Search Results

Now showing 1 - 10 of 18
  • Article
    A Critical Analysis of the Established Explanations About the Nature of Ecotourism
    (2012) Erdoğan, Nazmiye; Erdoğan, İrfan
    This qualitative study questions the prevailing explanations about the nature of ecotourism. The major aims of the study are (a) to point out that the widespread notions and theoretical attributions about the character of ecotourism should be reconsidered and (b) to express the need for critical questioning and design in qualitative and quantitative academic studies in social, management, administrative and tourism sciences. The article explains, first, the basic rationale for legitimizing, market building, supporting, sustaining and expanding the capitalist market, including ecotourism practices, and connects the concept of environment with economy, and inclusion of tourism and ecotourism in sustainable development. Then, it discusses the nature of dominant explanations of ecotourism. The study concludes that widespread explanations of the nature, structure, activity and outcome of ecotourism rarely match the nature of daily ecotourism practices. Instead, they generally create, employ and sustain functional myths about industrial practices, relations, causes, effects and outcomes of ecotourism. They provide strategically prescriptive and normative ethics and principles that are mostly unattainable. They consciously or inadvertently ignore the fact that the notion of ecotourism is deeply embedded in the logics of ideological normalisation of corporate activities, commodity circulation, technological end-product distribution and use, and global governance of the economic, political and cultural market conditions
  • Article
    Suriyelilere Yönelik Güvenlik Algısı: İzmir Örneği
    (2023) Tunca, Hakan Ömer; Özkil, Altan
    Suriye savaşından kaynaklı kitlesel göçle Türkiye, Suriyelileri açık kapı politikası, geri göndermeme politikası ve uluslararası mülteci rejimine uygun olarak temel ihtiyaçları karşılama politikası ile karşılamış, uluslararası koruma biçimlerinden Geçici Koruma Statüsü vermiştir. Suriyelilerin Türkiye'nin her şehrine dağılmışlığı, Türk vatandaşlarını sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından birçok yönden etkilemektedir. Göç ve göçmenler hayatın normal akışını engelleyen şeyler olarak algılandığından başlı başına bir tehdit kategorisi olarak kabul edilmektedir. Bu makalenin temel amacı, Suriyelilerin Türk toplumuna sosyal, ekonomik, siyasi ve güvenlik etkileri arasında İzmir'de yaşayan Türk vatandaşlarının güvenlik algısını incelemektir. Türkiye'nin 3. kalabalık şehri olan İzmir, göçün ilk zamanlarından itibaren en kalabalık Suriyeli nüfusta yer almasıyla, Balkan ülkelerinden göçen insanların varlığı ve şehirdeki hoşgörüden dolayı kapsama alınmıştır. Algıyı ölçmek için güvenilirliği ve geçerliliği kanıtlanmış 'Toplumsal Güvenlik Algıları Anketi' uygulanmıştır. Şehirde güvenlik algısının yüksek olduğu tespit edilmiştir.
  • Article
    Covid - 19 Pandemi Süreci ve Yerel Gazeteler: Kastamonu Örneği
    (2022) Şüküroğlu, Veysel Karani; Akar, Basak; Özgen, Özlen
    Covid-19 pandemisi ile mücadele kapsamında, hükümetler insanların iktisadi ve sosyal yaşamlarını derinden etkileyecek kararlar almışlardır. Bu kararlar, alışılmış düzenin yerini yeni düzenin ve yeni alışkanlıkların almasına neden olmuştur. Bu durum, dijitalleşmedeki gelişmenin çok hızlı bir şekilde artmasını da sağlamış, medya sektörünü diğer sektörlerden daha fazla etkilemiş, insanların haber alma alışkanlıklarını dönüşüme uğratmıştır. Bu doğrultuda, çalışmanın temel amacı Covid-19 pandemisinin ülkemizde görülmeye başlandığı 2020 yılı Mart ayından itibaren yeni düzenin Kastamonu yerel basınında yarattığı değişikliklerin incelenmesidir. Çalışmanın, Covid-19 pandemisi boyunca Kastamonu yerel basınının içinde bulunduğu durumu yansıtması açısından önemli olacağı düşünülmektedir. Çalışma yöntemi olarak “derinlemesine görüşme” yöntemi seçilmiş, çalışma Kastamonu ilinde faaliyet gösteren yerel gazetelerin (Nasrullah, Gündem, Sözcü, Açıksöz, Doğrusöz ve Kastamonu) yöneticileri ile yapılan görüşmeler üzerinden yürütülmüştür. Derinlemesine görüşmeler, tutarlılık ve ayrıntıları korunmaya çalışılarak yarı yapılandırılmış bir biçimde yapılmıştır.
