Search Results

Now showing 1 - 10 of 23
  • Article
    CUMHURBAŞKANI İSMET İNÖNÜ’NÜN TRABZON ZİYARETLERİ
    (2018) Birlik, Gültekin K.
    İsmet İnönü cumhurbaşkanlığı döneminde Trabzon’a üç kez ziyarette bulunmuştur.İsmet İnönü’nün 1943 ve 1946’da yaptığı ziyaretlerdeki karşılanışı ve Trabzonlularınziyaretlerden dolayı hissettikleri, yerel ve ulusal basında oldukça abartılı ifadelerleanlatılmıştır. Yine ilk iki ziyaretinde İsmet İnönü için “Milli Şef”, “Başbuğ” gibi hitaplarkullanan basın, İsmet İnönü’nün vasıflarını, Milli Mücadele ve Lozan’daki başarıları ileİkinci Dünya Savaşı’na Türkiye’yi sokmaması olarak göstermiştir. İlk iki ziyaretinde İsmetİnönü’den Trabzonluların beklentileri, liman ve demiryolu olarak dile getirilmiştir. İsmetİnönü de bu beklentileri karşılayacak şekilde açıklamalarda bulunmuş, ikinci ziyaretindensonra Trabzon limanının temeli atılmıştır.İsmet İnönü’nün 1947’deki son ziyareti yerel basında, eski ziyaretlerine oranla çokaz yer bulmuş, Trabzonluların ziyaret nedeniyle hissettikleri artık eski abartılı ifadelerleaçıklanmamış ve kendisine “Milli Şef” yerine “Cumhurbaşkanı” olarak hitap edilmiştir.Bu ziyaret sırasında Trabzonlular tarafından, İsmet İnönü’den herhangi bir beklenti dedile getirilmemiştir. İsmet İnönü üç ziyaretinde de, Trabzon’da Atatürk’e hediye edilen vedaha sonra Atatürk için müze haline getirilen “Atatürk Köşkü’nde” kalmıştı. Bu köşk ilk ikiziyaretinde İsmet İnönü’nün “köşkü” olarak görülürken, 1947’deki son ziyaretinde tekrar“Atatürk’ün köşkü” olarak anılmaya başlanmıştır.İsmet İnönü’nün cumhurbaşkanı olarak Trabzon’a ilk kez geldiği gün olan 28 Eylülgününde, “dönüm yılı” adıyla kutlamalar yapılmasına karar verilmişti. Ancak bu kutlamalarsadece 1944 ve 1945 yıllarında gerçekleşmiş, daha sonraki yıllarda herhangi bir kutlamayapılmamıştır. Gerek bu kutlamaların sonlanması, gerekse 1947 yılındaki ziyarette görülendeğişiklikler, çok partili hayata geçiş sonrasında yaşanmıştır.
  • Review
    Alevilik ve Etkileşim İçine Girdiği Kültürel Yapılar Açısından \"Pervane\" Kavramının İrdelenmesi
    (2011) Güray, Cenk; Şimşek, Erdem
    Pervane kavramı halk ve divan edebiyatlarında kullanılan önemli bir mazmun olmasının yanında, Anadolu’ya has “Bâtıni” temelli inanç sistemlerinin aktarım için ihtiyaç duyduğu ifade gücüne sahip bir sembol olarak dikkat çekmektedir. Pervane kavramının bu edebi ve Bâtıni kökler temel alınarak irdelenmesi Alevilik, Bektaşilik ve onlarla tarihsel temelde etkileşim kurmuş Mevlevilik gibi inanç sistemlerinin anlam dünyasının daha derinlemesine anlaşılmasını sağlarken, semah ve semâ gibi ibadet geleneklerinin nasıl bir kültürel bağlam üzerine yapılandığının daha rahat anlaşılmasını da sağlayacaktır. Pervane kavramının semah ve semâ ibadetleri kapsamındaki kullanım özellikleri, bu ibadetlerin arka planında yer alan felsefi yaklaşımlarla yoğun bir ilişki kurmaktadır. Bu yönüyle pervane kavramının incelenmesi, vahdet-i mevcut felsefesi ile semah kavramının bağlantılarının irdelenmesine yardımcı olurken aynı zamanda vahdet-i vücûd felsefesi ile de semâ kavramının bağlantılarının daha detaylı şekilde irdelenmesine olanak sağlayacaktır. Böylelikle pervane kavramının ışığı altında, edebiyat, müzik ve din ekseninde Anadolu insanının kültürel kimliğine, din ve tanrı algısına ilişkin çok değerli bilgilere ulaşmak mümkün olacaktır.
