Search Results

Now showing 1 - 7 of 7
  • Article
    Sekülerleşmeye Farklı Teorik Perspektifler ve Göçün Avrupa’nın Gelecekteki Dindarlığı Üzerindeki Etkisi
    (2022) Akdemir, Tuğba Gürçel; Gürçel, Tugba
    Sekülerleşme ve dindarlığın yükselişi tartışması, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar nedeniyle Avrupa’ya yönelen yoğun göçle birlikte farklı bir boyuta taşındı. Sekülerleşme literatürü, modernleşme ile uyumlu olarak doğrusal bir yükseliş trendi bekliyor ve Avrupa’nın her ikisi için de merkez noktası olmasını öngörüyordu. Bu çalışma, sekülerleşme tartışmasını ele alarak güncel göç dalgasını, bu görece ihmal edilmiş olan bağlamda incelemektedir. Ana fikir, sekülerleşme kuramları içerisinde dinde pazar modeli yaklaşımının ve varoluşsal güvenlik paradigmasının Avrupa’da din-devlet ilişkilerinin geleceği ile ilgili daha geniş bir açıklama gücüne sahip olduğudur. Buna göre, klasik sekülerleşme kuramlarının beklediğinin aksine, göçün sonucu olarak dini çoğulculuk ve hem doğum oranları hem de dindarlıkları Avrupalılardan daha yüksek olan Müslüman göçmenlerin Avrupa’daki dindarlığı artırmaları öngörülmektedir. Bu manada, dini alandaki tartışmaları büyük ölçüde geride bırakmış olan Avrupa, yaşanan göç fenomeni nedeniyle yeni bir mücadele ile karşı karşıya kalabilir.
  • Article
    The Essence of Semiotics as a Mediator of Communication and Cognition
    (2018) Erton, İsmail
    Studies in modern linguistic theory to determine the scope and vision of humancommunication have shifted their attention to semiotics, in which actions speak louder thanwords as some say. The semiotic capacity of an individual reflects the effective and efficientusage of pragmatic competence in which the language user has the awareness of socioculturaland anthropological conventions processed and produced in the course of communication.Such a capacity also enables a systematic usage of cognitive skills, thereby developing thevalue of the communicative context and the perception of the individuals in variousdiscourses. This paper attempts to identify, decode, and proceed utterances in a systematicmixture of psychological, physiological, sociological and anthropological procedures, inwhich non-verbal expressions appear as signs and symbols to communicate information. It isalso argued that not only do individuals attain semiotic information naturally, they also do sowith proper curricular semiotic education (especially in language learning & teachingenvironment) and research. In this respect, studies in biosemiotics explore the micro and themacro cosmos of human nature which are in a continuous cycle of interaction to processlanguage. It is further established that the curiosity to discover the value systems in humancommunication through semiotic decoding means more than the mere study of language andits linguistic properties.
  • Article
    A Cultural Apocalypse: Apocalyptic Impacts of Imperialism in E. M. Forster’s A Passage To India
    (2022) Özçelik, Kaya
    First emerged as a religious term to designate the end of the world, the idea of apocalypse has evolved into manifold connotations that is associated with any cataclysmic event(s) and case(s) that end(s) up with the complete destruction of the present state with a new beginning. Although it is more often affiliated with the destruction(s) caused by climate crisis and advancements in science and technology, the destruction of a culture through cultural clash(es) between two opposing cultures, namely the East and West, and the results out of these that dehumanise the representatives of the weaker side/East can also be included in the analysis of apocalypse in a broader sense in the context of culture. It is within this focus of interest that E. M. Forster’s masterpiece A Passage to India (1924) has been evaluated as an example for the cultural apocalypse throughout the research, as a result of which the Indians - even their country - is plunged into total apocalypse and become subservient and considered nothing rather than a swine. Controlled under a civil station and isolated from the luxury and comfort the British are free to relish, Indians are drawn as character who are bereft of any freedom and respect from the British in their own land. Thus, the economic and political causes behind the ideology of imperialism that is also intertwined with capitalism in India have been considered as major consequences of the cultural clash that arise as a cultural apocalypse in the lives of native Indians.
  • Article
    Türkiye’nin İlkokullar için Olan Yeni İngilizce Öğretim Programını Antroposentrik Bir Açıdan Değerlendirme
    (2020) Yastıbaş, Ahmet Erdost
    Antroposen olarak adlandırılan yeni bir jeolojik çağ, insan aktivitelerinin dünyayı nasıl olumsuz etkilediğini göstermiş ve dünyanın geleceğinin sürdürülebilirliği için devam eden için aktivitelerinin oluşturduğu tehdidi ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle Antroposenin gösterdikleriyle ilgilenilmelidir. Bunu yapmanın yollarından bir tanesi eğitimdir. Bu yüzden, bu çalışma ilkokullar için olan yeni Türk İngilizce Öğretim Programını antroposen bir açıdan değerlendirmeyi amaçlamıştır. Nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Veriler, ilkokul için hazırlanan yeni program ve bu yeni programa göre hazırlanan ders kitaplarından toplanmıştır. Veriler, doküman incelemesi ile analiz edilmiştir. Veri çeşitlemesi ve yoğun anlatım çalışmayı inandırıcı kılmak için kullanılmıştır. Bulgular, yeni programın 2., 3. ve 4. sınıf ders izlencelerinde yedi tane doğayla ilgili temanın olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bulgular, bu temaların öğrencilerin İngilizceyi doğayla ilişkili olarak çalışmalarına ve öğrenmelerine yardımcı olduğunu göstermektedir. Bulgular tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.