  • Article
    Responsibility To Protect Bağlamında İnsani Yardım: Sivil Toplum Örgütlerinin Tarafsızlığı ve Araçsallaştırılması
    (2023) Arsava, A. Füsun
    BM Genel Kurulu tarafından 2015 yılında kabul edilen R2P insanların ağır suçlardan korunması amacına matuftur. Sivil toplum örgütlerinin R2P’nin uygulanmasında katkı yapma potansiyeli dikkate alınarak Uluslararası Hukuk insani sivil toplum örgütlerine insanlığa karşı suçların önlenmesi ve işlenen bu suçlara reaksiyon gösterilmesi bağlamında R2P’ye bir işlev ve sorumluluk yüklemektedir. Bu durum sivil toplum örgütlerinin tarafsızlıklarını kay- betmesi ve araçsallaştırılması tehlikesini beraberinde getirmektedir. Sivil toplum örgütleri uzun bir süredir yoğun bir şekilde R2P ile bağlantılı sorumluluk üstlenmektedir. Makalede kimi ses getiren sivil toplum örgütlerinin R2P karşısındaki tutumlarına, insani yardım konusundaki uygulamalarına ve sivil toplum örgütlerinin insanların savaş ve çatışma durumlarında ağır suçlardan korunması çerçevesindeki rolüne ışık tutulmakta, insani sivil toplum örgütleri- nin barış politikasına yaptıkları katkı ortaya konulmaktadır.
  • Article
    Konaklama Sektöründe Çevre Dostu Yönetimin Önemi
    (2011) Güneş, Saniye Gül; Gunes, Gul
    Konaklama, turizmin en temel bileşenlerindendir. Ancak her sektörde olduğu gibi konaklama sektörü de iyi yönetilmediğinde çevre üzerinde olumsuz etkiler ortaya koymaktadır. Günümüzde tüm dünyada çevre dostu uygulamalara olan eğilim giderek artmaktadır. Bu doğrultuda özellikle daha eğitimli, orta ve yüksek gelirli turistlerin tercihleri doğrultusunda çevre dostu konaklama işletmelerinin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bu çalışmada, turizme konu olan kaynakların sürdürülebilirliği için konaklama sektöründe çevre dostu yönetimin önemine değinilmiş; çevre dostu otel işletmelerinden ve söz konusu işletmelerin turizmin olumsuz etkilerini azaltan ve işletmeye kar sağlayan uygulamalarından örnekler verilmiş; öneriler ortaya konmuştur.