  • Article
    TÜRKİYE’DE KAMU YÖNETİMİ TEMEL KANUNU TASARI- SINDAN BUGÜNE MEKÂNSAL PLANLAMA MEVZUATI VE UYGULAMALARININ DÖNÜŞÜMÜ VE ETKİLERİ
    (2017) Şahin, Savaş Zafer
    Son otuz yıldır, kapitalizmin krizi ve devletin yeniden yapılandırılması tartışmaları mekânsal bir boyut kazanmaya başlamıştır. Özellikle adem-i merkezileşme, ölçek ve yönetsel düzeyler, yetkilerin devletin farklı kademeleri arasında yukarıdan aşağıya ve aşağıdan yukarıya taşınması önemli çalışma alanlarını oluşturmaktadır. Devletin merkezi ve yerel yönetimler düzeyleri arasındaki yetkiler sürekli olarak yeniden dağıtılmakta, yeni ölçekler oluşturulmakta ya da eski ölçekler önemini kaybetmektedir. Son on yıldır Türkiye'de yerel yönetimler reformu adın altında gerçekleştirilen mülki idare değişiklikleri de bu kapsamdadır. Bu değişikliklerin kent planlama sürecine yapısal etkileri olmaktadır. Bu makalede 2000'li yılların başında kısmen yasalaşan \"Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı\" sonrası dönemde mekânsal planlama sistemindeki değişiklikler yeniden ölçekleme açısından eleştirel bir yaklaşımla ele alınacaktır
  • Article
    Teröristle Mücadelede Kullanılan Silah Sistemlerinin Etkinliklerine Yönelik Algıların Belirlenmesi
    (2015) Kantemir, Özkan; Özkıl, Altan
    Güvenlik güçlerinin düşük yoğunluklu çatışma ortamında otuz yıldır bölücü terör örgütü Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile yürüttüğü başarılı mücadele bilinen bir gerçektir. Mücadele sürecinde güvenlik güçleri tarafından düşük yoğunluklu çatışma ortamında farklı teknik özelliklere ve teknolojilere sahip silah sistemleri kullanılmıştır. Özellikle son yıllarda teknolojide meydana gelen hızlı değişim, silahlı kuvvetlerin tedarik süreçlerinin sürelerine bağlı olarak düşük yoğunluklu harekât ortamında da görülmüştür. Her zaman en önemli kuvvet çarpanı olarak algılanan teknoloji, teröristle mücadelenin önemi doğrultusunda düşük yoğunluklu çatışma ortamını sürekli etkilemiştir. Harekât alanında kullanılan tüm silah sistem teknolojilerinin zamanla nasıl bir değişim gösterdiğinin değerlendirilmesi ve teknolojinin düşük yoğunluklu çatışma ortamını ne derecede etkilediğinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişimin silah sistemleri üzerinde yarattığı etkinliğin, bizzat bu süreçte görev yapmış personelin algılarına dayanarak belirlenmesidir. Bu çalışma ile güvenlik güçlerinin kullandığı harp silah, araç ve gereçlerinin etkinlik dereceleri teröristle mücadelede görev yapmış uzman personelin algılarına dayalı olarak, literatürde yaygın olarak kullanılan, Analitik Hiyerarşi Süreci (Analytic Hierarchy Process-AHP) ve İdeal Çözüme Yakınlıkla Tercih Sıralama Yöntemi (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution-TOPSIS) metodolojileri izlenerek belirlenmiştir. Çalışma sonucunda teröristle mücadelede kullanılan harp silah, araç ve gereçlerinin algılanan etkinlik derecelerine göre sıralaması elde edilmiştir. Elde edilen sıralama incelendiğinde, silahlı ve genel maksat helikopterlerinin teröristle mücadelede diğer sistemlere göre daha etkin olarak algılandıkları sonucuna ulaşılmıştır.
