33 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 33
Research Project Lineer Olmayan Üçlü Schrödinger Denklemi İçin Yapı Koruyan Sayısal Yöntemler(2016) Ertuğ, Sevim; Aydın, AyhanA nonlinear implicit energy-conserving scheme and a linearly implicit mass-conserving scheme are constructed for the numerical solution of a three-coupled nonlinear Schrödinger equation. Both methods are second order. The numerical experiments verify the theoretical results that while the nonlinear implicit scheme preserves the energy, the linearly implicit method preserves the mass of the system. In addition, the schemes are quite accurate in the preservation of the other conserved quantities of the system. Elastic collision, creation of new vector soliton, and fusion of soliton are observed in the solitary wave evolution. The numerical methods are proven to be highly efficient and stable in the simulation of the periodic and solitary waves of the equation in long terms. Dispersive analysis of the equation and the numerical methoda is investigated.Research Project Türkiye\\'nin Sağlık Politikasının Avrupalılaşması ve Yerel Aktörlerin Rolü(2015) Yılmaz, Gözde; Özdemir, Burcu; Yılmaz, Tolga-Research Project Türkiye'deki Akarsu Köprüleri İçin Güvenlik-değerlendirme Yöntemi ve Oyulma Riski Analizi; Kastamonu Pilot Uygulaması(2017) Akay, Hüseyin; Yanmaz, Ali Melih; Koçyiğit, Önder; Şeker, Nurettin; Yılmaz, Meriç; Koçyiğit, Müsteyde BadunaTürkiye?de meydana gelen akarsu köprülerinin yıkılma veya ağır hasar görme olayları incelendiğinde, bu olayların genellikle taşkınlar sırasında veya hemen sonrasında yaşandığı görülmektedir. Köprülerin çoğunun ise ayaklarındaki aşırı oyulma, ayaklar arasındaki açıklığın akımla taşınan katı malzemenin birikmesiyle daralarak köprü membaında ve açıklığında su seviyesinin artması, hidrolik sıçrama meydana gelmesi gibi hidrolik etkenler nedeniyle zarar gördüğü tespit edilmiştir. Ülkemizde köprü tasarım aşamasında yapısal projelendirme kriterlerine azami dikkat gösterilmekte ancak hidrolik etkenler yeterince dikkate alınmamaktadır. Köprü trafiğe açıldıktan sonra ise zaruri durumlar haricinde herhangi bir gözlem, ölçüm, güvenlik-değerlendirme veya oyulma ölçümü, tahkiki veya bakım/onarım yapılamamaktadır. Dolayısıyla doğal veya insan kaynaklı nedenlerle akarsu taban seviyesi değişimleri, oyulma veya birikme olayları ve bunların yarattığı hidrolik etkenler ile köprü üzerindeki etkileri bilinememektedir. Çalışma kapsamında pilot bölge olarak Kastamonu bölgesi seçilmiştir. KGM?de 15. Bölge olarak bilinen bölgede özellikle hidrolik nedenlerin etkili olduğu ve oyulmanın gözlemlendiği farklı akarsular üzerinde bulunan 5 adet köprü (Bartın I, Bartın III, Filyos V, Çatalzeytin, Gökçebey (Tefen)) seçilmiştir. Projede hidrolojik, hidrolik ve köprü oyulma risk değerlendirme çalışmaları ile arazi çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Hidrolojik çalışma kapsamında havzaya ait sayısal haritalarla birlikte meteorolojik ve akım gözlem verileri yardımıyla HEC-HMS yazılımı kullanılarak havzanın hidrolojik değerlendirilmesi yapılmış ve havzanın taşkın potansiyelinin