Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Master Thesis
    Lobicilik ve Propaganda-amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği'nde Lobicilik Faaliyetleri ve Türkiye'nin Abd'de Yürüttüğü Lobicilik Çalışmaları
    (2017) Altay, Mustafa Kemal; Ünal, Hasan
    Homo sapiens'den, homo sapiens sapiens'e oradan günümüze kadar geçen süre zarfında insanoğlu sürekli olarak etkileşim ve iletişim içerisinde kalmışlardır. Bu süreç insan ırkının varlığı yok olacağı güne kadar sürüp gidecektir. İnsanlar arsında ki mücadele ilk insan topluluklarından başlayarak sürekli olarak devam etmektedir. Bu mücadelenin içeriği ister savaşlara dayansın, isterse bir bilgilin oluşturulmasına hepsinin içerisinde cereyan eden bir yönetsel sistemler zinciri varlığı ya da başka bir ifadeyle hiyerarşik yapı mevcuttur. Bu süreçlerin temel yapısı ise; modern anlamda lobi (etkileme, manipüle etme vb.) faaliyetleri ve propaganda (tanıtma, baskı kurma vb.) faaliyetleri olarak özetlenebilir. Bu çalışmada sırasıyla lobicilik ardından da propaganda hakkında detaylı bilgilere yer verilerek, siyaset, askeri ve ekonomik alanlarda ki etkilerine değinilecektir. Ayrıca bu kavramların zaman içerisinde nasıl evrime uğradıklarına değinilecektir. Özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde ki ve Avrupa Birliğinde ki işleyiş biçimlerinden de söz edilecektir. Son kısımda ise, Türkiye'nin lobicilikle tanışması ve Türk lobilerinin faaliyetlerine değinilerek özellikle lobi faaliyetlerinin Dünya üzerinde büyük bir yer kapladığı Amerika Birleşik Devletlerinde ki çalışmalarından bahsedilecektir. Atalarımızdan miras aldığımız ve adeta genetik kodumuza işlenen çevremize hükmetmek, etki alanımızı genişletmek ve güce (siyasi, ekonomik, vb.) sahip olmak gibi olgulardır. Bu olguların sürekliliği için lobiciliğin ve propagandanın devamlılığı esastır. Özellikle günümüz Dünyasında demokrasi kavramının sadece kâğıt üstünde kaldığı, demokrasinin amaç değil de araç olduğu ve faşizan ideolojilere sahip yöneticilerle yönetilen ülkelerde kısmen lobiciliğin, fakat propaganda faaliyetlerinin çok ama çok daha önemli hale geldiği ülkelerde ki siyasiler için önemi kat be kat daha da artmaktadır. Bu çalışmada Dünya tarihinin tozlu sayfalarında yerini almış faşist ideolojilere sahip olan yöneticilere kısmen değinilecek, onların moderni olanlardan ise asla bahsedilmeyecektir.
  • Master Thesis
    Ermeni Sorunu Çerçevesinde Ermenistan'ın Dış Politikası ve Türkiye ile İlişkileri
    (2005) Bulur, Orbay; Öztürk, O. Metin
    1878 Berlin Anlaşması ile Osmanlı Devletine yönelik reform çabalarına konu olan Ermeni sorunu, izleyen dönemlerde büyük güçlerin uluslararası politikada ilgilendikleri bir konu olmuştur.Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarının paylaşımında ve Kafkasya'da söz sahibi olmak ve imparatorluğun çöküşünü hızlandırmak isteyen Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa, Ermenilere yönelik politikalar oluşturmuşlardır. Kafkasya'mn etnik çeşitliliği ve enerji kaynaklanmn zenginliği, bu bölgeyi mücadele alanına dönüştürmüştür. Osmanlı-Rus ve Ermeni-Osmanlı çatışmalan ile Almanlarm Gürcistan ve İngilizlerin Azerbaycan'daki çıkar mücadeleleri, Kafkasya'da 1921'e kadar devam etmiştir. 1921 Kars antlaşmasıyla Türkiye-SSCB, böylece de Türkiye-Gürcistan ve Türkiye-Ermenistan sınırlan belirlenmiştir.Ermenistan Kafkasya'da ilk bağımsızlığını 1918'de Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı'nda yenilgisinden sonra ilan etmiş, 1920'ye kadar bölgede Sovyet egemenliği sürmüş, 1922'de Transkafkasya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.Ermenistan'ın Moskova'ya bağlı bir cumhuriyet olduğu iki kutuplu dönemde, özellikle Türkiye'nin 1974 yılında gerçekleştirdiği Kıbns Barış Harekatı'nı izleyen yaklaşık 10 yıllık bir periyotta, Ermeni sorunu terörizm bağlamında gündeme gelmiştir.Ermenistan'ın, SSCB'nin dağılmasıyla 1991'de bağımsızlığım ilan etmesinden sonra, Ermeni sorunu yeniden ön plana çıkmıştır. Bu yeni dönemde Türkiye ile Ermenistan'ın iyi ilişkiler kuramamasının temel nedeni, soykırım iddialannın gündemde tutulması ve Karabağ sorunudur. Devlet Başkam Levon Ter-Petrosyan soykınmı iddialarından kaçımrken, yerini alan Robert Koçaryan soykınm iddialannı Ermenistan'ın dış politika öncelikleri arasına almıştır.Türkiye, soykırım iddialarına, Türk diplomatlarının katline ve Karabağ sorununa rağmen, bağımsızlık sonrasmda Ermenistan'a karşı ılımlı bir politika izlemiştir. Buna rağmen 1990'lı yıllar sözde soykınmın yabancı ülke parlamentolarına en fazla getirildiği dönem olmuş ve Ermenistan, 1993'de Azerbaycan'ın % 20'sinin işgalini ve bir milyon mültecinin varlığım sergileyen bugünkü durumu yaratmıştır.Çalışmada, 'Ermeni Sorunu' karşısında Türkiye'nin nasıl bir politika izlemesi gerektiği konusu üzerinde de durulmuştur. Sorunlara sebep teşkil eden unsurlarm din-mezhep, ırk ve ekonomi olduğu düşünüldüğü için, Türk-Ermeni ilişkileri, bu faktörler göz önünde bulundurularak irdelenmeye çalışılmıştır.