Search Results

Now showing 1 - 10 of 64
  • Article
    Almanya Örneğinde Terörizmle Mücadele Aracı Olarak Vatandaşlık Kaybı – Uluslararası Hukukun Sınırları
    (2023) Arsava, Ayşe Füsun
    Terörizmle mücadelede vatandaşlık kaybı günümüzde bir rönesans yaşamaktadır. Kimi devletlerin bu çerçevede mevcut hukuki dayanağa istinat ettiği görülmektedir. Örneğin Almanya’da vatandaşlık hukuku 2019’da terörizmle bağlantılı vatandaşlık kaybı düzenlemesi ile genişletilmiştir. Makalede bu tür düzenlemelerin Uluslararası Hukuka uygunluğu tartışılmaktadır. Yapılan düzenleme ile hernekadar Uluslararası Hukukun reddettiği vatansızlık durumu ortaya çıkmasa da, farklı insan hakları sorunları ortaya çıkmaktadır. Almanya’nın yaptığı düzenleme somut durumu dikkate almaması nedeni ile eleştirildiği gibi, vatandaşlık kaybının ülkeye girişi engelleme amacı taşıması nedeni ile de eleştirilmektedir. Devletler bu tür düzenlemelerle güvenliği bakımından tehlikeli gördükleri vatandaşları hakkında cezai takibat yapmak yerine onları vatandaşlıktan çıkararak Uluslararası Hukuk sorumluluklarından kurtulmak istemektedir. Makalede devletlerin terörizmle mücadele araçlarına ve Uluslararası Hukukun bu çerçevedeki sınırlarına ışık tutulmaktadır.
  • Article
    Ab Yargısının Geleceğine İlişkin Reform Önerileri
    (2013) Arsava, Ayşe Füsun
    AB yargısında Avrupa Tek Senedi ile başlayan, Maastricht anlaşması ile yoğunluk Kazanan reform çalışmaları AB yargısını yeni talepleri karşılamaya itmiştir. Nice Anlaşması kimi önemli reformlarla bu duruma uyum sağlamıştır. Lizbon Sözleşmesi de reform yolunda adımlar atmaya devam etmiştir. Mahkemeye başvuru hakkı hukuk devletinin en önemli gereklerinden biridir. Davaların Temel Haklar Şart’ının 47.madde 2.fıkrasında öngörüldüğü üzere etkin hukuki himayenin temini için makul bir süre içinde ele alınıp, karara bağlanması gerekmektedir. AB Anlaşmasının 19.madde 1.fıkrası Lizbon Sözleşmesi ile kapsam kazanmıştır. 1.fıkranın 2.bölümünde ise Avrupa hakları himaye sisteminde ilk kez önemli bir pozitif bir hukuk düzenlemesi yapılmıştır. Buna göre üye devlet mahkemelerinin AB’de etkin hukuki himaye için primer bir sorumluluğu bulunmaktadır. Her iki fıkra birarada ele alındığında AB Adalet Divanı’nın görevini ulusal mahkemelerle birarada yerine getireceği, bunun ortak bir görev olduğu yaklaşımının kabul edildiği ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Birlik yargısı ve geleceği düşünüldüğünde ulusal mahkemelerin Avrupa mahkemeleri olarak özel bir sorumluluğunun bulunduğu görülmektedir. Ulusal mahkemeler AB hakları himaye sisteminin parçasıdır. Ulusal mahkemelerin kendi arasında ve Divan’la olan diyaloglarının desteklenmesi gerekmektedir. AB Divanı’nın reformu onun Birliğin hakları himaye sistemindeki özerk rolü ve üye devlet mahkemelerinin ortak sorumluluğu dikkate alınmaksızın gerçekleştirilemez. Avrupa Hukukunun ulusal hukuk yaşamında anlamının önem kazanması Birlik Mahkemelerinin yükünün artmasına yol açmaktadır. Makale bu çerçevede AB yargısında yapılması düşünülen reform önerilerine ışık tutmaktadır.