belirlenmesi için morfometrik parametreler seçilerek hesaplanmıştır. Hidrolik çalışma kapsamında bir boyutlu HEC-RAS modeli yardımıyla akarsu yatağından farklı yinelemeli taşkın debileri geçmesi durumunda köprü açıklığı tipi, ayak sayısı, ayak şekli ve boyutları kullanılarak akarsu boyunca taban ve su yüzü profilleri belirlenmiştir. Köprülerde yıllık oyulma riskinin belirlendiği HYRISK yazılımı kullanarak ise oyulma risk analizi yapılmıştır. Saha çalışmalarında köprülerde gözlemsel muayene yapılmış, akarsu tabanı ve farklı köprü noktalarında ölçümler yapılarak akarsu taban değişimleri ile ayaklarda oyulma olup olmadığı incelenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda akarsu köprüleri için kapsamlı bir envanter ve güvenlik-değerlendirme algoritması geliştirilmiştir. Ayrıca algoritmanın KGM tarafından uygulanabilmesi için mevcut olanaklar göz önüne alınarak bir sistem önerilmiştir.Research Project Mesleklerarası Simülasyon Eğitiminin Jinekolojik Onkolojide Palyatif Bakım Yeterliliklerinin Kazandırılmasına Etkisi(2019) Terzioğlu, Füsun; Şahan, Fatma UsluBir eğitim müdahale çalışması olarak gerçekleştirilen projede karma yöntem kullanılmıştır. Projenin nicel bölümü, mesleklerarası simülasyon eğitiminin öğrencilerin jinekolojik onkoloji palyatif bakım yeterliliklerine, disiplinlerarası eğitim algısına ve ekip çalışması tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrol müdahale çalışması olarak gerçekleştirilmiştir. Projenin nitel bölümü, öğrencilerin mesleklerarası jinekoloji onkoloji palyatif bakım eğitiminde simülasyon kullanımı konusunda görüş, düşünce ve önerileri belirlemek amacıyla odak grup görüşmeleri yapılarak gerçekleştirilmiştir. Projenin örneklemini dört farklı meslek grubundan 84 öğrenci (Hemşirelik: 22; Diyetisyen: 23; Sosyal Hizmet Uzmanı:22; Doktor: 17) oluşturmuş ve öğrenciler dört gruba ayrılmıştır. Tüm öğrenciler ?Jinekolojk Onkolojiye Yönelik Mesleklerarası Palyatif Bakım Eğitimi?ne katılmış, eğitimden bir hafta sonra müdahale gruplarına yüksek geçerlikte simülasyon, hibrit simülasyon ve her iki simülasyon yöntemi birlikte uygulanmış, kontrol grubuna hiç bir simülasyon yöntemi uygulanmamıştır. Projenin nicel verileri, Öğrencilerin Tanıtıcı Özellikleri İle İlgili Veri Toplama Formu, Palyatif Bakım Konusunda Yeterliliklerinin Belirlenmesi Yönelik Soru Formu, Disiplinler Arası Eğitim Algısı Ölçeği, Ekip Çalışması Tutumları Ölçeği ile toplanmıştır. Veri toplama araçları öğrencilere eğitim öncesinde, simülasyon uygulamalarından hemen sonra ve simülasyon uygulamasından 3 ay sonra uygulanmıştır. Projenin nitel bölümü müdahale gruplarında yer alan 27 öğrenci ile gerçekleştirilmiş, müdahalelerden bir hafta sonra nitel veriler toplanmıştır. Projede, mesleklerarası simülasyon eğitiminde yüksek geçerlikte simülasyon ve hibrit simülasyon uygulamalarının öğrencilerin palyatif bakım yeterlilikleri (p=0,001), disiplinlerarası eğitim algısı (p=0,001) ve ekip çalışması tutumları (p=0,012) toplam puan ortalamalarını anlamlı düzeyde arttırdığı belirlenmiştir. Nitel görüşmeler sonucunda öğrencilerin palyatif bakıma yönelik bilgi ve farkındalıklarının