13 results
Search Results
Now showing 1 - 10 of 13
Article Public Policy and the Turkish Construction Sector(2015) Tunç, GökhanThis article discusses public policy as it has been adapted to the Turkish construction sector. The problems related to current policy are discussed along with their remedies. The power struggle that exists among the entities representing the government and the private sector are investigated. The lack of trust that exists in the construction sector is also evaluated as a key roadblock to quality management. In the recommendations section, solutions to such problems are proposed. Overall, the intent of this article is to elevate the quality of Turkey’s construction sector by eliminating and/or rehabilitating existing public policy.Article HAFİF AGREGALI YAPISAL BETON VE TÜRKİYE GERÇEĞİ(Bilim ve Teknoloji, 2013) Tunç, GökhanTürkiye‟deki inşaat sektörünün büyük çoğunluğubetonarme yapılardan oluşmaktadır. Betonarme, beton ve donatı çeliğinin birlikte çalışma ilkesine dayalı kompozit bir malzeme olarak tariflenebilir. Bu yazıda betonarmeyi oluşturan iki bileşenden beton malzemesi üzerine yoğunlaşılacaktır. Beton; içerisinde farklı karışım oranlarında çimento, agrega ve su ihtiva eden bir yapı malzemesi türüdür. Ülkemizde üretilen yapısal beton türü, birim hacim ağırlığı 2.4 t/m3 olarak tanımlanan normal ağırlıklı betondur. Gelişmiş ülkelerde ise normal ağırlıklı betonun yanında daha hafif agregalarla oluşturulan hafif ağırlıklı beton türünün de yapısal beton olarak yaygın bir şekilde kullanıldığını görmekteyiz.Article TÜRKİYE’DEKİ KAMU ÖZEL İŞBİRLİĞİ MODELİNİN İYİLEŞTİRİLMESİNE AİT ÖNERİLER(2015) Tunç, Gökhan; Özsaraç, EmrahBu makale, kamu özel işbirliği (KÖİ) modeli kullanılarak Türkiye'de inşa edilen projeler üzerine yapılan çalışmanın sonuçlarını içermektedir. KÖİ modelinin uygulandığı ülkelere özgü olarak özel sorunlar içerdiği bilinen bir gerçek olup, bu sorunların Türkiye'deki gelişimine ve farklılaşmasına yazıda değinilecektir. KÖİ modeline ait konular önce mühendislik sonra da hukuki yönlerini içerecek şekilde iki ayrı kategoride ele alınacaktır. Modelin mühendislik yönü, sözleşme ve inşaat yönetimi perspektiflerinden araştırılarak incelenecektir. Çalışmanın hukuki konuları içeren kısmında ise Türkiye'ye özgü yaşanılan sorunlar ele alınacaktır. Bu kapsamda, kamu ve özel sektörü çevreleyen belirsizlikler ve sorunları vurgulamak amacıyla güncel mevzuat ve yasalar ile yönetmelikler incelenip değerlendirilecektir. Böylelikle, KÖİ modelinin Türkiye'deki gelişim süreci mercek altına alınmış olacaktır. Finansman durumu ile sözleşme ve ruhsat projeleri de KÖİ modelini oluşturan anahtar nitelikteki risk parametreleri olarak bu yazıda ele alınacaktır. Modelin, Türkiye’ye adaptasyon sürecinde yaşanan zorluklar da incelenerek tarihsel gelişimine dair bilgiler aktarılacaktır. Özellikle son yıllarda yaygın olarak kullanılan Kentsel Dönüşüm Projeleri ile KÖİ modeli arasındaki ilişkiden de bahsedilecek ve modelin Türkiye’ye adaptasyon sürecinde yaşanılanlar tartışılacaktır.Article İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİ VE ÖNERİLER(Bilim ve Teknoloji, 2015) Tunç, GökhanBu yazıda, İnşaat Mühendisliği eğitiminden ve öğrencilerin gerçek hayata dönük uyumlarının sağlıklı