21 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 21
Article TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARI- SINDAN BUGÜNE MEKÂNSAL PLANLAMA MEVZUATI VE UYGULAMALARININ DÖNÜŞÜMÜ VE ETKİLERİ(2017) Şahin, Savaş ZaferSon otuz yıldır, kapitalizmin krizi ve devletin yeniden yapılandırılması tartışmaları mekânsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Özellikle adem-i merkezileşme, ölçek ve yönetsel düzeyler, yetkilerin devletin farklı kademeleri arasında yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya taşınması önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Devletin merkezi ve yerel yönetimler düzeyleri arasındaki yetkiler sürekli olarak yeniden dağıtılmakta, yeni ölçekler oluşturulmakta ya da eski ölçekler önemini kaybetmektedir. Son on yıldır Türkiye'de yerel yönetimler reformu adın altında gerçekleştirilen mülki idare değişiklikleri de bu kapsamdadır. Bu değişikliklerin kent planlama sürecine yapısal etkileri olmaktadır. Bu makalede 2000'li yılların başında kısmen yasalaşan \"Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı\" sonrası dönemde mekânsal planlama sistemindeki değişiklikler yeniden ölçekleme açısından eleştirel bir yaklaşımla ele alınacaktırArticle Covıd-19’un Suriyeli Mülteciler İçin Yarattığı Çok Boyutlu Zorluklar: Ankara Vaka Çalışması(2022) Özdemir, Zelal; Dogangun, Gokten; Keysan, Asuman ÖzgürCOVID-19 küresel salgını tüm dünyayı etkilese de mevcut çalışmalar sınıf, yaş, toplumsal cinsiyet, sağlık durumu, engel durumu, göçmenlik, ikamet, etnisite gibi kimlik kategorilerinin bireylerin deneyimlerini farklılaştırdığını göstermektedir. Bu çalışma Ankara’nın Önder ve Battalgazi Mahallelerinde yaşayan 30 Suriyeli mülteci ile gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlara odaklanarak mültecilerin COVID-19 sürecinde karşılaştıkları zorluklara ilişkin bir kavrayış sunmayı amaçlamaktadır. Bu çalışma mültecilerin bu salgın sebepli iki farklı düzlemde, çok katmanlı zorluklarla karşılaştıklarını ortaya koymaktadır. Pandeminin yarattığı bu zorlukların bir bölümünün Türkiye vatandaşlarıyla paylaşılan zorluklar olduğu görülürken; diğer bölümünün bilgi ve hizmetlere erişimde pandemi süreciyle derinleşen mülteci kimliklere özgü olduğu görülmüştür. Bu araştırma iki düzlemde de farklı kimlik kategorilerine sahip Suriyeli mültecilerin deneyimleri arasındaki farklılıkları ortaya koymaktadır.Article Türkiye'de Toplumsal Gelişmenin İki Formülü: Eğitimciliğin Tarihi ve Ekonomici Yaklaşımın Ortaya Çıkışı(2016) Sönmezer, BurakBu çalışmada, Türkiye'de, maarifçilik dediğimiz, toplumsal ve ekonomik gelişmenin ön şartı olarak eğitimi gören anlayışın bir tarihi olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. 19. yüzyılın başlarında ortaya çıkan bu anlayış, giderek Osmanlı Devleti'nin klasik çağındaki güçlü devlete dönüşün bir formülü olarak görülmeye başlanmıştır. Bu anlamda maarifçilik Osmanlı yönetici sınıfının tarihsel çıkarlarına göre şekillenmiş ve geleneksel aydınlar tarafından bütünüyle benimsenmiştir. Aynı dönemde iktidara sert eleştiriler yönelten ve meşrutiyet fikrini ortaya atan Jöntürkler de, geleneksel maarifçi fikirlerden kurtulmuş değildir. Jöntürkler tarafından da devam ettirilen maarifçi düşünceler ancak İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin 20. yüzyıl başında Osmanlı burjuva sınıfıyla ilişki kurmasıyla birlikte değişmiş ve toplumsal gelişmeye ekonomici bir bakışa dönüşmüştür.Article Responsibility To Protect Bağlamında İnsani Yardım: Sivil Toplum Örgütlerinin Tarafsızlığı ve Araçsallaştırılması(2023) Arsava, A. FüsunBM Genel Kurulu tarafından 2015 yılında kabul edilen R2P insanların ağır suçlardan korunması amacına matuftur. Sivil toplum örgütlerinin R2P’nin uygulanmasında katkı yapma potansiyeli