arttığı, ekip çalışmasının önemini daha iyi anladıkları, lisans eğitim müfredatlarında mesleklerarası eğitimin ve bu eğitimde simülasyon kullanımının önemini kavradıkları belirlenmiştir.Research Project Lineer Olmaya Üçlü Schrödinger Denklemi için Yapı Koruyan Sayısal Yöntemler(2016) Aydın, Ayhan; Ertuğ, Sevim-Research Project Anti-bakteriyel Çekirdek-kabuk Tipi Eseksenli Elektroeğirilmiş Kompozit Pcl/kitosan Yara İyileşme Materyalleri(2017) Şaşmazel, Hilal TürkoğluTamamlanan projenin amacı, eşeksenli elektroeğirme yöntemi kullanarak, kitosanın poli (?- kaprolakton) (PCL) ile takviye edildiği (PCL çekirdek (core), kitosan kabuk (shell) olmak üzere) kompozit ipliksi (fibröz) yapılardan oluşan ve bu sayede, kitosanın biyouyumluluğu ve anti-bakteriyel özelliği ile PCL?nin mekanik özellikleri ve kolay eğrilebilirliğinin tek bir kompozit yapıda birleştirilerek, hücre-materyal ilişkisinin, anti-bakteriyel etkinin ve harekete dayanıklılığın aynı anda önem arz ettiği yara iyileşme materyalleri geliştirilmesidir. Bu sebeple tamamlanan projede, doku iskelelerinin üretimi için pek çok yöntem arasından öne çıkan eşeksenli elektroeğirme yöntemi kullanılarak, kitosanın PCL ile takviye edildiği (PCL çekirdek (core), kitosan kabuk (shell) olmak üzere) kompozit ipliksi (fibröz) yapılardan oluşan bir malzemenin üretilmesi hedeflenmiştir. Böylece, dış katmandaki (kabuk) kitosanın biyouyumluluğu ve anti-bakteriyel özelliği ile iç katmandaki (çekirdek) PCL?nin mekanik özellikleri ve kolay eğirilebilirliği tek bir kompozit yapıda birleştirilerek, biyouyumluluğun yanı sıra anti-bakteriyel performansın ve esnekliğin de önem arz ettiği yara iyileşme uygulamalarında kullanılmak üzere bir malzeme geliştirilmesi düşünülmüştür. Literatürde bu şekilde geliştirilmiş PCL/kitosan çekirdek-kabuk tipi kompozit fiberlerden oluşan bir yara iyileşme materyalinin bulunmaması sebebiyle son derece özgün olan bu projenin ana kapsamında, PCL çekirdek (iç katman) ve kitosan kabuk (dış katman) olmak üzere eşeksenli kompozit fiberlerden oluşan yara iyileşme materyallerinin eşeksenli elektroeğirme yöntemiyle üretimi gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon çalışması sonucunda en başarılı parametreler olarak kitosan besleme hızı 2 μL, PCL besleme hızı 15 μL, düse-toplayıcı arasındaki mesafe 15 cm ve uygulanan voltaj 25 kV değerleri belirlenmiştir. Daha sonra bu parametrelerle, SEM görüntülerinden elde edilen ortalama fiber çapı ile ortalama gözenek boyutu, TEM analizi ile elde edilen morfolojik bilgiler ve XPS analizi ile elde edilen yüzey kimyası ve çekme testi sonucu elde edilen mekanik özellikleri arasında ilişki kurulmuştur. Ayrıca, özellikle hedeflenen yara örtü materyali uygulamalarında önem arz eden şişme oranı, su absorplama ve su hapsetme (retention) kapasiteleri gravimetrik yöntem kullanılarak, gaz geçirgenliği kapasitesi ise ASTM E96 standardında belirtilen şekilde ölçülerek hesaplanmıştır. Örneklerin ASTM F- 1635-95 standardında belirtildiği şekilde lizozim içerikli PBS ile in vitro bozunma (degradasyon) deneyleri yürütülerek bozunma tayinleri gravimetrik ölçümlerle yapılmıştır