88 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 88
Article FEDERAL ALMANYA ÖRNEĞİNDE AB ADALET DİVANI KARARLARININ KESİN HÜKÜM KARAKTERİNE SAHİP ULUSAL MAHKEME KARARLARINA ETKİSİ(2019) Arsava, Ayşe FüsunAlman hukuku AB Adalet Divanı kararlarını yargılamanıniadesi nedeni olarak kabul etmemektedir. Şüphesiz Birlik hukukununöngördüğü Äquivalenz prensibi (uyumluluk) AB Adalet Divanı’nın vediğer AB yargısı içinde yer alan mahkemelerin kararlarının tüm üyedevletlerde aynı sonuçlar doğurmasını gerektirmektedir. Bu tür birmukayese edilebilirlik Alman hukukunda AİHM kararları bakımındansöz konusu olmamasına karşın Federal Alman Anayasa mahkemesikararları bakımından söz konusudur. Bu nedenle birçok durumdaFederal Alman Anayasa Mahkemesi Kanunu’nun 79. maddesinin kıyasen AB Adalet Divanı kararlarına uygulanması gündeme gelmektedir. Federal Alman Anayasa Mahkemesi kanunun ilgili maddesininkıyasen uygulanması yerine bu çerçevede bir kanun değişikliğininyapılması daha rasyonel gözükmektedir.Article Dance of the Corporate Veils: Shareholder Liability in the United States of America and in the Republic of Turkey(2008) Davıs, B. E. Wendy; Hızır, SerdarThe foundation of corporate law is the existence of a legal entity separate from its shareholders, thus shielding shareholders from liability for corporate obligations. Courts have rarely, and with trepidation, pierced through this corporate veil to impose liability on shareholders for corporate malfeasance. These instances have become more common in recent decades, suggesting that corporate investors and parent corporations acquiring subsidiaries need to be diligent to minimize their risk. In this article two academicians discuss the consequences of wrongdoing and mismanagement underlying the pros and cons of the systems adapted by both countries.Article Yapı Denetim Görevini Kötüye Kullanma Suçu(2023) Köprülü, Timuçin2001 yılında yürürlüğe giren 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun’la, aslında idarenin sorumluluğunda bir faaliyet olan yapı denetiminin belli durumlarda yapı denetim kuruluşlarınca yerine getirilmesi düzenlenmiştir. İlgili Kanun’un amacı can ve mal güvenliğini teminen, imar plânına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için proje ve yapı denetimini sağlamak ve yapı denetimine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Ceza hükümlerini içeren Kanun’un 9. maddesinde ise yapı denetim kuruluşunun icrai veya ihmali davranışla yeni iş almaktan men cezası uygulanmasını gerektiren fiiller nedeniyle görevini kötüye kullanan ortaklarının, yöneticilerinin, mimar ve mühendislerinin, yapı müteahhidinin, şantiye şefinin, proje müellifi gerçek kişilerle laboratuvar görevlilerinin cezalandırılacağı belirtilmektedir. Son şeklini alana kadar birkaç değişikliğe uğramış olan 9. madde son hâliyle suçun maddi unsurları bakımından uygulamada sorunlar çıkarabilecek niteliktedir. Ayrıca düzenlemenin bir kısmının Anayasa’ya uygunluğu da tartışmalıdırArticle ANONİM ŞİRKETLERDE BORÇLANMA YASAĞINA AYKIRILIK TEŞKİL EDEN FİİLLERİN CEZAÎ SONUÇLARI*(2014) Hızır, Serdar; Merki, DuyguAnonim şirketlerde borçlanma yasağı (TTK m. 358, 395/2), 6102 sayılı(yeni) Türk Ticaret Kanununun öngördüğü önemli yeniliklerden biridir.Yasağa ilişkin düzenlemeleri ihlâl eden fiiller için TTK m. 562de özel bircezaî yaptırım hükme bağlanmıştır. Fakat bu düzenlemeleri doğrudan ihlâletmemesine rağmen hukuka aykırı olarak değerlendirilebilecek borçlanmaişlemlerinin de güveni kötüye kullanma suçuna (TCK m. 155) nedenolabileceği, Kanun koyucu tarafından açıkça ifade edilmiştir. İşte buçalışmada, TTK m. 562de öngörülen cezai yaptırım ile güveni kötüyekullanma suçu, anonim şirkete borçlanma yasağına aykırılık teşkil edenfiiller çerçevesinde ve çeşitli açılardan ele alınacaktır.Article Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi(2014) Yılmaz, Kumru KılıçoğluTürk Medenî Kanunumuz, eşler arasındaki yasal mal rejimini düzenlemiş; ancak bu rejime tabi olunmasını zorunluluk haline getirmeyip, eşlerin dilerlerse, başkaca bir mal rejimi de seçebilmesi amacıyla, seçimlik mal rejimlerine de yer vermiştir.Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi de, kaynak kanunumuz olan İsviçre Medeni Kanunundan farklı olarak, bizim hukuk sistemimizde kabul edilen seçimlik bir rejim türü olarak karşımıza çıkmaktadır.TMK m.244'te tanımlaması yapılan bu rejimin, edinilmiş mallara katılma rejimiyle benzer yanlarının varlığına rağmen; özellikle tasfiye aşamasında farklılıklar karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızda, öncelikle paylaşmalı mal ayrılığının tanımı yapılmış olup; bir sonraki bölümde, diğer mal rejimi türleriyle aralarındaki farklar kısaca belirtilmiş; son olarak da TMK m. 244-255 düzenlemeleri ele alınarak tartışılmıştır.Article EŞLERİN PAYLI MÜLKİYETLERİ(2014) Kılıçoğlu, Kumru YılmazTaşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde, hak sahibine kullanma, yararlanma ve tasarruf etme yetkisi veren, mülkiyet hakkı, hak sahibinin sayısına göre tek başına mülkiyet ve birlikte mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılırken; birlikte mülkiyet de kendi içinde, elbirliği halinde mülkiyet ve paylı mülkiyet olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Paylı mülkiyet, TMK md.688de birden çok kimsenin, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olduğunu şeklinde düzenlenmiş olup, devamı maddelerde, hak sahibinin hak ve borçları düzenlenmiştir. Konumuz ise, eşler arasında paylı mülkiyet olup; yasal önalım hakkından farklı olan yasal alım hakkı düzenlemesine yol açan bu kavram ile, eşlerin bir eşya üzerindeki paylı mülkiyetlerinin koşulları belirlenmekte, hakkın kullanılma sınırlarının çizilmektedir.Article Uluslararası Hukuk ve Bm Teşkilatındaki Değişimler(2015) Arsava, Ayşe FüsunUluslararası hukuk tarafından düzenlenen alanlar arttıkça uluslararası hukukun parçalanması (fragmentation) bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Birbirine ters düşen çıkarların ve konuların uluslararası hukuk tarafından düzenlenmesi ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Bu çerçevede genel uluslararası hukuk düzenlemelerinden kaçış yerine belli alanlarda bölgesel düzenlemelere yönelişten söz edilmektedir. Bu durum BM örgütünün ve kurumsal yapısının değişimi tartışmalarını gündeme getirmektedir. Makale uluslararası hukukun bütünleştirilesi ve parçalanması arasındaki gerilime ve yeni gelişimlere ışık tutmak amacıyla hazırlanmıştır.Article Avrupa Birliği Birincil Hukukunda Azınlıkların Korunmasının Hukuki Dayanağı(2010) Arsava, Ayşe FüsunAzınlıkların korunması konusunda Avrupa Birliği (AB) birincil hukukunda başlan¬gıçta söz konusu olan boşluğun içtihat hukuku ve günümüzde Lizbon Sözleşmesi ile doldurulmaya çalışıldığı görülmektedir. Azınlıkların korunmasına ilişkin AB mükte- sebatının şekillenmesinde AİHK'nın yanısıra Avrupa Konseyi Ulusal Azınlıklar Çerçeve sözleşmesi, üye devletlerin ortak anayasal gelenekleri ve AB Temel \"Hakları Şartı rol oynamaktadır. Azınlıkların korunması, AB müktesebatında bir anayasa prensibi olarak kabul edildiği nispette AB kurumsal yapısında ihdas edilen tasarruf¬lara ve üye devletlerin AB müktesebatını icrasına esas olmakta ve AB 'ye aday dev¬letler bakımından da yerine getirilmesi gereken siyasi kriterler arasında değerlendi¬rilmektedir.Article Kişilik Hakkının İhlalinde Manevi Tazminat(2016) Yılmaz, Kumru KılıçoğluManevi tazminat, kişinin ruhsal dünyasında meydana gelen eksilmenin giderilmesini amaçlar. Bu tazminatın giderilmesi biçimi Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu'nda farklı maddelerde düzenleme altına alınmıştır. Düzenleme yapılırken; saldırıya uğrayan kişisel varlık bakımından ayrım yapılmış bu ayrıma göre, kimlerin manevi zararının ne şekilde doğacağı da belirlenmiştir.Manevi tazminatın söz konusu olabilmesi için; zarar, kusur, illiyet bağı unsurları haricinde, her şeyden önce ortada hukuka aykırı fiil olması gerekir. Bu fiil neticesinde, kişinin maddi nitelikteki kişisel varlığı (bedensel bütünlük) ihlal edilebileceği gibi; maddi nitelikte olmayan kişisel varlığı (şeref, haysiyet, isim, resim, vs) da ihlal edilmiş olabilir. İşte bu durumlarda, ister maddi nitelikte olsun, ister maddi nitelikte olmasın, kişisel varlığı ihlal edilen kişinin uğradığı zararın giderilmesi gerekecektir.Article Kamu Denetçiliği Kurumu ve Vergi Uyuşmazlıklarında Uygulaması(2014) Müftüoğlu, Zeynep HoşKökleri yaklaşık yüz yıl öncesine dayanan ve birçok ülkede sağlıklı şekilde işlev gören kamu denetçiliği kurumu, idarenin eylem, işlem ve tutumlarının neden olduğu hak ihlallerini gidermeyi amaçlamaktadır. Ülkemizde de 2013 yılından itibaren faaliyet gösteren kurumun, uyuşmazlık çözüm yollarımızın karmaşık yapısı ve kanunda düzenleniş şekli nedeniyle ortaya çıkabilecek birtakım belirsizlikler bulunmaktadır.