hale getirilmesine engel olan problemlerden bahsedilecektir. Konunun pek çok popüler dergi, gazete ve makalelerde detaylı olarak incelendiği düşünülürse, bu yazıda önerilere ait nispeten genel bir çerçeve çizilecek ve bu çerçeve içerisinde kalınarak gerekli görülen bilgiler kısa özetler halinde okuyucuya aktarılacaktır.Article İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ EĞİTİMİNDE GÜZEL YAZI YAZMA SANATI VE ÇİZİM BECERİLERİ(Yapı Dergisi, 2017) Tunç, GökhanMühendis kelimesi Arapça kökenli bir kelime olup hendese yani geometri bilen kişi olarak tariflenir. Mühendisin günümüzdeki tanımı ise Türk Dil Kurumu tarafından “İnsanların her türlü ihtiyacını karşılamaya dayalı yol, köprü, bina gibi bayındırlık; tarım, beslenme gibi gıda; fizik, kimya, biyoloji, elektrik, elektronik gibi fen; uçak, otomobil, motor, iş makineleri gibi teknik ve sosyal alanlarda uzmanlaşmış, belli bir eğitim görmüş kimse” olarak yapılmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere teknolojiye dayalı alanlarda çalışan ve üretim yapan mühendisler, hem teknik hem de sosyal alanlarda uzmanlaşmış kişilerdir. Bu kişiler, mesleklerinin gereklerini bilimsel verilere dayalı belirli kurallar çerçevesinde yerine getirirler. Bu yazıda, bu tür kurallar silsilesi özellikle inşaat mühendisliği açısından ele alınacak ve mühendis yetiştiren eğitim kurumlarımızda artık yeterince önem verilmeyen fakat mühendisliği tarifleyen önemli bir tanım üzerine yoğunlaşılacaktır. Tanım, mühendisin geometri ile ilgisini ve bu ilginin akademik ve özel hayatta yaratacağı faydaları tarifleyecektir. Dolayısı ile geometrik şekillerin uyumluluğu mühendislik yaşamına aktarılırken şeklin ve şekille ortaya çıkan güzel yazı yazma sanatının inceliklerine değinilecektir. Ayrıca güzel yazı yazma sanatından başlayıp son ürünün teşhirine kadar devam eden süreçteki analitik ve çözümleme aşamalarına ait konular da özetle ele alınacaktır.Article Türkiye’de ve Dünyada Yüksek Binalar(2022) Tunç, GökhanYüksek binalar, gelişen inşaat teknolojisi ve yapı tasarımı yöntemleri nedeni ile özellikle büyük şehirlerde yaygınlaşmaktadır. Bir binayı yüksek yapan kavram, binanın incelendiği döneme göre değişkenlik göstermektedir. Bu makalede yükseklik mimari bir tanım kapsamından çıkarılarak yapısal bir tanım olarak incelenmiştirArticle Orta Yüksek ve Yüksek Betonarme Binalarda Optimum Perde Duvar Alanının Belirlenmesi Üzerine Parametrik Çalışma(2020) Tunç, Gökhan; Ageedı, Mustafa Khalid AlBu makalede, betonarme binalarda en uygun perde duvar alanının kat planı alanına olan oranını belirlemek için farklı bina ve duvar ölçülerine sahip toplam 40 bina üzerinde yapısal analizler gerçekleştirilmiştir. Farklı bina yüksekliklerinin yapısal davranışlarına etkisini anlamak için sırası ile 20, 30 ve 40 katlı üç tür bina seçilmiştir. Farklı perde duvar alanlarının kat planı alanına olan oranları değiştirilerek perde duvarlar üzerinde parametrik bir çalışma yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, bina modelleri perde duvar içeren ve içermeyen binalar olmak üzere hazırlanmıştır. Perde duvar içeren modellerde x ve y yönlerinin toplamında sırası ile % 0.5, % 1, % 1.5 ve % 2.0 oranlarına sahip perde duvar kullanımı sağlanmıştır. Bu modellerin her