Search Results

Now showing 1 - 4 of 4
  • Master Thesis
    Peter Ackroyd'un London: The Biography ve Dan Leno and the Limehouse Golem eserlerindeki şiddet şehri imgesinin gizeminin çözülmesi
    (2021) Bayrak, Zeynep Gülten; Tekin, Kuğu
    Bayrak, Zeynep Gülten. Peter Ackroyd'un London: The Biography ve Dan Leno and the Limehouse Golem eserlerindeki şiddet şehri imgesinin gizeminin çözülmesi, Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2021. Peter Ackroyd bir çok eserinde mekan olarak Londra'yı kullanır. Çalışmalarını sık sık Londra'da şiddet ve suç temasıyla birleştirir ve şehrin karakterler üzerindeki olumsuz etkilerini gözlemler. Bu tez, bilhassa şiddet ile Londra'nın sosyo-kültürel yapıları arasındaki ilişkisini Ackroyd'un bakış açısıyla inceler. London: The Biography ve Dan Leno and the Limehouse Golem analiz edilerek, ister kurgusal ister kurgusal olmayan bir eser olsun, Londra her zaman Ackroyd'un eserlerinde şiddete eğilimli bir canlı olarak betimlenir. Ackroyd'un eserlerinde Londra bir mekan olarak anlatılmaz, her zaman şehrin sakinlerini ve onların tarihteki, hatta günümüzdeki etkileşimlerini etkileyerek sürekli gelişim gösteren şiddete meyilli ve yozlaşmış bir tabiat olarak kabul edilir. Birinci bölümde, suç romanı türündeki gelişmeler incelenerek bu janr analiz edilirken, Londra sakinlerinin kurgusal şiddete ilgisi, Londra'nın şiddete meyilli ve karanlık karakteri açısından incelenmiştir. Ek olarak, edebiyatta şehir tasviri, imgeleri ve şehir sakinlerinin başından geçenler belirtilmiştir. Ayrıca Peter Ackroyd'un edebi kariyeri, 'İngiliz geleneği' olarak adlandırılan yazım stili ve yazarın bakış açısı incelenmiştir. Aynı zamanda bu bölümde, Ackroyd'un Londra'sı şiddete meyilli bir canlı olarak tasvir edilmiştir ve yazarın eserleri şehrin karanlık ve şiddet içeren doğasını gözler önüne sermiştir. İkinci bölüm, bazı teorisyenlerin şiddet teorileri ve görüşlerinden yararlanılarak şiddetin temelinin açıklanmasına ayrılmıştır. Ayrıca, şiddetin edebiyattaki yeri ve acımasızlık içeren edebi bir araç olarak önemi tanımlanmıştır. Üçüncü bölüm, Ackroyd' un London: The Biography ve Dan Leno and the Limehouse Golem adlı eserlerindeki şiddet tasvirini incelemiştir. Ayrıca acımasız bir şehir olarak Londra, şehrin vahşeti ve acımasızlığı ile şekillenen Londralılar analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde, Londra'nın Ackroyd'un her iki eserinde de irrasyonel ve vahşet dolu bir şehir olarak sunulduğu sonucuna varılmıştır. Ackroyd'un iki eseri, yazarın birçok eserinde olduğu gibi, kentin Londralılar üzerindeki olumsuz etkilerini ve Londralıların barbarlığı ile Londra'nın vahşi doğası arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Şehir ve edebiyat, Peter Ackroyd, Londra, şiddet, vahşet, Londralılar
  • Master Thesis
    Yoldaki Canlar: Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) Eserlerindeki Birey Güvenliği ve Göç
    (2021) Kotık, Yasemen Özfındık; Tekin, Kuğu
    Bu çalışmanın amacı Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı (2017) ve Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler (2009) adlı eserlerinde insan güvenliği ve göç kavramlarının nasıl işlendiğini insan güvenliği paradigması, sömürge dönemi sonrası edebi eleştiri ve küreselleşme teorik çerçevelerini kullanarak açıklamaktır. 