ve SEM analizinden elde edilen görüntülerle bu süreç izlenmiştir. Projenin son aşamasında, tüm üretim parametreleri optimize edilen ve karakterizasyon çalışmaları sonucu belirlenen fiziksel ve kimyasal özellikleriyle bu parametreler arasındaki ilişkisi kurulan bu yara iyileşme materyalinin, hem L929 ATCC CCL-1 fare fibroblast hücre hattı kullanılarak hücre-materyal etkileşimi ve hem de Staphylococcus aureus (gram pozitif) ve Escherichia Coli (gram negatif) bakterileri kullanılarak anti-bakteriyel performansı incelenmiştir. Standart MTT testi, hemositometrik sayım ve çeşitli boyama ve görüntüleme teknikleri kullanılarak materyallerin hücre-materyal etikileşimleri; disk difüzyon testi ve inhibisyon tayini yapılarak anti-bakteriyel performansları belirlenmiştir. Tüm bu in vitro testlerin sonucunda, en yüksek hücre yapışması ve 3 boyutlu hücre büyümesi ile aynı zamanda anti-bakteriyel etki performansı gösteren malzemelerin, optimum üretim parametreleri ile bunların sonucu elde edilen fiziksel ve kimyasal özellikleri belirlenerek proje tamamlanmıştır. Söz konusu bu başarılı doku iskeleleri ile önümüzdeki dönemlerde hayvan çalışmalarının başlatılması öngörülmektedir. Planlanan bu hayvan çalışmaları için uygun bir hayvan modelinin belirlenmesi ve buna ait prototip çıkarılması düşünülmektedir.Research Project Cerrahi Aletlerle Yönlendirilebilen Robot Yardımlı Endoskop Kontrol Sistemi (neuroboscope)(2018) Berker, Mustafa; Işıkay, Ahmet İlkay; Çağıltay, Nergiz; Isikay, IlkayNeuRoboScope Projesi ile hipofiz bezinden kaynaklanan tümörlerin minimal invaziv cerrahisi sırasında, bu islemde kullanılan görüntüleme aracını (endoskop) cerrahın istedigi sekilde yönlendirilmesine yarayan özel bir robotik sistem gelistirmesi amaçlanmıstır. Ameliyatı gerçeklestiren cerrahın -biri endoskop olmak üzere- üç adet ameliyat aletini aynı anda kullanması hedeflenmistir. Önerilen sistemde, giyilebilir bir ana kumanda sistemi ile cerrahın el hareketleri istedigi anda algılanarak ve uygun bir sekilde islenerek endoskopu yönlendiren robot kola hareket bilgisini ulastırması amaçlanmıstır. Bu sayede, cerrah iki eliyle farklı cerrahi aletleri kullanırken ameliyat boyunca istedigi zaman operasyona ara vermeden endoskopu yönlendirebilmesi hedeflenmistir. Bu kritik ameliyat için, cerrahi operasyonun performansının ve verimliliginin arttırılması ve ameliyat süresinin kısalması önemlidir. Bu amaca ulasmak için robotik ameliyat sisteminin gereksinimleri cerrah ekibi ile yapılan ön-prototip testleri ve toplantılarla belirlenmis; robot sisteminin mekanik, elektronik ve yazılımsal tasarımları gerçeklesitirilmis; tasarım dogrulama gerek bilesenler üzerinde gerekse alt-sistemler için yapılmıs; ilk nesil prototipler üretilip üzerlerinde yapılan testler neticesinde tasarım degisiklikleri islenerek ikinci nesil prototipler üretilmis; simülatör ve kafatası maketi üzerinde gelistirilen sistemin performansı ve kullanılabilirligi test edilmistir. Cerrahla robotun aynı anda hasta üzerinde ameliyatı gerçeklestirdigi ve cerrahın gerekli gördügü durumlarda robot ile fiziksel etkilesime geçerek beraber çalıstıgı bu sistem, ameliyat