23 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 23
Master Thesis Poli (n- Metilanilin) Eklenmiş Gümüş Nanopartiküllerin Antibakteriyel Aktivitesinin Araştırılması(2022) Aldarajı, Mostafa Kamıl Maala; İşgör, Sultan Belgin; Kaya, Muratİnsanlar, hayvanlar ve mahsuller, belirli bakteri türlerinin neden olduğu birçok hastalıktan muzdarip olabilir. Bu bakterilerin, karşılaşabilecekleri en uygun araçları belirlemek için derinlemesine araştırılması gerekir. Bu bakteri türleri arasında (Escherichia coli) ve (Staphylococcus aureus) bulunur. Gümüş, bakterileri yok edebilecek bazı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğu için bu bakterilerin yayılmasının tedavisinde kullanılan en önemli mineral elementlerden biridir. Etkinliği incelenen bu özelliklerden biri Nanoteknolojidir. Bunlar 1 ila 100 nanometre arasında değişen parçacıklardır. Bu parçacıkların dış zarlara nüfuz edebildiği ve hücreye girebileceği bulunmuştur. Bunu kullanarak, protein üretimini durdurmak için çalışır ve gümüş nanopartiküller ile bulunan yüksek toksisite nedeniyle canlı hücreyi öldürmeye başlar. Ek olarak, gümüş nanopartiküllere poli (n-metil anilin) ilave edildi. PNMA 0.025 M monomer çözeltisi ile hazırlandı. Elde edilen PNMA kürelerinin boyutu 200-550 nm arasındadır. Poli (N-metil anilin) gümüş nanopartikülleri (PNMA-AGNP'LER) başarıyla hazırlamak için oksidatif kimyasal polimerizasyon ve sıvı emprenye yöntemleri kullanıldı. Elde edilen partikülleri karakterize etmek için SEM, TEM, EDX ve ICP-Oe'ler kullanıldı. Bu bileşiklerin; PNMA ve Ag-Pnma'nın Escherichia coli ve Staphylococcus aureus'a karşı antibakteriyel etkileri incelenmiş ve bu bileşiklerin penisilin/streptomisin ortak antibiyotiği ile etkileri karşılaştırılmıştır.Master Thesis Yeni Ditiyenosilol Esaslı Kromik Polimerlerin Sentezi ve Karakterizasyonu(2015) Al-jumaılı, Mohammed; Cihaner, AtillaStille kenetlenme tepkimesi ile tiyofen (P1) ve bitiyofen (P2) içeren 2-etilhekzil sübstitüeli ditiyenosilol esaslı çözünür polimerler sentezlenmiştir. Polimerler nükleer magnetik rezonans (NMR), jel geçirgenlik kromotografisi (GPC), taramalı elektron mikroskobu (SEM) ve termal gravimetrik analiz (TGA) teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Silol halkası üzerindeki 2-etilhekzil sübstitüentlerinin varlığı polimerlerin yaygın çözücülerde çözünmesini sağlamıştır. GPC ölçümlerine göre, polimerler P1 ve P2'nin ağırlık ortalama moleküler ağırlıkları sırasıyla 2.30 çok dağılımlılık belirtesi (PDI) ile 70977 ve 1.42 PDI ile 110439 bulunmuştur. Tolüen çözeltisi içeresindeki floresans polimerlerin maksimum ışıma bantları P1 için 634 nm ve P2 için 613 nm'dir. Polimerlerin çözelti ve film formlarındaki kimyasal ve elektrokimyasal katkılandırılmaları morötesi-görünür (UV-vis) spektroskopi tekniği ile görüntülenmiştir. Polimerler kromik (kemokromik ve elektrokromik) özellik göstermektedirler. Nötr polimer filmlerinin renkleri P1 için mor ve P2 için kızılımsı kahverengi iken her iki polimer yükseltgen hallerinde geçirgen gökyüzü mavisine sahiptirler. Polimerlerin film formunda band aralıkları P1 için 1.81 eV ve P2 için 1.92 eV olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, polimerlerin elektrokromik cihaz uygulamaları yapılmıştır. Polimerlerin