  • Article
    Exploring the Impact of Landscape Design on User Preferences in Shopping Centers Post the Covid-19 Pandemic
    (2024) Aslantamer, Özlem Nur; Ilgın, Hüseyin Emre
    This study explores the impact of landscape design, which has gained importance alongside architectural changes in shopping centers, and investigates preferences in the post-COVID-19 pandemic era. Although e-commerce has increased during the pandemic, research and societal behaviors suggest that shopping centers will continue to serve as contemporary agoras due to their socialization and leisure functions. However, in response to the pandemic, it is anticipated that newly designed shopping centers will be architecturally conceived as semi-outdoor or outdoor spaces, regardless of climate conditions. This transformation will involve the softening of rigid appearances through landscape elements, making them both ecologically and psychologically sustainable. The number of studies on this subject is limited. To address this knowledge gap, an online survey was conducted with 586 randomly selected users across nine shopping centers located in three major cities of Turkey: Istanbul, Ankara, and Izmir, with three shopping centers in each city. The survey investigated users' preferences for architectural styles (indoor, semi-outdoor, or outdoor) and landscape design in shopping centers. The findings of the study indicate that post-pandemic, outdoor and semi-outdoor shopping centers are likely to be preferred more frequently. An emphasis is likely to be placed on natural landscape elements such as plants and water features in landscape design. Furthermore, shopping center designs are likely to become simpler, offering comfortable and spacious navigation areas while optimizing parking and transportation conditions. This study is expected to shed light on decision-making processes for future shopping centers. By incorporating consumer preferences, architects can enhance the sustainability of shopping center investments through next-generation design.
  • Article
    YERELLİK-POPÜLERLİK EKSENİNDE TÜRKİYE’DE ÇEVRE MÜCADELELERİ
    (2018) Özen, Hayriye
    Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda çevre mücadelelerinde dikkate değer bir artış yaşandı. 1990’ların hemen başından itibaren doğmaya başlayan ve altın madenciliği, hidroelektrik santraller, termik santraller ve nükleer santraller gibi projelere olumsuz çevresel etkileri nedeniyle karşı çıkan bu mücadeleler, 2000’li yıllarda belirgin bir ivme kazanarak ülkenin hemen tüm bölgelerine yayıldılar. Bu makale Doğu Karadeniz bölgesinde HES projelerine karşı ve Ege ve Güney Marmara bölgelerinde altın madenciliği projelerine karşı 2000’li yıllarda doğan protesto hareketlerine odaklanarak şu soruya yanıt arıyor: HES ve altın madenciliğine karşı yerelde doğan çeşitli protesto hareketleri bölgesel veya ulusal ölçekte etkili olabilecek kolektif bir siyasal özneye ya da, diğer bir deyişle, karşı-hegemonik bir popüler harekete dönüşme potansiyeline ne ölçüde sahip oldular? Bu soruya cevaben hem altın madenciliği hem de HES karşıtı mücadelelerin, yerelliği aşan bir karaktere bürünmelerine karşın popüler hareketlere dönüşemedikleri tartışılıyor. Her iki mücadele de, yereldeki altın madenciliği ve HES projelerine karşıtlığın ötesine geçen bir söylem inşa ettiler ve yerelin yanı sıra yerelin dışından da çeşitli toplumsal grupları harekete geçirdiler. Bununla birlikte, her iki mücadele de harekete geçirdiği heterojen grupları kolektif bir kimlik etrafında bütünleştirerek ulusal ölçekte etkili olabilecek popüler bir siyasal özneye dönüşemedi. Çalışmada söz konusu mücadelelerin kolektif bir kimlik inşa edememesinin nedenlerine ilişkin olarak dört faktörün öne çıktığı ileri sürülüyor: yerelliğin süregiden baskısı; parlamenter temsiliyetin eksikliği, protestocuların mevcut kimlik ve aidiyetlerinin hakimiyeti; ve, iktidar blokunun protesto hareketlerini yönetmek ve kontrol etmek üzere geliştirdiği dil ve pratikler. Çalışma, yerellik ile popülerlik arasında bir nitelik kazanan çevre mücadelelerinin oldukça önemli kazanımlarına rağmen, neoliberal rasyonaliteyle şekillendirilen kamu politikalarının içerdiği çevresel tehditler karşısında güçlü bir itiraza dönüşemediklerine işaret ederek sonlanıyor.
