arasında takip edilen, karaciğerde malign tümörü olan 13 olgunun demografik özellikleri, tümör lokalizasyonu, klinik ve radyolojik bulguları, histopatolojik bulguları, tedavileri ve son durumları retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Karaciğerde malign tümörü olan 13 çocuk hasta (erkek/kız: 6/7) değerlendirildi. Hastaların ortanca yaşı 38 ay (minimum: 4- maksimum: 198 ay) olarak hesaplandı. Hepatoblastom (n=11, %84,6), hepatoselüler karsinom (n=1, %7,69), karaciğerin farklılaşmamış sarkomu (n=1, %7,69) tanıları alan hastalar mevcuttu. Hepatoblastom tanılı 1 hastada (%9) ve undiferansiye sarkom tanılı hastada alfa fetoprotein düzeyi (AFP) <100 ng/ mL (0-9) idi. Cerrahi ve kemoterapiden oluşan tedaviler uygulandı. Relaps ve/veya progresif hastalık nedeni ile 2 hasta eksitus oldu. Genel sağkalım oranı %88,9 olarak hesaplandı. Sonuç: Karaciğerde malign tümörü olan hastalarımızı retrospektif olarak değerlendirerek, tek merkez deneyimi sunulmuştur. Hasta sayımız kısıtlıdır. Ancak çocukluk çağındaki karaciğer kanserleri için oldukça iyi yaşam oranlarını içermektedir. Kemoterapiye bağlı uzun dönem komplikasyonların değerlendirilmesi için uzun soluklu takip sürelerini içeren çalışmalar planlanmalıdır.Article Anne Duyarlığı ve Erken Dönem Bağlanma-temelli Ebeveynlik Destek ve Müdahale Programları(2016) Orta, İrem Metin; Sümer, Nebi; Metin-orta, İremPsikolojik gelişim bakımından yaşamın ilk yılları en kritik dönemdir. Bu yıllarda ilgi ve bakım veren kişinin duyarlığı, çocuğun ihtiyaçlarına uygun ve zamanında karşılık verebilmesi, güvenli bağlanmanın gelişimi ve optimal duygu düzenleme becerisinin kazanılması için önemlidir. Bu nedenle, Batı ülkelerinde anne duyarlığını arttırmayı amaçlayan çeşitli erken dönem destek ve müdahale programları geliştirilmiştir. Bu programlar sadece çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerini değil, toplumun ve ülkenin refahını da dolaylı olarak etkileyen, özkaynakları ve sosyal kapitalini güçlendiren temel araçlardır. Bu yazıda esas olarak bağlanma-temelli ebeveynlik destek ve müdahale programlarının önemine ve etkisine değinilmektedir. Bu bağlamda, hangi tür programların anne duyarlığı ve çocukların optimum gelişimi üzerinde daha etkili olduğu ve bu etkinin farklı örneklemlere genellenebilirliği tartışılmaktadır. Bunun yanı sıra, çocukların sosyal ve duygusal gelişimlerinde önemli role sahip olan ilgi-bakım davranışlarına ve bunları etkileyen faktörlere değinilmektedir. Bu derlemenin bir amacı da hem uygulanan mevcut programların hem de ileride geliştirilecek programların daha etkili olabilmesi için gerekli özellikleri belirleyerek araştırmacılara ve uygulayıcılara yararlı bir kaynak sağlamaktır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sınırlı sayıdaki uygulanan programların etkinliğini artırmak ve yeni programları planlamak bakımından bu derleme önemli bir adım oluşturacaktırArticle Özofagus Atrezisinde Uzun Vadeli Sonuçlar: Beslenme Yönetimi ve Büyüme-Gelişme(2024) Konyalıgil, Dilara Berşan; Koç, NevraBu derlemenin amacı, özofagus atrezili hastalarda beslenme yönetimi, malnütrisyon ve büyüme-gelişme durumunu, çeşitli çalışmalar ve mevcut literatür temelinde özetlemektir. Özoagus atrezisi, trakeoözofageal fistüllü veya fistülsüz, özofagusun devamlılığının olmaması ile karakterize konjenital bir malformasyon olarak tanımlanmaktadır. Cerrahi tedavi; özofagus kesintisini düzeltmek ve varsa trakeoözofageal fistülü bağlamak ve bölmek amacıyla uygulanmaktadır. Günümüzde, ciddi ilişkili anomalilerle birlikte özofagus atrezisi ile doğanlarda sağkalım oranı ~%90'a ulaşmıştır ve tek başına özofagus atrezisi ile doğanlarda bu oran daha da yüksek olmaktadır. Ancak, bu başarılara rağmen, özofagus atrezisi ile doğan hastalarda uzun vadeli gastrointestinal ve solunum komplikasyonları, komorbiditeler yaygındır ve bu durum hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir. Cerrahi müdahale sonrası hastalarda beslenme güçlüğü sık gözlenmekte; özofagus atrezisinin uzun dönemli negatif etkileri, çocuklarda beslenme durumunun bozulmasına ve büyüme geriliğine neden olabilmektedir. Kusma, öksürme, boğulma gibi devam eden olumsuz olaylar, beslenme becerilerini olumsuz etkileyebilir, çocukların beslenmeye olan ilgilerini azaltabilir ve zamanla davranışsal faktörlerle devam eden beslenme güçlüklerine dönüşebilir. Yetersiz beslenen özofagus atrezili çocuklarda malnütrisyon sık gözlenmektedir ve bu çocukların sağlıklı büyümesini sağlamak için beslenme sorunlarının doğru yönetimi kritik önem taşımaktadır.

