273 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 273
Article Yaşlılarda Düşme Riski ile İlgili Faktörler(2024) Karahan, Zehra Can; Seymen, Fatma Nur; Özcan, Ayşenur; Türkmen, CeyhunAmaç: Düşme yaşlı yetişkinlerde çok yaygın olarak görülen önemli bir problemdir. Çalışmanın amacı, yaşlı bireylerde düşme riski ile ilgili faktörleri incelemektir. Araçlar ve Yöntem: Çalışmada 65 yaş üstü 110 birey incelendi. Bireylerin demografik bilgileri ve son 1 yıl içerisindeki düşme sayıları kaydedildi. Katılımcıların bilişsel becerileri Montreal Bilişsel Değerlendirme (MoCa) Ölçeği ile, anteriyoposterior dinamik denge Fonksiyonel Uzanma Testi (FUT) ile, lateral denge Tandem Duruş Testi (TDT) ile, denge ve düşme olasılığı Berg Denge Testi (BDT), fonksiyonel hareketlilik Zamanlı Kalk Yürü Testi (ZKYT) ile, alt ekstermite enduransı ve fonksiyonel kas gücü 1-Dakikalık otur-kalk Tesi (1-DOKT) ile ve servikal propriosepsiyon stabilizatör ile değerlendirildi. Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 71.26±6.20'dir ve son bir yıl içinde 0.41±1.02 düşme yaşamışlardır. TDT süresi: 25.95±7.93 saniye, MoCa: 18.65±4.90, FUT: 21.83±8.38 cm, BDT: 51.11±4.47, ZKYT: 12.01±3.89 saniye, 1-DOKT: 18,61±8,23 tekrar, servikal propriyosepsiyon hatası: % 15.49±13.01 olarak bulundu. Düşme sayısı ile yaş (r=-0.081, p=0.399), boy (r=-0.030, p=0.756), TDT (r=0.144, p=0.134), bilişsel düzey (r=-0.015, p=0.878), BBT(r=-0.079, p=0.414) ve servikal propriyosepsiyon(r=-0.135, p=0.160) arasında istatistiksel olarak anlamlı olmayan negatif bir korelasyon görüldü. Erkekler kadınlara kıyasla daha fazla düşme bildirmiştir ve olasılık oranı 3.14'tür (%95 güven aralığı: 1.21-8.14). Sonuç: Bu çalışma, yaşlı insanlar arasında düşmelerle ilişkili faktörlere dair değerli bilgiler sunmaktadır. Bulgular, düşmelerde kilit bir faktör olarak cinsiyetin önemini göstermekte ve vücut ağırlığı, denge, servikal propriosepsiyon ve yaşın düşme olasılığı üzerindeki olası etkisini ortaya koymaktadır.Book Part A Feminist Reading of Rupi Kaur's Milk and Honey(Peter Lang Publishing Group, 2024) Serdaroğlu, D.Considered to be a fourth wave of feminist, Rupi Kaur deals with the problems of women, such as sexual discrimination, misogynism, violence and commodification of the female body. Despite the harsh criticism targeting her minimalist and simple writing style embellished with her own illustrations, Kaur makes her voice heard throughout the world via the Internet- especially the social media- by sharing her poems on the Instagram. The poet divided her milk and honey (2014), into four parts; in each of the four parts which symbolizes a different stage of a woman's life replete with fears, challenges, struggles and hopes, she not only talks about the sufferings of women and female empowerment but also with her illustrations, she attracts many readers visually. Hence, this chapter analyses Rupi Kaur's milk and honey from a feminist perspective by focusing on victimization and commodification of women as well as women empowerment with regard to her non- traditional writing style. © 2023 Peter Lang Group AG, Lausanne. Published by Peter Lang GmbH, Berlin, Deutschland. All rights reserved.Article Kamu Hastanelerinin Rol Sınıflandırmasında Veriye Dayalı Bir Yaklaşım: Türkiye’den Kanıtlar(2025) Küçük, Aziz; Bulut, TevfikHastane sınıflandırması, modern sağlık sistemlerinde kaynakların etkin kullanımı, sağlık hizmetlerine erişimin artırılması ve hastaların uygun bakım düzeyine yönlendirilmesi açısından kritik bir rol oynamaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye’deki kamu hastanelerinin rol sınıflarını Rastgele Orman (Random Forest, RF) sınıflandırma algoritması kullanarak öngörmektir. Bu çalışma, Türkiye’de kamu hastanelerinin rol sınıflandırması üzerine doğrudan yürütülen ilk çalışmadır. Çalışmada, Türkiye genelinde sekiz farklı rol sınıfına ayrılmış 716 kamu hastanesine ait veriler analiz edilmiştir. İki farklı RF modeli (Model 1 ve Model 2) geliştirilmiş ve bu modeller genel doğruluk, Cohen’in Kappa katsayısı, eğri altı alan (AUC), F1 skoru ve dengelenmiş doğruluk gibi çeşitli performans göstergeleriyle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Yapılan