  • Article
    Türkiye’de Devlet ve Burjuvazi: Ulusötesi Mücadeleler ve Çözülen Devlet Sınıfı
    (2008) Şenalp, Mehmet Gürsan; Şenalp, Örsan
    Bu çalışmada, Türkiye’de burjuvazi ve devlet ilişkileri ulusötesi tarihsel materyalist bakış açısıyla ele alınmaktadır. Bu amaçla, kapitalist sınıfın çeşitli fraksiyonlarının/bileşenlerinin kendi aralarında, ulusal ve uluslararası düzeylerde giriştikleri ulusötesi mücadelelerin bazı özellikleri incelenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde, “kapitalist”, “sınıf bilinci”, “sınıf fraksiyonu” gibi bazı temel kavramların açıklanmasının ardından, ikinci bölümde ulusötesileşme olgusu üzerinde durulmakta ve ulusötesi kapitalist sınıf oluşumu tezlerine yer verilmektedir. Bu bölümde geliştirilen ana argüman bugün bir ulus-devletin sınırları içinde biçimlenen sosyal sınıf ilişkilerinin / mücalelerinin ve hakim sınıfların kendi aralarındaki çatışmaların doğru anlaşılmasının ancak günümüz kapitalizminin temel niteliklerinin doğru bir biçimde kavranabilmesine bağlı olduğudur. Kapitalizmin ulusötesi karakterine ilişkin “doğru” olduğunu düşündüğümüz bir kavrayışı / yaklaşımı Van der Pijl’den ödünç alıyoruz. Dolayısıyla, üçüncü bölüm ulusötesi kapitalizmin –Locke’cu merkez bölge ve Hobbes’çu hasım devletlerden oluşan- ikili yapısı üzerine bazı değerlendirmeleri içeriyor. Bu şekilde küresel politik ekonomi ve uluslararası ilişkilerin sosyal sınıflar temelinde tarihsel materyalist bir analizini yapmak mümkün hale geliyor. Dördüncü ve son bölümde Türkiye’de kapitalist sınıfın belirli fraksiyonları, ezilen toplumsal sınıflar ve devlet sınıfı arasında cereyan eden şiddetli çekişmeleri, klasik ya da yeni emperyalizm kuramlarından değil bu ulusötesi mücadeleler perspektifinden bakarak ele alıyoruz.
  • Article
    Jewish Survivors and Detention Camps in Cyprus After the Second World War
    (2013) Keser, Ulvi
    Kıbrıs adası tarih boyunca hep huzursuzluklar, istikrarsızlıklar ve göçlerle anılmıştır. Coğrafi ve stratejik pozisyonu nedeniyle herkes için bir atlama tahtası halini de almıştır. İkinci Dünya Savaşı sürecinde ise savaş sanki dışarıdaymış gibi görünse de Kıbrıs tam da savaşın ortasında kalmıştır. İsrail dışında Kıbrıs adası Yahudi tarihinde son derece önemli bir rol oynamıştır. Bu durum göz önüne alınınca ister Akdeniz’in ortasında bir atlama tahtası olarak ister Yahudiler için evlerine dönüş yolunda bir duraklama noktası olsun Kıbrıs ve Yahudiler çeşitli nedenlerle sonu iyi bitmese de çok farklı bir iletişim içine girmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’nın son sürecinde Nazi mezaliminden kaçmayı ve hayatta kalabilmeyi başarabilmiş Yahudiler o zamanlar İngiliz yönetiminde olan Filistin’e gitmenin yollarını aramaya başlarlar. O dönemde gemiyle Filistin’e gitmek kötü şartlar ve çoğunlukla İngiliz kısıtlamaları nedeniyle çok da kolay değildir. Yetersiz ve son derece ilkel şartları en iyi şekilde değerlendiren Yahudiler öncelikle Türkiye’ye ulaşmayı başarırlar. Maalesef Filistin’e yönelik rotaları ise planlandığı ve hayal edildiği kadar kolay değildir ve bu şanssız insanlar İngilizler tarafından açık denizde durdurulurlar ve Kıbrıs’taki toplama kamplarına nakledilirler. Kötü hayat şartları, İngiliz idaresinin katı ve acımasız yaklaşımı ve diğer olumsuzluklar bu insanların hayatını katlanılmaz hale getirirken pek çoğunun da hayatını kaybetmesine neden olur.
  • Article
    Kıbrıs Türk Mücadele Tarihinde Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu- Nacak İşbirliği ve Ekonomik Kalkınma Gayretleri
    (2012) Keser, Ulvi
    1949 kurulan ve özellikle 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluncaya kadar adada Kıbrıslı Türklere yönelik olarak son derece etkili olan Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu bu faaliyetlerini daha sonraki süreçte federasyonun yayın organı olarak görülen Nacak gazetesi vasıtasıyla Türk kamuoyuna daha rahat ve geniş ölçüde duyurma imkânı bulur. Her ne kadar Türk Mukavemet Teşkilatı’nın yayın organı olsa da Nacak gazetesi Kıbrıs Türklerinin sosyal, kültürel, ekonomik gelişmeleri, adada Türk ticari hayatının ayağa kaldırılması ve sosyal hayatın güçlendirilmesi bağlamında son derece etkin bir rol oynamıştır. Federasyon ile son derece uyumlu bir işbirliği içerisinde yayın yapan Nacak böylece Kıbrıs Türk basın tarihinde de farklı bir görev yüklenmiş olur.
