Search Results

Now showing 1 - 10 of 2395
  • Article
    Covid-19 Salgınının Bölgesel Borsa Turizm Endekslerine Etkilerinin Araştırılması
    (2023) Tümer, Tolga; Tengilimoğlu, Dilaver
    Bu çalışmada, bölgesel borsa turizm endekslerinin COVID-19’dan etkilenme düzeyleri araştırılmıştır. Bu amaçla çalışmada, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya Pasifik bölgelerini kapsayan borsa turizm endeksleri kullanılarak istatistiki analizler yapılmıştır. Çalışmanın kapsamı COVID-19’un dünyaya yayılmaya başladığı dönemden itibaren 22 Ocak 2020-22 Ocak 2022 tarihleri arasındaki iki yıllık süreci kapsamaktadır ve çalışmada bu süreç çeyrek dilimlere ayrılarak sekiz dönem kapsamında analiz edilmektedir. Günlük veriler kullanılan araştırmada hem dünyadaki hem de kullanılan endekslerin kapsadığı bölgelerdeki COVID-19 verileri dikkate alınmıştır. COVID-19 verileri olarak günlük vaka, günlük ölüm, toplam vaka ve toplam ölüm sayıları toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, borsa turizm endekslerini negatif yönde en fazla COVID-19 kaynaklı bölgesel günlük ölümlerin etkilediği bulunmuştur. Bu çalışma, geniş kapsamı, bölgesel ve dönemsel karşılaştırma sunan bulguları ile alanyazına katkı sunmaktadır.
  • Article
    DOĞRUSAL OLMAYAN SINIR KOŞULLARINA SAHİP ISI TRANSFERİ PROBLEMLERİNİN SINIR ELEMAN YÖNTEMİ İLE ANALİZİNE YÖNELİK YENİ BİR FORMÜLASYON
    (2019) Baranoğlu, Besim
    Bu çalışmada Fourier denklemi ile ifade edilen ısı transferi problemlerinin bir ya da daha fazla bölgesinde tanımlı doğrusal olmayan sınır koşulları altında çözümüne yönelik sınır eleman yöntemi tabanlı etkili bir sayısal çözüm sunulmaktadır. Çözüm, sınır eleman yöntemi sistem matrislerinin üzerinde yapılan matematiksel işlemler ile bilinmeyenleri sadece doğrusal olmayan sınır bölgesindeki sıcaklık farkı olan indirgenmiş matris denklemleri elde etmektedir. Bu sayede doğrusal olmayan sınır koşullarına dayalı iterasyonlar daha hızlı gerçekleştirilebilmektedir. Doğrusal olmayan sınır koşullarının tanımlı olduğu bölgelerde çözüm elde edildikten sonra tüm sınır çözümü tanımlı bir son-işlem ile gerçekleştirilebilmektedir. Gerçek çözümü elde edilmiş bir örnek kullanılarak elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir.
  • Article
    Alzheimer hastalığında Kallikrein-6, 7 ve potasyum kanal proteinlerinin olası rolü
    (2021) Bulduk, Erkut; Yıldırım, Filiz; Yıldırım, Zuhal
    Amaç: Alzheimer hastalığının (AH) oluşum mekanizması kesin olarak bilinmemekle birlikte AH’dan sorumlu başlıca iki protein, senile plakların yapısındaki beta amiloid ve nörofibriler yumakların yapısındaki tau proteinidir. Hastalığa yol açan en önemli etmenlerden biri çözünür olmayan amiloid çökeltilerin oluşumu, diğeri ise artmış tau fosforillenmesidir. Kallikreinler, nöronal hasar ve işlev kaybı ile belirgin AH’nın etiyolojisinde rol oynayan, serin proteazların bir alt familyasıdır. Kallikrein (KLK)-6 ve KLK-7’nin merkezi sinir sisteminde (MSS) yüksek seviyelerde bulunan yaşa bağlı proteaz olduğu bilinmektedir. Daha once AH’ı gibi nörodejeneratif hastalıklarda yer alan hücre dışı proteinlerin proteolizine karıştığı gösterilmiştir. Bu çalışmada KLK-6 ve KLK-7’nin AH patogenezindeki olası rolünü ve potasyum kanal proteinleri arasındaki ilişkiyi araştırmayı amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Polatlı Duatepe Devlet Hastanesinde takip edilen yaşları 65’in üzerinde olan 35 AH ve rutin tarama amacıyla nöroloji polikliniğine başvuran kognitif durumu normal olarak değerlendirilen 35 sağlıklı birey (control grubu) dahil edildi. 12 saat açlığı takiben antekübital venden alınan kan örnekleri 4°C’de 2500xg’de 10 dakika santrifüj edilerek, serum örneklerinde KLK-6 ve KLK-7 ile içeri doğru düzeltici potasyum kanalı (KCNJ3) ve iki gözenekli potasyum kanalı (KCNK9) protein düzeyleri enzim-bağımlı immunosorbent assay (ELISA) ile ölçüldü. Gruplar arasındaki fark T-test ile incelendi. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından bir fark saptanmadı (p>0.05). Alzheimer grubu control grubu ile karşılaştırıldığında serum KLK-6 ve KLK-7 düzeyleri anlamlı olarak artarken (p<0.05), KCNJ3 ve KCNK9 protein düzeylerinde bir fark saptanmadı (p>0.05). Sonuç: Beyinde anormal protein katlanmasının ve birikmesinin önüne geçilememesinin AH’ye yol açtığı düşünülmektedir. Bu araştırmanın bulgularına göre KLK- 6 ve KLK-7 düzeyleri ile AH’nın patolojisi arasında bir ilişki saptandı.
