Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Doctoral Thesis
    Enflasyonun politik makroekonomik dinamikleri: Teorik uygulama
    (2019) Akkutay, Emine Aybike; Güngör, Nil Demet
    Ülkeler güçlü makroekonomik göstergelere sahip olmaya çalışırlar. Ancak yüksek enflasyonun varlığında birçok ülkenin istenilen refah seviyesine ulaşamadığı görülmüştür. Yüksek enflasyonun önemli bir sorun haline gelmesinde yanlış uygulanan para ve maliye politikalarının yanı sıra siyasi istikrarsızlığın da önemli bir etken olduğu görülmektedir. Bu sebeple güçlü makroekonomik göstergelere sahip olabilmek için doğru para ve maliye politikalarının yanı sıra siyasi istikrarın da sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmada makroekonomik göstergelerde olumsuz sonuçlar yaratan yüksek enflasyon sorununu çözebilmek için enflasyon hedeflemesi modeli önerilmiş ve etkinliği araştırılmıştır. Ayrıca net verimlilik etkisinin farklı durumları ele alınarak enflasyon hedefinin artırılmasıyla makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri gösterilmiştir. Çalışmada esnek enflasyon hedeflemesi ilk önce statik model çerçevesinde merkeziyetçi ve merkeziyetçi olmayan kurumsal yapı içerisinde incelenmiştir. Teorik çalışmanın sonucuna göre, hem merkeziyetçi hem de merkeziyetçi olmayan kurumsal yapıda enflasyon hedeflemesinin artırılmasının, net verimliliğin pozitif olduğu durumda, kısa dönemde büyümeyi olumlu yönde etkilediği görülmektedir. Statik modelin olumlu etkilerinin gösterilmesinin ardından çalışmanın diğer bölümünde borç dinamikleri de dahil edilerek enflasyon hedeflemesi dinamik model çerçevesinde merkeziyetçi ve merkeziyetçi olmayan kurumsal yapı içerisinde incelenmiştir. Dinamik modelde de enflasyon hedeflemesinin birinci ve ikinci dönemdeki enflasyon oranı, kamu harcama oranı ve çıktı oranı üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Çalışmada ayrıca hem statik hem dinamik modelde net verimliliğin etkileri gösterilmiştir. Elde edilen bulgulara göre politik istikrarsızlığın görece düşük olduğu durumda makroekonomik göstergeler olumlu yönde etkilenirken politik istikrarsızlığın yüksek olduğu durumda makroekonomik göstergelerin olumsuz yönde etkilendiği bulunmuştur. Üzerinde durulan bir başka konu ise seçim belirsizliğidir. Seçim belirsizliğinin varlığında enflasyon hedefi rejiminin makroekonomik göstergeler üzerindeki olumsuz etkiyi azalttığı gösterilmiştir. Son olarak merkez bankasının muhafazakâr etkisi araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar bağımsız bir merkez bankasının seçilmiş bir hükümete göre daha muhafazakâr bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
  • Doctoral Thesis
    İşbirlikçi Rasyonelite: Çağdaş Siyasal İ̇ktisatta İ̇stikrar Üzerine Bir İ̇nceleme
    (2015) Temel, Bülent; Tan, Ayhan
    Bu tez çalışması örgütsel rasyonelite ile bağlamlar arasındaki ilişkiyi çağdaş politik ekonomide bir istikrar unsuru olarak incelemektedir. Ҫalışmada tarihsel önemi olan Büyük Durgunluk (2007-09) krizinden hareketle üç analiz sunulmaktadır. İlk olarak örgütsel yapının açıklayıcı bir değişken olarak ele alınmayışı mevcut kriz yazınında bir eksiklik olarak belirlenmiştir. Ardından kooperatifçilik kuramının kavramsal çerçevesi kullanılarak örgütsel yapı ile istikrar arasındaki bağlantı öne sürülmüştür. İkinci analizde ticari ve kooperatif bankaların risk sağduyusu teşvik eden bağlamlar yaratma kapasiteleri Kanada finans sektörünün özelinde araştırılmıştır. Ticari ve kooperatif kuruluşların risk iştahları arasındaki farkları ampirik olarak incelemek üzere panel veri analizi tekniğinden faydalanılmıştır. Ampirik bulgular ticari rasyonelitenin kooperatif rasyoneliteye göre risk iştahıyla daha yakından ilintili olduğuna dair beklentiyi desteklemiştir. Tezin kapsamındakı üçüncü çalışmada kooperatiflerin performansının içinde bulundukları toplumsal, ekonomik, siyasi ve yasal bağlamlarla ilişkisi incelenmiştir. Kooperatifçilik yoğunluğunun en yüksek olduğu ülkeler arasında olmasına rağmen kooperatifçiliğin ulusal öneminin oldukça düşük olduğu Türkiye'de bu çelişkinin nedenlerini anlamak üzere ülkenin önde gelen kooperatifçilerinden dördü ile görüşmeler yapılmıştır. Uzmanların Türk kooperatifçiliğinin çektiği zorluklara dair görüşleri seçilmiş bir grup ülkedeki benzer çalışmaların bulgularıyla birlikte değerlendirilmiştir. İnceleme Türkiye'de yaşanan sıkıntıların diğer gelişmekte olan ülkelerde görülen sorunlarla paralel, gelişmiş ülkelerdeki sorunlardan ise ayrışır olduğuna işaret etmiştir. Çalışmaların bulguları birarada değerlendirildiğinde 21. Yüzyılda kooperatifçiliğe dair zorlu bir durum ortaya çıkmaktadır: kooperatifçiliğin kapitalist ekonomilerde –özellikle de küreselleşmenin etkisiyle gittikçe daha istikrarsızlaşan gelişmekte olan ekonomilerde- belirgin bir istikrara katkı yapma kapasitesi varken, onun bu potansiyelini gerçekleştirmesi daha ziyade gelişmiş olan ülkelerde yerleşik olan destekleyici bağlamların varlığına bağlı gözükmektedir.