Search Results

Now showing 1 - 2 of 2
  • Master Thesis
    Ahi Şerafettin (aslanhane) Külliyesinde Cami, Zaviye ve Türbe'nin İşlevsel ve İçmimarlık Açısından Karşılaştırılmalı Değerlendirilmesi
    (2012) Şahin, Berk; Taş, Şule Pfeıffer
    Anadolu Selçukluları döneminden günümüze kadar varlığını sürdüren tarihi eserler arasında döneminin en önemli örneklerinden biri olan Ahi Şerafettin Camisi gerek yakın çevresinde bulunan zaviye ve türbesi ile İslami dini mimarlık örneklerine sahip olması, gerekse dönemin iç ve dış mimari tasarım ve uygulamaları açısından özenle incelenmesi gereken bir eserdir.Türklerin Orta Asya'da kullandıkları çadır hayatının ve özellikle ahşap direkli çadırlar içinde ibadetlerini yerine getirmelerinin yansıması olarak Anadolu'da inşa edilen ahşap direkli, ahşap oturtma çatılı camiler, Türklerin Anadolu'ya gelmelerinin ardından mimari örnekler olarak önemli bir yere sahip olmuşlardır.Ahi Şerafettin Camisi, Anadolu'da bolca bulunan bir hammadde olan taş malzemenin kullanılması ile oldukça sade cephelere sahip sınırlanan mekânının içinde, eşsiz sanat eserlerini barındırması yönünden farklı bir alanda diğer örneklerinden ayrılmaktadır. Üç cephesinde birer kapısı ve bunlardan kuzeybatı cephesinde taç kapı ile hareket kazanan yapının, Anadolu Selçukluları yapı elemanı olan tuğlanın sırlı ve sırsız kullanıldığı bir adet minaresi bulunmaktadır. Dönemin ahşap direkli, oturtma çatılı camilerinden olan Ahi Şerafettin Camisi, bazilikal planı, kıble duvarına dikey her biri altı adet dört ahşap sütun dizisiyle 5 satıh meydana getirmektedir. Caminin içinde bütün kuzeybatı kısmını ikinci direğe kadar kaplayan kadınlar mahfili, mekânı ikinci kat halinde ayırmaktadır. Orta nef üzerinde bulunan görkemli çini-alçı mihrap, caminin boyuna uzanan simetri aksının tam üzerinde yer almaktadır. Bütün içmimarisi ve muhteşem çini mihrabı yanında, caminin ahşap minberi orta boy minberlerden taklit kündekari tekniği ile yapılmış ve yan aynalıklarında geçmeler halinde işlenmiş yıldız, altıgen, üçgen şeklindeki figürlerin içleri işlenmiş şekilde günümüze kadar sağlamlığını koruyan ender örneklerdendir. Boyuna dikdörtgen planlı caminin ahşap tavanı, dört sıra halinde dizilen altışar adet ahşap direkle, üzerinde antik sütunlar ve bu sütunları hatıllara bağlayan ahşap yastıklar ile taşınmaktadır.Döneminin içmimari ve çevre tasarımını en iyi şekilde yansıttığı yapının bunun yanında yaşayış, kültür ve sanat tarzını yansıtması açısından hem sanat tarihi hemde mimarlık disiplini açısından önemli detaylara sahip olması gelecekte daha birçok alanda araştırılması gerekli tarihi eserler arasına yapıyı sokmaktadır. Caminin yine aynı dönemde yapılmış Ankara yakın illerinden seçkin örnekler olan Beyşehir Eşrefoğlu Camisi, Sivrihisar Ulu Camisi, Afyon ve Konya Camileri gibi benzer yapılarla yapım detayları karşılaştırılarak içmimari açısından yapıldıkları dönemde genel bir tasarım çizgisini takip ettiğini söylemek mümkün olmuştur.Bütün detayları ile Anadolu Selçuklularından günümüze kadar uzanan süreçte araştırması yapılan bu çalışmanın, içmimarlık alanında gelecek araştırmalara örnek teşkil etmesi ve kaynak olmasını umut etmekteyiz.
  • Article
    Charles Rennie Mackintosh ve Josef Hoffmann Arasındaki Tasarım Etkileşimleri: Sanatsever Evi ve Stoclet Palas Örneği
    (2024) Taş, Şule Pfeıffer; Köse, Merve
    Art Nouveau akımı, kıvrımlı, eğrisel, bitkisel gibi genel tasarım özelliklerinden farklı olarak Glasgow’dan Charles Rennie Mackintosh ve Viyana’dan Josef Hoffmann tarafından doğrusal-geometrik şekilde yorumlanmıştır. Mackintosh ve Hoffmann’ın benzer tasarım diline sahip olmaları nedeniyle aralarındaki etkileşim hakkında birçok farklı görüş bulunmaktadır. En yaygın görüş Hoffmann’ın Mackintosh’tan esinlendiği üzerinedir. Bu görüşün doğruluğu, cephe ve plan açısından birçok benzerlik bulunduran Mackintosh’un Sanatsever Evi (1901) ve Hoffmann’ın Stoclet Palas (1905-11) yapısı üzerinden incelenmiştir. Çalışmada, literatür taramasına ek olarak görsel ve plan karşılaştırmalarıyla sonuca varılmaya çalışılmıştır. Sanatsever Evi, Stoclet Palas’tan daha önce inşa edilmesine rağmen bulgulara göre Mackintosh’un yapısındaki birçok benzer özellik Hoffmann tarafından daha önceki yıllarda kullanılmıştır. Mackintosh tasarım stilini 1900’lerin ilk yıllarında değiştirmeye başlayarak Viyana Secession stiline yakınlaşmıştır. Böylece yaygın görüşlerin aksine esinlenme önce Viyana’dan Glasgow’a ardından Glasgow’dan Viyana’ya gerçekleşmiştir. Fakat Viyana’nın etkisinin daha fazla olduğu; Mackintosh’un Viyana Secession’dan ve Hoffmann’dan esinlendiği görülmektedir.