elektrokimyasal ve optik özellikleri ilgili polimerlerin optoelektronik uygulamalar için iyi birer aday olabileceğini göstermiştir.Master Thesis Alkali Yakıt Hücreleri için Yarı-iç İçe Geçen Polietersülfon Kuaternize Nişasta Polimer Ağına Dayalı Anyon Değişim Membranı(2021) Almurumudhe, Osamah Kadhım Hılal; Güler, EnverZehirli emisyonlar olmadan güç üretmeye yönelik birçok etkili cihaz ortaya çıkmış ve geliştirilmiştir. Proton değişim membranlı yakıt hücresi (PEMFC) bu etkili cihazlardan biridir. Elektrokatalizör olarak platine tamamen bağımlı olması son derece rekabetçi olan pazardaki uygulamasını sınırlandırmıştır. Değerli olmayan metal katalizörün potansiyel kullanımı, anyon değişim membranlı yakıt hücresinin (AEMFC) yeniden dikkati çekmesini sağlamıştır. Anyon değişim membranı (AEM), AEMFC'nin kalbi olarak kabul edilir ve aynı zamanda AEM´lerin hazırlanması, bu yakıt hücrelerin geliştirilmesindeki en büyük zorluk olarak kabul edilmiştir. Yüksek iletkenliğe ve yüksek alkali direncine sahip anyon değişim membranların üretimi, bu alanda aktif bir araştırma alanı haline gelmiştir. Bu çalışmada, alkali yakıt hücreleri için iki tür anyon değişim membranı, basit ve yeni bir stratejiye göre tek aşamalı kuaternizasyon yöntemi ile üretilmiştir, Nişastanin kolin klorür ve epiklorohidrin ile kuaternizasyonu ̸ çapraz bağlanması ve ardından polietersülfon (PES) ile karıştırılması, iç içe geçen bir polimer ağıyla (IPN) sonuçlanmıştır. Birinci tip, 133.33 μm kalınlığa sahip gözenekli polieter sülfon AEM, % 376.7 su alımı ve % 5.3 şişmevi oranı sergilemiştir. İkinci tip ise, 55.48 μm ile yoğun polieter sülfon AEM, % 69.9 su alımı ve % 7.5 şişme oranı sergilemiştir. Karakterizasyon sonuçları, üretim rotamızın çok başarılı olduğunu ve üretilen anyon değiştirici membranlarımızın alkali yakıt hücresi uygulamaları için umut verici olduğunu doğrulamıştır.Master Thesis Petrol fraksiyonlarının kinematik viskozitesinin tahmini(2018) Ahmed, Hawa Ahmed Alı; Kayı, Hakan; Alper, ErdoğanOcak 2018, 59 sayfa Petrol fraksiyonları çok karmaşık karışımlardır. Mühendislik tasarımında, hesaplamalarda kullanıldıkları için, sıvıların viskozitesinin belirlenmesi önemlidir. Dahası, sıvının fiziksel özellikleri ve bileşimi, akışkanın davranışını anlayabilmek için yardımcı faktörlerdir. Sıvının viskozitesini elde etmek için kullanılan iki temel metodoloji vardır; ölçüm gerektiren deneysel bir yaklaşım ve fiziksel özellikleri kullanarak tahmin için bir matematiksel model. Deneysel viskozite ölçümlerini yapmak pahalı ve zaman alıcı olduğundan, deneysel veri yokluğunda bu deneyleri gerçekleştirmek her zaman pratik olmamaktadır.Dolayısıyla doğru ve güvenilir modellere gereklilik duyulmaktadır.Bu çalışma, bazı Libya petrol ürünlerinin viskozitelerinin tahminini, literatürde bulunan çeşitli matematiksel modellerin performansını değerlendirmek suretiyle gerçekleştirmek ile ilgilidir. Bu amaçla ilk olarak deneysel bir veri tabanı oluşturulmuştur. Veri tabanı, gazyağı ve kerosen aralıklarındaki çeşitli Libya petrol ürünleri için kinematik viskozite ve yoğunluk verilerinden oluşmuştur. Değerlendirilen tüm modeller içerisinde, modifiye edilmiş grup-katkılı viskozite-termodinamik modeli (GC-UNIMOD), incelenen sıcaklık seviyelerinde (30, 35, 40, 50 °C) tanımlanmamış Libya petrol fraksiyonlarının kinematik viskozitelerinin tahminini için önerilmiştir. Önerilen model, toplanan veriler kullanılarak test edilmiş ve mevcut modellerle karşılaştırılmıştır. Sonuçları tahmin etmek için GC-UNIMOD modelinin uygulanmasının, bu çalışmada araştırılan ampirik modeller gibi literatürde kullanılan diğer yöntemlerin tahminlerinden daha doğru ve hassas olduğu sonucuna varılmıştır.Master Thesis Alev Sprey Piroliz Yöntemi ile Ce ve Cu Katkılı Nano-tio2 Üretimi ve Fotokatalitik Aktivitelerinin Değerlendirilmesi(2021) Onay, Aslı Kader; Machın, Nesrin EkinciYapılan bu çalışmada, bir tür alev aerosol üretim tekniği olan Alev Sprey Piroliz (ASP) yöntemi kullanılarak hem saf hem de katkılı titanyum dioksit nanopartikülleri sentezlenmiştir. Çalışma koşulları oluşan ürünün özelliklerini doğrudan etkilediği için tüm üretimler sırasında aynı koşullar kullanılmıştır. Katkılama miktarının ürünün yapısı ve fotokatalitik özellikleri üzerindeki etkilerini görmek için titanyum dioksit bakır ve seryum ile katkılanmıştır. Bunun yanı sıra, seryum ve bakırın titanyum dioksit olmadan tek başına nasıl bir fotokatalitik aktivite gösterdiğini incelemek için seryum dioksit ve bakır(II) oksit nanopartikülleri ASP ile sentezlenmiştir. Kristal fazların ve morfolojik yapıdaki değişimlerin fotokatalitik aktivite üzerindeki etkisini görmek amacıyla sentezlenen tüm nanopartiküllere kalsinasyon işlemi uygulanmıştır. Hazırlanan katalizörlerin fotokatalitik aktiviteleri, metilen mavisinin (MB) degredasyonu için bu araştırma kapsamında tasarlanmış olan katalitik reaktörde 250W cıva lambası kullanılarak kontrol edilmiştir. Ürünlerin morfolojisi, partikül boyutu dağılımı, kristal yapısı, yüzey alanı ve bant boşluğu enerjilerini incelemek için X-ışını difraktometresi (XRD), N2 adsorpsiyon analizi (BET), yüksek çözünürlüklü transmisyon elektron mikroskobu (HRTEM) ve ultraviyole-görünür ışık dağınık yansıma spektroskopisi (UV-Vis DRS) kullanılmıştır. Fotokatalitik aktiviteler ultraviyole görünür bölge spektroskopisi (UV-Vis) tekniği kullanılarak ölçülmüştür. Saf TiO2, Ce-TiO2, Cu-TiO2, CeO2 ve CuO nanopartiküllerinin karakterizasyon sonuçları, polimorfik yapıya, yüksek yüzey alanına ve hem amorf hem de kristal yapıya sahip nanomalzemelerin üretildiğini göstermektedir. Hem katkılama miktarındaki artışın hem de kalsinasyon işleminin rutil faz yüzdesini arttırdığı bulunmuştur. Katkılama işleminin titanyum dioksitin bant boşluğunda az da olsa düşüşe sebep olduğu gözlemlenmiştir. Çalışılan koşullar altında, titanyum dioksitin MB bozunması için sentezlenen maddeler arasında en yüksek fotokatalitik aktiviteye sahip nanomalzeme olduğu belirlenmiştir. Seryum katkılı titanyum dioksitin, bakır katkılı titanyum dioksite göre fotokatalitik olarak daha aktif olduğu tespit edilmiştir. Kalsinasyon işlemi ile artan kristalliğin, ürünlerin fotokatalitik aktivitesini arttırdığı da gözlenmiştir.Master Thesis Metanolden Formaldehyde Üretiminin Optimizasyonu(2018) Idres, Ruwıda Ab.m.; Güler, EnverFormaldehit, yapı malzemelerinin ayrıca fenol formaldehit gibi polimerik reçinelerin üretimini içeren birçok kimya endüstrisinde oldukça önemli kabul edilen kimyasallardan birisidir. Bu projenin başlıca