  • Article
    Temel Hakların Alman Anayasa Hukuku Örneğinde Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu ve Avrupa Birliği İlişkisi Çerçevesinde Yorumu
    (2011) Arsava, Ayşe Füsun
    Temel haklar günümüzde ulusal, anayasal seviyelerin dışında bölgesel ve evrensel seviyelerde de temin edilmektedir. Çalışma konusu olan makalede temel hakların bölgesel olarak temini örneğini veren Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu (AİHK) ile temel hakları kapsamlı olarak temin eden, bu nedenle de AB’nin temel hak düzenlemelerine örnek oluşturan Alman Anayasası’nın düzenlemeleri arasındaki ilişki ele alınmaktadır.
  • Article
    AİHM’DE GÖRÜLEN DAVALARDA ÜÇÜNCÜ TARAFLARIN MÜDAHİL OLMASI
    (2022) Arsava, Ayşe Füsun
    Ulusal mahkemelerde olduğu gibi AİHM’de görülen davalarda da müdahil olma olanağı bulunmaktadır. AİHM Usul Tüzüğü müdahil olma prosedürünü ve kimlerin davaya müdahil olabileceğini düzenlemektedir. AİHM Usul Tüzüğü müdahil olma kriteri olarak “etkilenme” ölçütünü esas almaktadır. Makalede AİHM Usul Tüzüğü’nün öngördüğü düzenlemeler yanı sıra, Tüzüğün eleştiri konusu eksikliklerine dikkat çekilmektedir.
  • Article
    Özel Askeri ve Güvenlik Firmalarının Montreuk Dokümanı Muvacehesinede İnsani Devletler Hukuku'na Bağlılığı
    (2011) Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Arsava, Ayşe Füsun; Law; Law
    Günümüzde devletler yahut uluslararası örgütler tarafından gerçekleştirilen uluslararası askeri operasyonlarda özel askeri ve güvenlik firmalarından yararlanılmasının yaygın bir uygulama haline geldiği görülmektedir. Uluslararası askeri operasyonlarda yer alan özel askerlik ve güvenlik firması çalışanlarının İnsani Devletler Hukuku (İDH) çerçevesinde sorumluluğunun olup olmadığı ve varsa bu sorumluluğun hukuki dayanağı olarak nelerin gündemde olduğu makalenin içeriğini oluşturmaktadır.
  • Article
    Aihm Kararlarının Yerine Getirilmesi
    (2020) Arsava, Ayşe Füsun
    AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) AİHK’dan do -ğan mükellefiyetlerin üye devletlerden birisi tarafından yerine geti -rilmemesi halinde mükellefiyetin yerine getirilmediğini tespit eder.Bu tespitin gereğinin yerine getirilmesi üye devletlerin mükellefiye -tidir. Mükellefiyetin gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda Av -rupa Konseyi Bakanlar Komitesinin yeniden AİHM’ne başvuru imkânıbulunmaktadır. AİHM’nin bununla beraber 2003’ten itibaren kararla -rında ihlâl tespitinin ortadan kaldırılması bağlamında somut önerileryaptığı görülmektedir. Bu tablo AİHM’nin tespit kararından eda kararı -na geçiş yaptığını ortaya koymaktadır. Makalede AİHM’nin Konvansi -yonda dayanağı olmayan eda kararları yerine yeniden tespit kararlarıile ilgili Konvansiyon düzenlemesine dönmesi gerekliliğine ilişkin de -ğerlendirmeler yapılmaktadır.
  • Article
    AİHM’NİN İNSAN HAKLARI ALANINDA OYNADIĞI ANAYASA MAHKEMESİ ROLÜ
    (2018) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası hukukun anayasallaşma sürecinde AİHK Avrupa’nın gölge anayasası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de Avrupa Anayasa Mahkemesi olarak nitelendirmektedir. AİHM içtihatı ile insan hakları alanında Avrupa Konseyi’nin 47 üyesi arasında mütecanis bir standart yaratılması nedeniyle bu tespit isabetlidir. Söz konusu insan hakları standartı bağlayıcıdır ve bireysel başvuru üzerinden de talep edilmektedir. Herşeyden önce diğer uluslararası mahkemelerle veya insan hakları kurumları ile karşılaştırma yapıldığı zaman AİHM’nin önemi daha iyi ortaya çıkmaktadır. AİHM’nin söz konusu yönlendirme fonksiyonu onun insan hakları alanında Avrupa Anayasa Mahkemesi rolünü oynamasını sağlamaktadır. AİHM’nin bir anayasa mahkemesi ile karşılaştırılması durumunda ancak iki mahkeme arasında açık sınırların olduğu ortaya çıkmaktadır. AİHM AİHK’da yer alan haklara riayet denetimi yapmaktadır ve bu çerçevede ulusal özellikleri dikkate almaktadır. AİHM’nin denetimi bunun ötesinde subsidier (ikâme edici) bir denetimdir. AİHM uluslararası bir mahkeme olarak ulusal seviyede herhangi bir icra olanağına sahip değildir; kararlarının üye devletler tarafından icra edilmesi gerekmektedir. AİHM’nin ulusal bir anayasa mahkemesine nazaran söz konusu zafiyeti nedeniyle daha zayıf bir statüye sahip olması, onun anayasa mahkemelerinin fonksiyonlarını tamamlayan bir mahkeme olarak nitelendirilmesi sonucunu doğurmaktadır.