  • Article
    RADYASYON YAYMA ve ATOM ENERJİSİYLE PATLAMAYA SEBEBİYET VERME SUÇLARINA BİLİMSEL ve HUKUKİ PERSPEKTİFTEN BİR BAKIŞ
    (2021) Ege, Ahmet
    Radyasyon ve nükleer enerji iyi ellerde olduğunda insanlığa sağlık, enerji ve refah getiren fakat kötü ellerde bir o kadar tehlikeli ve zarar veren enerji türüdür. Türkiye’nin nükleer enerjiyle elektrik üretimine geçiş sürecinde olduğu bu yıllarda radyasyon yayma ve atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçlarının geniş bir bilimsel ve hukuki perspektifle analiz edilmesi büyük önem taşımaktadır. Böyle bir analizde fizik, kimya gibi temel bilimler ve mühendislik bilimleri ile tıp ve hukuk iç içe girecektir. Söz konusu suçların hukuki değerlendirmesinde bilimsel temellere oturmayan bir tutum, yanlış bir sonuca yol açarak kişilerin hiç işlemedikleri bir suç nedeniyle cezalandırılmalarına neden olabileceği gibi suç işlenmesine karşın faillerin cezalandırılmamalarına da neden olabilir. Radyasyon yayma suçu nükleer maddelerle işlenebileceği gibi nükleer silahlarla da işlenebilir. Atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçunu kişilerin, terör gruplarının veya yasa dışı örgütlerin nükleer silah yaparak suç işlemeleri pratikte imkansıza yakındır. Tarihte meydana gelen üç büyük nükleer kaza olan; Three Mile Island (1979-ABD), Çernobil (1986-Sovyetler Birliği) ve Fukushima (2011-Japonya) kazalarında doğrudan atom enerjisi (nükleer) kökenli bir patlama olmamıştır. Patlamalar ikincil nitelikteki kimyasal reaksiyonlarla gerçekleşmiştir. Buna karşın reaktör içerisindeki nükleer bölünme ürünlerinin etrafa yayılmasının ne denli ciddi sonuçları olduğu konunun uzmanı olsun olmasın herkesin malumudur. Bu bağlamda atom enerjisiyle patlamaya sebebiyet verme suçu aynı zamanda radyasyon yayma suçuna da yol açmaktadır. Patlama sonucu etrafa saçılan parçalar radyoaktivite içereceğinden bu suçun kasten veya taksirle işlenmesi halinde aynı zamanda radyasyon yayma suçu da işlenmiş olmaktadır.
  • Article
    Türkiye’nin İlkokullar için Olan Yeni İngilizce Öğretim Programını Antroposentrik Bir Açıdan Değerlendirme
    (2020) Yastıbaş, Ahmet Erdost
    Antroposen olarak adlandırılan yeni bir jeolojik çağ, insan aktivitelerinin dünyayı nasıl olumsuz etkilediğini göstermiş ve dünyanın geleceğinin sürdürülebilirliği için devam eden için aktivitelerinin oluşturduğu tehdidi ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle Antroposenin gösterdikleriyle ilgilenilmelidir. Bunu yapmanın yollarından bir tanesi eğitimdir. Bu yüzden, bu çalışma ilkokullar için olan yeni Türk İngilizce Öğretim Programını antroposen bir açıdan değerlendirmeyi amaçlamıştır. Nitel bir çalışma olarak tasarlanmıştır. Veriler, ilkokul için hazırlanan yeni program ve bu yeni programa göre hazırlanan ders kitaplarından toplanmıştır. Veriler, doküman incelemesi ile analiz edilmiştir. Veri çeşitlemesi ve yoğun anlatım çalışmayı inandırıcı kılmak için kullanılmıştır. Bulgular, yeni programın 2., 3. ve 4. sınıf ders izlencelerinde yedi tane doğayla ilgili temanın olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bulgular, bu temaların öğrencilerin İngilizceyi doğayla ilişkili olarak çalışmalarına ve öğrenmelerine yardımcı olduğunu göstermektedir. Bulgular tartışılmış ve gelecekteki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.