  • Review
    Citation - WoS: 1
    Evolution of the Relationship Between Urban Planning and Urban Infrastructure
    (Kare Publ, 2018) Sahin, Savas Zafer
    In the face of disasters caused by climate change and ecological degradation, the future of cities has become closely interrelated with the sensitive balance between urban planning and urban infrastructure. Integrated sustainable urban planning and management approaches, where the relationship between urban planning and urban infrastructure is re-examined to manage urban risks, manage the capacity of existing infrastructure, and adapt to climate change have been discussed for a long time. Particularly in the last 2 to 3 decades, in various countries and for different reasons, urban planning and urban infrastructure investments have diverged. Under the influence of neo-liberal policies, the urban planning process has often been transformed into a mechanism of re-distributing urban rents via urban projects, and urban infrastructure investments are presented to society as mega projects to help legitimize the effects of this transformation politically. This dissociation results in an inefficient and ineffective use of resources, a negative effect on the urban ecosystem, and an urban daily life that is fragile and disrupted. The development of a framework that re-integrates planning with infrastructure is an inevitable necessity.
  • Article
    Citation - WoS: 13
    Citation - Scopus: 13
    Evaluation of procedural and clinical outcomes of transcatheter aortic valve implantation: A single-center experience
    (Kare Publ, 2020) Karaduman, Bilge Duran; Kayaoğlu, Hüseyin Ayhan; Keleş, Telat; Bozkurt, Engin
    Objective: Transcatheter aortic valve implantation (TAVI) is an established alternative to surgical aortic valve replacement. Our study aimed to evaluate the implementation of TAVI at our large-volume center, having an all-comer patient population with short and long-term follow-ups. Methods: This retrospective, single-center analysis included 556 consecutive patients with symptomatic severe aortic stenosis (AS) who underwent TAVI between July 2011 and December 2019. Results: The mean age of the entire population was 77.6±7.9 years, and 54.9% were women. The Society of Thoracic Surgeons (STS) mean score of the cohort was 6.0%±3.5%. The balloon-expandable valve (Sapien XT, Sapien 3; Edwards Lifesciences, Irvine, California) was the most frequently used valves in this cohort (94.6%). Transfemoral access was used in 96.3% of patients. Implantation success was achieved in 96.6% of cases. During the TAVI procedure, 7.2% of patients required permanent pacemaker implantation, with 37.5% in the Lotus valve group needing the most permanent pacemakers. The mean length of hospital stay for the entire cohort was 4.5±2.3 days. Overall, 22 (3.9%) in-hospital deaths occurred before hospital discharge. The mean follow-up period was 15.1±14.9 months for all patients, and a significant improvement was noted in all echocardiographic parameters and functional capacity. Paravalvular leak (PVL) was documented in 18.9% patients, mild in 17.9%, and moderate in 1% at discharge. No cases with severe PVL, necessitating additional procedures. The multiple logistic regression analysis revealed that sex, STS score, baseline SYNTAX score, bicuspid valve morphology, common femoral artery diameter, and post-TAVI PVL were independent predictors of overall mortality. Conclusion: To our knowledge, this study, which is the largest single-center real-world experience of TAVI in Turkey, demonstrated low complication rates with favorable short- and mid-term THV performance in patients undergoing TAVI.