amacı, kimya mühendisliği bakış açısından, belirli çalışma koşulları altında ve spesifik kapasite dahilinde formaldehit üreten entegre reaktör tasarımı üzerinde çalışma yapmak ve metanolden formaldehit üretim sürecini incelemektir. Bu projede, yılda 120000 ton seviyesinde formaldehit üretimi ve bunda en az ağırlıkça %99.1 formaldehit ve %99.1 azot üretimini sağlanmaktadır. Üretimde metal oksit işlemi kullanılmıştır. Bu projede, süreç Aspen Plus V9 yazılımı kullanılarak simüle ve optimize edilmiştir. Başlıca odak noktası, üretim sürecinde reaktörün tasarımı ve geliştirilmesidir. Sıcaklık, basınç, boruların sayısı, reaktördeki çapı ve uzunluğu da incelenmiştir. Bu projede, formaldehit, katalitik buhar-fazlı oksidasyon reaksiyonu ile üretilmiştir.Master Thesis Barit ve Bentonit Eklenmiş Düşük Yoğunluklu Polietilen Kompozitlerinin Mekanik ve Fiziksel Karakterizasyonu(2018) Elkawash, Hesham Mohammed S; Tirkeş, Seha; Hacıoğlu, FıratBu tez çalışmasında, bentonit (BNT) ve barit (BRT) olarak iki farklı dolgu maddesi düşük yoğunluklu polietilen (LDPE) içerisine ekstrüzyon işlemi ile eklenmiştir. BRT and BNT yüzeylerine, polimer matrisi ile uyumlarını artırmak amacıyla silanlama işlemi uygulanmıştır. Dolguların yüzey karakteristikleri infrared spektroskopisi (FTIR) ile incelenmiştir. LDPE bazlı kompozitler, her bir dolgu maddesi için %10 sabit konsantrasyonunda hazırlanmıştır. Test numuneleri enjeksiyonlu kalıplama kullanılarak hazırlanmıştır. Eklentisiz LDPE ve kompozitlerinin mekanik, ısısal-mekanik, eriyik-akış ve morfolojik karakterizasyonları sırasıyla, çekme ve darbe testleri, dinamik mekanik analiz (DMA), eriyik akış indisi (MFI) testi ve taramalı elektron mikroskopisi (SEM) tekniği ile gerçekleştirilmiştir. Test sonuçları göstermiştir ki, yüzey işlemleri, BNT ve BRT'nin LDPE matrisine işlem uygulanmamış olanlara kıyasla daha iyi yapışmasından dolayı kompozitlerin son özelliklerini arttırmıştır. LDPE'nin çekme ve darbe dayanımları, depolama modülü ve camsı geçiş sıcaklığı, silanlanmış dolgular ile yükselmiştir. MFI testinden çıkarım yapılmıştır ki, BRT ve BNT eklemeleri, LDPE'nin eriyik akış hızında belirgin bir değişim ile sonuçlanmamıştır. Kompozitlerin SEM analizine göre, silanlama uygulanmış BNT ve BRT içeren örnekler homojen dağılım sergilerken işlenmemiş BNT ve BRT takviyeli kompozitlerde bu dolguların polimer matrisine zayıf yapışmalarından ötürü bağ açılmaları gözlenmiştir.Master Thesis En Az Renkli Karbazol ve Karboran Esaslı Elektroaktif Bir Polimerin Sentezi ve Elektrokromik Cihazlarda Karşıt Elektrot Olarak Kullanımı(2015) Al-mahdawi, Dheyaa; Cihaner, AtillaKarbazol ve karboran birimleri esaslı yeni bir elektroaktif üçlü monomer (1) potentiostatik ve potentiodinamik yöntemlerle 0.1 M tetrabütilamonyum hekzaflorofosfat/CH2Cl2 elektrolit çözeltisi içerisinde başarılı bir şekilde polimerleştirilmiştir. İlgili polimerin (P1) elektrokimyasal davranımı elektroanalitik yöntemler kullanılarak incelenmiştir. Pt elektrot yüzeyine sıkıca kaplanmış P1 polimer filmi ortam koşulları altında redoks halleri arasında anahtarlanırken yüksek dayanıklılık göstermiştir. Örneğin, polimer filmi redoks halleri arasında anahtarlanırken 1000 döngü sonrası elektroaktifliğinin %73'ünü korumuştur. Diğer bir