robotu sınıflandırmasında isbirlikçi ameliyat robotu olarak yeni bir kategoriye yerlesmistir.Research Project Yüksek Sıcaklığa Dirençli Kaplamaların Numerik Modellenmesi Ve Simülasyonu(2018) Aslan, Özgür; Saeıdı, FaridGünümüzde malzeme teknolojisinin sınırlarında kullanıldığı en önemli iki sektör kuşkusuz havacılık/uzay ve savunma sanayidir. Yeni malzeme teknolojilerinin gelişmesiyle mevcut tasarım anlayışlarında da büyük değişimler söz konusudur. Bu değişimin en keskin yaşandığı alanlardan birisi kuşkusuz gas türbin teknolojisidir. Son teknoloji türbinler artık 400MW güç üretebilmekte ve %60 evrim barajını kırabilmektedirler. Bu verim barajının aşılmasındaki temel etken 1400°C dereceye kadar artırılan türbin iç sıcaklığıdır. Bilindiği gibi jet motorlarında türbin sıcaklığı ile motor performansı doğru orantıdır. Bu sebeple türbin kanatçıklarının yapısal bütünlüğünün bozulmaması için kullanılan süper-alaşımların üzerine yüksek sıcaklığa dirençli kaplamalar uygulanmakta ve ?termal bariyer kaplama sistemleri? adı verilen malzeme sistemleri oluşturulmaktadır. Termal bariyer kaplama sistemleri (TBCs) türbin kanatlarının performansını ve dayanıklılığını artırmak için gerçekleştirilen, modern yüzey mühendisliğinin en ileri uygulamalarından birisidir. Bu proje temelde matematiksel modelleme ve gelişmiş türbin teknolojisi için yüksek sıcaklık kaplama sistemleri termomekanik yapı tasarımı için hesaplama prosedürlerinin geliştirilmesini ele alan bir araştırma programıdır. Araştırma, TBC komponentlerin performans, dayanıklılık ve servis sürelerini tahmin edebilen bir matematik model oluşturarak ilgili numerik simülasyonların başarımını hedeflemektedir. Malzeme mekaniği açısından bakıldığında TBC sistemleri difüzyon, oksidasyon, faz dönüşümü, termo-elastik-viskoplastik deformasyon ve hasar gibi çok sayıda fenomenin kompleks ilişkisini içerir. Bu fenomenler kuvvetle birbirilerine bağlı olduklarından her birini izole ederek tüm değişkenlerin TBC üzerindeki göreli etkilerini belirlemek deneysel olarak çok zordur. Ayrıca bu fenomenlerin arkasındaki kuvvetler zamana bağlı ve yüksek ölçüde heterojendirler. Bu sebeple TBC yapısındaki bozulmalardan sorumlu yerel koşullar hakkında bir anlayış kazanmak için zamana bağlı difüzyon, oksidatif faz dönüşümü, elastik-viskoplastik deformasyon ve gerçekçi yüzey davranışının sofistike mekanizmalarını esas alan süreklilik modelleri üzerinde çalışmalar yapmak gereklidir. Halihazırda literatürde bulunan modeller yetersiz olduğu gibi bu alanda yapılacak yeni teorik, numerik ve deneysel araştırmaların büyük önemi vardır. Bu noktadan hareketle bu projenin merkezinde aşağıdaki üç temel nokta bulunmaktadır: 1- Yukarıda bahsedilen birbirlerine kuvvetle bağlantılı ve çok çeşitli fenomenlere ait detaylı bir mekanistik yaklaşım ve anlayış geliştirmek. 2- Sürekli ortamlar mekaniği temelinde TBC mikroyapısını göz önünde bulunduran ve bahsi geçen fenomenlerin kuplajını içeren hasar ve bozulma modelleri geliştirmek. 