  • Article
    Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay
    (2012) Keser, Ulvi
    16 Ağustos 1960 tarihinde Türkiye, Yunanistan ve İngilterenin garantörlüğünde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rumların adayı Yunanlaştırmak gayretleri nedeniyle uzun süreli yaşamaz ve 21 Aralık 1963 günü tarihe Kanlı Noel olarak geçen Rum saldırıları sonrasında kurulan cumhuriyet fiili olarak yıkılır. Akritas Planı çerçevesinde başlatılan Rum saldırıları 1974 yılına kadar devam edecek ve Kıbrıs Türkleri yaşadıkları toprakları terk ederek daha güvenli bölgelerde çadır kentlerde yaşamaya mahkûm edileceklerdir. Bu çalışma kapsamında 21 Aralık 1963ün hemen ardından adaya yönelik başlatılan Kızılay faaliyetleri irdelenecektir.
  • Article
    Vahdet-i Mevcut’tan Vahdet-i Vücud’a: Anadolu’da İslam Dönemi Sonrasındaki Tanrı Algısının Semah ve Sema Kavramları Aracılığıyla İncelenmesi
    (2012) Güray, Cenk
    Anadolu’da yaşamış olan tüm uygarlıklar, bu coğrafyaya maddi ve manevi izler bırakmışlardır. Toplumların yaşamsal geleneklerinin önemli bir kısmında etkin bir rol oynayandin ve inanç kültürüne dair simgeler, bu topluluklardan kalmış manevi izlerin en önemlileriarasındadır. Müziğin ve dansın ifade gücü, onları her inanç sistemi için oldukça çekici aktarım araçları haline getirmiştir. Anadolu için inanç ve müzik ilişkisini gerek tarihsel derinlikgerekse de coğrafi yaygınlık açısından en geniş şekilde tanımlayan iki kavram olan semahve sema’nın altyapılarında yatan Vahdet-i Mevcut ve Vahdet-i Vücud felsefeleri aracılığıylaanalizi, Anadolu tarihinin değişik dönemlerindeki insan- Tanrı ilişkisinin dini müzik ve dansyoluyla çözümlenebilmesi için önemli imkânlar sunmaktadır. Bu bağlamda Vahdet-i Mevcutfelsefesinden daha yoğun bir biçimde etkilenmiş olan semah kavramı içinde Tanrı’nın somutolarak tezahürü simgelenirken, bu tezahür Hz. Ali’nin kişiliği aracılığı ile yansıtılmaktadır.Diğer yandan, Vahdet-i Vücud felsefesi doğrultusunda yapılanan sema geleneği içinde iseTanrı’nın bilgisine ulaşarak aşama aşama olgunlaşma gayreti mevcuttur. Ancak sema’da,Tanrı’nın insan vücudunda tezahür etmesi ya da kişileşmesi simgesine rastlanmamakta, sadece insanın maddi ve manevi dünya arasındaki yolculuğu ve bu yolculukta geçirdiği olgunlaşma evreleri ifade edilmektedir. Semah bu anlamıyla vecd ve coşku ile Tanrı ile bir olma,sema ise olgunlaşma, bilgiye mazhar olma ve çile ile Tanrı’nın bilgisinden pay alma anlayışlarını simgelemekte ve iki ayrı insan-Tanrı ilişkisini yani Tanrı algısını ortaya koymaktadır.
  • Article
    YAP-İŞLET-DEVRET SÖZLEŞMELERİNİN IFRIC 12 İMTİYAZLI HİZMET SÖZLEŞMELERİ KAPSAMINDA MUHASEBELEŞTİRİLMESİ: HESAP PLANINA İLİŞKİN ÖNERİLER VE ÖRNEK BİR UYGULAMA
    (2015) Kaval, Hasan; Vardar, Gizem Çopur
    Yap İşlet Devret (YİD) sözleşmeleri birden çok sözleşmeyi içinde barındıran bir yapıya sahiptir. Bu yapı, YİD sözleşmeleri kapsamında ortaya çıkan işlemlerin ekonomik özünün anlaşılması konusunda zorluklar çıkarmıştır. Bu çalışmada YİD sözleşmelerinin muhasebeleştirilmesi, Uluslararası Finansal Raporlama Yorum Komitesi (International Financial Reporting Interpretation Committe-IFRIC) tarafından yayımlanan 12 no.lu Uluslararası Finansal Raporlama Yorumu (IFRIC 12) İmtiyazlı Hizmet Sözleşmeleri kapsamında ele alınmış ve raporlamada kullanılacak yeni hesaplar önerilmiştir. YİD sözleşmelerinin IFRIC 12'ye göre muhasebeleştirilmesi, YİD sözleşmelerinin işletmeciye sağlayacağı faydaların finansal tablolara gerçeğe uygun bir şekilde yansımasını ve bilginin finansal tablo kullanıcılarına, tahmine dayalı da olsa, ihtiyaç duyulan karar alma anında sunulması sağlamaktadır