performans değerlendirmesinde, RF Model 2’nin Model 1’e kıyasla üstün sonuçlar verdiği görülmüştür. Model 2, Model 1’e kıyasla daha yüksek doğruluk (%96,82’ye karşı %95,82), daha iyi Kappa katsayısı (0,9612’ye karşı 0,9489) ve daha yüksek AUC değeri (0,9889’a karşı 0,9863) elde etmiştir. Bu nedenle, Türkiye’deki kamu hastanelerinin rol sınıflarının öngörülmesinde Model 2’nin kullanılması önerilmektedir. Önerilen yöntem, farklı ülkelerdeki hastanelerin sınıflandırılmasında da uyarlanabilir ve sağlık yöneticilerine stratejik planlama ve kaynak tahsisinde veri temelli destek sağlayabilir.Article Ağırlık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin Türkçe Geçerlik ve Güvenirliğinin İncelenmesi: Metodolojik Çalışmalar(2024) Akçıl, Mehtap; Onbaşı, Zeki ÇağınAmaç: Bu çalışma, orijinal dili İngilizce olan Ağırlık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğini değerlendi rerek, Türkçe diline uyarlanması amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem ler: Çalışmaya 392 üniversite öğrencisi katılmıştır. Ölçek, sağlık ve beslenme alanında iyi seviyede İngilizce bilen 2 uzman diyetisyen ve 1 mü tercim tercüman tarafından çevir-geri çevir tekniği ile Türkçeye çevrilmiş ve daha sonra 10 kişilik küçük bir gruba uygulanarak ön çalışması yapıl mıştır. Beş alt boyuttan oluşan bu ölçek toplamda 43 madde içermektedir. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin %82,1’i kadın, %17,9’u ise erkek tir. Tüm bireylerin yaş ortalaması 20,6±1,50 yıl olarak saptanmıştır. Bart lett küresellik testi sonucuna göre maddeler arasında faktör analizi yapılabilecek yeterli düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır (χ2=2461,2; p<0,0001). Açıklayıcı faktör analizi ile Ağırlık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin, orijinal ölçekte belirtildiği şekilde 5 faktör (boyut) altında top landığı belirlenmiştir. İkili doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre Ağır lık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanmasında geçerlik koşulunu sağladığını ve ölçeğin uygulanabilir olduğu görülmüştür. Ölçeğin, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı (α=0,75) orta düzeyde bulun muştur. Test-tekrar test verilerinden elde edilen sınıf içi korelasyon katsa yısı sonuçları da Ağırlık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin orta düzeyde güvenilir olduğunu göstermektedir. Sonuç: Bu çalışma sonucunda Ağırlık Yönetimi Beslenme Bilgisi Ölçeği’nin bireylerin ağrılık yönetimi beslenme bilgisi düzeyini ölçmede geçerli ve güvenilir bir araç olduğu sap tanmıştır.Book Part Citation - Scopus: 4Achieving Business Benefits From ERP Systems(IGI Global, 2008) Mishra, A.Enterprise resource planning (ERP) systems are becoming popular in medium and large-scale organizations all over the world. As companies have to collaborate across borders, languages, cultures, and integrate business processes, ERPs will need to take globalization into account, be based on a global architecture, and support the features required to bring all the worldwide players and processes together. Due to the high cost of implementation for these systems, organizations all over the world are interested in evaluating their benefits in the short and long terms. This chapter discusses various kinds of business benefits in a comprehensive way in order to justify the acquisition and implementation of ERP systems in organizations in the present global context. © 2008, IGI Global.Book Part Citation - Scopus: 1Going Green: Adoption of Green Supply Chain Management Practices for Sustainable Development(IGI Global, 2025) Erkan, T.E.; Barre, A.S.Organizations are assessed for both their economic and sustainable development when it comes to their sustainable performance more so in the dynamic global supply chain management. There has been growing concern over the sustainability of the planet and corporate stakeholders are becoming more aware of the rising environmental concerns. A key strategy for global organizations in supply chain management for environmental awareness is the implementation of a green supply chain (GSC). Going green and the complete adoption of Green Supply chain is the pathway to global