12 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 12
Article Kamu Hizmetlerinde Biçimsel Ölçütte Çözülme ve Anayasa’nın 128. Maddesinin I. Fıkr Ası(2013) Sever, Dilşad Çiğdemİdare hukukunun temel kavramı sayılabilecek kamu hizmetlerinde önemli bir dönüşüm yaşanmaktadır. Bu dönüşümün birinci görünümü kamu hizmetlerinde daralma yaşanması, ikincisi ise kamu hizmetlerinin özel kişiler eliyle ve özel hukukla görülmeye başlanmasıdır. Bu bağlamda, hangi hizmetlerin kamu hizmeti olmaktan çıkarılamayacağı ya da özel hukukla gördürülemeyeceği günümüzde kamu hizmeti ve hatta genel olarak kamu hukuku bakımından en önemli tartışmalardan biri- dir. Bu tartışmanın kilit noktası ise Anayasanın 128. Maddesinin birinci fıkrası hükmü ve bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından yorumlanmasıdır. Genel idare esaslarına göre yürütülmesi gereken kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin kapsamının ne olduğu kamu hizmetlerinin biçimsel ölçütünü de belirlemektedir. Bu nedenle çalışmada maddenin anlamı ve Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili kararlarındaki yaklaşımı değerlendirilmiştir.Article TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARI- SINDAN BUGÜNE MEKÂNSAL PLANLAMA MEVZUATI VE UYGULAMALARININ DÖNÜŞÜMÜ VE ETKİLERİ(2017) Şahin, Savaş ZaferSon otuz yıldır, kapitalizmin krizi ve devletin yeniden yapılandırılması tartışmaları mekânsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Özellikle adem-i merkezileşme, ölçek ve yönetsel düzeyler, yetkilerin devletin farklı kademeleri arasında yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya taşınması önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Devletin merkezi ve yerel yönetimler düzeyleri arasındaki yetkiler sürekli olarak yeniden dağıtılmakta, yeni ölçekler oluşturulmakta ya da eski ölçekler önemini kaybetmektedir. Son on yıldır Türkiye'de yerel yönetimler reformu adın altında gerçekleştirilen mülki idare değişiklikleri de bu kapsamdadır. Bu değişikliklerin kent planlama sürecine yapısal etkileri olmaktadır. Bu makalede 2000'li yılların başında kısmen yasalaşan \"Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı\" sonrası dönemde mekânsal planlama sistemindeki değişiklikler yeniden ölçekleme açısından eleştirel bir yaklaşımla ele alınacaktırReview Yerel Seçimlerde Ankaraʼnın Merkez ve Çevre İlçelerine Dair Sosyo-mekânsal Bir Analiz Denemesi(2019) Şahin, Savaş ZaferMerkezî kentsel politikaların kentler üzerinde yadsınamaz bir etkisi olsa da, yerel toplumsal ve siyasal dinamikler özellikle yerelseçimler gibi demokratik pratikleri ve sonrasındaki yerel yönetim deneyimini ciddi bir şekilde etkilemektedir. Ancak, bu dinamiklerinfarklı kentler özelinde nasıl şekillendiği ve işlediği üzerine yeterince araştırma yapılmamıştır. Yazıda Ankara’nın ilçe belediyeleriüzerine yaklaşık on yıldır sürdürülen monografi çalışmaları kullanılarak, ilçelerin siyasal, mekânsal ve toplumsal değişkenlerive bunların yerel seçimler gibi önemli siyasal etkinlikleri nasıl etkileyebileceği, ilçelerin toplumsal gerçekliği düşünülerek nasılöngörülerde bulunulması gerektiği sorularını yanıtlamaya yönelik değerlendirme ve yorumlara yer verilmiştir.Article Doğal Afetlerde Hak Sahipliği Kavramının Danıştay Kararları Işığında Açıklanması ve İdarenin Kusur Sorumluluğu Açısından Kavramın Değerlendirilmesi(2023) Şatıroğlu, Pınar Yaşar7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca, afetzedelerin yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkileri, yeniden yapılacak binalardan veya