3- Kaplama sistemlerinin yapısal tasarımı için güvenilir sayısal tasarım ve simülasyon yetenekleri geliştirmek. Bahsedilen numerik dizayn yetenekleri böylesi heterojen ve çok-katmanlı bir sistem için dayanıklılığı ve olası hasarı ön görülen hizmet ömrü için güvenilir biçimde öngörmelidir, servis ömrünün uzatılması ve daha başarılı TBC sistemlerinin dizaynı bu başarıma bağlıdır. Bu proje ile kazanılacak olan sayısal tasarım ve simülasyon yetenekleri Türk savunma sanayinin yerli helikopter ve yerli uçak projelerinde doğrudan kullanılabilinecek ve ciddi katma değer yaratacaktır. Önerilen bu proje özellikle TBC alanında başlatılan önemli yerli projelerdeki en büyük eksiklik olan modelleme ve simülasyon alanındaki açığı kapatmaya adaydırResearch Project Magnezyum Alaģımı-benzeri Bileģiklerin Sinir Kılavuz Kanalı Uygulaması Ġçin Elektroeğirme Ġle Üretimi(2019) Türkoğlu, Hilal Şaşmazel; Bişkin, Erhan; Davut, KemalPeriferik sinir yaralanmalarında, 5 mm'den büyük hasarlarda cerrahi müdahale yetersiz kaldıgı ve sinir dokusunun iyilesme hızı göreceli olarak yavas oldugu için olusan bosluk inflamasyon hücrelerinden olusan yara dokusuyla kapanarak sinir hattında fonksiyon kaybına sebep olmaktadır. Dolayısıyla büyük hasarların tedavisi için bölgenin çevre dokudan izole edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, yaygın olarak çalısılan ve klinik uygulamalarda tercih edilmeye baslanan sinir kılavuz kanalı öne çıkmaktadır. Biyouyumlu ve biyobozunum hızı düsük olması gereken sinir kılavuz kanalları, oksijen/besin/atık alısverisine olanak saglayacak ancak inflamasyon hücreleri girisine izin vermeyecek gözenek yapısında olmalıdır. Dolayısıyla, seçilen malzemenin biyobozunma hızı ve bozunma ürünlerinin toksisite derecesi ile üretim için tercih edilen yöntemin gözeneklilik kontrolü saglaması oldukça önemlidir. Literatürde, polimerler kullanılarak düsük maliyetli ve kolay üretilebilen sinir kılavuz kanalları üzerine çalısmalar yapılmaktadır. Metaller ise mekanik dayanım ve iletkenliklerine ragmen geleneksel yöntemlerle mikron seviyesindeki gözeneklilikte üretilemediklerinden, tercih edilememektedir. Bu projede, yaygın olarak stent uygulamaları için çalısılan, ticari seviyede kullanılmak üzere FDA onayı almıs ve biyolojik yeterliligi stent uygulaması için kanıtlanmıs bir magnezyum alasımına benzer kompozisyonda bir bilesigin sinir kılavuz kanalı uygulamaları için kullanılmak üzere gelistirilmesi çalısılmıstır. Magnezyum düsük yogunluk ve toksisite ile yüksek özgül dayanım ve elektrik iletkenligine sahip, vücutta bol bulunan ve metabolizmayı besleyici bir elementtir. Böylece gelistirilen kanalın, fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak üstün performans göstermesi öngörülmüstür. Söz konusu metalik alasım-benzeri bilesigin üretiminde, geleneksel yaklasımlardan farklı olarak, proses kolaylıgı ve üstün gözeneklilik kontrolü saglayan elektroegirme yöntemi seçilmis ve alasımın bilesenlerinin nitratlı bilesikleri ile PVA çözelti ham maddesi olarak kullanılması suretiyle elektroegirme yapılmıstır. Bu süreçte, ham madde/çözücü konsantrasyonları, sıcaklık, viskozite gibi çözelti parametreleri ile voltaj, uzaklık, besleme hızı gibi proses parametreleri gözle muayene ve SEM görüntüleriyle optimize edilmistir. Daha