'İnsan güvenliği ve göç Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerde ne şekilde ele alınmaktadır?' ve 'Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler adlı eserlerin insan güvenliği ve göç konularını işleme biçimleri arasında benzerlikler ya da farklılıklar var mıdır?' araştırma sorularını cevaplamayı amaçlayan bu tezde her iki roman da insan güvenliğinin yedi boyutuna göre incelenmiştir. Mohsin Hamid'in Batı Çıkışı eseri uluslararası göç ve insan güvenliği konularını Güney Asya'nın isimsiz bir ülkesinde yaşayan genç bir çiftin göç yolculuğuna odaklanarak sorunsallaştırmaktadır. Göç ironik bir biçimde bu genç çiftin güvenliklerini sağlayabilmelerinin tek çözümüyken, çıktıkları göç yolculuğunda daha da çok insan güvenliği sorunu ile baş etmek zorunda kalırlar. Benzer şekilde, Kamila Shamsie'nin Kül Olmuş Gölgeler eseri de Nagazaki'nin atom bombası ile bombalanması, Pakistan ve Hindistan'ın ayrılması, Afgan Savaşı ve 11 Eylül Saldırıları tarihi olaylarını ele alarak göç kavramını ve insan güvenliğini sorunsallaştırır.Batı Çıkışı'nda Nadia ve Saeed Doğu'dan Batı'ya sihirli kapılar yolu ile göç ederler ve gittikleri ülkelerde güvenlik tehditlerine ve ayrımcılığa maruz kalırlar. Kül Olmuş Gölgeler'de hayvanlar kimlik sembolü ve metaforu olarak fonksiyonel bir biçimde kullanılmalarının yanı sıra, insan güvenliğine atıfta bulunmak için kullanılmıştır. Her iki romanda da ana karakterlerin yaşadığı güvenlik problemlerinin karakterlerin hayatlarında bir dönüşüme neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Her iki roman da bireylerin deneyim ve temel insani ihtiyaçlarını ön plana almaktadır ve Batı Çıkışı ve Kül Olmuş Gölgeler eserlerinin insan güvenliğini işleme biçimleri benzerlik göstermektedir. Anahtar Kelimeler: İnsan Güvenliği, Göç, Batı Çıkışı, Kül Olmuş Gölgeler, Sömürge Dönemi Sonrası İngiliz Edebiyatı
  • Master Thesis
    Güç Politikalarının Foucault'ya Göre Bir İncelemesi: Hayvan Çiftliği ve Sineklerin Tanrısı
    (2021) Saleh, Mohammed; Tekin, Kuğu
    Bu tez George Orwell'in Animal Farm (Hayvan Çiftliği) ve Willim Golding'in Lord of the Flies (Sineklerin Tanrısı) başlıklı romanlarındaki güç ve politika arasındaki bağıntıyı Michel Foucault'un görüşlerine gönderme yaparak inceler. Her iki romanda da güç, ilgili diğer karakterler karşısında politik fayda sağlama ve üstün olmanın tek yolu olarak gösterilir. Hem Napoleon hem de Jack diğer karakterlerden üstün olma hırslarını baskıcı güce dayandırırlar. Her iki karakter de kendi farklı toplulukları içinde var olan hiyerarşik düzene itirazı olan her canlıyı/bireyi ezmeye veya yok etmeye çalışırlar. Kurdukları totaliter düzenin katılımcıları Napoleon ve Jack'e gore birer kukladır. Napoleon ve Jack hakim oldukları düzeni korku duygusu ile yönetirler ve bu korku duygusunu oluşturan da ölüm tehdididir. Focault ayrıca başka bir üstün güç biçimi olan normalleştirici güçten söz eder ki buna göre yaptırım sadece baskıcı güç aracılığı ile gerçekleştirilmez. Normalleştirici güç etki alanındaki bireyleri sayısız kurallar ve yasalarla yönetir ve bu kuralları bireylerin zihinlerine çocukluktan itibaren yerleştirir. Bireyler bu kurallar ve yasalara uymayı bir an bile sorgulamayıp, teredddüt etmeden kabul ederler. Böylece üstün bir güç yaratılmış olur. Farklı bir sisteme gore işletilen bu güç konumu bakımından altta olanları yasalara uymaya zorlar. Örneğin, polisler bu gücü doğrudan yasaların yaptırım gücüne dayanarak kullanırken, öğretmenler yasaların ve kuralların yaptırım gücünü dolaylı yollarla hedef kitlelerine aktarırlar. Normalleştirici güç bireylerin baş kaldırmayı düşünmeyeceği dengeli bir yönetim biçimi önerir. Bu tezde incelenen iki roman da gösteriyor ki sadece baskıcı gücün kullanıldığı yönetim sistemleri dengesizdir ve bu dengesizlik sonunda isyana yol açmaktadır. Her iki roman da gücü elinde tutanların acımasız davranışlarına maruz kalanların isyanını aktarır. Her iki roman yazarının görüşüne gore uygulanan ister baskıcı güç ister normalleştirici güç olsun, sistem yönetimi altındakileri mutlak kontrol altında tutmayı hedefler.