verilecek inşaat kredisinden yararlanabilme durumları ancak hak sahipliği durumunu belgelemeleri ile mümkündür. Ayrıca depremden sonra gerçekleştirilen faaliyetler ile ilgili düzenlenen hasar tespit raporları idari yargıda tek başına dava edilebilir bir icrai işlem olarak nitelendirilmemektedir. Ancak hak sahipliği belgesine sahip olanlar bu belge ile birlikte raporu dava konusu edebilmektedirler. Bu çalışmada hak sahipliğinin tayin edilmesinde idarenin tutumu ve Danıştay kararları ışığında tespit edilen kriterler ortaya konulmaya çalışılacaktır. Böylelikle hizmet kusuru olarak kamu hizmetinin kötü işlemesinden sorumlu olan idarenin deprem olayından doğan mali sorumluluğundan kaçınmasının engellenmesi amaçlanmaktadır. Zarar gören vatandaşların insanca yaşama hakkının doğrudan gereği olan konut hakkının yerine getirilmesinde ortaya çıkabilecek hak mahrumiyetlerinin önüne geçilmesi ulaşılmak istenen bir diğer amaçtır. İdarenin mali açıdan tazmin sorumluluğunu yerine getirmesi sırasında depremzedelerin hak sahipliği statüsünde bulunmasına ilişkin ortaya çıkan sorunların giderilmesinden sonra; devletin hizmet kusuruna dayalı sorumluluğunun bu durum dışında tezahür etmesi açıklanacaktır.Article Afet Mevzuatından Kaynaklanan Yapısal Sorunlar: Teşkilat, İmar Afları ve Yapı Denetimi(2023) Sever, Dilşad ÇiğdemTürkiye’de başta deprem olmak üzere doğal afetlerin gerçekleşmesi beklenmedik bir durum değildir. Bu tür doğal olayları baş edilmesi güç bir afet haline getiren ve bu denli büyük yıkımlara yol açan, risk azaltmak için gerekli önlemlerin alınmaması ve dirençlilik oluşturulmamasıdır. Türkiye’de cumhuriyetin ilk yıllarından beri düzenleme konusu olan afetlerle ilgili mevzuat dağınık bir görünüme sahiptir ve bütüncül politika veya uygulamalar geliştirilmesi için elverişli değildir. Afet risklerinin azaltılması için sağlıklı bir kentleşme ve yapı üretimi sürecinin güvence altına alınması ve buna uygun bir yapı oluşturulması gerekir. Buna karşılık, Türkiye’de 1950’lerden itibaren özel teşkilat oluşturulan afet idareleri etkili olamamış, 2009 yılında AFAD kurularak farklı işlevlerin bu idare altında toplanması da yeterli olmamıştır. Diğer yandan, çok sayıda imar affı ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapı korunmuş, kentsel dönüşüm süreçleri amaca uygun şekilde gerçekleşmemiştir. 2018 yılında uygulanan imar barışı sonucunda verilen yapı kayıt belgelerinin sayıca fazlalığı ve denetimsiz bir alan yaratması dirençlilik konusundaki güçlükleri artırmıştır. İmar barışı düzenlemelerinde yer alan ve depreme dayanıklılığın malikin sorumluluğu olduğu hükmü idarenin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı gibi, tam tersine kayıt altına alınan bu ruhsatsız yapılarda riskin öngörülmesi daha mümkün hale gelmiştir. Dirençli kentleşmenin önünde bu şekilde bir engel oluşturan imar aflarına eşlik eden yapı denetimi süreçleri sorunu daha büyük hale getirmiştir. Yapı denetim şirketlerine devredilen bu işlevin kamusal niteliği gözetilmeksizin yapılan yasal düzenlemeler bu denetimin yeterince etkili olmasını sağlayamamıştır. Tüm bu yapısal sorunlar afet riski azaltmayı giderek zor hale getirmiştir.Article Kamu Siyasaları ve Toplumsal Hareketler: Türkiye'de Protesto Hareketlerinin Madencilik Siyasasına Etkileri(2010) Özen, Hayriye; Özen, ŞükrüBu çalışmada, toplumsal hareketlerin kamu siyasalarının oluşumundaki rolünü daha iyi anlayabilmek için, toplumsal hareketler ve kamu siyasası çalışma alanlarının birbirlerine yardımcı olabilecekleri önerilmektedir. Bu öneriyi örneklendirmek amacıyla çalışmada, her iki çalışma alanından da yararlanılarak Türkiye 'de altın madenciliği alanındaki yapıya muhalefet eden İzmir-Bergama, Uşak-Eşme, İzmir-Efemçukuru ve Çanakkale-Balıkesir yörelerinde doğan protesto hareketlerinin, 1985 yılından bu yana uygulanan madencilik alanındaki siyasayı nasıl ve ne derece etkilediği incelenmektedir. Bu inceleme sonuçları; merkezi siyasa oluşturma geleneğinin, toplumsal hareketlerin siyasa sürecinin hangi aşamasında doğacağını ve ne tür taktikler izleyeceğini, etkilediğini göstermektedir. Ayrıca, neo-liberal politikalar izleyen hükümetlerin büyük sermaye gruplarıyla birlikte oluşturduğu savunma koalisyonunun, izlenen siyasayı pekiştirmek amacıyla toplumsal hareketleri bastırmaya yönelik bir tutum benimseyeceğini ve bu tutumun siyasaya yönelik muhalefeti, yeni protesto hareketlerinin doğmasına yol açarak, daha da büyüteceğini göstermektedir.Master Thesis 1980 Sonrası Türkiye'de Neo-liberal Politikaların Kentle Olan İlişkisi(2025) Çinar, Sinan; Gençoğlu, FundaTarım Devrimiyle birlikte kentleşme tarihinin ana uğrak noktalarından olan Sanayi Devrimi, üretim ilişkilerinde köklü değişikliklere neden olarak, kapitalist sistemin tarihsel gelişim sürecini derinden etkilemiştir. Sanayileşme eşliğinde kapitalizmin tarihsel izleği takip edildiğinde, kentlerin geçirmiş olduğu dönüşümün tarihsel bağlamı görünür olacaktır. Kapitalizmin krizli tarihi içerisinde yaşanan dönüşümler farklı karakteristik özellikler taşıyan tarihsel dönemler oluştururken, coğrafi bakımdan da yeniden yapılanmaları beraberinde getirmiştir. Bu coğrafi yapılanma küresel, ulusal, bölgesel düzeyde işbölümü ve sınıf mücadelesinin bir yansıması olmuştur. İşbölümü ve sınıf mücadelesinin oluşturduğu küresel hiyerarşik sistem içerisinde yer alan ülkelerin kapitalist sistem bünyesinde üstlendikleri roller, bu ülkelerin içerisindeki ve çevresindeki iktidar ilişkilerini şekillendirmiştir. Söz konusu iktidar ilişkilerinin analizinde emperyalizm kavramı temel çözümleme aracıdır ve emperyalizmin karakteristik mekanizmalarından doğan eşitsiz gelişim küresel ölçekte oluşan kentleşme hareketinin merkezinde yer almaktadır. Bu iktidar ilişkileri üzerine kurulan kapitalist sisteme merkez, yarı-çevre ve çevre ülke olarak eklemlenen ülkelerin üstlendikleri roller, bu ülkelerin kentleşme ve kentlileşme süreçlerinin belirleyicisi olmuştur. Kapitalist sistem içerisinde üstlenilen rol üzerinden kapitalizm ile eklemlenme metotları kentlerin mekânsal formunu şekillendirirken, kentleşmenin kendi sosyo-psikolojisini, sosyo-kültürel yapısını da yaratarak farklı kentlileşme pratiklerini oluşturmuştur. Bu genel görünüm içerisinde; kentler sınıflar arası ve sınıf içi ilişkilerle sınıfların devletle ilişkilerini ifade eden iktidarın üretildiği, sergilendiği esas mekânlar olmuştur. İktidar ilişkileri kentlerin morfolojisini ve kentli öznelliğini belirlerken, kentlerin aldığı form da iktidar ilişkilerini düzenlemekte, ona şeklini vermektedir. Bu boyutuyla kentler ve iktidar ilişkileri arasında yaşanan diyalektik ilişki kentlerin bir iktidar aygıtına dönüşmesine sebebiyet vermektedir. Türkiye kentleşme tarihi de bu paradigma içerisinde değerlendirilmelidir. Türkiye kentleşme ve kentlileşme pratiği sanayileşme vasıtasıyla yarı-sömürge durumundan yarı-çevre ülke konumuna doğru yapılan yolculuk içerisinde şekillenmiştir. Bugün gelinen noktada neo-liberal siyasalar içerisinde Türkiye'nin yarı-çevre ülke olarak geliştirdiği alt-emperyalist ilişkiler kentleşme ve kentlileşme pratiklerini etkilemeye başlamıştır. Türkiye'nin devam eden bu yolculuğunun arkasındaki ana motivasyon ise milli burjuvazinin oluşturulabilmesi adına sermaye birikiminde devamlılığın sağlanması ve bu amaca uygun kentli öznelliğinin inşa edilmesi olmuştur.Article BİR KAMU KURUMU OLARAK VAKIF ÜNİVERSİTELERİ VE BU ÜNİVERSİTELERDE ÇALIŞAN AKADEMİSYENLERİN HUKUKİ STATÜSÜ*(2016) Sever, D. ÇiğdemKamu tüzel kişiliğine sahip olan ve yükseköğretim kamu hizmeti yürüten vakıf üniversiteleri idari teşkilat içerisinde özgün bir niteliğe sahiptir. Mali yönetimdeki farklılaşma bu üniversitelerin idari örgütlenmesini ve karar mekanizmalarını da farklılaştırır. Vakıf üniversitelerine ilişkin akademik özgürlükler bakımından da tartışmalı olan konulardan biri ise bu üniversitelerde çalışan akademik personelin hukuki statüsüdür. Bu personelin göreve alınması ardışık biçimde gerçekleşen atama ve özel hukuk sözleşmesi şeklinde iki aşamalı bir işlem dizisiyle olmaktadır. Bununla birlikte, nitelikleri, atanma koşulları, görev ve yetkileri yasayla belirlenen ve kamu hizmeti yürüten bu kişiler esas olarak kamu hukuku kurallarına tâbidir. Kamu hukuku ilişkisiyle istihdam edilen bu kişiler Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir görev yürütmektedirler ve diğer kamu görevlileri kapsamındadırlar. Bu nedenle de bu kişilerin görevlerine son verilmesi işlemlerine karşı idari yargıda dava açılması kamu hukuku kuralları bakımından yargısal denetimin daha etkili olması ve akademik özgürlükler açısından da daha elverişli bir araçtır.Publication Yerel Kalkınmada Bir Etken Olarak Turizm: Yerel Sivil Toplum Kuruluşlarının Görüşleri(2013) Küçük, Müşerref; Güneş, Saniye GülÖzet: Turizm bir yörenin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimini sağlayan önemli sektörlerden biridir. Kızılcahamamda 1994 yılından bu yana turizm yerel halkın ana geçim kaynağıdır. Ancak yerel kalkınmanın ve refahın sağlanması ve sürdürülebilir kılınabilmesi için ilgili tüm aktörlere önemli görevler düşmektedir. Bu bakımdan Kızılcahamamda özellikle turizm kapsamında yerel kalkınmanın sürdürülebilirliği ve sorunların tespiti için Yerel Sivil Toplum Kuruluşlarının görüşleri önemlidir. itel araştırma tekniği kullanılan bu çalışmada, mülakatlardan ve ilgili literatür çalışmalarından yararlanılmıştır. Yerel STKlarla yapılan mülakatlar doğrultusunda Kızılcahamamda turizmin yerel kalkınmaya etkisi konusunda görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Son olarak; tüm bu çalışmalardan elde edilen bulgular doğrultusunda, Kızılcahamamda turizmin yerel kalkınmaya etkisinin artırılabilmesi konusunda öneriler ortaya konmuştur.Article Yenimahalle Belediyesi Monografisi(2017) Şahin, Savaş Zafer; Gözcü, Ali CanYakın dönemde Türk kamu yönetiminde gerçekleştirilen en dramatik değişiklik ve reformların yerel yönetimler alanında olduğu görülmektedir. Bunun sonucunda, gelişen ve değişen büyük kentlerin yapılarını dikkate alan büyükşehir sistemi değişikliği gibi yapısal reformların yerel yönetim pratikleri üzerindeki etkilerini izleyebilmek çok önemli hale gelmektedir. Bu monografi çalışması, daha önce Çankaya ve Keçiören Belediyeleri için geliştirilmiş monografi yaklaşımını kullanarak Ankara Yenimahalle Belediyesi'nin belli bir yıldaki durumunu tespit edip sorun ve potansiyellerini ortaya koymaktadır. Monografide, niteliksel ve niceliksel araştırmalara dayalı olarak Yenimahalle Belediyesi'nin 2014 yılı itibarıyla dış çevre koşulları, hizmet sunumu, karar verme süreçleri, teknoloji kullanımı ve iletişim alanlarında bütünsel bir değerlendirmesine yer verilmiştir