biri, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018 (TBDY 18) ve Amerikan Bina Yönetmeliği 2016 (ASCE 7-16) yönetmeliklerine göre belirlenen deprem kuvvetleri kullanılarak mod birleştirme yöntemine uygun olarak deprem analizlerine tabi tutulmuştur. Toplam yapı yüksekliği nedeniyle 30 ve 40 katlı olan binalar, TBDY 18'deki koşullara göre yüksek bina olarak tasarlanmış ve analizleri yapılmıştır. Böylelikle, yüksek binaların optimum perde duvar alanı oranına olan etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu kapsam dahilinde optimum perde duvar alanının toplam kat alanına oranı belirlenirken şu parametreler detaylı olarak incelenmiştir: (a) bina periyotları, (b) taban kesme kuvveti ve perde duvarların karşı koyduğu kesme kuvveti miktarı ve (c) maksimum yatay deplasmanlar ile göreli kat öteleme miktarları. Ayrıca, etkili perde duvar kullanımının yapısal analizler üzerindeki etkisini araştırmak amacı ile % 2.0 perde oranına sahip bina örnek olarak ele alınmıştır. Sonuçlara göre en uygun perde duvar alanı, 20 ve 30 katlı binalarda sırası ile yaklaşık olarak % 1.5 ve % 2.0 olarak değerlendirilmiştir. Fakat 40 katlı binada ihtiyaç duyulan perde duvar alanı % 2.0’den biraz fazla olarak ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, % 2.0 oranına sahip farklı bir perde duvar yerleşimi ile hedeflenen yük taşıma oranına ulaşılacağı belirlenmiştir.Article Türkiye’de Deprem Performansına Dayalı Bina Kimlik Bilgilerinin Oluşturulmasına Yönelik Çalışma ve Öneriler(2021) Aral, Merşa; Tunç, GökhanTürkiye tektonik konumu itibariyle yıkıcı etkileri olan büyük magnitüdlü depremleri üretebilen fay hatlarına sahip aktif bir deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Bu konumu itibarı ile ülke her an deprem tehlikesiyle karşı karşıyadır. Depremlerin yer ve zaman ile ilgili özelliklerinin tahmin edilemez oluşu, insanların bu tür bir doğal afete konutlarında veya çalışma ortamında yakalanma ihtimallerini de yüksek riskli hale getirmektedir. Bu yüzden zaman geçirilen mekânı temsil eden binaların ve yapıların deprem sırasında veya sonrasındaki performansları önemli bir değerlendirme kriteri haline gelmektedir. Bu çalışmada, konutlar özelinde gerekli inceleme ve değerlendirmeler yapılarak kullanıcının (tüketicinin) mekânın yapısal sağlamlığına yönelik endişeleri ve beklentileri ele alınacaktır. Dolayısı ile yaşam alanını tarifleyen binaların teknik özellikleri ile depreme dayanıklılık durumuna ait bilgilerin tüketiciye nasıl ulaşacağı bu çalışmanın özünü teşkil edecektir. Bu kapsam dâhilinde binalar için kimlik bilgisi oluşturulmasına yönelik altyapı çalışması hakkında detaylı bilgiler verilecek, gerekli görüş ve önerilerde bulunulacaktır. Bu öneriler doğrultusunda bilinçli tüketici kitlesinin oluşumu hedeflenerek depremin yaratabileceği yıkıcı etkiler ve can kaybının en az düzeyde gerçekleşmesi sağlanmış olacaktır.Article Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine Göre Betonarme Yüksek Binaların Tasarımı(2021) Tunç, Gökhan; Tanfener, TuğrulYeni Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 19) Performansa Dayalı Tasarım ilkelerine uygun olup aynı zamanda ABD’deki the Pacific Earthquake Engineering Research Center tarafından yayınlanan “Guidelines for Performance-Based Seismic