environmental solutions and a contributor to the achievement of sustainable development goals. This paper seeks to assess the impact of implementing GSC management practices on sustainable development. The study will reply on secondary data from available literature on the theme of green supply chain management and sustainable development. Data will be analysed using both quantitative and qualitative analysis techniques. © 2025, IGI Global Scientific Publishing. All rights reserved.Book Part Live Like Cockroaches: a Homeless Immigrant's Struggle Leading To Stereotypification(Peter Lang Publishing Group, 2024) Turgut, Z.R.The use of cockroaches as a metaphor to describe the conditions of immigrants in immigrant literature is a problematic and controversial topic. It is a form of dehumanization that reduces individuals to pests or insects and constitution of demeaning stereotypes and xenophobia. The use of this metaphor can be traced back to colonial and racist attitudes towards non-white, non-Western individuals who were often depicted as primitive, dirty, and inhuman. This view which was used to justify colonialism and segregation is still prevailing in contemporary society through media and cultural representations. In Rawi Hage's novel Cockroach (2008), the use of the cockroach as a metaphor is a central theme throughout the book. The novel tells the story of an unnamed Lebanese immigrant who is struggling to make a new life in Montreal, Canada. The protagonist sees himself as a cockroach, a resilient survivor that can adapt to any environment and cope with any hardship. The cockroach metaphor in this novel might be interpreted in several ways. On the one hand, it can be seen as an indicator of the protagonist's resilience and ability to survive in a hostile and challenging environment. Since the cockroach is known for its ability to survive in harsh conditions, the protagonist sees himself as embodying these traits. On the other hand, the use of the cockroach as a metaphor might also be seen as the representation of the maltreatment of immigrants in Western societies. The protagonist is often marginalized and discriminated, and his identification with the cockroach can be seen as a way of highlighting the way that immigrants are often seen as pests or insects by mainstream society. Thus, the aim of this chapter is to examine Rawi Hage's novel Cockroach in order to reveal the struggles of immigrants in a new country who try to survive although they face many problems, including isolation, discrimination, poverty, and cultural exclusion. © 2023 Peter Lang Group AG, Lausanne. Published by Peter Lang GmbH, Berlin, Deutschland. All rights reserved.Article Endüstri Mühendisliği Öğrencilerinin Kariyer Yollarının, Performans Metrikleri ve Sınıflandırma Teknikleriyle Veri Temelli Olarak Tahmin Edilmesi(2025) Özkurt, Fatma Yerlikaya; Kuyrukçu, AyşeMesleklerin giderek çeşitlenmesi ve kariyer seçeneklerinin artması, iş seçme sürecini hem daha karmaşık hem de daha kritik hâle getirmiştir. Endüstri mühendisi adayları için bu süreç, disiplinlerarası eğitim yapılarından ötürü özellikle karmaşıktır. Müfredatları; üretim, modelleme, optimizasyon, veri tabanı, ekonomi ve proje yönetimi gibi mühendislik ve işletme alanlarını kapsayan geniş bir ders yelpazesinden oluşmaktadır. Diğer bazı mühendislik dallarından farklı olarak, endüstri mühendisliğinin belirgin bir meslek alanı tanımı bulunmamaktadır. Bu özgün durum, çalışmada örneklem olarak endüstri mühendisliği öğrencileri ve mezunlarının seçilmesine neden olmuştur. Bu çalışma, endüstri mühendisliği öğrencilerine yönelik zorunlu bölüm dersleri ve bu derslerden aldıkları notlar üzerine odaklanmaktadır. Örneklem grubunu, farklı sektörlerde istihdam edilen mezunlar oluşturmaktadır. Çalışmanın temel amacı, öğrencilerin aldıkları derslerle mevcut iş pozisyonları arasındaki ilişkiyi veri madenciliği teknikleri aracılığıyla ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda diskriminant analizi ve lojistik regresyon yöntemleri kullanılmıştır. Doğruluk metrikleri ve sınıflandırma performans ölçütlerine göre değerlendirilen sonuçlar, iş pozisyonu değişkeni bağımlı değişken olarak ele