taraftan, spektroelektrokimyasal çalışmalar göstermiştir ki polimer filminin görünür tafy bölgesinde soğurma bandı yoktur ve maksimum dalga boyu 307 nm olup 2.5 eV değerinde bir band aralığına sahiptir. Yükseltgenirken polimer filmi (58 nm) dikkate değer bir renk değişimi göstermemiştir. Sonuçlar polimer filminin renksiz ve tüm redox hallerinde %90'ın üzerinde bir geçirgenliği olduğunu göstermiştir. Ayrıca, polimer filmi nötr ve yükseltgen halleri arasında anahtarlanırken 555 nm'de % 6.8'lik bir yüzde geçirgenlik değişimi ve 12 cm2/C'luk bir renk etkinliği göstermiştir. Polimerin bu en az renk değişimi özelliği kendisini elektrokromik cihazlarda umut verici bir karşıt elektrot malzemesi yapmıştır. Poli(3,4-etilendioksitiyofen) (PEDOT) filmi ile karşılaştırıldığında (540 nm' de %61), P1 ve PEDOT esaslı hazırlanan cihaz benzer optiksel davranımlar göstermiştir. Cihaz 580 nm'de %51'lik bir yüzde geçirgenlik değişimine sahiptir. Buna ek olarak, cihaz ortam şartlarında yüksek dayanıklılık, yüksek redoks ve optiksel kararlılık göstermiştir, zira 1000 anahtarlanma sonrasında dahi farklı redoks hallerine anahtarlandığında elektro-optiksel kararlılığının %88'ini korumuştur.Master Thesis Nitro İmidazol İçeren Enerjik Koordinasyon Bileşiklerinin Sentezi, Karakterizasyonu ve Termal Özelliklerinin İncelenmesi(2022) Yaman, Vahide Selen; Yaman, Şeniz Özalp; Machın, Nesrin EkinciÇeşitli yapılarda üretilen enerjik malzemeler, hem patlayıcı olarak askeri alanda hem de itici güç ve piroteknik olarak sivil alanda farklı uygulamalara sahiptir. Ancak bu malzemelerin çevre ve sağlık üzerindeki olumsuz etkileri; ışık ve sürtünmeye karşı yüksek hassasiyetleri nedeniyle çevre dostu, toksik metal içermeyen ve taşınabilir alternatifleri ile değiştirilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmanın temel amacı, daha önce hiç sentezlenmemiş organik ve organometalik enerjik malzemelerin sentezi ve patlayıcı olarak özelliklerinin incelenmesidir. Bu kapsamda, 5-(kloro(nitro)metil)-4-nitro-1H-imizadol ile sodyum ve amonyum tuzları tasarlanmış ve ilk defa sentezlenmiştir. Daha sonra 5-(kloro(nitro)metil)-4-nitro-1H-imizadol içeren toplam 34 adet kobalt(II/III), bakır(II), demir(II/III) ve çinko(II) kompleksi farklı şekillerde tasarlanmıştır. Ancak bu komplekslerden 26 tanesi başarılı bir şekilde sentezlenebilmiş ve çeşitli spektroskopik tekniklerle (HRMS, NMR, FTIR) karakterize edilmiştir. TÜBİTAK Projesi 117Z391 kapsamında gerçekleştirilen geometri optimizasyonu hesaplarından da anlaşılacağı üzere özellikle 6 adet L- içeren kobalt(II)/III) ve demir(II)/III) komplekslerinin sterik etki nedeniyle kararsız olduğu tespit edilmiştir [1].Ayrıca elde edilen malzemelerin termo-gravimetrik ve diferansiyel termal analizleri (TGA-DSC) gerçekleştirilmiş; enerjik bir malzeme olarak kullanılma potansiyellerini keşfetmek amacıyla termal kararlılığı, termal bozunma karakteristiği ve kinetik parametreleri incelenmiştir. Eşzamanlı TGA-DSC eğrilerinden incelenen tüm komplekslerin 25-1200 oC sıcaklık aralığında yüksek bir kararlılığa ve benzer bozunma özelliklerine sahip olduğu gözlenmiştir. Bu bileşikler arasında, HL, NaL, NH4L ve beş adet koordinasyon bileşiği, yüksek sıcaklıklarda yüksek enerji açığa çıkararak ekzotermik