  • Article
    The Renovation of the Self by the Other in Iris Murdoch’s Carnivalesque The Italian Girl (1964)
    (2022) Ambarcıoğlu, Hasibe; Aydın, Hasibe
    Bakhtin (1895-1975), who was a Russian literary critic and philosopher, has made significant contributions to the terminology of literary theory, such as dialogism, polyphony and carnavalism.He examined the works of Dostoevsky to unpack the difference between Dostoevsky’s oeuvre and the other homophonic, that is single voiced novels. In these novels, characters are set and fixed whereas Dostoevsky’s characters are unfinalizable and they are defined ‘by the word of the other, so that the plot is drawn within the interaction between the characters not by the authorial ideal. In his Rabelais and His World (1965), Bakhtin underlines two important terms, ‘carnival’ as a social institution and grotesque realism as a literary mode. Carnivalism is used to refer to the collectivity of the society, that is people forming a unity coming from different socioeconomic or racial backgrounds. Throughout a carnival, an individual is renewed by exchanging bodies through wearing masks and costumes. Here, the focus seems to be on the awareness of one’s sensual, material, bodily unity and community. By focusing on the body, Bakhtin combines the carnival with the grotesque which determines the carnival’s stress on the bodily changes through eating, evacuation and sexuality. Iris Murdoch (1919- 1999), who has unpredictable plots with characters from different layers of society and undermines the ideal civilized upper-class communities, has presented her reader with the themes of morality, good and evil in her novels. The aim of this paper is to read The Italian Girl (1964) using Baktinian criticism to interpret the renewal of her characters after they have connected the characters stigmatised as ‘the Other’ in the society, like the Jewish siblings who come from Russia and the Italian Girl, the governess of the family.
  • Article
    Ekolojiye İlişkin Kültüre Özgü Öğelerin Aktarımı: Tarihsel ve Nicel Bir Yaklaşım
    (2020) Hastürkoğlu, Gökçen
    Bu çalışma, Betimleyici Çeviribilim çerçevesinde, John Steinbeck’in To A God Unknown eserindeki ekolojiye ilişkin kültüre özgü öğelerin çevirisinde kullanılan çeviri yöntemlerinin dağılımlarını nicel verilerle tarihsel olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Canlı çevre betimlerinin oldukça yoğun olduğu bu eserin çevirisinde de aynı ekolojik tutumun var olması beklenmektedir. Çalışmada, eserdeki bir bölümde kültüre özgü bir öğe olarak değerlendirilen ekolojiye ilişkin sözcükler, 1955, 1985 ve 2019 yılında yapılmış olan üç çeviride, anlam kategorilerine ayrılarak karşılaştırılmıştır. Ekolojiye ilişkin unsurlar flora, fauna, yer adları, doğal oluşum, hava ve iklim koşulları ve doğal afet kategorileri altında incelenmiştir. Çalışmanın bulguları, üç ayrı dönemin çevirisinde en fazla sözcüğü sözcüğüne çeviri yönteminin kullanıldığını ve bunu sırasıyla yerlileştirme ve yabancılaştırma yöntemlerinin takip ettiğini göstermiştir. Sonuçlar, çevirmenlerin, özellikle 2019’daki çeviriyi yapan çevirmenin, kaynak kültürdeki ekolojik unsurların çeşitliliğinin ve özelliklerinin bilincinde olduğunu ve bu unsurları hedef kültüre ekolojik duyarlılıkla aktarma çabasında olduklarını ortaya koymuştur.
  • Article
    Mütercim Tercümanlık Becerilerinin Dilbilimsel ve Bilişsel Yönleri
    (2020) Erton, İsmail
    Çok disiplinli bir bilim dalı olan çeviri; sosyoloji, psikoloji, bilgisayar bilimleri, bilgi teknolojileri alanları ile kökeni olan dilbilim alanından çok etkilenmektedir. Çalışmalarda; 21. yüzyılda teknolojideki ilerlemeler ile çevirinin kısır bir dilbilim faaliyetinden öte, mütercim/tercümanın yeteneklerinin ve becerilerinin bir yansıması olduğu görülmüştür. Bu konuda; çeviride ve ilgili uygulamalarda yetkinliğin oluşması, dilin sosyokültürel uygulamalar ile şekillendirdiği değer sistemlerini somutlaştıran ve tüm dünyayı ilgilendiren konuların detaylıca anlaşılmasını gerektirir. Kaynak ve hedef dilin doğasının anlaşılması ise etkili dilbilimsel yetkinliklerin oluşmasını sağlayacaktır. Karşılığında, böylesi sosyodilbilimsel, iletişimsel, stratejik, edimbilimsel ve göstergebilimsel yetkinlikler mütercim/tercümana yazılı/sözlü çeviri görevini başta birbirinden bağımsız gibi görünen, ancak doğası gereği birbirinden etkilenen birçok açıdan değerlendirme fırsatı verecektir. Özellikle, konuşmanın (fonetik/ fonoloji) fiziksel özelliklerinin araştırılması tercümanların birçok sesi akıcılık ve stratejik düşünme yönünden algılamalarını sağlar. Yani, mütercim/tercümanlık iletişimsel bir faaliyettir ve iştirak edenlerce daha çok; zanaat aracı görevi gören dilin sosyokültürel uygulamalar ile şekillenen değer sistemleri ile eleştirel ve yaratıcı düşünme süreçleriyle ortaya çıkan zihin yapısının bir yansıması olduğu bilinciyle görülmeli ve anlaşılmalıdır. Bu anlayışın; mütercim/tercümanın nasıl algılandığı konusu ile bu anlayışla çalışıldığındaki başarıyı önemli ölçüde etkileyeceğine inanılmaktadır. Bu çerçeveye göre, bu araştırmada mütercim/tercümanın başarısının arkasındaki bazı kilit özelliklerden söz edilecektir.