alındığında, doğru sınıflandırma oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca, diskriminant analizi yöntemi, hem sektör bazında hem de mesleki pozisyonlara göre verinin kategorize edilmesinde etkili bir araç olarak öne çıkmaktadır.Article Regenerating Shopping Mall Interiors through Stakeholder Engagement and Participatory Design(Emerald Group Publishing Ltd, 2026) Kocaili, Ergin Kemal; Ergun Kocaili, BuketPurposeThis paper explores how participatory design approaches contribute to the regeneration of shopping mall interiors, with a specific focus on the design and spatial configuration of public restroom areas - critical, yet often overlooked, components of user experience in commercial environments.Design/methodology/approachAdopting a case study methodology, the research combines user surveys, stakeholder interviews and spatial analysis to investigate the participatory redesign process of restroom facilities in Kentpark Shopping Mall, Ankara. The study uses both qualitative and quantitative tools to evaluate user needs and the resulting spatial changes.FindingsThe findings demonstrate that engaging multiple stakeholders - including users, maintenance staff and management - through participatory methods leads to more inclusive, functional and context-sensitive interior solutions. In particular, data gathered through participatory processes directly informed the redesign of the public restrooms, resulting in significant improvements in layout, accessibility and spatial efficiency.Practical implicationsThe study offers a replicable model for incorporating participatory design into the regeneration of commercial interior spaces. It shows how empirical data collection and stakeholder input can be translated into the actual design of wet spaces, such as public restrooms, enhancing both usability and facility performance in aging shopping malls.Originality/valueThis research contributes to the limited body of literature on participatory design in commercial interiors by foregrounding restrooms as a meaningful site of spatial regeneration. It bridges the fields of interior architecture, spatial design research and facility management.Article Kurumsal Yeşil Dönüşümün Belirleyicileri: Türkiye ve Avrupa Birliği Firmaları Üzerine Karşılaştırmalı Bir Analiz(2025) Ekinci, Mehmet; Karaca, GökhanBu çalışma, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankası (EIB) tarafından yürütülen 2018–2020 İş Ortamı ve İşletme Performansı Anketi (BEEPS) verilerini kullanarak, 16 Avrupa Birliği ülkesinde faaliyet gösteren 5.871 firma ile Türkiye’deki 739 firmanın yeşil dönüşüm süreçlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Firma düzeyindeki çevresel uygulamalardan türetilen Yeşil Dönüşüm Endeksi, medyanın üzerinde değer alan firmaları “yeşil dönüşümü gerçekleştirmiş” olarak sınıflandırmak amacıyla kullanılmıştır. Lojistik regresyon analizinde bağımsız değişkenler altı kavramsal kategori altında değerlendirilmiştir: (i) dışsal baskılar, (ii) düzenleyici çerçeve, (iii) algılanan engeller, (iv) organizasyonel kapasite, (v) operasyonel koşullar ve (vi) finansal/piyasa erişimi. Bulgular, müşteri çevre taleplerinin, enerji performans standartlarının ve resmî iş stratejilerinin her iki bölgede de yeşil dönüşümün en güçlü belirleyicileri olduğunu, ancak etkinin Türkiye’de daha yüksek olduğunu göstermektedir. AB örnekleminde ise kalite sertifikaları, kadın sahipliği ve çevresel risklere doğrudan maruz kalma gibi faktörler daha belirgin rol oynamaktadır. Finansmana erişim her iki bölgede dönüşümü desteklerken, çevre düzenlemelerinin bir engel olarak algılanması yalnızca Türkiye’de olumsuz etki yaratmaktadır. Türkiye için politika önerileri arasında piyasa temelli teşviklerin güçlendirilmesi, düzenleyici araçların tutarlı uygulanması, yeşil finansman imkânlarının artırılması, kurumsal yönetişim kapasitesinin geliştirilmesi ve operasyonel kırılganlıkların azaltılması yer almaktadır. Bu adımlar, sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum yükümlülüğü olmaktan çıkarıp stratejik bir rekabet avantajına dönüştürerek firmaların çevresel performansını ve uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını artıracaktır.