davranış göstermektedir. HL ve tuzlarına ait ekzotermik bozunma sıcaklığının, metal iyonlarıyla koordine olduğunda 800 oC'den 1100 oC'ye taşındığı gözlenmiştir. Şaşırtıcı bir şekilde, bir veya iki L- içeren yalnızca Co(II), Fe(II) ve Cu(II) kompleksleri ekzotermik bir karakter göstermektedir. Ek olarak, bu potansiyel enerjik bileşiklerden ikisi, [Co(NH3)4(L)2] ve [Fe(NH3)4(L)2], için darbe ve sürtünme duyarlılık testleri yapılmıştır. Bu bileşikler darbeye karşı çok dayanıklı ve sürtünmeye karşı duyarsız olarak tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçlar bileşiklerin roket sistemlerinde itici güç (propellant) olarak ve iticilere ait balistik özellikleri değiştirmek için küçük miktarlarda katkı maddesi olarak uygulanabileceğini göstermektedir.Master Thesis Polibenzimidazole Temelli Yüksek Sıcaklık Pem Yakıt Hücresinin Performansına Bor Nitrit İlavesinin Etkisi(2021) Hussın, Dedar Emad; Devrim, YılserSon yıllarda nüfus artışıyla birlikte, teknolojilerin büyümesiyle enerji talebi de art-mıştır. Proton değişim membranlı yakıt pilleri (PEMFC), yüksek verimliliği, düşük kirliliği, yüksek güç yoğunluğu ve sessiz çalışması nedeniyle son yıllarda tercih edilen yenilenebilir enerji teknolojisi olarak kabul edilmiştir. PEMFC'lerin ticarileştirilmesi ve günümüzde sıklıkla kullanılan doğal gaz ve metan gibi kısa süreçlerden üretilen ıslah edilmiş gazların kullanımı için PEMFC'nin yüksek CO toleranslarına sahip olmalıdır. Yüksek sıcaklık proton değişim membranlı yakıt pili (HT-PEMFC), kolay su yönetimi ve 100 ℃ çalışma sıcaklığının üzerinde karbon monoksit (CO) toleransı sağlar. Bu tezde, HT-PEMFC uygulaması için yeni Polibenzimidazol/Bor Nitrür (PBI/BN) kompozit membranlar tasarlanmıştır. Yüksek termal kararlılık, düşük elektriksel iletkenlik ve yüksek plastikleştirici özelliği nedeniyle BN tercih edilmiştir. BN katkısı ağırlıkça 2.5, 5, 7.5 ve 10 % olarak kullanılmıştır. Kompozit membranlar, termogravi-metrik analiz (TGA), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve mekanik analizler, asit doping, asit sıyırılması, proton iletkenlik ölçümleri ile karakterize edildi. Termal grav-imetrik analiz, PBI/BN kompozit membranların HT-PEMFC uygulaması için termal kararlılığını doğrulamıştır. Asit sıyırılması testi sonuçları, daha fazla inorganik BN parçacığı eklenmesinin membrandan asit kaybını önemli ölçüde azalttığını göstermiştir. Proton iletkenlik ölçümleri, polimer matrisine BN eklenmesinin proton iletkenliğini artırdığını göstermiştir. En yüksek proton iletkenlik değeri 180oC'de 0,260 S/cm olarak PBI/BN-2.5 membranda elde edilmiştir. PBI/BN-2.5 kompozit membranının HT-PEMFC performans testi, PBI membran ile karşılaştırılarak incelenmiştir. Test sonuçlarına göre 165 oC'de PBI-BN-2.5 membran, 0.6 V ve 132 mW/cm2 maksimum güç yoğunluğunda 136 mA/cm2 akım yoğunluğu ile PBI membrandan daha yüksek performansa sahiptir. Bu MEA'nın yüksek perfor-mansı, PBI-BN-2.5 membranının yüksek proton iletkenliğine ve gelişmiş özelliklerine bağlanabilir. Tez çalışmasında elde edilen sonuçlar PBI/BN kompozit membranların HT-PEMFC'lerde kullanılabilirliğini göstermiştir. Gelecekteki geliştirme çalışmaları ile PBI/BN membranlar ticari yakıt hücrelerinde de kullanılabilir.
- «
- 1 (current)
- 2
- 3
- »