Design of Tall Buildings,” adlı tavsiye niteliği taşıyan yönetmelikten de bazı kısımlar içermektedir. Bu makalede yeni deprem yönetmeliğinin bir önceki yönetmeliğe (DBYBHY 07) göre avantaj ve dezavantajları incelenecek, özellikle yüksek bina tasarımı üzerindeki etkileri araştırılacaktır. Bu kapsamda biri tünel kalıp inşaatına uygun diğeri ise moment aktaran süneklik düzeyi yüksek çerçeveli sistemden oluşan, toplamda 2 adet 30 katlı konut binası hem yeni hem de bir önceki deprem yönetmeliklerine uygun olarak tasarlanacak ve analizleri yapılacaktır. Deprem analizi ve tasarım sonuçları kullanılarak TBDY 19’un günümüzde pek çok büyük şehirde inşa edilen özellikle yüksek binalar üzerindeki etkisi incelenecektir. Analiz sonuçları sırası ile seçili olan yapısal elemanlardaki taban kesme kuvveti, eksenel yük, kesme kuvveti ve eğilme momenti değerlerini içerecektir. Analiz ve tasarım sonuçlarına göre ortaya çıkan sonuçlar incelendiğinde ise yeni deprem yönetmeliğinin bir önceki yönetmeliğe göre her iki bina türü için de daha fazla deprem yükleri ürettiği görülmüştür.Article Citation - WoS: 4Betonarme Binaların Yapım Maliyeti ve Deprem Davranışında Döşeme Tipinin Etkisi(Gazi Univ, 2023) Tunç, Gökhan; Azizi, Abdul Basir; Tanfener, TuğrulTürkiye’de betonarme çerçeveli binalar diğer tür yapı taşıyıcı sistemlerine göre en çok tercih edilmektedir. Bu tür binalarda kullanılan yaygın döşeme türleri ise kirişli, kirişsiz, kaset ve nervürlü olanlarıdır. Bir bina tasarımında, yatay ve düşey yükler altında en iyi performansı gösteren ve aynı zamanda en az maliyet gerektiren döşeme türünün belirlenmesi istenir. Ancak, kirişler, kolonlar ve perde duvarlar gibi diğer yapı elemanlarına analitik çalışmalarda öncelik verildiğinden, döşeme türünün uygun seçimi genellikle tasarımcı tarafından göz ardı edilir. Bu nedenle, döşemelerin bina tasarımına ve yapısal davranışına sağlayacakları katkılar yeterince irdelenmemiş olur. Ortaya çıkan bu eksikliğin ise binanın tasarım aşamasından itibaren detaylı olarak irdelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada çok katlı betonarme binalar üzerinde farklı döşeme türlerinin etkileri incelenirken aynı zamanda toplam maliyetin de optimumda kılınması hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda toplamda 36 bina modeli hazırlanarak, analiz ve tasarımları mevcut Türkiye bina yönetmelik ve standartlarına uygun olarak yapılmıştır. Bu kapsamda yapılan analitik çalışmalarda incelenen parametreler şu şekildedir: döşeme türleri (kirişli, kirişsiz, kaset ve nervürlü), toplam kat sayıları (10, 20 ve 30) ve tip döşeme açıklıkları (6, 7.5 ve 9 metre). Binaların tümünün iş yeri kullanımına uygun olarak İstanbul’un deprem tehlikesi içeren bir bölgesinde yer aldığı kabul edilmiştir. Yapılan analitik çalışmalara göre 6 metre açıklığa sahip binalarda en ekonomik sonucun kirişli, 7.5 metre açıklığa sahip olanlarda ise kaset döşemelerde olduğu görülmüştür. Ele alınan tüm modeller içerisinde en maliyetli çözümü üreten döşeme türü kirişsiz döşeme olarak belirlenmiştir. İncelenen tüm döşeme türleri arasında, kirişli döşemeye sahip binaların en iyi deprem performansına, kaset ve kirişsiz döşeme türlerine sahip binaların ise en olumsuz deprem performansına sahip oldukları görülmüştür.