  • Master Thesis
    Karayip Diyasporasındaki Yuva Özlemi Kavramının Britanya Romanlarında Temsili: Andrea Levy'nin Limonun Meyvesi ve Caryl Phillips'in Son Yolculuk Romanları
    (2020) Yalçın, Nazlı Elif; Tekin, Kuğu
    Bu çalışma, yuva özlemi kavramının Karayip diyasporasına mensup bireylerdeki etkilerinin, özellikle Andrea Levy'nin Limonun Meyvesi (1999) ve Caryl Phillips'in Son Yolculuk (1985) romanlarındaki ana karakterler üzerindeki etkilerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Limonun Meyvesi'ndeki ana karakterin Jamaikalı göçmen bir ailenin Britanya doğumlu çocuğu olması ve Son Yolculuk'taki ana karakterin Karayipli bir göçmen olması, ana karakterlerin 'yuva' arayışlarındaki benzerlik ve farklılıkların izini sürmek için önemlidir.İkinci Dünya Savaşı'nın bitimini takip eden yıllarda, Britanya'ya olan büyük çapta göçlerin nedeni özellikle erişilecek bolluk ve zenginliğe olan ortak inançtan kaynaklanmaktaydı. Fakat Britanya'ya göç eden Karayipliler bambaşka bir gerçekle karşılaştılar ve birçoğu, Britanya doğumlu çocukları için de bir ikilem olan, 'yuvalarını' bulma çabasıyla yüzleştiler.Yuva özlemi birçok nedenin birleşmesinin sonucu olarak değerlendirilebilir. Bunlar; bir kişinin geçmişine aşina olmamasına, intizamsız aile bağlarına, şahsi ilişkilerindeki sorunlara ve hâtta eğitim geçmişlerine dayandırılabilir. En önemlisi ise, bir kişinin Britanya'da göçmen olmasıyla, göçmen bir ailenin Britanya doğumlu çocuğu olması arasındaki fark, 'yuvalarının' neresi olduğunu saptamalarındaki belirleyici faktör olabilir. Ancak her iki taraf da ırkçılık ve ayrımcılığa uğrayabilir ve çoğunluğa ait hissetmekte zorlanabilir. Birey kendini köksüz hissettikçe ve bir yerle kendini özdeşleştiremedikçe, duygusal buhran ve neticede kimlik kriziyle karşı karşıya kalabilir. Limonun Meyvesi ve Son Yolculuk'taki ana karakterlerin ikisi de yuva özleminin yol açtığı hislerden rahatsız olmuşlardır ve huzursuzluklarını gidermek için yollar aramaktadırlar. Bu çalışma, bir giriş, dört ana bölüm ve bir sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, 'yuva' kelimesinin çağrışımları, tezin genel hatları ve her bölümün özeti sunulmuştur. Anahtar Sözcükler Sömürgeleşme sonrası Edebiyatı, Karayip diyasporası, yuva özlemi, ırk, kimlik krizi