  • Article
    Uluslararası Hukuk Anlaşmalarının Geçici Uygulanması
    (2020) Arsava, Ayşe Füsun
    Uluslararası hukuk anlaşmalarının geçici olarak uygulanması uluslararası hukukta tartışmalı bir müessese olarak önemli hukuki sorunlar ortaya atmaktadır. Uluslararası hukuk anlaşmalarının geçici uygulanması son olarak AB çatısında karma anlaşma karakterli bir serbest ticaret anlaşması olan CETA (Comprehensive Economic and Trade Agreement) anlaşması bağlamında dikkatleri üstüne çekmiştir. Makalede uluslararası hukuk, ulusal hukuk ve AB hukuku seviyesinde doğan sorunlar bir taraftan uluslararası hukuk aktörlerinin tasarruf ehliyetleri, diğer taraftan anayasa muvacehesinde öngörülen demokrasi prensibi gereksinimleri çerçevesinde tartışılmaktadır.
  • Article
    Ab Hukukunun Uluslararası Hukukla İlişkisinin Temelleri ve Sınırları
    (2019) Arsava, Ayşe Füsun
    AB’nin ve üye devletlerin ekonomik ve parasal Birlik ve ortak mülteci politikası gibi aktüel krizlerin üstesinden gelmek için sıklıkla Uluslararası Hukuk enstrümanlarına başvurduğu görülmektedir. Bu gelişme AB Hukuku ve Uluslararası Hukuk ilişkisinin yeniden ele alınmasına neden olmaktadır. AB primer hukukunun tereddütsüz Uluslararası Hukuk yaklaşımı ile formüle edilmiş olmasına karşılık, bu yaklaşımın AB Adalet Divanı tarafından paylaşılmadığı görülmektedir. Makale AB Hukukunun muhtariyetinin, AB Hukukunun Uluslararası Hukuk dayanağı temelinde ele alınması gerekliliğine eğilmektedir.
  • Article
    AB’NİN AİHK’YA KATILIMININ AB DİVANI’NIN CETA’YA İLİŞKİN GÖRÜŞÜ IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ
    (2023) Arsava, A. Füsun
    ABAD’ın (Avrupa Birliği Adalet Divanı) AB’nin AİHK’ya katılma anlaşmasına ilişkin 2013 tarihli olumsuz görüşü ertesinde AB-Kanada Serbest Ticaret Anlaşmasına (CETA) ilişkin olarak ver- diği görüş AB’nin AİHK’ya katılma anlaşması tartışmalarına yeni bir boyut getirmiştir. ABAD’ın CETA’ya ilişkin görüşünün şimdiye dek olan içtihadı ile karşılaştırılması ABAD’ın AB’nin diğer mahkemelerin yargısal denetimine girmesiyle ilgili yeni gereklilikler öngördüğünü ortaya koymaktadır. Bununla beraber ABAD’ın CETA’ya ilişkin görü- şünde ölçülülük denetiminin AB’nin kurumsal yapısı dışında bulunan mahkemeler tarafından da yapılmasına imkân tanıyan bir ifadeye yer vermesi öngörülen yeni gerekliliklerin AB’nin AİHK’ya katılmasına engel teşkil etmeyeceği şeklinde yorumlanmaktadır. Makalede bu bağlamda yapılan tartışmalara yer verilmekte ve AB’nin AİHK’ya ka- tılması konusunun Lizbon Anlaşması ışığında güncelliğinin korundu- ğuna dikkat çekilmektedir.