dikkate alınarak Uluslararası Hukuk insani sivil toplum örgütlerine insanlığa karşı suçların önlenmesi ve işlenen bu suçlara reaksiyon gösterilmesi bağlamında R2P’ye bir işlev ve sorumluluk yüklemektedir. Bu durum sivil toplum örgütlerinin tarafsızlıklarını kay- betmesi ve araçsallaştırılması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Sivil toplum örgütleri uzun bir süredir yoğun bir şekilde R2P ile bağlantılı sorumluluk üstlenmektedir. Makalede kimi ses getiren sivil toplum örgütlerinin R2P karşısındaki tutumlarına, insani yardım konusundaki uygulamalarına ve sivil toplum örgütlerinin insanların savaş ve çatışma durumlarında ağır suçlardan korunması çerçevesindeki rolüne ışık tutulmakta, insani sivil toplum örgütleri- nin barış politikasına yaptıkları katkı ortaya konulmaktadır.Article NAZİ ALMANYASI İŞGALİNDEKİ POLONYA'DA PROPAGANDAPOSTERLERİ ÜZERİNDEN YAHUDİLERE KARŞI NEFRET SÖYLEMİİNŞASI(2019) Çakı, Caner; Gazi, Mehmet; Çakı, GülPolonya'da, İkinci Dünya Savaşı'ndan önce yaklaşık üç milyon Yahudi yaşamaktaydı. Bu sayı 1939 yılında Nazi Almanya’sının Polonya'yı işgal etmesinden sonra sistemli olarak azalmıştı. Naziler, işgali altında bulundurdukları Polonya'da Yahudilere karşı olumsuz bir imaj oluşturarak, Polonya halkının Yahudilere yardım etmesini önlemeyi, aynı zamanda Polonyalıların Yahudilerin saklandıkları yerleri ihbar etmelerini amaçlamıştır. Bu çalışmada Nazi propagandasının Polonya'da Yahudilere dinine karşı nefret söylemi inşasında posterleri nasıl ve ne şekilde kullandıkları incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada Nazi propagandası tarafından Polonya'da basılan ve günümüzde Amerika Birleşik Devletleri Holokost Anıt Müzesi'nde yer alan beş antisemitist propaganda posteri nefret söylemi bağlamında incelenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma kapsamında belirlenen Nazi propaganda posterleri, Fransız dilbilimci Roland Barthes'ın göstergebilim anlayışı ışığında analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular kapsamında, Nazi propaganda posterlerinde Yahudilerin yalnızca insanlığın kötülüğü için çalıştığına ve Hıristiyanlık dini için büyük bir tehlike oluşturduğuna yönelik mitler inşa edildiği sonucuna ulaşılmıştır.Article TÜRKİYE’NİN AVRUPALILAŞMASI VE LGBTI HAKLARI(2020) Yılmaz, GözdeAvrupa Birliği (AB) ayrımcılıkla mücadele konusunda gelişmiş biryapıya sahip olmasıyla beraber LGBTI hakları da bu çerçevede ele alınmıştır. AB aday ülkeleri de bu rejimin bir parçası olmaları ve ilgili politika alanlarında reform yapmaları konusunda AB talepleriyle karşılaşmaktadır. Türkiye de bir AB aday ülkesi olarak bu durumdan bağımsız değilken ülkede LGBTI haklarında 2000’ler süresince bir gelişme yaşanmamış ve hatta bu alan ayrımcılığın sıklıkla tecrübe edildiği bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Bu makale 2000’li yıllarda hızını arttıran Avrupalılaşma reformları süresince Türkiye’de LGBTI haklarında herhangi bir gelişme olmadığını ortaya koymakta ve bunun nedenlerini incelemektedir. Makalenin ana argümanı AB’nin bu hassas konudaki etkisizliğinin ve 2000’ler boyunca tek başına iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin LGBTI ile ilgili konulardaki olumsuz zihniyet yapısının LGBTI haklarındaki durağanlığın nedeni olduğudur.Review ÖRGÜTSEL YAŞAM EVRELERİ İNSANLARIN YAŞAM EVRELERİNE BENZERLİK GÖSTERİR Mİ?