sonra, argon atmosferi altında kontrollü kalsinasyona tabi tutularak bilesenlerin istenilen alasım kompozisyonunda kristallesmesi ve alasım harici bilesenlerin uzaklastırılması saglanmıstır. Kalsinasyon sürecinde uygulanan, çoklu sıcaklık/süre kademesinden olusan ısıl islem profili, elektroegirilmis numunelere yapılan termal analizler sonucunda olası faz dönüsümlerinden kaynaklanan endotermik ve ekzotermik piklerin belirlenmesi ve bu piklere matematiksel reaksiyon kinetigi yaklasımının uygulanmasıyla tasarlanmıstır. Kalsinasyon süreci sonrası elde edilen nihai numunelerin kristalografik yapısı, elemental kompozisyonu, morfolojik özellikleri ve alasım harici bilesenlerin uzaklastırıldıgı/uzaklastırılamadıgı sırasıyla XRD, EDX, SEM ve XPS ile tayin edilmistir. Ayrıca elde edilen numunelerin absorpsiyon/sisme kapasitesi, ıslatılabilirligi, geçirgenligi ve bozunma hızı gibi fiziksel ve kimyasal özellikleri de tamamlanan projedeki karakterizasyon çalısmaları kapsamında gerçeklestirilmistir. Çalısmaların son basamagında, gelistirilen sinir kılavuz kanalı materyali adayının hücre-materyal etkilesimi, fare fibroblast hücre hattı ile MTT analizi, hemositometrik sayım ve çesitli boyama/görüntüleme teknikleri kullanılarak hücre canlılıgı, yapısma, yayılma ve üreme kabiliyetleri bakımından incelenmistir. Tamamlanan proje çalısmasından elde edilen fiziksel, kimyasal ve biyouyumluluk performans verileri, elektroegirme yöntemiyle magnezyum temelli alasım benzeri bilesikten olusan fibröz gözenekli yapıların sinir kılavuz kanalı uygulamalarında kullanılabilme potansiyeli olabilecegini göstermistir.Research Project Caesar Yarışmasına Katılan Kimlik Denetimini Sağlayan Algoritmaların Kriptanalizi(2017) Sulak, Fatih; Doğanaksoy, AliGünümüzde akıllı telefonlardan bankamatik kartlarına, internet alışverişinden kartlı geçiş sistemlerine kadar birçok yerde kimlik denetimi kullanılmaktadır. Yeterli güvenliğin sağlanması için kriptografik algoritmaların kullanılması kaçınılmazdır. Uzun analiz süreçleri sonunda belirlenen standart şifreleme algoritmaları ise şifreleme ile kimlik denetimini aynı anda yapamamaktadır. Hem kimlik denetimi yapan hem de güvenli şifreleme yapan bazı algoritmalar tasarlanmıştır. Ancak az sayıdaki bu algoritmalar, ayrıntılı şekilde analiz edilmemiş olduklarından güvenilirliklerine şüpheyle yaklaşılmaktadır. Daha önce AES ve SHA-3 te yapıldığı gibi kimlik denetimini sağlayan şifreleme algoritmaları için uluslararası bir standardın getirilmesi ihtiyacı vardır. Bu nedenle 2014 yılı başında başlamış ve 2017 yılı sonunda bitecek olan CAESAR yarışması düzenlenmektedir. Tamamen açık ve şeffaf yapılan bu yarışma sonucunda dünyadaki milyonlarca kullanıcının etkin, verimli ve güvenli olarak haberleşmesinde standart olarak kullanacağı algoritmalar belirlenecektir. Özellikle bankacılık gibi internetin çok etkin kullanıldığı alanlarda analizleri iyi yapılmış kuvvetli algoritmaların kullanılması kaçınılmazdır. Bu projede yarışmadaki zayıf algoritmaların bulunması ve zayıflıklarının diğer akademisyenlerle paylaşılması hedeflenmiştir. Bu hedeflerin büyük kısmına ulaşılmıştır.