  • Article
    Citation - WoS: 24
    Citation - Scopus: 27
    The Pimpled Gold Nanosphere: a Superior Candidate for Plasmonic Photothermal Therapy
    (Dove Medical Press Ltd, 2020) Nasseri, Behzad; Turk, Mustafa; Kosemehmetoglu, Kemal; Kaya, Murat; Piskin, Erhan; Rabiee, Navid; Webster, Thomas J.
    Background: The development of highly efficient nanoparticles to convert light to heat for anti-cancer applications is quite a challenging field of research. Methods: In this study, we synthesized unique pimpled gold nanospheres (PGNSs) for plasmonic photothermal therapy (PPTT). The light-to-heat conversion capability of PGNSs and PPTT damage at the cellular level were investigated using a tissue phantom model. The ability of PGNSs to induce robust cellular damage was studied during cytotoxicity tests on colorectal adenocarcinoma (DLD-1) and fibroblast cell lines. Further, a numerical model of plasmonic (COMSOL Multiphysics) properties was used with the PPTT experimental assays. Results: A low cytotoxic effect of thiolated polyethylene glycol (SH-PEG400-SH-) was observed which improved the biocompatibility of PGNSs to maintain 89.4% cell viability during cytometry assays (in terms of fibroblast cells for 24 hrs at a concentration of 300 mu g/mL). The heat generated from the nanoparticle-mediated phantom models resulted in Delta T=30 degrees C, Delta T=23.1 degrees C and Delta T=21 degrees C for the PGNSs, AuNRs, and AuNPs, respectively (at a 300 mu g/mL concentration and for 325 sec). For the in vitro assays of PPTT on cancer cells, the PGNS group induced a 68.78% lethality (apoptosis) on DLD-1 cells. Fluorescence microscopy results showed the destruction of cell membranes and nuclei for the PPTT group. Experiments further revealed a penetration depth of sufficient PPTT damage in a physical tumor model after hematoxylin and eosin (H&E) staining through pathological studies (at depths of 2, 3 and 4 cm). Severe structural damages were observed in the tissue model through an 808-nm laser exposed to the PGNSs. Conclusion: Collectively, such results show much promise for the use of the present PGNSs and photothermal therapy for numerous anti-cancer applications.
  • Article
    FİLMLERDE ÜLKE İMAJI: “HOLOGRAM FOR THE KING” FİLMİ ÜZERİNE BIR İNCELEME
    (2019) Orhan, Duygu Dersan; Eşiyok, Elif
    Film ülkelere ilişkin imajları yaymak için kullanılan araçlardan birisidir. Bugüne kadar yapılan araştırmalar, Hollywood filmlerinde Arap imajının olumsuz tasvir edildiğine dair genel bir anlayışı ortaya koymaktadır. Ancak, “Kral için Hologram” filmi Suudi Arabistan’ının ve halkının hem olumsuz hem de olumlu yönlerine odaklanarak daha gerçekçi ve daha az önyargılı bir yaklaşım sergilemektedir. Bu çalışmanın amacı Suudi Arabistan ve halkının bir Hollywood filmi olan “Kral için Hologram” filmindeki temsilini incelemektir. Çalışmada içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, filmdeki ülke imajına ilişkin görsellerin toplam süresinin 28.9 dakika olduğunu göstermiştir. Ülkenin politik ve sosyal niteliği ve ülkenin kapasitesi / yeterliğine ilişkin imajlar en yüksek yüzdeye sahip olarak bulunmuştur. Bu sonuç filmlerin ülke imajı için önemli bir iletişim aracı olduğunu göstermektedir.