(2023) Kemikkıran, Nurcan; Çınar, EsraBu çalışmanı amacı, insanların yaşam evreleri ve yaşamlarındaki önemli olayların örgütlere benzetilerek, örgütlerin yaşam evrelerini ve yaşamlarını etkileyen önemli süreçlerin farklı örgüt kuramları çerçevesinde kuramsal olarak tartışılmasıdır. Çalışma kapsamında, örgütlerin yaşam evreleri nasıl değişir sorusuna yanıt aranmıştır. Bu kapsamda; doğum, büyüme, hayatta kalma, bağımlılık ilişkileri, evlilik, ev alma, araba alma, mülk edinme, sosyal ilişkiler ve ölüm gibi bireylerin yaşamları boyunca deneyimlediği süreçler ile örgütsel evreler arasındaki benzerlik işlem maliyeti kuramı, koşul bağımlılık kuramı, kaynak bağımlılığı kuramı, kurumsal kuram, örgütsel ekoloji kuramı, sosyal ağ kuramı ve sosyal sermaye kuramı ile ilişkilendirilerek açıklanmıştır. İnsanların yaşam döngüsü doğum ile başlar ve ölüm ile sonra erer ve örgütler de aynı döngü içerisinde varlıklarını devam ettirmektedir. Bu döngü içerisinde insanlar bazı hayati faaliyetleri yerine getirmekte ve bazı süreçleri de deneyimlemektedir. Benzer şekilde örgütler de bu döngü içerisinde faaliyetlerini gerçekleştirmektedir. Bu döngünün anlaşılmasında farklı örgütsel kuramlar değişik bakış açıları sunarak bu döngünün birçok yönüyle anlaşılmasını sağlamaktadır.Article GÜNDELİK HAYAT ve MEKÂN: MODA AİLE ÇAY BAHÇESİ(2024) Şahin, Dilek; Demirel, Emre; Demire, EmreMekân, fiziksel tanımlamaların ötesinde gündelik hayat pratikleriyle sürekli şekillenen ve kendini tekrar inşa eden bir yapıdır. Bu çalışmada, mekânın önceden tanımlanmış ve ortaya konmuş fiziksel sınırlarının yanında; bireyin gündelik hayat pratiklerinin devingen, dinamik, esnek bir mekân oluşturma potansiyeli çay bahçeleri üzerinden ölçülecektir. Türk toplumu içerisinde geçmişten bugüne sahip olduğu kültürel ve sembolik değeriyle birlikte; çay bahçelerinin insanların günlük yaşam akışı içindeki çeşitli etkinliklerini gerçekleştirdiği, bütünleştirici ve eşitlikçi bir sosyal ortam sunmasıyla kültürümüze özgü benzersiz bir mekân yarattığı düşünülmektedir. Bu bağlamda, toplumun her katmanından insanın bir araya gelebildiği toplumsal alan haline gelen çay bahçelerinin mekânsal anlamda incelenmesi ve gündelik hayat içindeki yerinin yeniden değerlendirilmesi önemli bir konu haline gelmektedir. Bu çerçevede çalışma İstanbul’un en eski ve en bilinen çay bahçelerinden biri olan İstanbul Moda Aile Çay Bahçesi’ni ele alacaktır. Çalışmanın kapsamında gündelik hayat içerisindeki mekânsal pratiklerin çözümlenmesinde Lefebvre’den çıkarım yapılan “eşitleyici, gündelik hayat, mekân üretimi, toplumsal ilişkiler ve bir arada olma” kriterleri üzerinden bir analiz hedeflenmiştir. Çalışma ağırlıklı olarak kuramsal bir tartışma çerçevesinde mekâna bakmakta ve bu doğrultuda elde edilen mekânsal veriler Moda Aile Çay Bahçesi özelinde değerlendirilerek bir sonuca ulaşılmaktadır. Gözlem tekniği kullanılarak gerçekleştirilen saha çalışmasından elde edilen ampirik bulgular aracılığıyla, gündelik hayatın oluşumunu destekleyen kentsel mekânın deneyimlenmesine ve mekânsal pratiklerin belirlenmesi üzerine odaklanılmaktadır.Article Algılanan Güç Kaynakları ile Örgütsel Sinizm Boyutları İlişkisi: Türk Savunma Sanayii’nde Bir Araştırma(2019) Yıldırım, Deniz Erdik; Tuzlukaya, Şule ErdemAmaç – Türk Savunma Sanayii’nde faaliyet gösteren Kamu Kurum Kuruluşları ile özel sektörfirmalarının algıladıkları güç kaynakları ile örgütsel sinizmin boyutları arasındaki ilişkinin ortayakonmasıdır.Yöntem – Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılarak, anket yöntemi ile veriler eldeedilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Türk Savunma Sanayiinde faaliyet gösteren Kamu Kurumve Kuruluşları ile özel sektörde faaliyet gösteren örgütlerin çalışanları oluşturmaktadır. Çalışmadaparametrik olmayan istatistiksel yöntemler kullanılmıştır. İki bağımsız sayısal değişken arasındakiilişkiler ise Spearman’s Rho korelasyon katsayısı ile yorumlanmıştır.Bulgular – Araştırmanın bulgularında, ödüllendirme, uzmanlık ve yasal güç kaynaklarının siniktutumdan uzaklaştıran faktörler olduğu saptanmış, ancak karizmatik güç kaynağı ile bilişsel,duyuşsal ve davranışsal boyut arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Zorlayıcı güçkaynağında ise güç kullanımı arttıkça çalışan sinik tutum seviyesinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır.Tartışma – Çalışmanın en önemli katkısı, alanyazından farklı olarak Türk Savunma Sanayiiözelinde gerçekleştirilmesidir. Buna göre, algılanan güç kaynakları ile örgütsel sinizm arasındailişkinin varlığı literatür ile benzerlik göstermekte ancak ters yönlü bir etkileşim bulunmaktadır.Article Meydan Hareketleri ve Eski' ve Yeni' Toplumsal Hareketler(2015) Özen, HayriyeFarklı coğrafyalarda bulunan çeşitli toplumlar son bir kaç yılda belli başlı meydanların işgalini temel kolektif eylem olarak benimseyen sistem karşıtı popüler hareketlerin doğuşuna tanıklık etti. İspanya İndignados hareketi, Yunanistan Aganaktismenoi hareketi, Arap Baharı olarak adlandırılan popüler hareketler, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerindeki İşgal hareketleri ve Türkiyenin deneyimlediği Gezi hareketi gibi hareketleri kapsayan bu meydan hareketleri, kolektif eylemler ve toplumsal hareketlerde niteliksel bir değişim ve dönüşümün ifadesi olarak görülebilirler mi? Bu hareketler, toplumsal hareketler literatüründe genel olarak eski ve yeni toplumsal hareketler olarak kategorize edilen ve birbirinden oldukça farklı özellikler taşıyan hareketler ile ne tür devamlılıklara ve farklılıklara sahiptir? Toplumsal hareketlerin analizi için önerilen ana akım kuramlar meydan hareketlerini anlamamızda yeterli bir kılavuz olabilirler mi? Mevcut çalışma bu soruları ele alıyor. Meydan hareketlerinin niteliğini ortaya koymak üzere bu hareketler ile eski ve yeni toplumsal hareketler arasındaki süreklilik/kopuş ilişkilerine odaklanan çalışmanın ilk bölümünde, meydan hareketlerinin her iki tür hareketle önemli paralellikler taşımakla birlikte, aynı zamanda her iki hareket türünden de önemli ölçüde farklılaştığı gösteriliyor. Bu hareketler, eski toplumsal hareketlere benzer bir şekilde hâkim siyasi ve ekonomik yapılara yönelik kararlı bir direnişi ifade etmekle birlikte, eski toplumsal hareketlerden farklı olarak ne belli bir sınıfsal aidiyete sahip özgürleştirici bir toplumsal ajan olma iddiasını taşımakta, ne de bununla da ilintili olarak taleplerini ve karşı çıktıkları mevcut düzenin yerine getirmek istedikleri düzeni eski hareketler gibi net bir şekilde formüle etmekteler. Diğer taraftan, geniş hegemonik yapılara itirazla sınırlı kalmayıp, çok çeşitli toplumsal huzursuzluk ve talepleri dile getirmeleri ve sınıfsal aidiyetin dışında farklı aidiyetlere sahip toplumsal grupları içermeleri bakımından yeni toplumsal hareketlere benzemekteler. Ancak, yeni toplumsal hareketlerin aksine yalnızca tikel taleplerin etrafında örgütlenen tikel mücadelelere dönüşmemekte ve böylece kurumsal sistemin kendilerini kolaylıkla absorbe etmesine izin vermemekteler. Meydan hareketlerini karakterize eden en önemli özelliklerden birisi, hem eski hem de yeni toplumsal hareketlerin tersine, çok çeşitli toplumsal talepleri dile getirme ve böylelikle oldukça heterojen kitleleri harekete geçirme kabiliyetine sahip olmalarıdır. Meydan hareketlerinin nasıl analiz edilebileceği sorusuna odaklanan çalışmanın ikinci bölümünde, toplumsal hareket literatürüne hâkim toplumsal hareket kuramlarının meydan hareketleri gibi mevcut hegemonik yapılara karşı çıkan ve birbirinden farklı pek çok toplumsal grubu içeren hareketlerin dinamiklerini anlamamamızı sağlayacak kavramsal araçlara sahip olmadığı tartışılıyor. Ardından, Ernesto Laclau tarafından son yıllarda geliştirilen popülizm kavramsallaştırmasının, meydan hareketlerinin analizine, bu hareketlerin kendine özgü dinamiklerini anlamamız açısından, önemli katkılarda bulunacağı gösteriliyor.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »

