5 results
Search Results
Now showing 1 - 5 of 5
Article Sekülerleşmeye Farklı Teorik Perspektifler ve Göçün Avrupa’nın Gelecekteki Dindarlığı Üzerindeki Etkisi(2022) Akdemir, Tuğba Gürçel; Gürçel, TugbaSekülerleşme ve dindarlığın yükselişi tartışması, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalar nedeniyle Avrupa’ya yönelen yoğun göçle birlikte farklı bir boyuta taşındı. Sekülerleşme literatürü, modernleşme ile uyumlu olarak doğrusal bir yükseliş trendi bekliyor ve Avrupa’nın her ikisi için de merkez noktası olmasını öngörüyordu. Bu çalışma, sekülerleşme tartışmasını ele alarak güncel göç dalgasını, bu görece ihmal edilmiş olan bağlamda incelemektedir. Ana fikir, sekülerleşme kuramları içerisinde dinde pazar modeli yaklaşımının ve varoluşsal güvenlik paradigmasının Avrupa’da din-devlet ilişkilerinin geleceği ile ilgili daha geniş bir açıklama gücüne sahip olduğudur. Buna göre, klasik sekülerleşme kuramlarının beklediğinin aksine, göçün sonucu olarak dini çoğulculuk ve hem doğum oranları hem de dindarlıkları Avrupalılardan daha yüksek olan Müslüman göçmenlerin Avrupa’daki dindarlığı artırmaları öngörülmektedir. Bu manada, dini alandaki tartışmaları büyük ölçüde geride bırakmış olan Avrupa, yaşanan göç fenomeni nedeniyle yeni bir mücadele ile karşı karşıya kalabilir.Article Türk Tipi Lüthercilik ve Türk Milliyetçiliği(2021) Gümüşel, GünseliBüyük Savaş’a giden yolda tüm dünyaya yayılan milliyetçilik etkisi Türkiye’de Cumhuriyet rejimine geçilmesinden sonra kendisini en çok modernleşme adımlarında hissettirir. Modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk, çağdaşlaşma programında Türk diline dönüşü ve dinde reformu ilk sıralara almıştır. Belirlenen bu önceliklere uygun olarak Almanya’daki Reformasyon hareketinin lideri Martin Luther’in tarihsel yaratımları takip edilerek Atatürk ve Türk aydınları tarafından Türk tipi Lüthercilik oluşturulmuştur. Bu laik oluşumun ilk adımı olarak ise Kuran Türkçeye çevrilmiştir. Kuran’ın Türkçeye çevrilmesi dini bir etkiden çok siyasi bir etki bırakmıştır. Çalışmada Atatürk dönemi Türkiye’sinde, temelde Kuran’ın Türkçeye çevrilmesi ile başlatılan dinde reform ve çağdaşlaşma hareketinin sosyal ve siyasi boyutları tüm aşamalarıyla incelenecek ve Modern Türkiye’de kendisine bir yer edinen dinde ulusallaşmanın kökenleri anlaşılmaya çalışılacaktırReview GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE RUSSKİY MİR (RUS DÜNYASI): BİR KİMLİK PROJESİNDEN ULUSLARARASI POLİTİKAYA(2019) Gülseven, Aslı YiğıtBu çalışmanın amacı Soğuk Savaş sonrası dönemde Russkiy Mir (Rus Dünyası) kavramınınRus dış politika söylem ve uygulamalarındakirolü ve önemini incelemektir. Bu kavram, kültürel ve dini kimlik tartışmalarının bir parçası olarak ortaya atıldığı halde, son yıllarda Rusya’nınyakın çevresine dönük dış politikasının önemlibir unsuru haline gelmiştir. Rus hükümeti, dışpolitika yapım sürecine Rus Ortodoks Kilisesive Rus Dünyası Vakfı gibi kuruluşları da dâhilederek, Rus Dünyası kavramını özellikle yakıncoğrafyasına yönelik dış politika hedeflerineulaşmada daha etkin şekilde kullanmaya çabalamaktadır. Ancak, Rus Dünyası eksenli dışpolitika söyleminin hedefinde yer alan Ukraynave Belarus gibi ülkelerin tepkileri göz önünealındığında, kavramın Rusya’nın yakın çevresiyle ilişkilerinde bir gerginlik ve sürtüşme unsuru olabildiği görülmektedir. Bu çalışmada RusDünyası kavramının tarihsel kökenlerinden yolaçıkılarak, kavramın Rusya’nın yakın çevresineyönelik dış politikalarında kullanımının günümüzde ne derece etkili olduğu incelenecektir.Publication Considering the Concept of “Pervane” with Respect to Alevism Regarding the Cultural Interactions(2011) Simsek, Erdem; Güray, CenkPervane kavramı halk ve divan edebiyatlarında kullanılan önemli bir mazmun olmasının yanında, Anadolu’ya has “Bâtıni” temelli inanç sistemlerinin aktarım için ihtiyaç duyduğu ifade gücüne sahip bir sembol olarak dikkat çekmektedir. Pervane kavramının bu edebi ve Bâtıni kökler temel alınarak irdelenmesi Alevilik, Bektaşilik ve onlarla tarihsel temelde etkileşim kurmuş Mevlevilik gibi inanç sistemlerinin anlam dünyasının daha derinlemesine anlaşılmasını sağlarken, semah ve semâ gibi ibadet geleneklerinin nasıl bir kültürel bağlam üzerine yapılandığının daha rahat anlaşılmasını da sağlayacaktır. Pervane kavramının semah ve semâ ibadetleri kapsamındaki kullanım özellikleri, bu ibadetlerin arka planında yer alan felsefi yaklaşımlarla yoğun bir ilişki kurmaktadır. Bu yönüyle pervane kavramının incelenmesi, vahdet-i mevcut felsefesi ile semah kavramının bağlantılarının irdelenmesine yardımcı olurken aynı zamanda vahdet-i vücûd felsefesi ile de semâ kavramının bağlantılarının daha detaylı şekilde irdelenmesine olanak sağlayacaktır. Böylelikle pervane kavramının ışığı altında, edebiyat, müzik ve din ekseninde Anadolu insanının kültürel kimliğine, din ve tanrı algısına ilişkin çok değerli bilgilere ulaşmak mümkün olacaktır.Article Vahdet-i Mevcut’tan Vahdet-i Vücud’a: Anadolu’da İslam Dönemi Sonrasındaki Tanrı Algısının Semah ve Sema Kavramları Aracılığıyla İncelenmesi(2012) Güray, CenkAnadolu’da yaşamış olan tüm uygarlıklar, bu coğrafyaya maddi ve manevi izler bırakmışlardır. Toplumların yaşamsal geleneklerinin önemli bir kısmında etkin bir rol oynayandin ve inanç kültürüne dair simgeler, bu topluluklardan kalmış manevi izlerin en önemlileriarasındadır. Müziğin ve dansın ifade gücü, onları her inanç sistemi için oldukça çekici aktarım araçları haline getirmiştir. Anadolu için inanç ve müzik ilişkisini gerek tarihsel derinlikgerekse de coğrafi yaygınlık açısından en geniş şekilde tanımlayan iki kavram olan semahve sema’nın altyapılarında yatan Vahdet-i Mevcut ve Vahdet-i Vücud felsefeleri aracılığıylaanalizi, Anadolu tarihinin değişik dönemlerindeki insan- Tanrı ilişkisinin dini müzik ve dansyoluyla çözümlenebilmesi için önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda Vahdet-i Mevcutfelsefesinden daha yoğun bir biçimde etkilenmiş olan semah kavramı içinde Tanrı’nın somutolarak tezahürü simgelenirken, bu tezahür Hz. Ali’nin kişiliği aracılığı ile yansıtılmaktadır.Diğer yandan, Vahdet-i Vücud felsefesi doğrultusunda yapılanan sema geleneği içinde iseTanrı’nın bilgisine ulaşarak aşama aşama olgunlaşma gayreti mevcuttur. Ancak sema’da,Tanrı’nın insan vücudunda tezahür etmesi ya da kişileşmesi simgesine rastlanmamakta, sadece insanın maddi ve manevi dünya arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta geçirdiği olgunlaşma evreleri ifade edilmektedir. Semah bu anlamıyla vecd ve coşku ile Tanrı ile bir olma,sema ise olgunlaşma, bilgiye mazhar olma ve çile ile Tanrı’nın bilgisinden pay alma anlayışlarını simgelemekte ve iki ayrı insan-Tanrı ilişkisini yani Tanrı algısını ortaya koymaktadır.