  • Review
    KORONAVİRÜS (COVİD-19) SALGINI NEDENİYLE OKUL SINIFI ORTAMLARININ EV TABANLI SINIF ORTAMLARINA DÖNÜŞÜMÜ
    (2021) Güneş, Elif; Ünal, Bülent; Memikoğlu, İpek
    Özellikle küçük çocuklar için eğitim alanları, okul öncesi ve ilkokulun en küçük çocuklar içinkullandıkları ve anında tanıdıkları ilk halka açık yerler olduğu için mekânsal algılarında en büyüketkiye sahip mekânlardır. Okul binalarında renk, aydınlatma, akustik, havalandırma ve sıcaklık gibifiziksel mimari parametreler, öğrenci ve öğretmenlerin davranışları, refahları ve kazanımlarıüzerinde önemli etkilere sahiptir. Günümüz COVID-19 salgın koşullarında sınıf ortamlarınınbilgisayar ekranlarına dönüşmesi ile fiziksel eğitim ortamları aniden bilgisayar ekranlarınataşınmış ve eğitim alanlarındaki sınıf ortamları, evin herhangi bir alanına taşınmıştır. Yani, uzaktaneğitim süreci ile öğrencilerin eğitim ortamı değişim yaşamıştır. Eğitim mekânlarında çocuklarınkonsantrasyonu, üretkenliği ve refahı açısından alınması gereken önemli tasarım kararları varken,bu durum bilgisayar ekranının başrol oynadığı evde yeni oluşturulan sınıflarda da geçerlidir. Buçalışmanın amacı, bu ev eğitim ortamlarının fiziksel mimari ve tasarım parametreleri açısındanampirik ve teorik kanıtlar ışığında nasıl yaratılması gerektiğine dair bilgi sağlamaktır. Bu amacaulaşmak için bu araştırmanın temel yöntemi evde oluşturulabilecek eğitim ortamları için birmodel sunmaktır.
  • Article
    Geç Kapitalizmin İdeolojik Söylemi Olarak Yeni Materyalizm: Metalaşmış ‘şeylerin’ Egemenliği
    (2020) Yalvaç, Faruk; Erçandırlı, Yelda
    Bu makale yeni materyalizmin tarihsel materyalist bir eleştirisini yapmaktadır. Yenikapitalizmi geç kapitalizmin ideolojik bir söylemi olarak nitelendirmektedir. Yenimateryalizm meta üretiminin hâkimiyet kazandığı bir sosyo-politik ortamı yansıtanbir söylem olarak tanımlanmakta, tarihsel materyalist anlayışla olan farklılıkları ortayakoyulmaktadır. Hem yeni materyalizm hem de tarihsel materyalizm maddenin öneminevurgu yapmakla birlikte, aralarında önemli farklılıklar vardır. Yeni materyalizmingenişletilmiş madde anlayışı, metalaşmış bir dünyanın söylemi ve savunusunadönüşmekte, insanın madde ve doğa ile olan ilişkisinin özgürleştirici niteliği göz ardıedilmektedir. Bu çerçevede, yazının ilk kısmında önce yeni materyalizm tanıtılacaktır.İkinci bölümde madde kavramının tarihsel materyalist anlayışta nasıl incelendiğiirdelenecektir. Üçüncü kısımda yeni materyalizmin Marx’ın meta fetişizmi anlayışıçerçevesinde bir değerlendirilmesi yapılarak, yeni materyalizmin ideolojik niteliğinevurgu yapılacaktır. Makale yeni materyalizmin laissez-faire kapitalizminin günümüzdekibir görüntüsü olduğu görüşüyle sona ermektedir.
  • Review
    Çikolata ve Sağlık Beyanları
    (2018) Cömert, Tuğba Küçükkasap; Merdol, Türkan Kutluay
    Çikolata, bileşimindeki kakao oranı ve yapımında kullanılan maddelere göre bitter çikolata, sütlü çikolata vb. olarakadlandırılır. Kakao oranı ile en zengin olan bitter çikolatanın sağlık üzerine etkileri pek çok çalışmada değerlendirilmişancak tutarlı sonuçlar elde edilememiştir. Bazı araştırmalar, kakaonun yararlı etkisinin ancak çiğ tüketimi ile mümkünolabileceğini vurgularken, bazıları bitter çikolatanın yüksek doymuş yağ ve şeker içeriği nedeniyle vücut ağırlığında artışaneden olabileceğine dikkat çekmektedir. Bunun yanı sıra, kakao ve çikolata, teobromin ve kafein içeriğinden dolayı, belirginyüksek nabız ile ilişkilendirilmekte, bu nedenle aritmisi olanlarda ve yaşlı hastalarda tüketiminin kısıtlanması gerektiğibelirtilmektedir. Bununla birlikte, çikolatanın olumlu etkileri olduğunu gösteren bir çok çalışma da bulunmaktadır.Bu çalışmalarda, çikolatada bulunan sağlıksız bileşenlere karşılık, olumlu etkilerinin değerlendirilmesi gerektiğivurgulanmakta, istenmeyen olumsuz etkileri engellemek için uygun miktarlarda tüketilmesi gerektiği belirtilmektedir. Buderlemede, çikolata ve sağlık beyanları üzerine yapılan çalışmalar ve sonuçları değerlendirilmiştir.